Geri Dön

Menisküs tamirini etkileyen faktörler ve tamir sonrası menisküs dokusunun yardımcı tanı yöntemleriyle değerlendirilmesi

Başlık çevirisi mevcut değil.

  1. Tez No: 103575
  2. Yazar: NADİR ÖZKAYIN
  3. Danışmanlar: DOÇ.DR. EMİN TAŞKIRAN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Ortopedi ve Travmatoloji, Orthopedics and Traumatology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2000
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Ege Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

ÖZET Menisküslerin eklem fonksiyonu açısından öneminin anlaşılması ve menisektominin kötü sonuçları üzerine ardarda gelen yayınlar diğer yanda diz cerrahisindeki hızlı gelişmeler menisküs lezyonlarının tedavi anlayışını temelden değiştirmiştir. Bugünkü görüşe göre gerek fizik gerek MRI gerekse Diagnostik Artroskopi ile menisküs lezyonun konservatif yada cerrahi tedaviye uygunluğu değerlendirildikten sonra cerrahi tedavideki amaç ise menisküsün anatomi ve fonksiyonun restore edilip korunması eğer bu başarılamıyorsa mümkün olan maksimum menisküs dokusunun korunması olmalıdır. Bu amaçla gerek cerrahi teknik gerekse enstrümanlar açısından yeni arayışlar devam etmektedir. Tedavi planlamasını etkileyen birçok faktör vardır.Bunlar; lezyonun morfolojik sınıflaması, lezyonun lokalizasyonu, lezyonun boyutu, lezyonun meniskal kenardan uzaklığı, eşlik eden bağ lezyonu, olgunun aktivite düzeyi ve yaş, menisküsün mikrostrüktürel yapısı, lezyonun zamanlaması ve hastanın tercihidir. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği'nde Ağustos 1994 ve Aralık 1999 tarihleri arasında; ÖÇB lezyonu ile başvurup ÖÇB tamiri uygulanan, ÖÇB lezyonu ve menisküs lezyonu nedeniyle başvurup artroskopik ÖÇB tamiri ile birlikte parsiel menisektomi ve/veya menisküs tamiri uygulanan, pür menisküs lezyonu ile başvurup artroskopik parsiyel menisektomi ve /veya menisküs tamiri uygulanan, toplam 400 hasta arasından pür menisküs tamiıii veya menisküs tamiri ile birlikte ÖÇB tamiri uygulanan olgular çalışmamız kapsamında değerlendirilmiştir (Grup I). Yine aynı hasta populasyonundan ÖÇB tamiri ile birlikte, parsiyel menisektomi uygulanan hastalar 1. kontrol grubumuzu oluştururken (Grup II), pür ÖÇB lezyonu nedeniyle, ÖÇB tamiri uygulanan olgular da 2. kontrol grubumuzu (Gruplll) oluşturulmuştur Çalışmamız kapsamındaki olgularımızın değerlendirmeleri postop ortalama 33,14 (min :12,00,max :17,00) ayda yapılmıştır. Olgularımızın değerlendirmeleri anamnez, fizik muayene, Tegner skorlama sistemi, Lymsholm skorlama sistemi, 158XRAY.MRI.Artro MRI.KT-1000 testi ve tamir sonrası yapılan artroskopi bulgularımıza dayanarak yapıldı. Bizim bu çalışmamızdaki amacımız menisküs iyileşmesi üzerinde etkili olan faktörleri incelemek, menisküs tamirinin diz eklemine olan katkılarını araştırmak ve menisküs tamir sonuçlarını değerlendirmede ArtroMRl'ın yerini değerlendirmekte. Bizim serimizde menisküs tamirli olguların yeraldığı Grup l'de %38, Ö.Ç.B. tamirli ve parsiyel menisektomili Grup I l'de %8,7, pür ön çapraz bağ tamirli olguların yer aldığı Grup lll'de %26,7, 2. kez artroskopik müdahale gerekmiştir. Grup l'de 2. kez artroskopi sonrasında artroskopik olarak iyileşmemiş olguların %22'sinin, artroskopik olarak inkomplet iyileşmiş olguların %28,6'sının klinik olarak asemptomatik olduğu tespit edilmiştir. Artroskopik olarak menisküslerin %23,80'inde komplet iyileşme, %33,3'ünde inkomplet iyileşme, %42'sinde iyileşmeme saptanmıştır. Olguların %51,1'inde komplet yada inkomplet iyileşme vardır. 