Geri Dön

Akut ve kronik zemindeki osteokondral defektlerin, osteoperiosteal otolog transplantasyon tekniği ile tedavisi. Tavşanlarda yapılan bir deneysel çalışma

Başlık çevirisi mevcut değil.

  1. Tez No: 103578
  2. Yazar: MEHMET HAKAN ÖZSOY
  3. Danışmanlar: DOÇ.DR. SEMİH AYDOĞDU
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Ortopedi ve Travmatoloji, Orthopedics and Traumatology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2000
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Ege Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

ÖZET Eklem kıkırdak yaralanmalarının tedavisi, üzerinde uzun yıllardır çalışmalar yapılmasına rağmen, çözülmeyi bekleyen birçok soruyu içermektedir. Özellikle genç yaşlardaki hastalarda oluşan travmatik lezyoniar, tedavi edilmediği taktirde erken artroza ve sonucunda iş gücü kaybı ve yüksek tedavi masraflarına neden olmaktadır. Günümüzdeki tedavilerin amacı, erken osteoartroza gitme riski olan eklemlerin belirlenmesi ve dejenerasyon ilerlemeden tedavisidir. Diz yaralanmalarından sonra artmış kıkırdak metabolizması, uzun yıllar devam etmekte ve hatta uygun tedavi uygulanmış olmasına rağmen, normal düzeylerine geri dönememektedir. Klinik ve radyolojik olarak düzelme elde edilmiş olmasına rağmen, eklemdeki metabolik dengenin elde edilememesi, bu hastaların konvansiyonel metodlar dışında, başka izlem teknikleriyle de izlenmesini gerekli kılmaktadır. Sinovial sıvıdaki kıkırdak markırları, hem risk altındaki eklemlerin belirlenmesinde, hem de uygulanan tedavinin eklem metabolizması üzerine olan etkilerinin saptanmasında değerli bilgiler vermektedir. Çalışmamızda, tavşan femur medial kondilinde yaratılan osteokondral defektlerin iyileşme özellikleri ve osteoperiosteal greftleme tekniğinin tedavideki yeri; makroskopik, histolojik ve de sinovial sıvıda yapılan biyokimyasal incelemelerle izlenmiştir. 51 erişkin, beyaz-albino tavşan üzerinde yapılan bu çalışmada, sağ femur medial kondilinde yaratılan 3.5mm genişliğinde ve 4mm derinliğindeki, osteokondral defektler, üç farklı grupta incelenmiştir. Defektlerin tedavi edilmeden bırakıldığı, kontrol grubuna 18 tavşan dahil edilmiş ve 24 haftalık süreçte belli periyodlarda (1, 4, 8, 12, 18 ve 24. haftalar) iyileşme özellikleri; makroskopik, histolojik ve sinovial sıvı incelemeleriyle izlenmiştir. Erken greftleme grubunda, 15 tavşan izlenmiş ve defekt yaratıldıktan 7-15 gün sonra, defekt alanı, tibia anteromedialinden alınan osteoperiosteal greftle greftlenmiş ve yine 24. hafta süreyle (4, 8, 12, 18 ve 24. haftalar) takip edilmiştir. Geç greftleme grubunda ise, 18 tavşandaki defekt alanı, defekt yaratıldıktan 12 hafta sonra aynı şekilde greftlenmiş ve aynı şekilde 24 hafta süresince izlemiştir. Greftlemelerde, periost alttaki kemikten aynlmadan blok olarak periost-kemik grefti elde edilmiştir. İzlemde tüm tavşanlardan, belli aralıklarla her iki dizlerinden, sinovial sıvı örnekleri alınmış ve bu sıvıda proteoglikan fragman seviyesi, total kollajen miktan ve kollajenaz (MMP-1) düzeyleri ölçülmüştür. Histolojik ve makroskopik incelemede hiçbir tavşandaki defektte, çevre sağlam kıkırdaktan ayırt edilemeyecek özelliklerde bir iyileşme dokusu elde edilemedi. Makroskopik ve histolojik olarak defekt çevresinde artroz görülmesi, defekti oluşturan iyileşme dokusunun dizi dejenerasyona gitmekten koruyamadığının bir belirtisi olup, kontrol grubunda ve geç greftleme grubunda erken greftleme grubuna kıyasla daha yüksek oranda bulunmuştur. Kontrol grubunda iyileşme dokusu tamamen fibröz dokudan fibröz-hiyalin kıkırdak özelliklerindeki bir dokuya doğru değişim göstermiştir. (p<0.05) Aynca kıkırdak kalınlığı, çevre sağlam kıkırdağa bağlanma ve subkondral kemik oluşumu özellikleri açısından da zaman içinde belirgin düzelme gözlenmiştir. (p<0,05) Histolojik yapıdaki değişiklikler 18. haftadan sonra belirginleşmiştir. Defettin akut dönemde tedavi edildiği erken greftleme grubunda, hücre morfolojisi, subkondral kemik oluşumu ve defekt alanının kıkırdakla kaplanmasında zaman içinde belirgin bir iyiye gidiş gözlendi. (p<0,05) Benzer şekilde geç greftleme grubunda da, hücre morfolojisi, kıkırdak matriksinin boyanma özellikleri, subkondral kemik oluşumu ve defekt alanının kıkırdakla kaplanmasında zaman içinde düzelme saptandı.