Geri Dön

İdiyopatik nefrotik sendromlu çocuklarda anjiotensin konverting enzim gen polimorfizmi

Başlık çevirisi mevcut değil.

  1. Tez No: 103615
  2. Yazar: FARUK ÖKTEM
  3. Danışmanlar: PROF. DR. AYDAN ŞİRİN
  4. Tez Türü: Tıpta Yan Dal Uzmanlık
  5. Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Nefroloji, Child Health and Diseases, Nephrology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2001
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Çocuk yaş grubunda sık görülen FGS ve SSNS' un klinik seyri değişkendir. Bazı hastalarda ilerleyici böbrek yetmezliği ve sık relaps olurken bazı hastalarda iyi bir seyir ve nadir relapslar görülebilir. Deneysel ve klinik çalışmalar renin angiotensin sisteminin (RAS) bir çok böbrek hastalığının patogenezinde ve ilerlemesinde bir faktör olduğunu göstermektedir. ACE geninin 16. intron içinde yer alan 287-bp fragmanının homozigot delesyon polimorfizmi (DD) olması dolaşımda ve dokulardaki ACE aktivitesinin artmasına ve AT II' nın yüksek düzeylere çıkmasına neden olur. ACE gen polimorfizmi ile böbrek hastalıkları arasındaki ilişki bir çok çalışmada gösterilmiştir Bu çalışmada SSNS ve FGS hastalarında ACE l/D gen dağılımını ve ACE genotipi ile hastalığın klinik bulguları ve prognozu arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amaçlanmıştır. Çalışmaya nefrotik sendrom başlangıcındaki yaş ortalaması 2.7±1.5 yıl ve izlem süresi 5.5 ± 3.3 yıl olan 43 SSNS (32 erkek, 11 kız) ile nefrotik sendrom başlangıç yaş ortalaması 3.9±3.1 yıl ve izlem süreleri 4.6±3.2 yıl olan 30 FGS (19 erkek, 11 kız) hastası ve 76 sağlıklı kontrol olgu (49 erkek, 27 kız) alındı. FGS olguları hastalığın şiddetine göre kötü (n:8) ve iyi seyirli (n:22), SSNS olguları ise sık (n:19) ve az relaps yapanlar (n:11) olarak alt gruplara ayrılarak değerlendirildi. Çalışmaya alınan FGS hastalarının 22'sinin (% 73) böbrek fonksiyonları normal, 8' inin (% 27) ise bozuktu. İstatistiksel karşılaştırmalarda ki-kare, Fisher ve Mann- Whitney-U testleri kullanıldı. Çalışmamızda; sağlıklı kontrol grubuna göre tüm İNS olgularımızda (% 34) DD genotip sıklığı (% 17) anlamlı olarak yüksek bulundu (x2:4.89, p<0.05). FGS olgularındaki DD genotip sıklığı (% 30) ise sağlıklı kontrollere göre daha yüksekti, ancak bu fark anlamlı değildi. FGS grubunda kötü seyirli 8 olgudaki DD genotip sıklığı (% 63) iyi seyirli olan 22 olgudan (% 18) ve sağlıklı kontrollerden (% 17) anlamlı olarak daha yüksekti (sırasıyla; p<0.05 Odds oranı=7.5, p<0.05, Odds oranı=7.08). DD genotipe sahip FGS hastaları ile ID+II genotipte olan FGS hastaları karşılaştırıldığında, DD genotipte olan olguların böbrek fonksiyonlannda bozulma anlamlı olarak fazla idi. Çalışma grubunda yer alan 43 SSNS' li olgu içinde 16' sı DD71 genotipe sahipti (% 37). Bu sıklık sağlıklı kontrol vakalarına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulundu (x2:4.98, p<0.05). SSNS olgularından sık ve az relaps yapan gruplarda DD genotip sıklığı sırasıyla % 42 ve % 27 olarak saptandı, fakat aradaki fark anlamlı değildi. Sık relaps yapan olgulardaki DD genotip sıklığı sağlıklı kontrollerden anlamlı olarak daha yüksek bulundu. FGS ve SSNS hasta grupları DD genotip açısından kendi aralarında karşılaştırıldığında, genotip oranları birbirine benzer olup arada istatistiksel olarak bir fark gösterilemedi. Sonuç olarak fokal glomerüloskleroz ve steroide duyarlı nefrotik sendrom hastalarından oluşan idiyopatik nefrotik sendrom olgularında DD genotipin fazla olması, hastalığın patogenezinde RAS ve AT-II' nin etkisinin olabileceğini düşündürmektedir. FGS hastalarında DD genotip varlığı klinik seyir ve ilerleyici böbrek yetmezliği açısından prediktif bir risk faktörü olarak kabul edilebilir. SSNS ve FGS hastalarında DD genotipin fazla olması ve hastalık şiddeti ile DD genotip varlığının anlamlı ilişki göstermesi, iki hastalığın ortak bir patogenezden kaynaklanabileceği düşündürmektedir. Çalışmamız ile ilgili literatürde fazla sayıda veri olmaması nedeniyle yapılacak yeni ve olgu sayısı daha fazla olan çalışmalarla bulgularımızın karşılaştırılmasının uygun olacağını düşünmekteyiz.

Özet (Çeviri)

Özet çevirisi mevcut değil.