Geri Dön

Türkiye' de 2007-2009 yılları arasındaki anne ölümlerinin önlenebilirliğini etkileyen risk faktörleri

Risk factors effecting the preventability of maternal mortality between 2007-2009 In Turkey

  1. Tez No: 288723
  2. Yazar: SİBEL BİLGİN
  3. Danışmanlar: PROF. DR. REMZİ AYGÜN
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Halk Sağlığı, Obstetrics and Gynecology, Public Health
  6. Anahtar Kelimeler: Anneler, Mortalite, Risk faktörleri, Türkiye, Ölüm, Mothers, Mortality, Risk factors, Turkey, Death
  7. Yıl: 2011
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Gazi Üniversitesi
  10. Enstitü: Sağlık Bilimleri Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Çok boyutlu bir kalkınma göstergesi olarak anne ölüm düzeyi, üreme sağlığı hizmetlerinin yürütülmesi ve kalite seviyesi ile yakından ilişkilidir. Birçok çalışma gebelik süresince, doğum sırasında ve sonrasında meydana gelen ölümlerin büyük bir bölümünün önlenebilir olduğunu göstermektedir.Çalışmamızın amacı; üç yıllık süreçte tespit edilen anne ölümlerinin önlenebilirlik durumlarını değerlendirmek ve etkileyen risk faktörlerini incelemektir.Anne ölümlerinin önlenebilirliğini etkileyen faktörleri incelediğimiz, 2007-2008-2009 yıllarında Sağlık Bakanlığı' na bildirimi yapılan 780 anne ölümünün analizini kapsayan çalışmamız kesitsel tiptedir.Çalışma sonucunda görülmüştür ki; anne ölümleri %30.5 yüzde ile en çok 35 yaş ve üstü yaş grubunda gerçekleşmektedir. 15-19 yaş adolesan grupta anne ölüm oranı, yıllar içinde adolesan doğurganlık hızının azalması ile bağlantılı olarak azalmıştır. Buna rağmen halen ülkemizde adolesan doğurganlık hızı yüksektir. 35 ve üzeri yaş grubuna ait gebelikler ile 19 yaş altı gebelikleri önleme çalışmalarımızı güçlendirmemiz gerekmektedir.Kaybettiğimiz dört anneden birinin ilk gebeliği, üç anneden birinin ilk doğumudur. Bu durumda gebelik sayısı dört ve üzeri olan, hiç doğum yapmamış ama kötü gebelik öyküleri olan riskli gebeler ile doğum yapmışancak yaşayan çocuğu olmayan riskli gebeler bizim için doğum öncesi bakım hizmetlerinde en ayrıcalıklı grubu oluşturmalıdır.Çalışmamızda doğumu gerçekleşenler içinde sezaryen ile doğum yapanların oranı %61.7' dir. Çalışmamızda, normal vajinal doğum ile doğumu gerçekleşmiş annelerin ölümleri daha önlenebilir çıkmıştır. Bu durum, doğru zamanda doğru endikasyonla sezaryen yapılmasının detaylı gözden geçirilmesini gerektirir.Ölen annelerin %71' i bir veya birin üzerinde risk taşımaktadır. Üç yıllık süreçte meydana gelen ölümlerin %46' sında gecikme yaşanmıştır ve bu ölümler önlenebilirdir. Ölümün doğrudan anne ölümü olması nerede ise 2 kat, evde ve sevk sırasında ölümün gerçekleşmesi 3.1 kat, annenin doğum öncesi bakım almamış olması 2.2 kat, bir ve üzeri sayıda risk taşıması 1.9 kat önlenebilirliği arttırmaktadır.Ülkemizde son otuz yıldır artan aile planlaması çalışmaları, yürütülen Güvenli Annelik Programlar' ı, 2002 yılından bu yana kararlılıkla gerçekleştirilen Sağlıkta Dönüşüm Programı kapsamındaki ana-çocuk sağlığı çalışmaları ana-çocuk sağlığı göstergelerinde son onbeş yılda ciddi iyileşmeye neden olmuştur. Sağlıkta Dönüşüm Programı kapsamında tüm ülkede uygulanmaya başlayan birinci basamakta aile hekimliği uygulamasının aile planlaması ve ana-çocuk sağlığı hizmetlerinde fırsat olduğu düşünülerek, malzeme lojistiği ve hizmet planlamasının çok iyi yapılması gerekmektedir.Anne ölümünün meydana geldiği süreçte, tüm gecikme modellerinin yaşanmasını engellemek için yapılacaklar, diğer ülke modellerinde de görüldüğü gibi aslında çok nettir. Kadınların hem temel okul eğitimleri hem de üreme çağı süresince verilen sağlık eğitimlerinin özellikle riskli gruplar için güçlendirilmesi, riskli gebeliklerin engellenmesi, evde doğumun tamamen engellenmesi gerekmektedir. Sağlık personelinin mesleki lisans eğitimleri, uzmanlık eğitimleri ve göreve başladıktan sonraki hizmet içi eğitimleri sırasındaki müfredatlarının hem acil obstetrik hastaya yaklaşım açısından hem de pratik uygulamalar açısından güçlendirilmelidir. Yine şu anda planlama çalışmaları devam eden perinatal merkezlerin, riskli ve gereksiz sevklerin önlenmesi için son derece dikkatli bir şekilde düzenlenmesi, anne ölümlerinin önlenebilirliğinde gündemdeki en kritik noktayı oluşturmalıdır.

