Pediatrik ilaç intoksikasyonlarında risk faktörleri, klinik bulgular ve prognozun değerlendirilmesi
Evaluation of risk factors, clinical characteristics, and prognosis in pediatric drug intoxications
- Tez No: 1021358
- Danışmanlar: DOÇ. DR. NARİN AKICI
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: İstanbul Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: İlaç intoksikasyonları, çocukluk çağında sık karşılaşılan ve acil servis başvurularında önemli yer tutan önlenebilir bir sağlık sorunudur. Bu çalışmada, ilaç intoksikasyonu nedeniyle başvuran pediatrik hastalarda demografik özellikler, risk faktörleri, başvuru anındaki klinik bulgular ve prognozun değerlendirilmesi; bu parametrelerin kaza ile özkıyım amaçlı maruziyetler arasındaki dağılımının ve izlem sürecindeki tedavi yönetiminin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif, tek merkezli ve tanımlayıcı çalışmada, 2020–2025 yılları arasında ilaç intoksikasyonu tanısı ile SBÜ Haydarpaşa Numune SUAM Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği'ne başvuran, 0–18 yaş aralığında olan toplam 176 hasta değerlendirildi. İlaç dışı zehirlenmeler (karbonmonoksit, korozif maddeler, tarım ilaçları, mantar/bitki ve besin), kronik ilaç toksisiteleri ve verilerine ulaşılamayan hastalar çalışma dışı bırakıldı. Hastaların bilgi sisteminden ve dosyalarından demografik verileri, maruziyet nedenleri (kaza/suisid), psikiyatrik özgeçmişleri, alınan ilaçların Anatomik Terapötik Kimyasal (ATC) sınıflandırması, uygulanan dekontaminasyon yöntemleri ve taburculuk durumları kaydedildi. İstatistiksel analizler IBM SPSS Statistics 22 paket programı kullanılarak yapıldı. Bulgular: Çalışmaya dâhil edilen 176 hastanın %66,5'i (n=117) kız, %33,5'i (n=59) erkek hastalardan oluşmaktadır. Yaş grupları incelendiğinde olguların büyük çoğunluğunun (%73,9) 12 yaş ve üzerindeki adölesanlardan oluştuğu, bunu %22,2 ile 0-5 yaş grubunun izlediği saptanmıştır. İntoksikasyon nedenlerine bakıldığında, vakaların %61,3'ünün intihar (özkıyım) amacıyla, %38,7'sinin ise kaza/yanlışlıkla ilaç alımı sonucu geliştiği belirlenmiştir. Suisidal alımlar anlamlı olarak 16 yaş medyanında ve kız çocuklarında (%76,7) yoğunlaşırken; kazara alımların medyan yaşı 4 olarak saptanmış ve cinsiyet dağılımı daha dengeli bulunmuştur. Olguların %27,8'inde tekrarlayan başvuru öyküsü mevcut olup, bu tekrarlayan vakaların %87,2'sini intihar amaçlı girişimler oluşturmaktadır. Hastaların acil servise başvurularında %99,4'ünün bilinci açık saptanmış, en sık gözlenen klinik bulgular ise bulantı-kusma (%27,8) ve ajitasyon (%24,4) olmuştur. Hastaların %42'sine gastrik lavaj ve aktif kömür uygulaması yapılmıştır. Zehirlenmeye neden olan etkenlerin ATC sınıflandırmasına göre incelenmesinde %54,2 oranıyla Sinir Sistemi İlaçları (N Grubu) açık ara ilk sıradadır ve bunlar arasında antipsikotikler ile antidepresanlar (SSRI) en sık rastlanan ajanlardır. Hastaların yarıdan fazlasının (%52,3) daha önce psikiyatri kontrolü gereksinimi duyduğu ve en sık rastlanan eşlikçi tanının depresyon (%21,6) olduğu görülmüştür. Olguların %72,2'si tedavi sonrası şifa ile eve taburcu edilirken, %9,1'i psikiyatri servisine, %6,3'ü ise çocuk yoğun bakım ünitesine (ÇYBÜ) sevk edilmiştir. Sonuç: Elde edilen veriler, çocukluk çağı ilaç zehirlenmelerinde epidemiyolojik tablonun geleneksel okul öncesi ev kazalarından, geç adölesan dönemdeki özkıyım girişimlerine doğru dramatik bir şekilde kaydığını göstermektedir. Hastaların özkıyım girişimlerinde sıklıkla bizzat kendi adlarına reçete edilmiş psikotropik (santral sinir sistemi) ilaçları kullanmaları ve saptanan yüksek tekrarlama oranları, tıbbi tedavinin kriz anında ölümcül bir silaha dönüşebildiğini gösteren son derece kritik bir bulgudur. Bu tablo, acil servisteki akut medikal stabilizasyonun tek başına yeterli olmadığını kanıtlamaktadır. Tekrarlayan zehirlenmeleri önleyebilmek için; pediatrik hastaların taburculuk öncesi etkin bir psikiyatrik izlem ağına dâhil edilmesi ve özellikle risk altındaki ergenlere ilaç reçete edilirken ebeveynlere ilaçların ev içi güvenliğine dair katı eğitimler verilmesi hayati öneme sahiptir.
