Tanzimat ve Osmanlı sosyal yapısı
Başlık çevirisi mevcut değil.
- Tez No: 13441
- Danışmanlar: DOÇ.DR. M. FİKRET GEZGİN
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Tarih, History
- Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Sosyal yapı, Tanzimat Fermanı, Ottoman State, Social structure, Tanzimat Fermanı
- Yıl: 1990
- Dil: Türkçe
- Üniversite: İstanbul Üniversitesi
- Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
-204- OZET VE SONUÇ Anadolu'da kurulan, gelişen ve üç kıtaya yayılan Osmanlı İmparatorluğu ' nun XVI. yüzyılda bütün dünyayı hayret ve dehşete saran ihtişamlı yükselişi, XVII. yüzyılın sonlarına doğru hızını kaybederek duraklar.; nihayet 1683 Viyana bozgunuyla bir gerileme devrine girer. Bilim ve teknolojide kaydettiği ilerlemelerle endüstrisini, ticâretini ve ulaştırma imkanlarını geliştiren Avrupa karşısında Osmanlı Devleti artık bundan sonra kendini müdafaa etmek, yaşama mücadelesi vermek durumunda kalır. Bu bahtsız dönemde bir hayli güçlenmiş olan Avrupalılarla ardısıra yapmak zorunda kaldığı savaşlarda, -bir ikisi müstesna- genellikle mağlubiyetle neticelenmesi ile devletin sınırları daralmış ve aynı zamanda da dahilde çeşitli şekillerde buhranlar ve tepkiler ortaya çıkmıştı. Bir başka ifade ile, gerileme döneminde yenilgi ile sonuçlanan sürekli savaşların beraberinde getirdiği sosyal-ekonomik çöküntülerin Osmanlı Devleti 'nin bünyesini zaafa uğratması, bu elverişli ortamdan istifâdeye çalışan hıristiyan- hatta bazı müslüman- unsurların dış çevrelerin tahrik ve yardımlarıyla bağımsızlık mücâdelesine girişmesine neden oldu. Bu suretle imparatorluk, bir dağılma dönemine girmiş bulundu.-205- İmparatorluğun içine düşmüş olduğu bu müşkil durumdan kurtarmak için bazı teşebbüslere girişilir. Devlet yöneticileri Avrupa karşısındaki geri kalmışlığının ve üst üste gelen felaketlerin mesuliyetini bozulmuş askeri müesseselere yükleyerek, hep o yönde ıslahatlarda bulunmuşlardır. Bu amaçla III. Ahmed (1703-1730), III. Mustafa (1757-1774) ve III. Selim (1789-1807) dönemine kadar Avrupa devletlerinin modern askeri sisteminden faydalanılarak, ağırlık noktasını teşkil eden askeri- teknik reformlarla Batı ile aramızda meydana gelen açığın kapatılması için gayretler sarf edi lmişt ir. II. Mahmut (1808-1839) döneminde ise, yalnız askeri sahada yapılan düzenlemeler ile çöküntü ve çözülmenin engellenemeyeceğinin anlaş-ı İması üzerine de bir dizi sosyal, siyasî, kültürel ve ekonomik yapılarda da- batı sisteminden geniş ölçüde örnek alınarak-modern reformlar gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. v Aslında, temeli II. Mahmud zamanında hazırlanmış olan Tanzimat Fermanı (Gülhane Hatt-ı Hümayun) 'nm Abdülmecid (1839-1861) döneminde ilan edilmesi ile, şimdiye kadar yapılan ıslahat hareketlerine yeni bir veçhe kazandırılmıştır. Ferman, müslüman tebaa için olumlu bir yenilik getirmemiş olup, gayrimüslim Osmanlı tebaası müslüman tebaa ile aynı hukuki statüye kavuşturulmuştur. Yani böylece Osmanlı Devleti, hıristiyan vatandaşlarına Türkler gibi iyi bakacağına dair bir çeşit garanti vermiş oluyordu. Bu-206- haklar 1856 Islahat Fermanı ile genişletilerek tasdik edilmiştir. Tanzimat fermanı ile bundan böyle memlekette kanunların hakim olacağı, herşeyin kanunlara uygun olacağı bildiriliyordu. Fakat buradan Osmanlı devletinin daha önce kanunsuz bir devlet olmadığını (Fatih Sultan Mehmet zamanında Kavanin-i Al-i Osman İmparatorluğun Anayasası idi. Bu anayasanın dışında Vergi ve Ticaret Kanunları, İdari ve Teşkilat Kanunları da vardı), ancak bazı aksaklıklarından dolayı tatbikinin mümkün olmadığını hatırlatmakta yarar görüyorum. 