Architectural design in historical urban setting ( Context ) and an alternative approach to design process : contextualism
Başlık çevirisi mevcut değil.
- Tez No: 35944
- Danışmanlar: DOÇ. DR. ORCAN GÜNDÜZ
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Mimarlık, Architecture
- Anahtar Kelimeler: Kentsel çevre, Tarihi doku, Tarihi çevre, Urban environment, Historical tissue, Historical environment
- Yıl: 1994
- Dil: İngilizce
- Üniversite: Dokuz Eylül Üniversitesi
- Enstitü: Fen Bilimleri Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Mimarlık Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
ÖZET İnsanoğlunun varolmasıyla birlikte başlayan çevre kavramı onun zaman içinde geçirdiği ve kazandığı yeteneklere bağlı olarak sürekli değişen,gelişen bir olgu haline gelmiştir.Bunıınla birlikte, insanın kendisi için oluşturduğu fiziksel çevre de insanın gelişim düzeyine paralel olarak (sosyo-kültürel, ekonomik, teknolojik,vb) gelişmiş, değişmiş ve yenilenmiştir. Değişim,gelişim ve yenilenme süreci başta birey olarak ihtiyaçlarını karşılayan insanın, yapı eyleminde,daha sonra da, organize olarak yaşadığı, toplum olma bilincine ulaştığı, ortak değerlerin paylaşıldığı temel ihtiyaçların daha bilinçli olarak çözümlenebildiği kentlerde, kentsel bütün kapsamındaki yapı eylemlerinde de yaşandı ve yaşanmaktadır. İnsanoğlu, oluşturduğu bu yapay çevreyi toplu yaşamaya başladığı andan itibaren doğayı kendi gereksinmeleri ve çıkarları doğrultusunda değiştirerek kullanmış, onu düzenlemeye çalışmıştır. Bu değiştirme ve fiziksel çevre oluşturma çabası tarih öncesi dönemlerden günümüze kadar sürmüş olup, hala da sürmektedir. Her toplumsal yapı kendi fiziksel sistemine uygun bir çevre oluşturur. Ancak zaman içinde, oluşturduğu bu eskimiş fiziksel mekanı kendi iç dinamiği nedeniyle geliştirir. Kentler,İnsan topluluklarının kendi koydukları kurallara uyarak bir arada yaşamaya başladıkları ilk alanlar olmuşlardır. İnsanoğlu, çağlar boyunca serbest yaşadığı bir çevreden kurtulmak ve organize bir yaşam ortamı yaratmak için çalışmış ve kenti kurmuştur. Bir kentin önemli verilerinden biri * kentsel kimlik“, ”kentsel imaj“ kavramıdır. Bu, o kenti var eden toplumun, kültürel, sosyo ekonomik, teknolojik,vb. gibi değerlerinin, hayatı algılama ve yaşantılarını; o topraklardan elde ettikleri verilerle (fiziksel) kaynaştırıp tekrar kente vermeleriyle oluşmuş,gelişmiş ve varlığını sürdüre gelmiş değerlerdir. Bir kentin kimliği, imajı, o kentin kişiliğidir. Bu kişiliğin ana bileşenleri ise o kenti tanımlayan, farklı anlamlar kazandıran ve böylelikle de kendine özgü olmasını sağlayan değerlerdir ki bunlardan en önde geleni de ”tarihi çevre“ 1er ve ”tarihi doku“ lardır.Bu gelişme sürecinde gerek tarihi çevrelerin içinde ve gerekse yakın (etkileşimli olduğu) çevrelerinde oluşan yeni yapılaşmaların,geçmişe ait verilerin bir göstergesi olan bu çevreleri ikinci plana ittiği açıkça gözlenmektedir. Ve bunun doğal sonucu da bu bölgelerin kemirilerek yok olmaları sürecinin başlamasıdır. Bu da kentsel