Geri Dön

Travmatik spinal kord lezyonlu hastalarda erektil disfonksiyon ve miksiyon bozuklukları

Başlık çevirisi mevcut değil.

  1. Tez No: 108009
  2. Yazar: BÜLENT EROL
  3. Danışmanlar: PROF.DR. TANER KOÇAK
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Üroloji, Urology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2001
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Üroloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

ÖZET VE SONUÇ: Travmatik spinal kord lezyonu (TSKL ) ; motorlu araç içi ve dışı kazalar, yüksekten düşme, göçük altında kalma neticesinde spinal kord 'da nadiren komplet anatomik keşi, sıklıkla da inkomplet keşi meydana gelmesi ve değişen derecelerde nörolojik defisitlerle karekterize, ürolojik olarak miksiyon bozuklukları ve erektil disfonksiyonun görüldüğü durum olarak tanımlanır (1). Klasik suprasakral lezyonlarda detrusor hiperrefleksisi ve detrusor sfinkter dissinerjisi bulgulan görülürken (58,59), infrasakral lezyonlarda detrusor arefîeksisi ve artmış mesane kompliansı görülür (84,85,86). Buna rağmen bazı yazarlar suprasakral ve sakral spinal kord travmalarının nörolojik ve ürodinamik bulguların her zaman tam korelasyon göstermeyeceğini saptamışlardır (70,86). Çalışmamızda da klasiğe tam uymayan ürodinamik bulgular saptanmıştır. Çalışma grubumuzda suprasakral lezyonu olan 36 hastanın %19.4'ünde normal işeme, %25'inde normal mesane, %80.5'inde detrusor sfinkter dissinerjisi, %2. T sinde arefleksif mesane, % 72.2'sinde hiperrefleks mesane, 14 sakral lezyon gösteren hasta'nın %42.8'inde arefleksif, %14.3'ünde hiperrefleks mesane, %42.8'inde normal mesane, 4 hastada normal işeme, %14.3'ünde detrusor sfinkter dissinerjisi bulgulan tespit edilmiştir. Klasiğin dışında saptanan bu ürodinamik bulguların muhtemel patofizyolojileri arasında lezyon distalinde oluşan dejenerasyon veya reorganizasyon, desentralizasyon, subklinik lumbosakral lezyonun olması, detrusor kontraksiyonunun somatik refleks aktiviteden daha geç geri dönmesi (suprasakral arefleksif mesanede), mesane ve somatik elementler arasıdaki ilişkinin bozulması yer almaktadır. Klasik dışı ürodinaminin diğer nedenleri arasında spinal kord travmasının inkomplet olması sinir sisteminin multipl seviyeleri ile miksiyon sinyallerinin iletimi, düzenlenmesi ve parsiyel olarak devam etmesi kuvvetle muhtemeldir. Spinal kord travmalı erkeklerde erektil disfonksiyon genellikle nörojenik etyolojiye bağlıdır. %10 oranında psikojenik kökenlidir. Vasküler etyoloji ve diabete bağlı sekonder nöropati ise nadir nedenler arasında yer alır. Çalışmamızdaki 14 hastanın CIS testine yanıtının pozitif ve penil Dopplerle normal vasküler sistem tespit edilmesi vaskülojenik kökenli etyolojinin ekarte edilmesini sağlamış ve bu hastalarda muhtemel etyolojinin nörojenik ve/veya psikojenik erektil disfonksiyon olabileceği sonucunu ortaya çıkarmıştır. Çalışmamızda suprasakral komplet lezyonlu 7 hastanın 5 'inde (%71.4), inkomplet lezyonlu 3 hastanın hepsinde (toplamda suprasakral lezyonlu 10 hastanın 8'inde (%80)) psikojenik ereksiyonun bozulduğu, diğer yandan sakral ve komplet lezyonlu 4 hastanın l'inde (%25), 54inkomplet lezyonlu 3 hastanın Tinde (toplamda 7 hastanın 2'sinde (%28.5)) psikojenik ereksiyonun bozulduğu, suprasakral komplet ve inkomplet lezyonlarm tamamında refleksojenik ereksiyonun korunduğu, sakral komplet lezyonlann %75'inde (3/4) refleksojenik ereksiyonun kaybolduğu, inkomplet sakral lezyonlu 1 hastada ise bu ereksiyon tipinin korunduğu saptanmıştır (p<0.05) (Tablo III). Bu bulgular suprasakral lezyonlarda psikojenik ereksiyon bozulurken, refleksojenik ereksiyonun korunduğu, sakral ve infrasakral lezyonlarda ise psikojenik ereksiyonun çoğunlukla korunduğu, refleksojenik ereksiyonun bozulduğu bilgisini desteklemektedir. Aynı zamanda lezyonun komplet durumunda ereksiyon tipleri ile mesane tipleri arasında güçlü korelasyon olduğu, suprasakral lezyonlarda hiperrefleks mesane ve psikojenik ereksiyon kaybının, sakral ve infrasakral lezyonlara ise arefleksif mesane ve refleksojenik ereksiyon kaybımn olduğu tespit edilmiştir. Önceki çalışmalarda spinal kord lezyonlu hastalarda sildenafil başarısının % 65-93 arasında değiştiği, çalışmamızda bu basan %86 olarak tespit edilmiştir. Komplet travmalı hastaların inkomplet travmalı hastalara göre ve alt motor lezyonlu hastaların üst motor lezyonlu hastalara göre daha yüksek doz sildenafile ihtiyaç duydukları saptanmıştır. Ancak çalışmamızda 50 mg dozla sildenafil cevabı alman 7'sinin komplet, 5'i nin inkomplet lezyonlu olması, dolayısı ile bu bilgiye ters düşülmesi sildenafil tedavisi alan hasta sayısının sınırlı olmasına bağlanmıştır. Sildenafil' in genellikle iyi tolere edildiği, libidoyu etkilemediği seksüel yaşam ve cinsel ilişki tatminiyetini ve en önemlisi cinsel ilişki için gerekli ereksiyonu sağlama ve devam ettirmede oldukça başarılı olduğu gerek çalışmamızda, gerekse önceki çalışmalarda tespit edilmiştir. Sonuç olarak spinal ereksiyon merkezlerinin birinin sağlam olması durumunda ister üst motor, isterse alt motor lezyonu olsun ereksiyon başansı 50 mg (çoğu hastada) sildenafille rahatlıkla sağlanabilir. Dünyada spinal kord travmalı hastaların yüksek basan nedeniyle %88'inin sildenafil tedavisine devam ettikleri tespit edilmiştir. 55

