Geri Dön

Bizans imparatoru VI. İoannes Kantakouzenos ve dönemi (1347-1354)

Byzantine emperor John VI Cantacuzene and his reign (1347-1354)

  1. Tez No: 1021365
  2. Yazar: MEHMET BUĞRA BAŞER
  3. Danışmanlar: PROF. DR. MURAT KEÇİŞ
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Tarih, History
  6. Anahtar Kelimeler: Balkanlar, Bizans İmparatorluğu, Bizanslılar, Geç Ortaçağ, Orta Çağ, Osmanlı-Bizans ilişkileri, Türk-Bizans ilişkileri, Balkans, Byzantine Empire, Byzantines, Late Medieval, Middle Ages, Ottoman-Byzantium relations, Turkish-Byzantine relations
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi
  10. Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Tarih Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Modern araştırmacılar, Bizans İmparatorluğu'nun gücünün ve devamlılığının kaynağını, sahip olduğu geniş topraklardan elde ettikleri vergilerle sağladıkları zenginlik ile ilişkilendirmektedirler. Zira imparatorluk, XI. yüzyıldan itibaren sınırları daralmasına ve askerî gücü zayıflamasına rağmen ekonomik gücü sayesinde çeşitli kriz anlarından güçlü bir şekilde çıkmayı başarmıştır. Ancak 1204'te imparatorluk, krizin üstesinden gelmekte başarısız olacak ve başkent Konstantinopolis Latinlerin eline geçecektir. 1261'de İmparator VIII. Mikhael (h. 1259-1282) Konstantinopolis'i yeniden ele geçirdiği zaman devlet, eski görkemli malî ve idarî gücünden oldukça uzaktı. 1176'da Türkiye Selçuklu Devleti karşısında Miryokefalon'daki yenilgiyle başlayan ve IV. Haçlı Seferiyle zirveye çıkan siyasi ve ekonomik kriz, imparatorluğun merkezî idaresini oldukça zayıflatmış ve taşra bölgelerindeki toprak sahibi aristokratların giderek daha fazla güç elde etmesinin yolunu açmıştır. Aynı yüzyılda çeşitli aristokrat aileler sahip oldukları malî gücü kullanarak iktidarın merkez dışı otoritesini zayıflatmaya başlamıştır. İmparatorluğun her iki yakasında da geniş topraklara sahip güçlü aristokrat aileler bulunmaktaydı. Batı Anadolu'da Mavrozomes ve Mankaphas; Trakya'da Kantakouzenoslar bu ailelere örnek gösterilebilir. Tezimizin konusunu da yukarıda belirttiğimiz Kantakouzenos ailesine mensup olan ve imparatorluk makamına kadar yükselen İoannes Kantakouzenos oluşturacaktır. İoannes Kantakouzenos gençliğinden itibaren kriz anlarından; sahip olduğu ekonomik güç ve bunun getirdiği iktidar ile en iyi şekilde yararlanmayı bilmişti. Bu güç sayesinde II. Andronikos'un (h. 1282-1328) hükümdarlığı döneminde megas papias (μέγας παπίας); III. Andronikos'un (h. 1328-1341) isyanı başarılı olduğunda ise megas domestikos (μέγας δομέστικος) unvanlarına layık görülmüştü. İoannes Kantakouzenos, dede-torun iç savaşı olarak adlandırabileceğimiz bu dönemde elde ettiği nüfuzu çoğunlukla servetini kullanarak edinebilmişti. Ayrıca karizmatik kişiliği, etkili belagati ve yine serveti sayesinde imparatorluk genelinde de epey güçlü dostluk ilişkileri kurmuştur. Bu ilişkiler aracılığıyla megas domestikos olduktan sonra