(p<0,05) Onsekiz ve 24. haftalar birlikte incelendiğinde, kontrol grubunda %37.5, erken greftleme grubunda %100 ve geç greftleme grubunda %70 oranında hiyalin benzeri bir doku ile defettin dolduğu gözlendi. Oluşan yeni kıkırdağın çevre kıkırdağa bağlanması geç greftleme grubunda, kontrol grubuna göre daha başarılı şekilde gerçekleşti. (p<0,05) Subkondral kemik oluşumu ise geç greftleme grubunda, diğer iki gruptan da iyiydi. (p<0,05) 96Tüm gruplarda, defekt öncesi (preop) alınan sinovial sıvı örneklerinden elde edilen biyokimyasal analiz sonuçları birleştirildi ve her grup için ortak bir preop değer saptandı. Sinovial sıvıda total proteoglikan fragman seviyesi, kollajenaz (MMP-1) ve total kollajen seviyeleri ölçüldü. Kontrol grubunda defekt sonrasında tüm haftalarda alınan sıvı örneklerindeki proteoglikan düzeyi preop değerine göre anlamlı yüksek bulundu. (p<0,05) En yüksek değer defekt sonrasındaki 24. haftada elde edildi. Erken greftleme grubundaki proteoglikan düzeyleri, kontrol grubuna benzer şekilde defekt sonrasındaki 1. haftada pre-op değere göre yüksek bulundu. Greftleme sonrasında ise özellikle 8. haftadan başlayarak düşüş gösterdi ye 24. haftada elde edilen sinovial sıvıdaki proteoglikan düzeyi pre-op seviyelere indi. Geç greftleme yapılan gruptaki proteoglikan düzeyleri ise, diğer iki grupta olduğu gibi defekt sonrasında preop değerine göre anlamlı yüksek bulundu. 12. haftada yapılan greftleme sonrasında ise, proteoglikan düzeyleri 24. haftaya dek yavaş bir düşüş gösterdi ve 24. haftada preop değerinden yüksek olmakla birlikte, istatistiksel olarak farklı olmayan bir değer elde edildi. Kontrol grubundaki sinovial sıvıdaki total kollajen düzeyi, defekt sonrasında artış gösterdi ve tüm haftalarda pre-op değerlerden yüksek bulundu. 1. haftada greftlenen gruptaki total kollajen düzeyleri defekt sonrasında 4. haftada da yükselmeyi sürdürdü, ancak 8. haftadan sonra düşerek 24. haftada preop değerine yakın bir düzeye indi. 12. haftada greftlenen grupta da diğer gruplara benzer olarak total kollajen düzeyi defekti, takip eden 4 ye 12. haftalarda anlamlı yüksek bulundu. Greftleme sonrasında ise bu düzey düşüş gösterdi ye 18. haftadan itibaren preop düzeye yakın değerler elde edildi. Kontrol grubunda MMP-1 (kollajenaz) düzeyi, defekt sonrasında özellikle 4 ye 12. haftalarda anlamlı artış gösterdi. 18. haftadan itibaren ise düşme göstererek preop değerine yakın bir değere ulaştı. Erken greftleme grubunda greftleme öncesinde ve sonrasında anlamlı farklılıklar göstermedi. Geç greftleme grubunda ise en yüksek MMP-1 düzeyi defekt sonrasında 12. haftada elde edildi. Greftleme sonrasında ise 8. haftadan itibaren preop MMP-1 düzeyine yakın değerler elde edildi. 18. hafta karşılaştırmalannda, kontrol grubu proteoglikan değerleri, erken greftleme grubuna göre yüksek bulundu. Geç greftleme grubu kollajen değerleri açısından kontrol grubuna göre anlamlı şekilde düşüktü. Benzer farklılıklar 24. haftada da görüldü. Kontrol grubu histopatolojik sonuçlan ile biyokimyasal sonuçlar değerlendirildiğinde, toplam histolojik değerler ile proteoglikan ve kollajen değerleri arasında ters yönlü bir ilişki mevcuttu. Yani, histolojik yapı genel olarak düzelse de, artmış katabolik aktivite devam etmekteydi. Erken greftleme grubunda, histolojik düzelmeyle, proteoglikan seviyelerindeki düşüş birbirine paralel gitmekteydi. Yani histolojik düzelmeye, katabolik aktivitede azalma eşlik etmekteydi. Geç greftleme grubunda da erken greftleme grubuna benzeyen, fakat istatistiksel olarak anlamlı bulunmayan bir ilişki mevcuttu. Osteoperiosteal greftleme; kolay uygulanabilir olması, ek masraf ve bekleme süresine gereksinim duyulmaması ve ileri bir cerrahi teknik ve enstrümantasyon gerekmeden, aynı cerrahi saha içinde gerçekleştirilebilmesi nedenleriyle, dizdeki derin kıkırdak defektlerinin tedavisinde, önemli bir tedavi alternatifidir. Sinovial sıvı çalışmaları ile erken artroza gitme eğilimi olan hasta gruplarının belirlenmesi, hastalık aktivitesi hakkında objektif değerler elde edilmesi, uygulanan tedavilerin sonuçlarının izlenmesi mümkün olmaktadır. 97