2. kez artroskopi uygulanan olguların preop. lezyon boyutları ortalaması 2,79mm. iken 2. artroskopide bu ortalamanın 1,91 mm. ye düştüğü saptanmış olup (p<0,005) istatistiksel olarak anlamlıdır. Tamir sonrasında lezyonların tamamında iyileşme saptanmasa da lezyon boyutunda önemli bir azalma saptanmaktadır. Lateral menisküste yer alıp tamir uygulanan 2 lezyondada tam iyileşme saptanmıştır. Medial menisküste ise komplet ve inkomplet iyileşme oranı 51,8'dir. Grup l'de yer alan olguların %74'ü, Grup ll'de yer alan olguların %87'si, Grup lll'de yer alan olguların %93,3'ü asemptomatkti. Kısa ve orta dönemde klinik başarı oranı parsiyel menisektomili olguların yer aldığı Grup II lehine olmakla birlikte ileri dönemde bunun menisküs tamirli grup lehine döneceği beklenmektedir. Grup I ve Grup ll'de preinjury dönemine göre postop. devrede tegner skorunda istatistiksel olarak anlamlı bir düşüş saptanmıştır. Her 3 gruptada Lymhsolm skorunda istatistiksel olarak anlamlı bir artış saptanmıştır. Her 3 grubun preop. extansiyon ve fleksiyon kısıtlılık düzeylerinde istatistiksel olarak analamlı bir düşüş saptanmıştır. Tamir uyguladığımız hasta grubunda ise ortalama yaş 28,54 dür (min:15,max:54). 30 yaş üstü ve 30 yaş altı olgularımızda artroskopik iyileşme 159düzeyi ile yaş arasında ilişki arasında anlamlı bir ilişki bulunamadı (P değeri 0,98). Artroskopi uygulanan 19 menisküsten 30 yaş altındaki 14 (%73,7) menisküsden komplet iyileşme 3'ünde (%21), inkomplet iyileşme 5'inde (%35), iyileşmeme ise 6'sında (%42) saptanırken, 30 yaş üzerindeki 5 (%26,3) menisküsün 1'inde (%20) komplet iyileşme, 2'sinde (%40) inkomplet iyileşme, yine 2'sinde de (%40) iyileşmeme saptanmıştır. Yaş ile klinik iyileşme arasındaki ilişkiyi araştırdığımızda, tamir uygulanan 50 olgunun 30 yaş ve altındaki toplam 31 (%62,0) olgunun 22'sinde (%70.9) klinik iyileşme saptanırken,9'unda (%29) klinik iyileşme yoktu. 30 yaş üstündeki toplam 19 (%38,0) olgunun 1 5'inde (%78,9) klinik iyileşme saptanırken, 4'ünde (%21) klinik iyileşme yoktu. İstatistiksel olarak p değeri 0,532 bulunup anlamlı bir ilişki kurulamamıştır. Serimizde ise meniskal travmadan sonraki 3 ay içerisinde öpere edilen olgular ile 3 aydan sonra tedavi edilenler kıyaslanmıştır. Buna göre 3 aydan önce öpere edilmiş olan, toplam 18 olgunun 1 2'sinde (%66,7) klinik iyilik varken, 6'sı (%33,3) klinik olarak semptomatiktir. 3 aydan sonra öpere edilen toplam 32 (%64) olgunun 25'inde (%78,1) klinik iyilik mevcutken, 7'si (%21,9) semptomatiktir. Buna göre p değeri 0,504 saptanıp istatistiksel olarak klinik iyileşme ile travmadan tamire kadar geçen süre arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Artroskopik iyileşme düzeyi ile meniskal travmadan tamire kadar geçen süre araştırıldığında anlamlı bir ilişki saptanamamıştır (p değeri 0,374). 2. kez artroskopi ile değerlendirilen 19 menisküsten 5'i (%26,3) 3 aydan önce öpere edilmiştir. Bunlarda hiçbir menisküste komplet iyileşme saptanmazken, 2'sinde (%40) inkomplet iyileşme, 3'de (%60) ise iyileşmeme saptanmıştır. 