edindiği mevcut askerî gücünün yanında siyasî ve dinî nüfuzunu da perçinlemeyi başarmıştı. İoannes Kantakuzenos'un, yakın arkadaşları ve çevresi tarafından yukarıda bahsettiğimiz görevlerden daha fazlasını hak ettiği düşünülüyordu. Nitekim Kantakouzenos, II. Andronikos'un hükümdarlık makamına yakıştırdığı biriydi; III. Andronikos ise kendisine birkaç defa ortak imparatorluk teklifinde bulunmuştu. Ancak İoannes bu teklifleri kabul etmemiştir. III. Andronikos'un 1341 yılındaki ölümünün ardından Bizans aristokrasisi, çocuk yaştaki varis V. İoannes'ten ziyade Kantakouzenos'u destekliyor ve taht naipliği yapmasını istiyordu. Kantakouzenos, bu desteği alarak 1347 yılında VI. İoannes (ΣΤ΄ Ιωάννης Καντακουζηνός) ismiyle imparatorluk tahtına oturdu. Tahta geçmesinin ardından Donald M. Nicol tarafından“zoraki imparator”sıfatıyla tanımlanan VI. İoannes'in, aslına bakılırsa tahtı ele geçirdikten sonra bu gücü kontrolünde tutmaya çalıştığı görülmektedir. Çeşitli aristokratlardan ve komşu devletlerden yardım alan Kantakouzenos, V. İoannes ve annesi Savoylu Anna'ya karşı uzun mücadeleler vermiştir. Kantakouzenos bu iç savaşlarda Anna ve İoannes'e unvanlar, yönetmeleri için topraklar, törenlerde isimlerinin kendisininkinden evvel zikredilmesi gibi ayrıcalıklar ve hatta ortak imparatorluk makamı vermesine rağmen muhalif isyanları durduramamıştır. Bir yandan da Kantakouzenos'un oğlu Matthaios taht varisinin kendisi olduğunu iddia etmiş ve V. İoannes ile iç savaşa girişmişti. Siyasî krizin tırmanmasıyla idarî kontrolü kaybeden Kantakouzenos, 1354 yılında damadı V. İoannes'e tahtı bırakarak İoasaph adıyla manastıra çekilmiştir. Ancak manastırda geçireceği uzun dönem, siyasî kariyerinin sonu olmamıştır. Nitekim, perde arkasında kalarak damadı V. İoannes ve saray çevresindeki adamlarıyla imparatorluğun karar mekanizmasında rol oynamaya devam etmiştir. Bu uzun yıllarda edebî gücünü de göstererek siyasî kariyerinin bir muhasebesi olan Historiai (Ἱστορίαι) adındaki hatıralarını yazmıştır. Historiai, İoannes Kantakouzenos'u Bizans tarihinde muktedirler arasında olağandışı bir konuma yerleştirmektedir. Nikephoros Gregoras tarafından yazılan Romaike Historia (Ῥωμαϊκὴ Ἱστορία) ile beraber Kantakouzenos'un eseri, XIV. yüzyıl Bizans tarihini inşa ederken kullandığımız en önemli eserdir. Bir imparatorun gücü ele geçirme sürecini kendi gözünden anlatarak taçlandırması eşine sık rastlanan bir örnek değildir. Ayrıca, yazdıklarının doğruluğunu çağdaşı bir başka yazarın eseri ile mukayese edebilme imkânımızın da olması önemli bir husustur. Tezimizde İoannes'in hayatına,“mutlak”gücü ele geçirmek için nasıl meşakkatli yollardan geçtiğine ve nihayetinde ele geçirdiğinde ise yedi sene boyunca bu gücü kaybetmemek için neler yaptığına odaklanacağız. Müteakiben, İoannes Kantakouzenos'un Historiai isimli eserinin kendi siyasî kariyerini aklama çabası mı yoksa bir hatırattan daha fazlası olmayan bir kitap mı olduğunu değerlendireceğiz.