kimlik, kişilik bağlamında, onu var eden bileşenlerden birinin yok olma tehlikesini doğurmaktadırBu da ”kentsel kimlik'' in bozulma ve kayıp olmasının gündeme gelmesini hızlandırmakta, sağlamaktadır. Bununla birlikte en geniş bağlamda ise kentlinin kentine yabancılaşması gerçeğini ortaya çıkarmaktadır. Bu yabancılaşma ve tarihi çevrelerin değerlerinin, özelliklerinin yitirilmesinde; değişim ve gelişim kılıfı altmda oluşan, yeni veya yenilenen çevrelerdeki olumsuzluklar, karmaşık, dışlayıcı mekanlar ve yapıldıkları alanlarda mevcut dokuyla bağdaştırılmayan, bir anlamda“komşu”veya“komşuluk”değerlerine önem verilmeden oluşturulan ürünler, mimari tasarımlar ; önemli bir rol oynamaktadır. İşte bu nokta da bağlamsal uygunluğun araştırılması,bulunması ve kurulmasını amaçlayan Contexttualist tavır kendini gösterdi. Contextualist tavır içeriği itibariyle kent ölçeğinde“Kentsel Bağlam”(Urban context) kavramına yönelirken mimari ölçekte de“Kentsel Bağlam”içinde tasarlanacak yeni yapının o çevreyle gireceği etkileşimi, bağlamsal uygunluğun biçimini sorgulamaktadır<Yeni yapının çevresiyle nasıl bir uyumun sağlanacağının cevabının bulunması gerekliliğini vurgulamaktadır.Sonuçta da yeni yapının tasarlanma sürecinin kentsel ölçekten başlayıp, mimari ölçekte sonuçlandığı ve olayın bir“Kentsel Tasarım”çalışması olduğunu dile getirilmektedir. Bu süreçte ki en önemli nokta ise, kentten başlayıp dokuya, oradan da yapıya inen ve son şeklini alan bir“Kentsel Tasarım”sürecinde elde edilen tüm mesajları yorumlayıp, tekrar topluma, çevreye yansıtan bir mimari ürünü tasarlayabilmektir. Ülkemiz, sahip olduğu doğal, tarihi ve kültürel değerleriyle evrensel kültür açısından önemli bir potansiyele sahiptir. Bu mevcut potansiyelin yansımaları her alanda görülmektedir, özellikle toplumların aynası olarak değerlendirilen mimaride yoğun bir şekilde gözlenmesi de bunun doğal bir sonucudur. Tarih içinde oluşmuş olan“Anadolu Kültür”, çizdiği perspektivle de önemli bir gelişim sürecinin yansımasıdır. Bu topraklarÜçüncü bofiîm,ilk iki bolümde yapılan durum saptamalarından sonra elde edilen verilerden yola çıkılarak çalışmanın temel amacma ulaşmada araç olarak seçilen“Bağlamsal Uygunluk”kavramının oluşumu, ortaya çıkış sureci ve tasarım sürecine getirdiği yenilikler ortaya konulmuştur. Bu bölümün sonunda da çalışmanın sonucunda ulaşılmak istenen yeni yapmm tasarımında“Bağlamsal Uygunluk”cu (Contextualist) bir modelin eldesi için gerekli çözümlemelerin sunumu yapıImıştınBöylelikle çalışmanın sonunda elde edilmek istenen noktaya ;“Bağlamsal Uygunluk”cu (contextualist) bir tavırla tasarım sürecine gerçekleştirmek için önerilen bir“Tasarım Rehberi”ne ulaşılmıştır.