3 aydan sonra öpere edilen toplam 14 (%73,7) menisküsün 4'ünde (%28,6) komplet, 5'inde (%35,7) inkomplet, 5'inde de (%35,7) iyileşmeme saptanmıştır. Bizim serimizde tamir uyguladığımız lezyonların ortalama boyutu 2,6 cm'dir (min.: 1,50, max.: 4,00). Grup lll'de yer alan 5 menisküste Ö.Ç.B. bağ tamiri sırasında 1 cm'den küçük lezyon tespit edilip herhangi bir müdahale de bulunulmadı. Bu olguların tamamı klinik olarak iyileşmişti, asemptomatikti. Biz serimizde 1 cm'den büyük unstable lezyonlara tamir uyguladık. Klinik iyileşme 160saptadığımız olgularda ortalama lezyon boyutu 2,39 cm iken, semptomatik olgularda ortalama lezyon boyutu 2,64 cm. idi. İstatistiksel olarak anlamlı bir ilişki kurulamadı. Artroskopik iyileşme düzeyi ile tamir uygulanan menisküslerin tamir öncesi boyutlarının ilişkisi incelendiğinde, komplet iyileşme saptanan 5 menisküsün tamir öncesi lezyon uzunluğu ortalaması 2,90 cm (min.:2,00 cm, max.:4,00 cm) iken, inkomplet iyileşme saptanan 7 menisküsün tamir öncesi lezyon uzunluk ortalaması 2,78mm (min.: 1,50 cm., max.: 4,00 cm.), iyileşme saptanmayan 9 lezyonun uzunluk ortalaması ise 2,55 cm. (min.:1,50 cm., max.: 4,00 cm.) saptanmış olup, p değeri 0,75 olup anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Yırtık morfolojisi ile klinik arasındaki ilişkiye baktığımızda; kova sapı yırtık saptanan 23 menisküsün 17 sinde (%73,9) klinik iyileşme saptanırken 6'sı (%26,1) semptomatikti. Longitudinal tipte yırtık saptanan 30 menisküsten 22'si (%73,3) klinik olarak iyileşmiş, 8'i (%26,7) semptomatikti. Radial yırtık saptanan 2'side asemptomatikti. Yine kompleks yırtık saptanan 3 menisküste klinik olarak asemptomatikti. Görüldüğü gibi longitudinal ve kova sapı yırtıklarda yüksek klinik başarı oranı elde edilirken, sayımız sınırlıda olsa radial ve kompleks yırtık tiplerinde de başarılı sonuç elde etmiş olmamız, başarı şansı düşük yırtık morfolojilerinde de tamir denenmesi gerektiği görüşünü desteklemektedir. Serimizdeki yırtıkların %13,97'si zonfde, %24,73'ü zon2'de, %23,65'i zon1,2'de, %23,65'i zon2,3'de, %13,97'si zon 1,2,3'de yer alıyordu. Tamir uyguladığımız Grup l'deki lezyonların %11,30'u zonl, %30,60'ı zon2'de %32,30'u zonl,2'de, %14,50'si zon2,3'de, %1 1,30'u zonl,2,3'de yer alıyordu. Tamir uygulanan olgulardan preop. yırtıkların zon dağılımı ile klinik iyileşme arasındaki ilişki incelendiğinde zonl'de yer alan 10 yırtığın tamamında %100 klinik iyilik vardı. Zon2'de yer alan 20 yırtığın 11'i (%55) asemptomatikken, 9'u (%45) semptomatikti. Zon1,2'de yer alan toplam 20 olgunun 16'sında (%80) klinik iyilik varken, 4'ü (%20) semptomatikti. Zon2,3'de yer alan 6 yırtığın 5'i (%83,3) asemptomatikken, 1'i (%16,7) semptomatikti. Radial tipte olan ve zon1,2,3'de seyreden 2 yırtığımızın 2'side iyileşmişti. 2. kez artroskopide saptanan iyileşme düzeyi ile preop. yırtık zon sınıflamasını da inceledik. 2. kez artroskopi geçiren 21 menisküs mevcuttu. Preop. 