A. Schopenhauer ve M. Heidegger'de bir bilgi türü olarak sanat
Başlık çevirisi mevcut değil.
- Tez No: 32088
- Danışmanlar: PROF. DR. KUÇURADİ İOANNA
- Tez Türü: Doktora
- Konular: Felsefe, Philosophy
- Anahtar Kelimeler: Heidegger, Martin, Sanat, Schopenhauer, Arthur, Heidegger, Martin, Art, Schopenhauer, Arthur
- Yıl: 1994
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Hacettepe Üniversitesi
- Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Felsefe Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
ÖZET Sanat, İlkçağdan günümüze kadar birçok filozofun ilgi alanı içine girmiş, önemli konulardan biridir. Sanatın ne olduğu, konusu, insan ve yaşamla ilgisi ve işlevi neredeyse felsefe tarihinin tümü boyunca, ya filozofların estetik görüşlerinin çerçevesi içinde ya da bir felsefî görüşle doğrudan doğruya ilişkisi olmayan bir teorinin çerçevesi içinde incelenmiştir. Ne var ki her iki durumda da sanatın kendine özgü bilgi sağladığı gözden kaçmıştır. Çalışmamız, sözkonusu bu olgudan yola çıkmakta ve insanın başarılarından veya“varlık koşulları”ndan biri olan sanat diğer bilgi türlerinden farklı bir bilgi türü olarak görüldüğünde, bu bilginin insanın ne tür olanaklarının gerçekleşebilmesine yardımcı olduğunu göstermeye çalışmaktadır. Üç ana bölümden oluşan bu çalışmada, genel felsefe görüşlerinin farklılık göstermesine rağmen, sanatı kendine özgü bir bilgi türü olarak gören 19. yüzyıl filozofu Arthur Schopenhauer ve 20. yüzyıl filozofu Martin Heidegger'in felsefe görüşlerinin ana çerçevesi içinde sanat görüşleri serimlenmekte, karşılaştırılmaktadır. Birinci ana bölümde Schopenhauer'ın sanat görüşü üzerinde durulmaktadır. Schopenhauer'a göre sanat, şeylere yeter-neden ilkesinden bağımsız bakma yoludur. Bu özelliği ile de o, deneyin ve bilimin metodunun tersi olan bir yol izler. Sanatın gerçekliğe yaklaşımındaki bu metodunun farklılığı, nesnesinin varlıksal farkından kaynaklanır. Onun nesnesi hiçbir bilgi dalının nesnesi olmayan“temel isteme”nin doğrudan objeleşmesi olan“ide”dir. Müzik dışındaki alanlarda her sanat eseri, kendi tarzında,“ide”yi gösterir, müzik ise11 alıcısıyla“temel isteme”yi melodide buluşturur. Temel istemenin bir objeleşmesi olan insan, kendi varlık temelini oluşturan“ide”ve“isteme”yle sadece sanat yoluyla karşılaşabilir. Bu çalışmanın ikinci ana bölümünde, Heidegger'in sanat görüşü ele alınmıştır. Heidegger'e göre sanat, amacı“varlığın hakikatinin olagelmesi”ni sağlamak olan bir etkinliktir. Bu etkinlik sanat eserinin yaratılmasıyla gerçekleştirilir. Nesnesi“hakikat”olan diğer bilme türlerinden farklı olarak sanat eserinde hakikat, şiir olarak açığa çıkar. Sanat eseri varlığın hakikatini kendi tarzında şiir olarak kurduğunda, hakikat sanat olarak, insanın sanat olan özü olarak tarih sahnesine çıkabilir, insanlık, sanat olan kökenini ve özünü sadece sanat eserleriyle koruyabilir görünmektedir. Üçüncü ana bölümde Schopenhauer ve Heidegger'in sanat görüşleri karşılaştırılarak, sanatın nesnesi olarak "hakikaf'i gördükleri gösterilmeye çalışılmıştır. Sanatın nesnesi olan hakikat her iki filozof için de varlığa ait bir özellik olarak görünmekte ve varlığa ait olan hakikat, sanat eseriyle ortaya konduğunda, insan varlıkla bağını görmekte ve bu bağı korumaya devam edebilmektedir. Çalışmanın sonuç bölümünde ise, bu çalışmada ele alman iki filozofun görüşleriyle sanata bakmanın açtığı yeni yollar gösterilmeye çalışılmıştır.