üzerinde doğmuş, gelişmiş ve sonlanmış her kültür, döneminin değişim ve gelişimini var olan değerlere saygılı olarak kendi potansiyeline yansıtmıştır. Sonuçta, belli bir kimliğe sahip, insanlara belli mesajları ileten imajlar olmuş ve tüm bu değerler günümüze kadar varlıklarını sürdürmüşlerdir. Bütün bu süreçte en genel anlamda, nereden geldiğini bilen ve gelecekten beklentilerini tanımlayabilen toplumlar meydana gelmiştir. Bu noktada ortaya çıkan ve bu çalışmaya temel oluşturan problem ise tarihsel bütünlüğü koruyarak, değişim ve gelişimin getirdiği etkileri de yeni tasarımlara yansıtacak, bağlamsal uygunluk (Contcxtualist) bazmda bir yaklaşımla,tarihi kentsel çevrelerin morfolojik ve tipolojik yapılarının çözümüne gidip, elde edilen verilerle geleneksel ve tarihi değerler ile çağdaş mimarinin içiçeliğini ortaya koyan bir kolaj çalışmasının gerçekleştiriImesidirYani, mevcut bir kentsel tarihi bir doku içinde tasarlanacak yeni yapının çevresiyle ne şekilde bir iletişime gireceği, belli özelliklere sahip bütüne entegrasyonunun nasıl ve hangi ilkeler doğrultusunda yapılabileceğinin araştırılmasıdır. Bu çalışma ile elde edilmek istenen sonuç ise, temelde, bir mimari tasarımın çevresiyle etkileşim içinde gerçekleştiğini vurgulamaktır. Bunun ötesinde ise, günümüz değişim ve gelişim sürecinde özellikle kentlerde yaşanan kimlik kaybı ve yozlaşmanın önüne geçilmesinde önemli bir faktör olan“Tarihi Kentsel Çevre”lerin özelliklerinin korunması ve bu bölgelerin günün şartlarına uydurularak geliştirilmeleri, dolayısıyla da“Kentsel İmaj”in korunması ve geliştirilmesinde en önemli görevi taşıdıklarını göstermektir.Başka bir deyişle, günümüz tarihi çevre mekanlarının bütünlüğünü, belirginliğini ve değerlerini ortaya koyabilecek, koruyabilecek ve geliştirebilecek yeni tasarımlar için ipuçları elde edebilmektir.Böyleükle de dokudan başlayan ve kente kadar ulaşan bir süreçte tarihi sürekliliği yeniden sağlayarak kesintiye uğramış“Kentsel Kimlik”gelişim sürecini yeniden olumlu yönde canlandırmaktır.Diğer bir deyişle,“Kentsel Tarihi Doku”larda yapılacak yeni tasarımlarda, dokulardan elde edilecek ve tasarıma ışık tutacak ilkelerin belirlenmesine çalışılmıştır.Bu da sonuçta toplumun içinde bulunduğu kaosdan sıyrılmasında önemli bir etkendir. Bu çalışma ile, değişim ve gelişimin getirdiği“Kentsel İmaj”kaybının ve kişiliksiz mimarinin,en önemli faktörlerden biri olan (fiziksel çevre bazında)“Kentsel Tarihi Doku”lardaki bozulma ve yok olmanın, bağlamsal uygunluk ilkeleriyle tasarlanmış yeni yapıların montesiyle durdurulabileceği, en azından mevcut düzenin korunabileceği belirtilmektedir. Böylelikle de, olayın aslında“Kentsel Tarihi Doku”içinde bir mimari ürününüzerinde doğmuş, gelişmiş ve sonlanmış her kültür, döneminin değişim ve gelişimini var olan değerlere saygılı olarak kendi potansiyeline yansıtmıştır. Sonuçta, belli bir kimliğe sahip, insanlara belli mesajları ileten imajlar olmuş ve tüm bu değerler günümüze kadar varlıklarını sürdürmüşlerdir. Bütün bu süreçte en genel anlamda, nereden geldiğini bilen ve gelecekten beklentilerini tanımlayabilen toplumlar meydana gelmiştir. Bu noktada ortaya çıkan ve bu çalışmaya temel oluşturan problem ise tarihsel bütünlüğü koruyarak, değişim ve gelişimin getirdiği etkileri de yeni tasarımlara yansıtacak, bağlamsal uygunluk (Contcxtualist) bazmda bir yaklaşımla,tarihi kentsel çevrelerin morfolojik ve