161zonl'de yer alan sadece 1 lezyon vardı. Bunda da artroskopik olarak komplet iyileşme saptandı. Zon2'de yer alan 13 yırtığın 3'de (%23,1) komplet iyileşme, 6'sında (%46,2) inkomlet iyileşme, 4'ünde (%30,8) iyileşmeme saptandı. Zon1,2'de yer alan toplam 4 yırtığın 1'inde %25 komplet iyileşme saptanırken, 3'ünde (%75) iyileşmeme saptandı. Zon2,3'de yer alan 2 yırtığın hiçbirinde komplet iyileşme yokken, 1'inde (%50) inkomplet iyileşme, 1'inde de (%50) iyileşmeme saptandı. Zon1,2,3'de yer alan 1 yırtıkta iyileşmeme saptandı. Bizim serimizde ise medial menisküs arka boynuzda lokalize olan yada diğer bölgelerle birlikte arka boynuzda da seyreden yırtıkların oranı %69,88'dir. Aynı oran lateral menisküs için %18,27'dir. Her iki menisküs birlikte ele alındığında yırtıkların %88,15'i posterior boynuzda yer almakta yada bu bölgeye uzanımı olduğu tespit edilmektedir. Serimizde yer alıp 2. kez artroskopi uygulanan lateral menisküs lezyonlarının olguların tamamında tam iyileşme saptandı. 2. kez artroskopi uygulanan olgular arasında medial menisküs posterior boynuzuna lokalize olan veya bu bölgeye uzanımı olan yırtıkların artroskopik iyileşme düzeylerine baktığımızda %15'de komplet iyileşme, %31'de inkomplet iyileşme, %47'sinde iyileşmeme saptanmıştır. Preop. devrede medial menisküs arka boynuzda lokalize yada bu bölgeye uzanımı olan yırtıkların %71,1'de klinik iyilik varken, lateral menisküs için aynı oran %88'dir. Serimizde yer alan tüm medial menisküs lezyonlarının tamir öncesi seyirleri boyunca ön, orta ve arka menisküs bölümlerindeki ortalama M.K.U.'nu inceledik. Buna göre medial menisküs lezyonların ön boynuzdaki ortalama M.K.U. 3,47 mm. iken, orta bölümde ortalama M.K.U. leri 4,15 mm. arka boynuzda ise ortalama M.K.U. 4,86 mm. ye yükselmektedir. Görüldüğü gibi arka boynuzda bulunan yırtıklar vaskuleritenin en fazla olduğu meniskal kenardan uzaklaşmaktadırlar. Arka boynuz lezyonlarmdaki başarı oranının düşüklüğünde etkili olan faktörlerden birininde bu olabileceğini düşünmekteyiz. Artroskopik iyileşme düzeyiyle M.K.U.ortalaması arasındaki ilişkiyi inceledik. Medial menisküs arka boynuzunda komplet iyileşme saptanan lezyonların preop. M.K.U. ortalamaları 3,4 mm, inkomplet iyileşme saptanan lezyonların meniskal 162kenar mesafesi ortalamaları 5,28 mm, iyileşmeme saptanan lezyonlarm kenar mesafesi ortalamaları ise 5,0 mm. saptanmıştır. Klinik iyileşme ile lezyonlarm meniskal kenara ortalama uzaklıklarını da araştırdık. Medial menisküs arka boynuzda klinik iyileşme saptanan lezyonlarm meniskal uzaklık ortalaması 4,4 mm. iken bu ortalama semptomatik olgularda 5,7 mm.' ye çıkmaktadır. İstatistiksel olarak p değeri 0,028 olup anlamlı bulunmuştur. Medial menisküs arka boynuzdaki lezyonlarm kenar mesafeleri azaldıkça klinik iyileşmede artış arasında anlamlı bir korelasyon vardır. Medial menisküs arka boynuzunda artroskopide inkomplet iyileşme yada iyileşmeme saptanan lezyonlarm preop. kenar mesafeleri ortalaması 5,14 iken, tamir sonras bu mesafe 5,33, orta bolünde 4,07 iken 4,33, ön boynuzda ise 3,3 iken 3,5 saptanmıştır. Bu özellikle arka ve orta bölümdeki preop. ve postop. mesafe değişimi tamir sonrası devrede eski yırtık lokalizasyonun periferinden yeni yırtık oluşma olasılığını desteklemektedir. Serimizde meniskal tamir uygulanan toplam 50 olgunun 42'sinde (%84,0) eşlik eden Ö.Ç.B. tamiri bulunurken, 8'inde (%16,0) pür menisküs lezyonu mevcuttur. Beraberinde Ö.Ç.B. tamiri bulunan 42 hastanın 30'unda (%71,4) klinik iyilik varken, 12'si (%28,6) semptomatikti. Pür meniskal tamirli 8 hastadan 5'i asemptomatikken, 3'ü (%37,5) semptomatikti. 