Özet (Çeviri)
Objective: Drug intoxications are a preventable health problem frequently encountered in childhood, accounting for a significant portion of emergency department visits. This study aimed to evaluate the demographic characteristics, risk factors, clinical findings on admission, and prognosis of pediatric patients presenting with drug intoxication; and to investigate the distribution of these parameters between accidental and suicidal exposures, as well as the treatment management during the follow-up period. Materials and Methods: In this retrospective, single-center, and descriptive study, a total of 176 patients aged 0–18 years who presented to the University of Health Sciences (SBU) Haydarpasa Numune Health Application and Research Center (SUAM) Pediatrics Clinic with a diagnosis of drug intoxication between 2020 and 2025 were evaluated. Non-drug poisonings (carbon monoxide, corrosive substances, agricultural pesticides, mushroom/plant, and food), chronic drug toxicities, and patients with inaccessible data were excluded from the study. Demographic data, reasons for exposure (accidental/suicidal), psychiatric history, Anatomical Therapeutic Chemical (ATC) classification of the ingested drugs, applied decontamination methods, and discharge status were recorded from the patients' information system and files. Statistical analyses were performed using the IBM SPSS Statistics 22 software package. Results: The 176 patients included in the study consisted of 66.5% (n=117) females and 33.5% (n=59) males. Regarding age groups, the vast majority of the cases (73.9%) were adolescents aged 12 years and older, followed by the 0–5 years age group with 22.2%. Analyzing the reasons for intoxication, 61.3% of the cases developed as a result of suicide attempts, while 38.7% were due to accidental/unintentional drug ingestion. Suicidal ingestions were significantly concentrated at a median age of 16 and in females (76.7%); whereas the median age for accidental ingestions was 4, with a more balanced gender distribution. A history of recurrent admission was present in 27.8% of the cases, and 87.2% of these recurrent cases were suicide attempts. Upon admission to the emergency department, 99.4% of the patients had a clear state of consciousness, and the most frequently observed clinical findings were nausea-vomiting (27.8%) and agitation (24.4%). Gastric lavage and activated charcoal were administered to 42% of the patients. In the analysis of the causative agents according to the ATC classification, Nervous System Drugs (Group N) ranked first by a wide margin with a rate of 54.2%, among which antipsychotics and antidepressants (SSRIs) were the most common agents. It was observed that more than half of the patients (52.3%) required prior psychiatric evaluation, and the most common accompanying diagnosis was depression (21.6%). Following treatment, 72.2% of the cases were discharged home with full recovery, 9.1% were referred to the psychiatry ward, and 6.3% were admitted to the pediatric intensive care unit (PICU). Conclusion: The obtained data demonstrate that the epidemiological picture of childhood drug poisonings has shifted dramatically from traditional preschool home accidents to suicide attempts in the late adolescent period. The finding that patients frequently use psychotropic (central nervous system) drugs prescribed for themselves in their suicide attempts, along with the high recurrence rates detected, is highly critical, revealing that medical treatment can turn into a deadly weapon during a crisis. This picture proves that acute medical stabilization in the emergency department alone is insufficient. In order to prevent recurrent poisonings, it is of vital importance to include pediatric patients in an effective psychiatric follow-up network prior to discharge and to provide parents with strict education on home drug safety, especially when prescribing medication to at-risk adolescents.
Benzer Tezler
- Gelişim nörolojisi polikliniğine başvuran nöral tüp defektli olgularda prospektif bir inceleme
Başlık çevirisi yok
İLKBAHAR EMİNE GÜLTEKİN
Yüksek Lisans
Türkçe
1986
Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarıİstanbul ÜniversitesiAile Sağlığı Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. SELÇUK APAK
- Boğazdan izole edilen coliform bakterilerin B- laktamaz enzim aktivitelerinin tesbit edilmesi ve B-laktamaz pozitif coliformların penisilinetkisinin inaktivasyonunun in vitro deneylerle gösterilmesi
The Detection of beta-lactamasa activity of coliform bacteria isolated from th roat cultures and slovving the inactivation of penicilin by this beta lactamase produced by this caliform organisms
GÜVEN URAZ
Doktora
Türkçe
1986
MikrobiyolojiGazi ÜniversitesiGenel Biyoloji Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ERDOĞAN BERKMAN
- Akut lenfoblastik lösemide monoklonal antikorlarla fenotipik özelliklerin ve T-lenfotropik virus antikorlarının incelenmesi
Başlık çevirisi yok
HAYAT ERDEM
Yüksek Lisans
Türkçe
1987
OnkolojiHacettepe ÜniversitesiTemel Onkoloji Ana Bilim Dalı
DOÇ.DR. EMİN KANSU
- Kronik hastalığı olan çocukların hastalığa ve hastaneye yatmaya tepkileri
Başlık çevirisi yok
MEDİHA DOĞANAY