Geri Dön

Abdominal aort anevrizması nedeniyle endovasküler onarım yapılan hastalarda preoperatif ve postoperatif sistemik inflamasyon belirteçlerinin anevrizma kesesi regresyonuna etkisi

The effect of preoperative and postoperative systemic inflammation markers on aneurysm sac regression in patients undergoing endovascular repair for abdominal aortic aneurysm

  1. Tez No: 1020859
  2. Yazar: FATMA SENA TOPÇU
  3. Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ HALİS YILMAZ, DR. ÖĞR. ÜYESİ OSMAN OKAN ÖZOCAK
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi, Thoracic and Cardiovascular Surgery
  6. Anahtar Kelimeler: Abdominal aort anevrizması (AAA), Endovasküler anevrizma onarımı (EVAR), Sistemik inflamasyon belirteçleri, Nötrofil/lenfosit oranı (NLR), Platelet/lenfosit oranı (PLR), Sistemik immün-inflamasyon indeksi (SII), Sistemik inflamasyon yanıt indeksi (SIRI), Anevrizma kese regresyonu, Abdominal aortic aneurysm (AAA), endovascular aneurysm repair (EVAR), systemic inflammatory markers, neutrophil-to-lymphocyte ratio (NLR), platelet-to-lymphocyte ratio (PLR), systemic immune-inflammation index (SII), systemic inflammation response index (SIRI), aneurysm sac regression
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Erciyes Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

ABDOMİNAL AORT ANEVRİZMASI NEDENİYLE ENDOVASKÜLER ONARIM YAPILAN HASTALARDA PREOPERATİF VE POSTOPERATİF SİSTEMİK İNFLAMASYON BELİRTEÇLERİNİN ANEVRİZMA KESESİ REGRESYONUNA ETKİSİ ÖZET Amaç: Abdominal aort anevrizması nedeniyle elektif endovasküler anevrizma onarımı (EVAR) uygulanan hastalarda preoperatif ve erken postoperatif dönemde sistemik inflamasyon belirteçlerinin anevrizma kesesi regresyonu üzerindeki etkisini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, hastanemizde Ekim 2020 - Ekim 2025 tarihleri arasında abdominal aort anevrizması nedeniyle elektif şartlarda EVAR uygulanan ve düzenli takiplerine devam edilen hastaların tıbbi kayıtlarının retrospektif incelenmesiyle gerçekleştirildi. Belirlenen kriterlere uygun ve en az bir yıllık postoperatif takip verileri mevcut olan 85 hasta çalışmaya dahil edildi. Çalışmaya alınan olgularda preoperatif ve postoperatif 1. ay tam kan sayımı parametrelerinden sistemik inflamasyon belirteçlerinden NLR, PLR, SII ve SIRI değerleri hesaplandı. Anevrizma kesesi regresyonu, preoperatif ve postoperatif 6. ay BT anjiyografi bulgularının karşılaştırılması ile değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 85 hastanın yaş ortalaması 69,9±10,3 yıl olup cinsiyet dağılımına bakıldığında; hastaların 80'i (%94,1) erkek, 5'i (%5,9) ise kadındı. Çalışmaya alınan abdominal aort anevrizması hastalarında en sık görülen komorbidite HT olup yaklaşık olarak hastaların yarısında mevcuttu. Hastaların postoperatif dönemdeki trombosit sayısı (p<0,001) ve PLR değerleri (p=0,034) preoperatif döneme kıyasla daha yüksek bulunmuştur. Postoperatif 6. aydaki en geniş anevrizma çapı, patent lümen çapı ve patent lümen/anevrizma çapı oranı preoperatif dönemdeki değerlere göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde düşüktür (p<0,001). EVAR uygulanan hastalarda erken dönemde anevrizma çaplarındaki bu küçülme tedavinin anatomik ile teknik başarısını yansıtan önemli bir bulgu olarak değerlendirilmiştir. Kese regresyonu anevrizma kesesi çapında takip sırasında ≥5 mm (veya ≥%10) azalma olarak tanımlanmıştır. Hasta verileri analiz edildiğinde medyan anevrizma kesesi regresyon oranı %9,23 bulunmuştur. Hastaların ix %56,5'inde anlamlı kese regresyonu izlenmiştir. Hastalar kese regresyonu gelişme durumlarına göre karşılaştırıldığında regresyon gelişen hastaların yaş ortalaması regresyon gelişmeyenlere göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde düşük bulunmuştur (p=0,012). Preoperatif ve postoperatif dönemde değerlendirilen NLR, PLR, SII ve SIRI gibi sistemik inflamasyon belirteçleri ile kese regresyonu arasında genel olarak anlamlı ve tutarlı bir ilişki gösterilememiştir. Ayrıca endoleak varlığı ile kese regresyonu arasında istatistiksel anlamlılık izlenmemiş, ancak regresyon gelişmeyen hastalarda endoleak oranının daha yüksek olma eğilimi dikkat çekmiştir. Sonuç: EVAR sonrasında hastaların yarısından fazlasında anevrizma kesesinde regresyon gözlenmiştir. Ancak NLR, PLR, SII ve SIRI dahil olmak üzere preoperatif ve erken postoperatif dönemde değerlendirilen sistemik inflamatuar belirteçlerin hiçbiri anevrizma kesesi regresyonu ile anlamlı ilişki göstermemiştir. Bu bulgular, anevrizma kesesi regresyonunun sistemik inflamasyonun ötesinde çeşitli faktörlerden etkilenen multifaktöriyel bir süreç olduğunu göstermektedir. Bu nedenle postoperatif takipte, inflamatuar belirteçlerden ziyade görüntüleme temelli değerlendirme ve endoleak izlemi ön planda tutulmalıdır.