2. kez artroskopi ile incelenen 21 menisküsten 19'u (%90) beraberinde Ö.Ç.B. varken, 2'si pür menisküs lezyonluydu (%10). Ö.Ç.B. tamirli grupta 5 menisküste tam iyileşme %26,3, 7 menisküste (%33,3) inkomplet iyileşme, 7 menisküste iyileşmeme (%33,3) saptanmıştır. Pür menisküs tamirli ve artroskopi yapılan grupta ise 2 menisküsün hiçbirinde komplet iyileşme saptanmazken, 1'inde (%50) inkomplet iyileşme, diğerlerinde ise iyileşmeme saptanmıştır. Menisküs tamirli 50 olgumuzun tamir uygulanan 53 menisküsünün 20'si (%37,7) inside-out, %25'i (%47,2) inside-out ve All-inside (T-fix),1'i (%1,9) inside- out ve outside-in, 6'sı (%11,3) all-inside (Tfix),1'i %1,9 outside-in teknikle öpere edilmiştir. Olgularımızın ortalama 30,92 aylık kontrollerinde (min:12,max:71) inside-out teknik uygulanan toplam 20 menisküsün 16'sı (%80) asemptomatikken, 4'ü (%20) semptomatikti. AH inside ve inside-out teknikle öpere edilen 1 olgu klinik 163olarak semptomatik bulundu. All-inside teknikle öpere edilen toplam 6 menisküsün 6'sında (%100) klinik olarak asemptomatikti. Outside-in teknikle öpere edilen toplam 1 olgu klinik olarak semptomatikti. Tamir sonrası, toplam 21 menisküsün artroskopik iyileşme düzeyine bakıldığında, 21 menisküsten 9'unun %42,85 inside-out, 12'sinin (%57,14) allinside ve inside out teknikle öpere edilmiştir, inside out teknikle öpere edilen 9 menisküsün 2 'sinde (%22,22) komplet iyileşme,2'sinde inkomplet iyileşme, 5'inde (%55,55) iyileşmeme saptanırken ali inside ve inside out teknikle öpere edilen 12 olgunun 3'ünde (%25) komplet iyileşme,52inde (%71,4) inkomplet iyileşme, 4'ünde (%33,33) iyileşme olmadığı saptanmıştır. Inside out teknik kullanılanlarda komplet ve inkomplet iyileşme oranı %44,44 iken bu oran ali inside ve inside out teknik kullanılanlarda %66,66' ya yükselmektedir. Ali inside ve inside out birlikte uyguladığımız olgularda, yırtığın arka boynuzdaki uzanımına T-fix diğer lokalizasyonlarına inside out teknik kullandık. Başarı oranımızın bu karma teknikli olgularımızda yüksek olması serimizdede artroskopik iyileşmeme oranının en yüksek olduğu lokalizasyon olan menisküs arka boynuzundaki yırtıklarda T-fix kullanmanın gereğini ortaya koymaktadır. Burada saptanan her 3 grupta da öpere dizler ile karşı dizler arasında osteoartroz oranları arasında belirgin fark olmakla beraber, Grup IH'deki olguların öpere ve karşı dizleri arasındaki fark diğer gruplara göre çok daha azdır. Öpere ve karşı diz arasındaki osteoartroz açısından en büyük fark Grup ll'de karşımıza çıkmaktadır. Buradan çıkan sonuç Ö.Ç.B. tamiri ve parsiyel menisektomili Grup ll'deki olgularda dejeneratif değişikliklere en fazla rastlanırken, Ö.Ç.B. ve menisküs tamirli olguların yer aldığı Grup l'de Grup ll'ye göre daha az dejeneratif bulguya rastlanmaktadır. En az dejeneratif değişikliklere Grup lll'de rastlanılmaktadır. Radyolojik olarak değerlendirdiğimiz 44 dizin sadece 1 4'ünde öpere ve karşı diz ayrı Grade'de iken 30'da öpere diz karşı dizden daha kötü Grade saptandı. Tamir uygulanan 50 hastanın 27 sine (%54) MRI uygulanırken 33 üne (%66) ArtroMRI uygulanmıştır. Kontrast madde olarak gadolinium kullanılmıştır. 164Bu tanı yöntemlerinin sonuçları gold standard olarak kabul edilen 2. kez artroskopi uygulanan olgularımızda elde edilen bulgularımız ile kıyaslanmıştır. 