Geri Dön

Seboreik dermatitte malassezia türlerinin rolü

Role of malassesia species in seborrheic dermatitis

  1. Tez No: 247881
  2. Yazar: KENAN YILDIZ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. HAMDİ RIFAT MEMİŞOĞLU
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Dermatoloji, Dermatology
  6. Anahtar Kelimeler: Seboreik dermatit, malassezia, dermatoloji, Deri hastalıkları, Dermatit, Seborrheic dermatitis, malassesia, dermatology, Skin diseases, Dermatitis, Malassezia
  7. Yıl: 2010
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Çukurova Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Etyolojisi henüz tam olarak bilinmeyen, birçok nedenin ortaya sürüldüğü SD'te malassezia türlerinin etiyolojik rolünün araştırılması amaçlandı.Gereç ve yöntem: Çalışmaya Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji ABD polikliniğine başvuran 49 SD'li hasta (31 erkek, 18 kadın) alındı. Hastaların hem lezyonel hem de nonlezyonel bölgelerinden kültür için örnek alındı. Kültürler leming notman agar ile doldurulmuş rodac kontact platelere alındı.Bulgular: Lezyonel alınan örneklerden 7'sinde (% 14,3) m. furfur, 3'ünde (% 6,1) m.globosa üremesi oldu. Nonlezyonel alınan örneklerin ise 3'ünde (% 6,1) m. furfur üremesi oldu. Hem lezyonel hemde nonlezyonel örneklerin 3'ünde (% 6,1) tür tayini yapılamadı. Lezyonel ve nonlezyonel bölgelerde üreyen türler karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmadı. Lezyonel bölgede üreme saptanan hastaların 12'sinde (% 92,3) lezyonlar rekürren karakterdeyken 1 hastada (% 7,7) ise lezyon primer idi. Non-lezyonel bölge ise üreme saptanan 6 hastanın 4 tanesinde lezyonlar rekürren (% 66,7), 2'si (% 33,3) ise primer olarak saptandı. Yine yapılan istatistiksel analizde bu iki değer arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmadı. Lezyon ve hastalık sürelerinin üreme üzerine etkisine bakıldı. İstatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmadı.Sonuç: Bu çalışmada lezyonel bölgede daha çok sayıda üreme saptanmasına rağmen istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmadı. Malassezia türlerinin bu hastalıktaki rolünün anlamlı olup olmadığının daha net olarak belirlenmesi için daha fazla sayıda hasta ile yapılacak çalışmalara ihtiyaç vardır.

Özet (Çeviri)

Background and aim: We aimed to investigate the etiologic role of malassesia species in SD, the disease which the etiology is yet precisely unknown and many causes are propound.Materials and methods: In this study we included 49 (31 males and 18 females) patients who applied to the outpatient clinic of the University of Cukurova department of Dermatology. Samples were taken from the patients both lesional and perilesional regions for the culture. Cultures were put into the leming notman agar and frozen rodac contact plates.Findings: Of the samples taking from the lesional regions M. furfur proliferated from the 7 (14,3 %) samples and m.globosa proliferated from the 3 (6,1 %) samples. Idendification of species would not be able to done in 3 samples (6,1 %) from both lesional and nonlesional region. There was no statistically significant difference between the lesional and nonlesional species which were proliferated. In 12 (92,3 %) patients who had a proliferaion of malassezia, lesions were recurrent while in one patient (7,7 %) lesion was primer. Four out of 6 (66,7 %), patients which had a proliferation of malassezia in nonlesional region, lesion were recurrent, and in two (33,3 %) of them lesions were primer. Once more there was no statistically significant difference between them. We search the affect of the duration of the lesion and of the disease on the proliferation. There was no statistically significant difference.Conclusion: In this study although we detected more proliferation in lesional region there was no statistically significant difference. In order to determine the significant role of Malassezia species in this disease, it is necessary to design a study with more patients.

Benzer Tezler

  1. Seboreik dermatitli hastalar ile toll-like reseptör 2 ekspresyonu ve gen polimorfizmi arasındaki ilişki

    The association between toll-like receptor 2 expression and gene polymorphism with seborrheic dermatitis patients

    MEHMET ATEŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2015

    DermatolojiCelal Bayar Üniversitesi

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. CEMAL BİLAÇ

  2. Seboreik dermatitli hastalara yönelik kozmetik nanoemülsiyonların geliştirilmesi, karakterizasyonu ve etkinliğinin değerlendirilmesi

    Development, characterization and efficacy assessment of cosmetic nanoemulsions for the patients with seborrheic dermatitis

    FEDA DALO

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2017

    Eczacılık ve Farmakolojiİstanbul Üniversitesi

    Farmasötik Teknoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. FATMA GÜLGÜN YENER

  3. Seboreik dermatit tedavisinde flukonazolün etkinliği

    The Efficacy of fluconazole in the treatment of sebhorrocic dermatitis

    ASUMAN CÖMERT

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2001

    DermatolojiMarmara Üniversitesi

    Dermatoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ.DR. TÜLİN ERGUN

  4. Malassezia furfur ile klinik arasındaki uyum ile bazı azol bileşiklerine karşı duyarlılığın belirlenmesi

    The Correlation between M. furfur infection and clinical symptoms and susceptibilities to some azole compounds

    H. İLKNUR HERGENÇ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2001

    Mikrobiyolojiİstanbul Üniversitesi

    Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. YILDIZ YEĞENOĞLU

  5. Hipopigmente veya hiperpigmente deri lezyonlarıyla başvuran hastalardan alınan örneklerden malassezia cinsi mayaların izole edilmesi ve tür tanımı

    Isolation and identification of malassezia species from the patients referred with hypopigmented or hyperpigmented skin lesions

    GÜLŞAH BİTER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2013

    MikrobiyolojiGazi Üniversitesi

    Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. SEMRA KUŞTİMUR