Özet (Çeviri)

Özet çevirisi mevcut değil.

Benzer Tezler

  1. Spinal patolojilerde üç boyutlu (3B) true FISP manyetik rezonans görüntüleme tekniğinin tanı değeri

    The diagnostic value of 3D true FISP magnetic resonance imaging technique in spinal pathologies

    YÜCEL SEVER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2005

    Radyoloji ve Nükleer TıpTrakya Üniversitesi

    Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı

    Y.DOÇ.DR. ERCÜMENT ÜNLÜ

  2. Tavşanlarda deneysel spinal kord iskemi reperfüzyon modelinde E vitamini ve C vitamini serbest oksijen radikalleri üzerine etkilerinin gösterilmesi

    Effect of vitamin C and vitamin E on free oxygen radicals after experimental spinal cord ischemia-reperfusion ınjury model on rabbits

    FUNDA C. BATAY

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1998

    NöroşirürjiAnkara Üniversitesi

    Nöroşirürji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. NİHAT EGEMEN

  3. Medulla spinalis deneysel travma modelinde lokal papaverin kullanımının klinik üzerine etkilerinin elektrofizyolojik testlerle gösterilmesi

    Başlık çevirisi yok

    AHMET TAŞKESEN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2004

    NöroşirürjiOndokuz Mayıs Üniversitesi

    Nöroşirürji Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. CENGİZ ÇOKLUK

  4. Deferoxamine'in travmatik spinal kord injurisi üzerine olan etkileri (Deneysel çalışma)

    Başlık çevirisi yok

    GÖKHAN ACKA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1997

    NöroşirürjiGata

    Nöroşirürji Ana Bilim Dalı

  5. Deneysel omurilik yaralanmasında metilprednizolon ve eritropoetin birlikteliğinin etkinliği

    Başlık çevirisi yok

    ABDURRAHMAN ÇETİN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2003

    NöroşirürjiDicle Üniversitesi

    Nöroşirürji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ADNAN CEVİZ