2. kez artroskopi ve MRI ile değerlendirilen 19 tamirli menisküsün artroskopisinde, 13'de (%68,4) lezyon saptanmazken, 6'sında (%31,6) lezyon saptanmıştır. Bu lezyon saptanan 13 olgunun 11 'de (%84,6) MRI ile saptanan sinyal değişikliğinin yeni yırtık yada iyileşme dokusu yönünden ayırıcı tanısı yapılamazken, 2'sinde (%15,4) artroskopi ile uyumlu yırtık saptanmıştır. Artroskopi sırasında hiçbir lezyon saptanmayan 6 menisküsten 3'ü (%50) MRI şüpheli sinyal değişikliği verirken, 1'inde (%16,7) MRI ile yırtık tanısı konulmuş, 2'sinde (%33,3) artroskopi ile uyumlu olarak lezyon saptanmamıştır (yeterli vakka sayısına ulaşılamadığı için olgularımızda uyguladığımız MRI tanı doğruluk oranı, özgüllük oranı ve duyarlılık oranı verilememiştir). Artroskopide saptanan lezyonlarının boyutlarının ortalaması 1,91 cm. iken, MRI'da 1,83 cm. bulunmuştur. MRI bulgularına göre tespit edilebilen lezyon boyutu ile artroskopide saptanan lezyon boyutu açısından ise, anlamlı bir korelasyon vardır (p<0,05). Korelasyon kat sayısı r:0,98 olup ortalama lezyon boyutları açısında artroskopi bulguları ile MRI bulguları açısından aralarında fark yoktur. 2. kez artroskopi ve ArtroMRI ile değerlendirilen toplam 18 menisküsün artroskopisinde14'ünde (%77,8) lezyon saptanırken, 4'ünde (%22,2) lezyon saptanmamıştır. Lezyon saptanan 14 menisküsün 1 2'sinde (%85,7) ArtroMRI da lezyon saptanırken, 2'sinde (%14,3) ArtroMRI'da lezyon bulgusuna rastlanmamıştır. Lezyon saptanmayan 4 menisküsün 4'ünde (%100) ArtroMRI'da da lezyon saptanmamıştır. 2. kez artroskopi bulgularımız ile artroMRI bulgularımız istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Buna göre ArtroMRI gerçek pozitiflik değeri %85,7.gerçek negatiftik değeri %100, yalancı pozitiflik değeri %14,3, yalancı negatiflik değeri %0, duyarlılık %85, özgüllük %100, pozitif tanı değeri %100, negatif tanı değeri %66, doğruluk oranı %89 olarak saptanmıştır. ArtroMRI'da lezyonların boyutu tespit edilen 5 lezyonun tamamında doğru tespit yapılmıştır. Artroskopide lezyon boyutlarının ortalaması 2,2 cm. iken, ArtroMRI'da 2,1 cm. saptanmıştır. ArtroMRI'daki lezyon boyutu ile artroskopide 165saptanan lezyon boyutu arasında anlamlı korelasyon vardır (p değeri <0,05). Korelasyon kat sayısı r:0,98 olup ortalama büyüklükleri açısından aralarında fark yoktur (p değeri>0,05). Serimizde yer alan menisküs tamirli 50 olgunun 6'sında postop. devrede safen sinir zorlanmasına bağlı hipoestezi saptanmış, bunlarında tamamının şikayetleri hiçbir müdahaleye gerek kalmadan 6 ay ile 8 ay arasında ortadan kalkmıştır. Bir olgumuzda artrofibrosize bağlı ekstansiyon kısıtlılığı saptanıp 2. kez artroskopi uygulanmıştır. 166

Özet (Çeviri)

Özet çevirisi mevcut değil.

Benzer Tezler

  1. Menisküs onarımında serbest periost greftleri

    Başlık çevirisi yok

    MUSTAFA KARAHAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1993

    Ortopedi ve TravmatolojiMarmara Üniversitesi

    Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı

  2. Menisküs lezyonlarında tanı yöntemlerinin karşılaştırılması

    Başlık çevirisi yok

    YAMAN KARAKOÇ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1993

    Ortopedi ve TravmatolojiSağlık Bakanlığı

    Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı

    DR. BEHÇET SEPİCİ