tipolojik yapılarının çözümüne gidip, elde edilen verilerle geleneksel ve tarihi değerler ile çağdaş mimarinin içiçeliğini ortaya koyan bir kolaj çalışmasının gerçekleştiriImesidirYani, mevcut bir kentsel tarihi bir doku içinde tasarlanacak yeni yapının çevresiyle ne şekilde bir iletişime gireceği, belli özelliklere sahip bütüne entegrasyonunun nasıl ve hangi ilkeler doğrultusunda yapılabileceğinin araştırılmasıdır. Bu çalışma ile elde edilmek istenen sonuç ise, temelde, bir mimari tasarımın çevresiyle etkileşim içinde gerçekleştiğini vurgulamaktır. Bunun ötesinde ise, günümüz değişim ve gelişim sürecinde özellikle kentlerde yaşanan kimlik kaybı ve yozlaşmanın önüne geçilmesinde önemli bir faktör olan“Tarihi Kentsel Çevre”lerin özelliklerinin korunması ve bu bölgelerin günün şartlarına uydurularak geliştirilmeleri, dolayısıyla da“Kentsel İmaj”in korunması ve geliştirilmesinde en önemli görevi taşıdıklarını göstermektir.Başka bir deyişle, günümüz tarihi çevre mekanlarının bütünlüğünü, belirginliğini ve değerlerini ortaya koyabilecek, koruyabilecek ve geliştirebilecek yeni tasarımlar için ipuçları elde edebilmektir.Böyleükle de dokudan başlayan ve kente kadar ulaşan bir süreçte tarihi sürekliliği yeniden sağlayarak kesintiye uğramış“Kentsel Kimlik”gelişim sürecini yeniden olumlu yönde canlandırmaktır.Diğer bir deyişle,“Kentsel Tarihi Doku”larda yapılacak yeni tasarımlarda, dokulardan elde edilecek ve tasarıma ışık tutacak ilkelerin belirlenmesine çalışılmıştır.Bu da sonuçta toplumun içinde bulunduğu kaosdan sıyrılmasında önemli bir etkendir. Bu çalışma ile, değişim ve gelişimin getirdiği“Kentsel İmaj”kaybının ve kişiliksiz mimarinin,en önemli faktörlerden biri olan (fiziksel çevre bazında)“Kentsel Tarihi Doku”lardaki bozulma ve yok olmanın, bağlamsal uygunluk ilkeleriyle tasarlanmış yeni yapıların montesiyle durdurulabileceği, en azından mevcut düzenin korunabileceği belirtilmektedir. Böylelikle de, olayın aslında“Kentsel Tarihi Doku”içinde bir mimari ürünün
Özet (Çeviri)
Özet çevirisi mevcut değil.
Benzer Tezler
- Kentsel blok ve kentsel mekan ilişkisi olarak kent mimarlığı ve yeni tasarımlar
Başlık çevirisi yok
IŞIK SÜNGÜ
Yüksek Lisans
Türkçe
1998
Mimarlıkİstanbul Teknik ÜniversitesiMimarlık Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. TÜRKAN ULUSU
- Kentsel mekanda konut sorununa bir çözüm olarak gecekonduların değerlendirilmesi
The Evaluation of squatter settlements as a solution to housing problem in urban space
HALİL DİNÇEL
- Kentsel mekan sürekliliği/süreksizliği ve güvenlik ihtiyacı ilişkisi
Başlık çevirisi yok
CEREN KAHRAMAN
Yüksek Lisans
Türkçe
1998
Mimarlıkİstanbul Teknik ÜniversitesiMimarlık Ana Bilim Dalı
PROF. DR. HASAN ŞENER
- Tarihi ve özgün çevrelerde yeni yapı sorunu ve“İnfil”olgusuna farklı yaklaşımlar
New buildings in old settlements and different design criteria about“İnfill”building
F.NESLİ SUDA DOĞRUSÖZ
- Kıbrıs-Lefkoşa'da Selimiye bölgesinde kentsel mimari öğelerin oluşumunda tarihsel ve coğrafi etmenler
Başlık çevirisi yok
HURİYE GÜRDALLI