Özet (Çeviri)

Özet çevirisi mevcut değil.

Benzer Tezler

  1. Stresle indüklenen deneysel kolit patogenezinde kortikotropin serbestleştirici faktör, serotonin ve kolesistokinin nöropeptidlerinin rolleri

    Roles of corticotropin releasing factor serotonin and cholecystokinin neuropeptides in stress-induced experimental colitis pathogenesis

    MEHMET ALİ GÜLPINAR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2001

    FizyolojiMarmara Üniversitesi

    Fizyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF.DR. BERRAK Ç. YEĞEN

  2. Diyabetik hastalarda hepatit C virus enfeksiyonu ve risk faktörleri ile ilişkisi

    Hepatitis C virus infections in patients with diabetes mellitus and it's ralations with risk factors

    SEVNAZ ŞAPPAK ŞAHİN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1998

    Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıDokuz Eylül Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. HALE AKPINAR

  3. Bel ağrıları tanısında çift bacak kaldırma testinin yeri

    Başlık çevirisi yok

    SELAMİ AKKUŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1998

    Fiziksel Tıp ve RehabilitasyonSelçuk Üniversitesi

    Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. HASAN OĞUZ

  4. Timusun aksidental atrofisistres involüsyonu (mikroskobik değerlendirme)

    Başlık çevirisi yok

    SERGÜLEN DERVİŞOĞLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1989

    Patolojiİstanbul Üniversitesi

    Patoloji Ana Bilim Dalı

  5. Akut ve kronik anterior krusiat ligament lezyonlarının cerrahi sağaltım ve sonuçları

    Başlık çevirisi yok

    F. FEYYAZ AKYILDIZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1990

    Ortopedi ve TravmatolojiAkdeniz Üniversitesi

    Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı