Stent restenozu ve hedef lezyon revaskülarizasyona etki eden faktörler
Başlık çevirisi mevcut değil.
- Tez No: 340889
- Danışmanlar: PROF. DR. BEYHAN ERYONUCU
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Kardiyoloji, Cardiology
- Anahtar Kelimeler: İSS, ÇMS, anjiyografik restenoz, klinik restenoz, hedef lezyon revaskülarizasyonu, Anjiyografi, Koroner restenoz, Neovaskülarizasyon, Stentler, Uzun etkili ilaçlar, DES, BMS, angiographic restenosis, clinic restenosis, target lesion revascularization, Angiography, Coronary restenosis, Neovascularization, Stents, Delayed action preparations
- Yıl: 2013
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Turgut Özal Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Kardiyoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
GİRİŞ VE AMAÇ: Koroner arter hastalığı tedavisinde stentler en çok uygulanan tedavi yöntemidir. İlaç salınımlı ve çıplak metal stentlerin birbirine üstünlüğünü araştıran birçok çalışma yapılmıştır. Birçok çalışma, seçici kriterler kapsamında yapıldığı için gerçek şartları ve klinik sonuçları temsil etmemektedir. Biz çalışmamızda; kliniğimizde 6 ay üzerinde takip edilen Haziran 2007-Ağustos 2011 tarihleri arasında stent implantasyonu yapılmış tüm hastaları inceleyerek gerçek klinik sonuçları yansıtmaya çalıştık. Amacımız kliniğimizde tüm endikasyonlarla çeşitli markalardaki stentlerin uygulandığı hasta grubunda stent tipine göre restenoz ve hedef lezyon revaskülarizasyon sıklığını tespit etmek ve klinik, anjiyografik ve işlemle ilişkili değişkenlerin bu sıklığa olan etkisini değerlendirmektir. METOD: Stent uygulanan ardı ardına 805 hasta arşiv kayıtlarından retrospektif olarak incelenmiştir. Hedef lezyona ait kantitatif anjiyografik parametreler özel bilgisayar programı yardımı ile işlem öncesi, işlem sonrası ve kontrol anjiografi sırasında hesaplandı. Sürekli değişkenlerdeki farklılıkları belirlemek için Student? s t testi ya da Mann-Whitney testi; kategorik değişkenler arasındaki farklılıklar için ki-kare testi uygulandı. Anjiyografik restenoz, klinik restenoz ve hedef damar revaskülarizasyonu ile ilişkili prediktörleri belirlemek için Çoklu Değişkenli Lojistik Regresyon Analizi kullanıldı. BULGULAR: Takip süresi 6 ay üzerinde olan 374 hasta ve bu hastalarda 523 lezyon çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmamızda 294 (%56,2) adet ÇMS ve 229 (%43,8) adet İSS stent implantasyonu yapılmıştır. Ortalama yaş 61.51 (± 10.51) yıl idi. Ortalama takip süresi 20±13 ay idi. 301 lezyon ortalama 14±11 ay sonra koroner iii aniyografi ile değerlendirildi. Çalışmamızda ilaç salınımlı stentlerde anjiyografik restenoz oranı %13 iken, çıplak metal stentlerde restenoz oranı %34 saptanmıştır (p<0,001). İlaç salınımlı stentlerde klinik restenoz oranı %13 iken, çıplak kaplı stentlerde restenoz oranı %23 saptanmıştır (p<0,001). HDR ve HLR çıplak metal stent grubunda sırası ile %20,7 ve %16,7, ilaç salınımlı stentlerde ise %12,7,%5,7 saptanmıştır (p=0,006, p=0,001). Çoklu Değişkenli Lojistik Regresyon Analiz sonucunda anjiyografik restenozu ile ilişkili risk faktörleri ÇMS, predilatasyon uygulanması, stent çapıdır (p<0,001, p=0,017, p=0,012). Klinik restenozu ile ilişkili risk faktörleri ÇMS, predilatasyon uygulanması, girişim öncesi referans damar çapı, girişim öncesi lezyon uzunluğu ve HPL`dir (p<0,001, p=0,002, p=0,014, p=0,038, p=0,005). Hedef lezyon revaskülarizasyonu ile ilişkili risk faktörleri ÇMS ve predilatasyon uygulanmasıdır (p<0,001, p=0,004). SONUÇ: Restenoz ve HLR ilişkili en önemli risk faktörü olarak ÇMS implantasyonu saptanmıştır. Stent seçiminde ilk tercih ilaç salınımlı stent olmalıdır.
Özet (Çeviri)
BACKROUND: Stenting is the most widely performed procedure for the treatment of coronary arter disease. Many studies have investigated the superiority of one another about drug-eluting and bare metal stents. Many studies do not represent real conditions and clinic outcomes that they have been applied for the selective criteria. We tried to reflect real clinical outcomes in our study, reviewing all patients with stent implantation that followed over six months from June 2007 to August 2011 in our clinic. Our aim is to evaluate the frequency of stent restenosis and target lesion revascularization in patients with various brands of stents in all indications in our clinic and to identify the effect of clinical, angiographic, and procedure-related variables about this frequency, according to the type of stent. METHOD: 805 consecutive patients with stents were evaluated from our registry retrospectively. The quantitative angiographic parameters of target lesions were examined with the help of a quantitative coronary analysis software at pre-procedure, post-procedure and at the time of kontrol CAG. Differences between groups were compared using Student t test, Mann-Whitney test, chi-square test for continuous and categorical variables, respectively. A multiple logistic regression analysis was used to identfy independent predictor of angiographic or clinic restenosis and target lesion revascularization. RESULTS: 374 patients who have followed up over 6 months and 523 lesions in these patients were included in the study. There were 294 (56,2%) BMS and 229 (43,8%) İSS implanted in the study. The mean age was 61.51 (± 10.51) years. Mean follow-up time was 20±13 months. 301 lesions were evaluated by coronary angiography v after mean 14±11 months. In our study, angiographic restenosis rate in drug-eluting stents group is 13%, in contrast to, the restenosis rate in BMS group was 34% (p <0.001). Clinic restenosis rate in drug-eluting stents group was 13%, in contrast to, the restenosis rate in BMS group was 23% (p <0.001). TLR and TVR rates in BMS group were 20.7% and 16.7%, respectively, in contrast to, TLR and TVR rate in DES group were 12.7%, 5.7%, respectively (p=0.006, p=0.001). As a result of Multivariate logistic regression analysis; BMS, predilatation, stent diameter were independent predictors for angiographic restenosis (p<0,001, p=0,017, p=0,012). BMS, predilatation, pre- procedure reference vessel diameter, pre-procedure lesion length and hyperlipidemia were independent predictors for clinic restenosis (p<0,001, p=0,002, p=0,014, p=0,038, p=0,005). BMS, predilatation were independent predictors for target lesion revascularization (p<0,001, p=0,004). CONCLUSION: The most important risk factor associated with restenosis and HLR was BMS implantation. DES should be the first choice in the selection of stent.
Benzer Tezler
- İliyak arter darlığı olan hastaların stent implantasyonu sonrası uzun dönem takibi ve restenoz oranları ile risk faktörlerinin incelenmesi
Investigation of risk factors with long-term follow-up and restenosis rate after stent implantation in patients with iliac artery stenosis
EMİR DERVİŞ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2017
KardiyolojiKocaeli ÜniversitesiKardiyoloji Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. İBRAHİM HALİL ULAŞ BİLDİRİCİ
- Koroner arter çıplak metal stent implantasyonu sonrası üçüncü ay kontrol anjiografilerinde saptanan orta dereceli darlıkların prognozunun değerlendirilmesi
The prognosis of moderate instent restenosis detected at third month control coronary angiography after bare metal stent implantation
HAMİDULLAH HAQMAL
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2014
KardiyolojiGataKardiyoloji Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. UYGAR ÇAĞDAŞ YÜKSEL
DOÇ. DR. ATİLA İYİSOY
- Serum TGF-β düzeyleri ve stent-içi restenoz arasındaki ilişki
The predi̇cti̇ve value of plasma TGF-b levels i̇n i̇n-stent restenosi̇s
HAKAN TİBİLLİ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2015
KardiyolojiDüzce ÜniversitesiKardiyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. HAKAN ÖZHAN
- Stabil koroner arter hastalığında trigliserid glukoz indeksi ile koroner arter stent restenozu arasındaki ilişki
The relationship between the triglyceride glucose index and coronary artery stent restenosis in stable coronary artery disease
AYŞE NUR YILDIZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2021
KardiyolojiAnkara Yıldırım Beyazıt ÜniversitesiKardiyoloji Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ SERDAL BAŞTUĞ
- Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Kliniğinde uygulanan ilaç kaplı stentlerin restenoz oranları ve yan dal ostiumu açıklığı üzerine etkileri
The restenosis rates of drug eluting stents and their effects on side branch patency implanted in the cardiology clinic of Ankara University-Faculty of Medicine
DEMET ÖZKARAMANLI GÜR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2008
KardiyolojiAnkara ÜniversitesiKardiyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. DENİZ KUMBASAR