1839-1876 yılları arasını (Abdülmecid ve Abdülaziz'in saltanatı devrini) kapsayan Tanzimat döneminde.; zamanla her sahada meydana gelen bozulmanın giderilmesi ve Batı dünyasında süratle ilerleyen teknolojik ve ilmî gelişmelere ayak uydurabilmek için, hemen hemen bütün müesseseler de bir reform hareketlerine girişilmiştir. Bu reform hareketleri, ayrıca gittikçe alevlenen Balkan milliyetçiliği ile başlayan toprak kaybını durdurmayı da amaçlıyordu. Merkeziyetçilik sistemi gerçekleştirerek İmparatorluğun kurtulacağına inanan devlet adamları reformlarında bu sistemi kurmaya çalışmışlardır. Bu reformlar, Tanzimatın üç mimarı diye bilinen Mustafa Reşit Paşa, Âli Paşa ve Fuat Paşa tarafından yaygınlaştırılmış kısmen de gerçekleş t irilmiştir.-207- Tanzimat reformunun tatbikinde birçok güçlüklerle karşılaşılmış, getirilen her çözüm yeni bir meseleyi de beraberinde getirmiştir. Yeni yasa ve uygulamaların yürürlüğe girmesi çeşitli nedenle yavaşlamıştır. Bu durumun sebeplerini şöyle sıralayabiliriz: İmparatorluk birçok kavimin bulunduğ çok geniş alana yayılan ve iletişim imkânlarının bir hayli yeterdik olduğu bir topluluktan oluşuyordu. Rusya, İngiltere ve Fransa'nın Osmanlı Devleti 'ndeki azınlıklara karşı yönelttiği kışkırtıcı milliyetçilik fikirleri onların bağımsızlık hareketlerine teşebbüs etmelerine veya bu isteklerini gelişigüzel müslümanlar aleyhindeki propagandalarla sergilenmelerine neden oluyordu. Bu azınlıklar zaman geçtikçe Osmanlı hakimiyetinden kurtularak kendileri ile din ve mezhep yönünden aynı olan bu devletlere yakınlaşıyordu ki, katolikler kendilerini Fransız, Ortodokslar Rus, Protestanlar ise İngiliz olarak kabul ediyordu. Bundan dolayı Avrupa Devletleri bir açık kapı bularak kendi menfaatleri doğrultusunda zaman zaman Osmanlı devletinin içişlerine müdahaleden çekinmiyorlardı. Bundan başka, Maruniler, Rumlar, Ermeniler, Ulahlar -ve diğer hıristiyan mezheplerine mensup cemaatlerin din ve mezhep ihtilâfları yüzünden aralarında giriştikleri mücadeleler de devletin içte ve dışta istikrarlı bir siyaset takip etmesine büyük bir engel teşkil ediyordu. Ayrıca kapitülasyonlardan istifade eden Avrupalı emperyalist güçlerin Osmanlı devletini zedelemek pahasına da olsa kar etme peşinde koşmaları, geçmişten miras kalan-208- çöküntünün daha da büyümesine yol açmıştır. Bu dönemde; idarî, yargı, askerî, eğitim, toprak rejimi ve sanayii alanlarında birçok yenilikler ve düzenlemeler yapılmıştır. Toplumun üst kesiminin hayat tarzı yeni bir renge büründü.; kargir konakların inşâsı, Avrupa mobilyasının kullanılması, alafranga adetler vs. gibi. Osmanlı kadınının hayatında da önemli gelişmeler olmuştur. Kadınlar eğitim görmeye, gazete ve dergileri takip etmeye başlamıştır. Tanzimatın eğitim sahasında en önemli girişimlerinden biri de, orta öğretim seviyesinde kız rüştiyeleri açarak kız çocuklarının eğitim imkânını geliştirmek olmuştur. Bunun yanında, eğitim derecesinin yükselmesi ile öğretmen yetiştirmek üzere kız öğretmen okullarının açılması da önemli- bir gelişmedir. Yani, Tanzimat