Özet (Çeviri)

Modern scholars attribute the source of the Byzantine Empire's power and longevity to the wealth it derived from taxes collected across its vast territories. Indeed, despite the shrinking of its borders and the weakening of its military power beginning in the 11th century, the empire managed to emerge strong from various crises thanks to its economic strength. However, in 1204, the empire failed to overcome the crisis, and the capital, Constantinople, fell into the hands of the Latins. By the time Emperor Michael VIII (r. 1259–1282) recaptured Constantinople in 1261, the state was far removed from its former glorious financial and administrative power. The political and economic crisis that began with the defeat at Myriokephalon against the Seljuk Empire of Rum in 1176 and reached its peak with the Fourth Crusade significantly weakened the empire's central administration and paved the way for landowning aristocrats in the provinces to gain increasing power. During the same century, various aristocratic families began to use their financial power to undermine the central authority of the government. Powerful aristocratic families possessing vast lands were found on both sides of the empire. Examples of such families include the Mavrozomes and Mankaphas in Western Anatolia, and the Kantakouzenos family in Thrace. The subject of our thesis will be John Kantakouzenos, a member of the Kantakouzenos family mentioned above, who rose to the imperial throne. From his youth onward, John Kantakouzenos had known how to make the most of times of crisis through his economic power and the authority it conferred. Thanks to this power, he was deemed worthy of the title of megas papias (μέγας παπίας) during the reign of Andronikos II (r. 1282–1328); and when the rebellion of Andronikos III (r. 1328–1341) succeeded, he was granted the title of megas domestikos (μέγας δομέστικος). John Kantakouzenos had largely acquired the influence he gained during this period—which could be described as a grandfather-grandson civil war—by leveraging his wealth. Furthermore, through his charismatic personality, eloquent oratory, and again by leveraging his wealth, he established quite strong networks of alliances throughout the empire. Thanks to these connections, after becoming megas domestikos, he succeeded in consolidating not only his existing military power but also his political and religious influence. John Kantakouzenos was considered by his close friends and associates to deserve more than the positions mentioned above. Indeed, Kantakouzenos was someone whom Andronikos II deemed fit for the imperial throne; Andronikos III, for his part, had offered him the position of co-emperor on several occasions. However, John declined these offers. Following the death of Andronikos III in 1341, the Byzantine aristocracy supported Kantakouzenos rather than the minor heir, John V, and sought to have him serve as regent. With this support, Kantakouzenos ascended to the imperial throne in 1347 under the name John VI (ΣΤ΄ Ιωάννης Καντακουζηνός). Although John VI was described by Donald M. Nicol as a“reluctant emperor”following his accession to the throne, it is evident that he actually sought to maintain control of this power after seizing the throne. With the assistance of various aristocrats and neighboring states, Kantakouzenos waged prolonged struggles against John V and his mother, Anna of Savoy. Despite granting Anna and John titles, lands to govern, privileges such as having their names mentioned before his own in ceremonies, and even the joint imperial title, Kantakouzenos was unable to quell the rebellions of his opponents. Meanwhile, Kantakouzenos's son Matthaios claimed to be the rightful heir to the throne and engaged in a civil war with John V. As the political crisis escalated and he lost administrative control, Kantakouzenos abdicated the throne to his son-in-law John V in 1354 and retired to a monastery under the name Ioasaph. However, the long period he spent in the monastery did not mark the end of his political career. Indeed, remaining behind the scenes, he continued to play a role in the empire's decision-making process alongside his son-in-law John V and his associates at court. During these long years, he also demonstrated his literary prowess by writing his memoirs, titled The Histories, which served as a reckoning of his political career. The Histories place John Kantakouzenos in an extraordinary position among the powerful figures of Byzantine history. Along with the History of Rome written by his friend Nicephorus Gregoras, Kantakouzenos's work is the most important source we use in reconstructing 14th-century Byzantine history. It is not a common occurrence for an emperor to recount and glorify the process of seizing power through his own eyes. Furthermore, the fact that we have the opportunity to verify the accuracy of his writings by comparing them with the work of another contemporary author is a significant point. In our thesis, we will focus on John's life, the arduous path he took to seize“absolute”power, and what he did over the course of seven years to retain that power once he had finally secured it. Subsequently, we will assess whether John Kantakouzenos's work The Histories was an attempt to exonerate his own political career or merely a memoir.

Benzer Tezler

  1. İmparator VI. Ioannes Kantakuzenos'un“Historia”adlı eserinin IV. kitabının çeviri ve değerlendirilmesi

    The translation and evaluation of fourth book of Emperor Ioannes VI Cantacuzenus' Historia

    GÖKÇE TELLİ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    TarihMuğla Sıtkı Koçman Üniversitesi

    Tarih Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MURAT KEÇİŞ

  2. Erken Osmanlı mimarisinde cephe biçim düzenleri ve Bizans etkilerinin niteliği

    Early Ottoman facade designs and the nature of the Byzantine influence

    AHMET ERSEN

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    Mimarlıkİstanbul Teknik Üniversitesi

    PROF. DR. DOĞAN KUBAN

  3. Düşük tenörlü pirolüzit cevherlerinden yeni bir MnSO4-H2O üretim metodu

    Başlık çevirisi yok

    MAHMUT BAYRAMOĞLU

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1983

    Kimya Mühendisliğiİstanbul Üniversitesi

    Kimya Mühendisliği Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ÜNAL SANIGÖK

  4. Emevi Halifesi Ömer b. Abdülaziz ve Devri (717-720)

    Başlık çevirisi yok

    MEVLÜT KOYUNCU

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Tarihİstanbul Üniversitesi

    Ortaçağ Tarihi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. HAKKI DURSUN YILDIZ

  5. The Site planning of an archaeological site in Lycia a proposal to arycanda

    Likya döneminde bir arkeolojik alanda çevre düzenlemesi arykanda için bir öneri

    NEVİN KAYGUSUZ

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    1988

    ArkeolojiOrta Doğu Teknik Üniversitesi

    EMRE MADRAN