Özet (Çeviri)

As a multidimensional finding of development, maternal mortality (MM) level has a close correlation with reproproductive health policy and quality of service. Many research has shown that maternal death occuring during the pregnancy, delivery and postpartum period could be preventable.The aim of our study is to evaluate the preventability of these reported maternal deaths and to investigate the leading risk factors in that three-year period.In this cross-sectional research, we investigated 780 maternal death that was reported to Ministry of Health in the years of 2007, 2008 and 2009 and analyzed the preventable risk factors of maternal death.The results showed that MM rate was the highest (30.5%) in mothers aged 35 and more. However the fertility rate in adolescence is still high in our country, in the meantime, MM rate in adolescence (ages, 15-19 yrs) was decreasing. We should strenghten our policies to prevent pregnancy in women under 19 and over 34 year-old.One in four of the maternal deaths occured in the first pregnancy and one in three maternal deaths was in the first delivery. Risk groups are women with four or more pregnancy, nullipars with compromised pregnancy and those who delivered but had no live child. These should be the most priviledged groups in prenatal care services.In this cohort, the ratio of Casearian Section was 61.7% in women who delivered. Maternal deaths were more preventable in women who had a vaginal delivery. This result showed that indications and timing of Casearian Section needs to be reviewed in detail.71% of the mothers who died, had at least one risk. In three years, 46% of the MM had delay and those were preventable. Preventability of the deaths were higher in direct MM by 2-fold, MM at home or during transfer by 3.1-fold, absence of prenatal care by 2.2-fold and presence of at least one risk by 1.9-fold.Mother and Child Health actions within the Programs of Family Planning and Safe Motherhood in the last three decades, and Health Transformation Program since 2002 improved the mother and child health determinants in the last 15 years. In the content of Health Transformation Program, Family Medicine Implementation established across the country, should be considered as an oppurtinity for family planning and mother and child health and logistics of supplies and services should be planned properly.What we have to do in avoiding all delay models for MM is actually very clear as we see in other countries? models. We should reinforce both basic school education and health education during the reproductive age especially for women in risk groups, avoid high risk pregnancy and eliminate home delivery totally. The curriculum of academic training, residency and in-service training for health professionals should be strengthen in the aspects of obstetric emergency and practice. Arrangement of the perinatal care centers - an ongoing plan at present - should be the most critical point in the preventability of MM.

Benzer Tezler

  1. Türkiye ve Bulgaristan eğitim sistemlerinin karşılaştırılması ve 9. sınıf matematik programlarının öğretmen görüşleri açısından incelenmesi

    Comparing the educational systems of Turkey and Bulgaria and analyzing teacher views toward 9th grade mathematics curriculum

    GÜLER ÇAVUŞOĞLU

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2010

    Eğitim ve ÖğretimBalıkesir Üniversitesi

    Ortaöğretim Fen ve Matematik Alanlar Eğitimi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. NESRİN ÖZSOY

  2. Türkiye'de Aile Hekimliği anabilim dalları ve kliniklerinde yapılmış olan anne sütü ile ilgili tezlerin içerik analizi

    Content analysis of thesis related to breast milkwhich was done in family medicine departments andclinics in Turkey

    ÖMER ELKIRAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Aile HekimliğiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. İSMAİL KASIM

  3. Invitational leadership practices at a school of foreign languages from a gendered perspective: A case study

    Bir yabancı diller yüksek okulundaki katılımcı liderlik uygulamalarının toplumsal cinsiyet çerçevesinde incelenmesi: Bir durum çalışması

    ZÜBEYDE DURNA

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2018

    Eğitim ve ÖğretimOrta Doğu Teknik Üniversitesi

    Kadın Çalışmaları Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)

    PROF. DR. GÖLGE SEFEROĞLU

  4. La coopération entre les pays Turcophones et le nouveau régionalisme

    Türk dili konuşan ülkeler arasinda işbirliği ve yeni bölgeselcilik

    PELİN MUSABAY BAKİ

    Doktora

    Fransızca

    Fransızca

    2020

    Uluslararası İlişkilerGalatasaray Üniversitesi

    Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ALİ FAİK DEMİR

  5. Yeni Cami'nin akustik açıdan performans değerlendirmesi

    Evaluation of the acoustical performance of the New Mosque

    EVREN YILDIRIM

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2003

    Mimarlıkİstanbul Teknik Üniversitesi

    Mimarlık Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. SEVTAP YILMAZ DEMİRKALE