döneminin getirdiği sosyo-kültürel değişim üst ve orta tabaka kadınının toplumsal hayata girişini hazırlamıştır. Türkiye'de dilin ve kullanılan yazının bir mesele teşkil etmesi nedeniyle, bu meseleye bilinçlice el atma çabaları da bu dönemde olmuştur. Merkeziyetçi bir devletin oluşması ancak güçlü, geniş bürokratik örgütle mümkün olmaktadır. Bu amaçla, bürokrasinin süratli bir şekilde ve yaygın işlev görmesi için standart ve sade bir dilin- kullanılması zarurî hale gelmiştir. Bununla beraber, okulların sayısı artmaya başlamasıyla çok sayıda basılan ve okunmak zorunda olan kitaplarda da daha sade ve standart bir dil kullanmak-209- gerekliydi. Tanzimat dönemi reformlarının gerçekleştirilmesine örnek alınan Batı, kendi içerisinde bir denge oluşturmuştu. Tanzimatın Türk toplumuna getirdiği yenilikler ise bir dengeye, bir sis teme «a-eief 3*-<“ - oturtulamamıştır. Yeni müesseselerin vanında eskileri de ^wn'”^ HM*"w/ew^y yanında Nizami mahkemeler, Medreselerin yanında mektepler açıldı. Osmanlı aydınları mektepli -medreseli diye ikiye ayrıldı. Dil ve edebiyat, kılık ve kıyafet, hatta hayat tarzına varıncaya kadar bir ikilik oluştu. Ayrıca, toplumumuzun her kesimini 3aran kültür boşlukları iletişimsizlikler, arayışlar varlığını devam ettirmiştir. Tanzimatın beklenen hedefe ulaşmamasının asıl sebebi, planlı, sistemli bir şekilde belirli bir amaca yönelik faaliyetlerini düzenleyememesi ve düşünülen şeyleri yapacak, bunları gerçekleştirecek insanları yetiştirmeden bunlara teşebbüs etmesiydi; içinde çalışacak insanlar düşünülmeden, bunlar yetiştirilmeden teşkilâtlar kurulmuştur. Tatbik edecek hâkimler, memurlar yetiştirilmeden' kanunlar, talimatnameler çıkarılmıştır. En lüzumlu mühendisler, usta ameleler temin edilmeden.- fabrikalar, öğretmenler yetiştirilmeden okullar açılmıştır.-210- Kxsaca, yapılan iş, üstünlüğü artık kesinlikle kabul edilen batının bazı hukuk ilkeleriyle, kuruluşlarını Osmanlı Ülkesine aktarmaktan ibaret kalmıştır. Oysa, Devleti çöküntü ve çöküntüye götüren nedenlerin temelinde sosyo-ekonoraik meseleler yatmakta idi. Batı çevreleriyle temasa gelen vaya orada tah3il etmiş olan Türk aydınları, edindikleri fikir, sanat, edebiyat, milliyetçilik akımlarını Osmanlı toplumuna tanıtıp yayma çabasında idiler. Ancak bunlar ülkenin kurtuluşu için kâfi gelebilecek faaliyetlerden sayı lamazdı. Ancak Batı 'yi temsil ettiği uygarlık düzeyine ulaştıran,.bilim, teknik ve özellikle ekonomik görüş ve kuruluşları ile kavrayıp anlatacak kimselere büyük ihtiyaç vardı. İşte, Osmanlı ülkesinde eksik olan ve varlığına ihtiyaç duyulan bu nitelikteki uzman kişilerdi. Çalışmamız boyunca topladığımız, bilgiler ışığı altında tezimizin giriş bölümünde belirtilen varsayımları.şu şekilde değerlendirebiliriz: 1- Tanzimatın ilânı tamamen dış güçlerin tazyiki sonucu ortaya çıkmış ve sonuç olarak İmparatorluğun çökmesine yol açmış mıdır?