Siyasi ideoloji olarak islamcılığın doğuşu (1867-1873)
Başlık çevirisi mevcut değil.
- Tez No: 11922
- Danışmanlar: PROF.DR. SİNA AKŞİN
- Tez Türü: Doktora
- Konular: Siyasal Bilimler, Political Science
- Anahtar Kelimeler: Siyasi tarih, İslamcılık, Political history, Islamism
- Yıl: 1990
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Ankara Üniversitesi
- Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
ÖZET 19. asırda gazetelerin sağladığı yoğun iletişim ortamında; aydınların kitleleri sürükleyecek fikirleri imal etmeye başlaması ve en önemlisi Batılı ideolojilerle tanışması ile, islâm toplumlarında modern çağların fikir yapısı olan ideolojiler oluşmaya başlıyor. İslamcılık adını verdiğimiz ideoloji, bu yaygın iletişim ortamında, aydınların geleneksel İslâm'ı Batı'nın evrensel diye dayattığı paradigmalara göre dönüştürmeleri ile ortaya çıkıyor. Aydınlar İslâmın akla uygun, evrensel olarak geçerli bir siyasal-sosyal kuram olduğunu ispatlamak için, İslâm düşüncesini, geleneğini, kaynaklarını Batı'nın ortaya attığı problemler doğrultusunda ayıklamaya girişiyorlar ve sonuçta“yeni”kuramlar geliştiriyorlar. Kitleleri kavrayıcı şekilde, îslâmiyetin“millet”varlığını ihtiva ettiğini; Baü'da güçlenen“millî”toplulukların karşılığının“Isâm milleti”nde bulunduğunu ileri sürüyorlar. Bu çerçeve içinde İslâmı“modern”bir ideolojiye dönüştürme teşebbüsü, ilk olarak Osmanlı aydınlarından geliyor. Hürriyet için Avrupa'ya kaçan, anayasalı- parlamenter bir rejimi savunan; yakın tarihin ilk devrimci-demokrat aydınlan, Yeni Osmanlılar, bir çok Batılı modern kavram ve kurumu Osmanlı toplumuna taşırken, Islâmdan modern bir ideoloji çıkartmaya da teşebbüs ediyorlar. Sosyal temeli zayıf siyasî taleplerle ortaya çıkan ve merkezî hükümete karşı muhalefete girişen bu aydınlar; başlangıçta kitlelerle bağ kurmak için Islâmi motiflere müracaat ederken, giderek taleplerini İslama dayandırmaya, sonuçta İslâm'dan akla uygun siyasî bir kuram çıkartmaya çalışıyorlar. İslâm'ı Batı'nın takdim ettiği evrensel değerlerle sentezlemeye çalışırken; laik anlayışın tam karşısında yer alarak, aynı zamanda geleneksel İslâm'dan farklı ola- -III-rak, îslâmi siyasetin temellerine bütünüyle yerleştirmeyi teklif ediyorlar. Batı'nm 19. asırda temsil ettiği evrensel değer ve kurumların İslâm'dan karşılıklarını buluyorlar: De- mokrasi'nin yerine“meşveret”i parlamento'nun yerine.“şura”yı, seçim'in yerine“biat”ı, kamu oyunun yerine“ehli hal ü akd”i yerleştiriyorlar. Laik kanunlaştırmalara karşı İslâm hukukunu savunurken, geleneksel İslâm'da siyasî iktidara tanınan özerk sahaları, doğrudan şeriatin içine sokuyorlar. Bunları yaparken. hem îslâm düşüncesine, hem de Batı'ya seçmeci bir tavırla yaklaşıyorlar: Batı'da 19. asır pozitivizmi yerine 18. asır“Aydınlanma”düşüncesi üzerinde duruyorlar; İslâm'ın akla uygun modern bir kuram olduğunu ispatlamak için elverişli buldukları noktalarda klasik islâm'a, bu kafî gelmediği takdirde selefi yorumlara, gerekli gördükçe İslâm felsefesine müracaat ediyorlar. Meşruiyetini İslâm'dan alan, İslâm'dan aldıkları delillerle savunulan bir İslâm-Batı sentezlemesine girişiyorlar. 19. asrın ikinci yansında îslâm dünyasının sömürgeleşmesi hızlanıyor. Batı haki miyetine giren müslüman halklar, temsilciler göndererek Osmanlı devletinin yardımını istiyorlar. Bu yardım talepleri ve gazetenin küçülttüğü İslâm dünyası imajı, İstanbul'da bulunan aydınların geliştirecekleri dünya İslâm dayanışması fikrinin zeminini oluşturu yor. Batı'da gelişen ve güçlenen“pan”hareketlerinin özendirmesiyle aydınlar, İslâm'a bir milliyet prensibi ve bütün müslümanlan birleştirecek siyasî bir güç olarak bakmaya başlıyorlar. 1871 yılından itibaren İstanbul'da gazetelerde“İttihad-ı îslâm”fikri etrafın da, okuyucu desteği çok fazla olan bir tartışma başlıyor. Bu tartışmalar boyunca geliştirilen fikirlerden ve tartışmalarda geçen“İslâmlık fikri teşkili”,“İslâmlık meslek-i mahsusu”gibi ibarelerden, gazetenin eseri olan bir kitle ideolojisinin oluştuğuna tanık oluyoruz.“İttihad-ı İslâm”etrafında geliştirilen fikirlerden, İslamcılığın, 19. asır Avru- pasında yaygın olan ideolojiler gibi modern bir milliyetçilik olarak algılanıp yorumlandığını görüyoruz. Bizim, geleneksel İslâmın modern bir ideolojiye dönüştürülmesi olarak gördüğümüz bu süreç, 1867 yılında yeni Osmanlı hareketiyle başlıyor ve bu hareketin dışında yer alan, İstanbul'daki aydınlar eliyle geliştirilen“İttihad-ı İslâm”fikrinin belirli bir ol gunluğa ulaştırıldığı 1873 yılında tamamlanıyor. -IV
Özet (Çeviri)
Özet çevirisi mevcut değil.
Benzer Tezler
- Bir kimlik oluşturma aracı olarak islami popüler romanlar
Islamic popular novels as a tool identity construction
VACİT ERTAN YILMAZ
Yüksek Lisans
Türkçe
2000
Halkla İlişkilerAnkara ÜniversitesiHalkla İlişkiler ve Tanıtım Ana Bilim Dalı
PROF.DR. METİN İNCEOĞLU
- Transformation of Islamist political thought in Turkey from the empire to the early republic (1908-1960): Necip Fazıl Kısakürek`s political ideas
Türkiye`de İslamcı siyasal düşüncenin dönüşümü imparatorluktan erken cumhuriyete (1908-1960): Necip Fazıl Kısakürek`in siyasal düşünceleri
BURHANETTİN DURAN
Doktora
İngilizce
2001
Kamu Yönetimiİhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesiİktisat Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ÜMİT CİZRE
- Türk siyasal hayatında Milli Nizam Partisi (terih, yapısı ve ideolojisi)
Başlık çevirisi yok
NAZIM MAVİŞ
Yüksek Lisans
Türkçe
1998
Kamu YönetimiGazi ÜniversitesiSiyaset ve Sosyal Bilimler Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. ESAT ÖZ
- Islamic fundamentalism in the West Bank and Gaza: Hamas and its effects on the peace process
Batı Şeria ve Gazze'de İslami köktendincilik: Hamas ve barış sürecine etkileri
ÜMMÜHAN BARDAK
Yüksek Lisans
İngilizce
1999
Siyasal BilimlerOrta Doğu Teknik ÜniversitesiUluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. İHSAN DURAN DAĞI