Özet (Çeviri)

THE EFFECT OF PREOPERATIVE AND POSTOPERATIVE SYSTEMIC INFLAMMATION MARKERS ON ANEURYSM SAC REGRESSION IN PATIENTS UNDERGOING ENDOVASCULAR REPAIR FOR ABDOMINAL AORTIC ANEURYSM ABSTRACT Objective: To evaluate the effect of preoperative and early postoperative systemic inflammatory markers on aneurysm sac regression in patients undergoing elective endovascular aneurysm repair (EVAR) for abdominal aortic aneurysm. Materials and Methods: This retrospective study included patients who underwent elective EVAR for abdominal aortic aneurysm between October 2020 and October 2025 at our institution and had regular follow-up. A total of 85 patients meeting the inclusion criteria and having at least one year of postoperative follow-up data were included. Systemic inflammatory markers including neutrophil-to-lymphocyte ratio (NLR), platelet-to-lymphocyte ratio (PLR), systemic immune-inflammation index (SII), and systemic inflammation response index (SIRI) were calculated from complete blood count parameters obtained preoperatively and at postoperative 1 month. Aneurysm sac regression was assessed by comparing preoperative and postoperative 6-month computed tomography angiography findings. Results: The mean age of the 85 patients included in the study was 69.9±10.3 years. Regarding gender distribution, 80 patients (94.1%) were male and 5 patients (5.9%) were female. The most common comorbidity among patients with abdominal aortic aneurysm was hypertension, which was present in approximately half of the patients. Postoperative platelet counts (p<0.001) and PLR values (p=0.034) were found to be significantly higher compared to the preoperative period. At postoperative 6 months, the maximum aneurysm diameter, patent lumen diameter, and the patent lumen/aneurysm diameter ratio were significantly lower than preoperative values (p<0.001). This early reduction in aneurysm size in patients undergoing EVAR was considered an important indicator of the anatomical and technical success of the treatment. Aneurysm sac regression was defined as a decrease of ≥5 mm (or ≥10%) in aneurysm sac diameter during follow-up. Analysis of patient data revealed a median aneurysm sac regression rate of 9.23%. Significant sac regression was observed in 56.5% of the patients. When patients were compared xi according to the presence of sac regression, the mean age of patients with regression was found to be significantly lower than those without regression (p=0.012). No consistent or statistically significant relationship was found between systemic inflammatory markers (NLR, PLR, SII, and SIRI) evaluated in the preoperative and postoperative periods and sac regression. Additionally, no statistically significant association was observed between the presence of endoleak and sac regression; however, a higher rate of endoleak was noted in patients without regression. Conclusion: Aneurysm sac regression was observed in more than half of the patients following EVAR. However, neither preoperative nor early postoperative systemic inflammatory markers, including NLR, PLR, SII, and SIRI, were significantly associated with sac regression. These findings indicate that aneurysm sac regression is a multifactorial process influenced by factors beyond systemic inflammation. Therefore, postoperative surveillance should continue to rely primarily on imaging-based assessment and endoleak monitoring rather than inflammatory markers.

Benzer Tezler

  1. İnfrarenal abdominal aort anevrizmasında anevrizma kesesinin morfovolümetrik özelliklerinin evar risk prediksiyonu ve takibindeki sonuçlara etkisi

    The effect of morphovolumetric characteristics of the aneurysm sac on risk prediction and outcomes in the follow-up of infrarenal abdominal aortic aneurysm treated with evar

    SİNAN ÖZÇELİK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Göğüs Kalp ve Damar CerrahisiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Kalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. HAKKI ZAFER İŞCAN

  2. Abdominal aort anevrizması nedeniyle endovasküler aort onarımı yapılan hastaların retrospektif incelenmesi

    A retrospective study on abdominal aortic aneurism patients treated with endovascular aortic reconstruction

    MEHMET EROĞLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2017

    Anestezi ve ReanimasyonAnkara Üniversitesi

    Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. BAŞAK CEYDA MEÇO

  3. İlkokul çağı erkek çocuklarında inmemiş testis anomalisi ve insidansı

    The anomaly and incidence of cryptorchidism in primary school boys

    SERDAR SEZGİN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    ÜrolojiGazi Üniversitesi

    Üroloji Ana Bilim Dalı

  4. Gebelik ve doğum olgularında prolaktin düzeylerinin değerlendirilmesi

    The Evaluation of prolactin values during pregnancy labour and in deliveries

    TÜLİN AKAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Kadın Hastalıkları ve DoğumGazi Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    DOÇ.DR. MÜLAZIM YILDIRIM