-211- Tanzimatın ilan edilmesinde dış güçlerin büyük çapta baskısı ve fonksiyonu olmuştur. Avrupa devletleri Osmanlı tebâsı olan gayri raüslimlerin var olan haklarının daha da arttırılmasından yana idiler. Ancak bunun gerçekleşmesi halinde Osmanlı Devleti 'ne her türlü yardımı yapabileceklerini vaad ediyorlardı. Bunun yanında Avrupa devletleri gelişen., ve bir tehlike oluşturan Rusya'ya karşı hiç bir zaman zayıf bir Osmanlı devleti görmek istemiyorlardı.Aksi takdirde kendi çıkarları sekteye uğrayabilirdi. Uzun yıllar- Avrupa'da Osmanlı İmparatorluğu 'nu temsil eden Mustafa Reşid Paşa'nm iyi niyet fikirleri ile hazırlanan ve her sahada köklü reformların yapılmasını hedef alan Tanzimat Fermanı ile, ayrıca toprak kayıplarının önüne de geçilebileceği düşünülmekteydi. Fakat ne yazık ki bu dönemde yapılan reformlar zaten çöküntü halinde bulunan imparatorluğun gidişine dur diyememiş, toprak kayıplarının önüne geçilememiştir. 2- Ferman 'in İmparatorluğun ekonomik yapısında meydana getirdiği değişmeler birçok bakımdan olumlu bulunmayan değişmeler midir? Ekonomik yapıda gerçekleştirilmeye çalışılan reformların semeresiz kaldığını söyleyebiliriz. Devletin malî dengesi sağlanamamış.; giderler gelirlerin üzerine çıkmış, memurlara bile maaş ödenemez bir hale düşülmüştür. Durura bu merkez de olduğu halde, her ne kadar bazı tasarruf tedbirlerine-212- başvurulmuş ise de yine, israf ve safahatın önüne geçilememiştir. Devlet iç borçlanmaların ardından 1854 Kırım Savaşı sırasında fiilen ilk dış borçlanma dönemine girmiştir. Avrupa devletleri, Osmanlı devletine borç verebilmek için birbiri ile adeta yarış halinde idiler. İşte bu ilk borçlanmanın ardı arkası keşi lmeyerek, yıldan yıla alınan borç miktarında artış görülmüştür. Sonraları, Devlet alınan bu borçların faizlerini bile ödeyemez bir duruma düşerek Düyun-ı Umumîye ile karşı karşıya kalmıştır. Sanayileşme alanında da bir takım faaliyetlerin yapıldığını görmekteyiz. Fakat sermaye yeters.izliği nedeniyle sevindirici gelişmeler elde edilememiştir. Gerek devlet tarafından, gerekse özel teşebbüsler tarafından kurulan fabrikaların çoğu -sermaye azlığı, yeterli sayıda usta ve kalifiye işçinin temin edilememesi ve bir de buna eklenen yabancı uzmanların suistimâl leri gibi pekçok nedenlerden ötürü- kapanraa aşamasına gelmiştir. Yine yabancılar tarafından kurulan fabrikalarda ise, yapılan üretim tabiatıyla kendi menfaatleri doğrultusunda seyretmekteydi;; toplumun ihtiyaçlarının gözönünde tutularak üretimin yapılması sözkonusu değildi. Yerli sanayii ise, tamamen yok olmaya yüz tutmuştu. Yerli sanayiin korunması ve yaşatılması hususunda yapılan çalışmalar, oluşturulan komisyon (Islâh-ı Sanayii Komisyonu) da malesef bir çözüm-213- getiremedi. Osmanlı İmparatorluğu, Avrupa devletleri için iyi bir pazar durumunda idi. Çünkü hammadde temin ediyor ve ürettiği şeyleri de burada satıyordu. Yine bu dönemde madanlere de Avrupa devletleri el atmıştır. İşte, belirttiğimiz bu şartlar altında Osmanlı Sanayii bir adım bile ilerleyememiş, iktisâdi bağımsızlık söz konusu olmamıştır. Toprak rejiminde de (mülkiyet- anlayışı) önemli değişmeler meydana gelmiştir. Bozulan Timar (dirlik) sistemi yavaş yavaş kaldırılmıştır. 1858 Arazî Kanunu ' nun yürürlüğe girmesi ile toprağın hukukî statüsü esaslı bir şekilde tanzim edilmiş, mirasla intikâl ve tasarruf hususlarında getirilen yeni kaidelerle özel mülkiyete geçişin. temelleri atılmış oldu. Arazi Kanunu 'na göre, toprağın işleyenlere ait olduğu fikri yerleşmesine rağmen onların geleceğe yönelik garantileri henüz sağlanamadı. Önceden olduğu gibi köylünün sırtından haksız kazanç elde edilmesi gibi bir takım çirkin faaliyetler devam etmiştir. Mirasla intikâl hususunda getirilen yeni kaideleri kayda değer önemli gelişmelerden sayabiliriz. Yabancıların Osmanlı İmparatorluğu 'nda gayri menkul mülk sahibi olmaları da yine bu dönemde çıkartılan kanun ile sağlanmıştır.