Esansiyel hipertansif hastalarda serum leptin düzeyi ve endotel fonksiyon ilişkisi
Başlık çevirisi mevcut değil.
- Tez No: 118546
- Danışmanlar: PROF.DR. İ. ÇETİN ÖZENER
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları, Kardiyoloji, Endocrinology and Metabolic Diseases, Cardiology
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2002
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Marmara Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
6. ÖZET Insulin direnci ve sempatik aktivasyon esansiyel hipertansiyon patogenezinde rol oynamaktadır. Aynı zamanda Sempatik aktivasyon, insülin direncinde gelişen hipertansiyonda rol oynayan faktörler arasında yer almaktadır. Esansiyel hipertansif hastalarda sempatik aktivasyon varlığı farklı yöntemlerle gösterilmiştir. Başlıca yağ dokusunda sentezlenen leptinin de sempatik aktivasyona yol açarak esansiyel hipertansiyon patogenezinde rol oynadığı bilinmektedir. Ayrıca leptin, endotel hücrelerinden serbest oksijen radikali oluşturarak oksidatif stres oluşumuna neden olabilmektedir. Hem oksidatif stres hem de sempatik aktivasyon endotele bağlı dilatasyonun bozulması olarak tanımlanan ve esansiyel hipertansiyon hastalarında görülen endotel disfonksiyonuna yol açabilmektedir. Bu bilgilerin ışığında, bu çalışmada, esansiyel hipertansif hastalarda serum leptin seviyesi ile endotel fonksiyonu arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmaya 35 esansiyel hipertansiyon hastası (yaş:44.2±7.1, erkek/kadın: 19/16) ve demografik özellikleri benzer 38 sağlıklı kontrol (yaş: 44.8±5.6, erkek/kadın: 20/18) dahil adildi. Serum leptin seviyesi hasta ve sağlıklı kontrol grubunda karşılaştırıldığında her iki grup arasında fark bulunmamaktaydı (3.86±4.4, 3.01 ±3.2 p>0,05). Alt grup değerlendirmeleri yapıldığında ise erkek hipertansif hastalarda serum leptin seviyesinin sağlıklı kontrol grubundaki erkek bireylerin serum seviyesinden istatiksel olarak anlamlılığa ulaşmasa da yüksek olduğu tespit edildi (1.74+2.05, 0.61 ±0.73 p>0.08). Endotel fonksiyonun göstergesi olan akıma bağlı dilatasyon, hipertansif grupta kontrol grubu ile karşılaştırıldığında istatiksel olarak anlamlı derecede azalmış bulundu (%5,2±3,2'ye karşı %12,7±3,6 p<0,001). Aynı zamanda hipertansif hasta grubunda nitrata bağlı dilatasyon da sağlıklı kontrol grubu ile karşılaştırıldığında istatiksel olarak anlamlı derecede düşük saptandı (%17,2±5,8'ye karşı %22,4±5,5 p<0,001). Bu veri, uzun dönem intra arterial kan basıncının yarattığı olası düz kas hücre disfonksiyonunun, esansiyel hipertansiyon hastalarında nitrata bağlı dilatasyonun düşük çıkmasına neden olabileceğini düşündürmektedir. Sonuç olarak çalışmamızda leptin ile endotel disfonksiyonu arasında ilişki olduğu gösterilememiştir. 45
Özet (Çeviri)
7. SUMMARY Insulin resistance and sympathetic activation are shown to play a role in the pathogenesis of essential hypertension. Sympathetic activation has also a pathogenic role in the development of hypertension due to insulin resistance. The role of sympathetic activation in essential hypertension has been documented by a variety of tecniques. Recently, it is discovered that adipocyte- derived leptin may play a role in the pathogenesis of hypertension by causing sympathetic activation. Besides that, leptin is suggested to cause oxidative stress in human endothelial cells by inducing free oxygen radicals.Both oxidative stress and sympathetic activation may be a cause of endothelial dysfunction which is the term most often used to denote impairement of endotheliurn-dependent vasodilatation. Endothelial dysfunction is now recognised as a characteristic of patients with essential hypertension. In the view of these datas, in this study we aimed to find a relation between endotheliurn-dependent dilatation and leptin in patients with essential hypertension. 35 patients with essential hypertension (age; 44.2±7.1, male/female: 19/16) and 38 healty controls (age:44.8 ± 5.6, male/female:20/18), who were matched for age and gender were included in this study. Serum leptin levels did not differ significantly between the two groups (3.86±4.4, 3.01 ±3.2 p>0,05). In the subgroup analysis, we found serum leptin levels higher in male hypertensive patients when compared to male healthy controls, though not statistically significant (1.74±2.05, 0.61 ±0.73: p>0.08). Flow and nitrate mediated dilatation were found to be reduced in hypertensive group when compared to control group. (Flow mediated dilatation: 5.2±3.2 vs 12.7±3.6: p<0,001; nitrate mediated dilatation: 17.2±5.8 vs 22,4±5,5: p<0,001). Reduced nitrate mediated dilatation in hypertensive patients may result from possible smooth muscle cell dysfunction due to long term intra-arterial high blood pressure effects. In conclusion, in this study we couldn't find a relation between serum leptin levels and flow mediated dilatation. 46
Benzer Tezler
- Hipertansiyonlu kişilerde hipoglisemi ve hiperinsulinemi sıklığının araştırılması
Başlık çevirisi yok
FATMA TURANLI
Yüksek Lisans
Türkçe
1995
Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıklarıİstanbul ÜniversitesiPROF.DR. FİKRET SİPAHİOĞLU
- Üremik ve hipertansif hastalarda trandolapril tedavisinin serum eritropoietin düzeyine etkisi
Başlık çevirisi yok
TEVFİK GÜMÜŞ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1998
Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıOndokuz Mayıs Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Türkiye'de yaşayan esansiyel hipertansif hastalarda anjiyotensin-dönüştürücü enzin insersiyon/delesyon gen polimorfizmi ile esansiyel hipertansiyon ve esansiyel hipertansiyona bağlı hedef...
Başlık çevirisi yok
CANDAN ÇİFTÇİOĞLU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1999
Tıbbi BiyolojiMarmara Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. EMEL AKOĞLU
- Esansiyel hipertansiyonlu hastalarda koagulasyon sistemi
Başlık çevirisi yok
ZEHRA ÇAVUŞOĞLU KOÇ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2002
KardiyolojiFırat Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ.DR. HARİKA ÇELEBİ