Özet (Çeviri)
SUMMARY Art has been an area of concern for many philosophers since the early ages. Its subject matter and its essence, its function and its relation with life and human beings have been examined throughout the history of philosophy, either within the framework of the esthetic views of philosophers ör in theories which are not directly related to philosophy. in both cases, however, it escaped attention that art produces its own kind of knowledge. This study starts from above mentioned fact. it tries to show the importance of this kind of knovvledge and the possibilities that such an approach to art, as öne of the achievements of human kind and of its conditions of existence, opens for the actualization of human potentialities. The study consists of three main parts and aims to put forward, and compare, Arthur Schopenhauer's and Martin Heidegger's views on art, within the framewor(k of their general philosophical views. This comparison is based on the fact that, though their general philosophical views essentially differ from each other, both philosophers consider art as a special kind of knowledge. The first part of the study deals with Schopenhauer's view on art. According to him, art is a way of seeing things independently of the“printiple of sufficient reason”. This diff erence of artistte approach to reality is due to the ontic difference of the object of art. This object is“idea”, which, as a direct objectification of the“will”, is not the object of any scientific discipline. Ali works of art, except for music, show the“ideas”in their own way, while music makes possible the encounter of its“receiver”with the“will”in melody. Only through art man, who is also an objectification of the will, can grasp the ideas and the original will. in the second chapter of this study, Heidegger's view on art isexamined. According to Heidegger, art is an activity, whose purpose is to enable“the truth of being to happen”. The products of this activity are the works of art. Unlike the other kinds of knowing, which aim at“truth”, in works of art“truth”appears as poetry. By establishing the truth of Being in its own ways, Le. as poetry, the work of art makes possible that“truth”as art, and man's essence as art, appear on the scene of history. This means that humanity can preserve its origin and essence, which is art, only through the works of art. in the third chapter of the study, Schopenhauer's and Heidegger's views on art are compared with the objective to point out that both take“truth”as the object of art. For both philosophers“truth”, as the object of art, appears to be a characteristic of Being. When the truth of Being is actualized through the work of art, man sees his relationship to Being and becomes able to safeguard this relationship. in the concluding chapter, an attempt is made to point at certain new possibilities, which Schopenhauer's and Heidegger's approach to art opens for the philosophy of art.
Benzer Tezler
- Les Points communs entre Guy de Maupassant et Yakup Kadri Karaosmanoğlu au niveau des contes et nouvelles
Başlık çevirisi yok
ABDÜLHALİM AYDIN
- Peyami Safa'nın ve Hermann Hesse'nin eserlerinde kutupluluk
Başlık çevirisi yok
AYTEN DOĞU GENÇ
Doktora
Türkçe
1989
DilbilimAnkara ÜniversitesiAlman Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
PROF.DR. GÜRSEL AYTAÇ
- Biographical elements in the plays of Samuel Beckett: Waiting for Godot, Endgame, Krapp's Last Tape, Not I, That Time and Footfalls
Başlık çevirisi yok
SEHER SELVİ
Yüksek Lisans
İngilizce
1994
İngiliz Dili ve EdebiyatıHacettepe Üniversitesiİngiliz Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
PROF. DR. GÜLSEN CANLI
- Das Groteske und seine gestaltung in Thomas Manns“Buddenbrooks”
Başlık çevirisi yok
FUNDA BAYINDIR
Yüksek Lisans
Almanca
1997
Alman Dili ve EdebiyatıEge ÜniversitesiAlman Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
PROF. DR. KASIM EĞİT
- Studien zur literadur und kultur auffassung Friedrich Nietzsche und ihre wiederspiegelung in der Deutschen literadur anhand von Thomas Manns“Doktor Faustus”
Friedrich Nietzsche'nin edebiyat ve kültür anlayışı ve Thomas Mann'ın“Doktor Faustus”adlı eserini örnek alarak bu anlayışın Alman edebiyatına olan etkisi
NİLGÜN TÜRKER (MANİSA)