-214- 3- Fermanın hedef aldığı sosyal değişmeler, Osmanlı İmparatorluğu 'nun içinde bulunduğu şartlar itibariyle gerekli hatta zorunlu değişmeler raidir? Devletin o devirde içinde bulunduğu şartları gözönünde bulundurduğumuzda, sosyal yapıda da değişmelerin olması gerekli idi. Zira, idarî, askeri, eğitim müesseseleri bozulmuş bir durum arzetmekte idi. Gerçi Tansimattan önce 3athi de olsa bu alanlarda bası faaliyetler olmuşsa da ümit edilen bir gelişme elde etmek mümkün olmamıştı. Ayrıca daha önceden mevcut olan kanunlar/n tatbikatında büyük güçlüklerle karşılaşılmaktaydı. Bu nedenle memleketin ihtiyacına cevap. verebilecek bazı kanunların yürürlüğe girmesi de zarurî idi. 19. yüzyılda Osmanlı Devletinin iki seçeneği vardı; ya mahvolmak ya da modernleşmek yani Avrupalılaşmak idi. Başka bir ifâdeyle, ya her sahada yenilikler yaparak dış güçlerin saldırısı karşısında kendini savunacak duruma gelecek ya da yok olacaktı. Avrupa memleketleri teknoloji, ilmî, askerî : ve birçok alanlarda hayli mesafe almıştı. Osmanlı devletinin bu gelişmelerin gerisinde kalması aleyhine gelişmelere neden olabilirdi. Bu alanda reformların yapılmasında Avrupa devletlerinin teşvikleri de olmuştur. Çok sayıda yabancı uzmanlar davet edilerek onlardan istifâde cihetine gidilmiştir.-215- Tanzimatçılar bütün başarısızlıklarıy la beraber, daha sonra yapılacak olan köklü modernleşme için zorunlu temeli kurdular. Hukukî ve idarî reformları çoğu kez yanlış anlaşılmış ve yeteneksiz olarak uygulanmıştır. Daha önce de ifade. ettiğimiz gibi, reformlar da batı sisteminden faydalanılmış ve batı kanunları ülkeye aktarılmıştır. Bu yüzdendir ki bir' dengenin oluşumu gerçekleştirilememiştir. Tanzimatçıların en büyük başarıları ise eğitim sahasında olmuştur. Tahsil süreleri belirli derecelere göre ayrılmıştır. Ondokuzuncu yüzyıl boyunca kurulan okullarda yeni bir ruh ve aydın kesimi yavaş yavaş büyük çabalar ile yetişmeye başladı. Bunlar sonraki devirlerde devletin çeşitli kademelerinde vazifede bulunmaya başladılar. Okullardan yeni memur sınıfı yetişmeye başladı. Kızlar için meslek okullarının açılması, onların tahsillerini geliştirebilmesi de önemli gelişmelerden kabul edilmelidir.
Özet (Çeviri)
Özet çevirisi mevcut değil.
Benzer Tezler
- The socio-economical structure of Darende according to the Temettuat Documents (1844)
Başlık çevirisi yok
İLBEYİ ÖZER
- İstanbul Kadılığı 213 nolu ferman defterine göre 1831-1863 senelerinde sosyal ve iktisadi hayata dair kararlar
Başlık çevirisi yok
AHMET ERYÜKSEL
Yüksek Lisans
Türkçe
1990
Tarihİstanbul Üniversitesiİktisat Tarihi Ana Bilim Dalı
PROF.DR. HÜSEYİN ÖZDEĞER
- Atatürk Dönemi kadın eğitimi
Başlık çevirisi yok
SUNA ÖZTOPRAK
Yüksek Lisans
Türkçe
1999
Eğitim ve ÖğretimYıldız Teknik ÜniversitesiAtatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. HÜLYA BAYKAL
- The Agricultural structure of the Foça region in the midnineteenth century: An axamination of the çift-hane system and the big farms in the light of the temettü defters, 1844-45 (H.1260-61)
19. yüzyılın ortasında Foça bölgesinin tarımsal yapısı: 1844-45 (H.1260-61) temettü defterleri'nin ışığı altında çift-hane sistemi ve büyük çiftliklerin incelenmesi
BİRSEN BULMUŞ