Geri Dön

Larinks skuamöz hücreli karsinomlarında PD-l1 ekspresyonu, prognostik faktörler ve morfometrik özelliklerin karşılaştırılması

Comparison of PD-l1 expression, prognostic factors, and morphometric features in laryngeal squamous cell carcinomas

  1. Tez No: 1020588
  2. Yazar: YAKUP KADRİ YARALI
  3. Danışmanlar: PROF. DR. ÜMİT ÇOBANOĞLU
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Patoloji, Pathology
  6. Anahtar Kelimeler: Larinks, Karsinom, PD-L1, 22C3, Morfometri, Larynx, Carcinoma, PD-L1, 22C3, Morphometry
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Karadeniz Teknik Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Larinks skuamöz hücreli karsinomu (LSHK), baş ve boyun bölgesinin en sık görülen malignitelerinden biri olup, önemli morbidite ve mortaliteye nedenlerindendir. Özellikle supraglottik yerleşimli tümörlerde olguların önemli bir kısmının ileri evrede tanı alması, prognozu olumsuz etkilemektedir. Günümüzde cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi gibi klasik tedavi yaklaşımlarına rağmen ileri evre hastalıkta sağkalım oranları sınırlı kalmaktadır. Bu durum tümör biyolojisini daha iyi yansıtan prognostik ve prediktif biyobelirteçlere olan ihtiyacı artırmaktadır. Son yıllarda immün kontrol noktası inhibitörlerinin klinik kullanıma girmesiyle birlikte, PD-1/PD-L1 ekseni baş-boyun skuamöz hücreli karsinomlarında önemli bir tedavi hedefi haline gelmiştir. Özellikle PD-L1 ekspresyonunun, immünoterapiye yanıtın öngörülmesinde kullanılan temel biyobelirteçlerden biri olduğu gösterilmiştir. Bununla birlikte, PD-L1 ekspresyonunun klinikopatolojik özellikler ve prognoz ile ilişkisi literatürde netlik kazanmamış olup, farklı çalışmalarda çelişkili sonuçlar bildirilmiştir. Bu durum, PD-L1'in tek başına yeterli bir biyobelirteç olmayabileceğini düşündürmektedir. Tümör hücrelerinin morfolojik özelliklerinin kantitatif olarak değerlendirilmesini sağlayan nükleer morfometrik analizler, tümör davranışı ve biyolojik agresiflik hakkında objektif veriler sunabilmektedir. Farklı organ ve sistemlerde yapılan çalışmalarda nükleer morfometrik parametrelerin prognostik değer taşıyabileceği gösterilmiş olmakla birlikte, larinks skuamöz hücreli karsinomlarında (LSHK) bu parametrelerin klinikopatolojik özellikler ve immün belirteçlerle ilişkisini inceleyen çalışmalar sınırlıdır. Bu çalışmada, LSHK'lerde PD-L1 ekspresyonunun klinikopatolojik parametreler ve sağkalım ile ilişkisi değerlendirilmiştir. Ayrıca nükleer morfometrik özelliklerin hem klinikopatolojik bulgular hem de PD-L1 ekspresyonu ile ilişkisi araştırılmıştır. Çalışmamızda PD-L1 ekspresyonunun çoğu klinikopatolojik parametreler ile anlamlı ilişki göstermediği; buna karşılık ileri yaş ve başvuru semptomları, özellikle boğaz ağrısı ile ilişkili olabileceği saptanmıştır. Ayrıca yüksek PD-L1 ekspresyonunun daha kötü prognostik özelliklerle ilişkili olabileceğine dair eğilimler izlenmiş, ancak bu bulgular istatistiksel anlamlılık düzeyine ulaşmamıştır. Nükleer morfometrik parametreler ise hem klinikopatolojik özellikler hem de PD-L1 ekspresyonu ile büyük ölçüde ilişkisiz bulunmuştur. Elde edilen bu veriler, LSHK'de PD-L1'in tek başına yeterli bir prognostik belirteç olmadığını, tümör mikroçevresi ve diğer biyobelirteçlerle birlikte değerlendirilmesinin daha anlamlı olabileceğini düşündürmektedir. Ayrıca, PD- L1 ekspresyonu ile nükleer morfometrik özelliklerin birlikte değerlendirilmesine yönelik çalışmaların sınırlı olması nedeniyle, bu çalışmanın literatüre katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.

Özet (Çeviri)

Laryngeal squamous cell carcinoma (LSCC) is one of the most common malignancies of the head and neck region and a significant cause of morbidity and mortality. Particularly in supraglottic tumors, the fact that a substantial portion of cases is diagnosed at an advanced stage adversely affects the prognosis. Despite current conventional therapeutic approaches such as surgery, radiotherapy, and chemotherapy, survival rates in advanced-stage disease remain limited. This situation increases the need for prognostic and predictive biomarkers that better reflect tumor biology. With the introduction of immune checkpoint inhibitors into clinical use in recent years, the PD-1/PD-L1 axis has become a crucial therapeutic target in head and neck squamous cell carcinomas. Specifically, PD-L1 expression has been shown to be one of the primary biomarkers used to predict response to immunotherapy. However, the relationship between PD-L1 expression, clinicopathological features, and prognosis has not gained clarity in the literature, with conflicting results reported across different studies. This suggests that PD-L1 alone may not be a sufficient biomarker. Nuclear morphometric analyses, which allow for the quantitative evaluation of the morphological characteristics of tumor cells, can provide objective data regarding tumor behavior and biological aggressiveness. Although studies conducted on various organs and systems have shown that nuclear morphometric parameters may hold prognostic value, studies examining the relationship between these parameters and clinicopathological features or immune markers in LSCC are limited. In this study, the relationship between PD-L1 expression and clinicopathological parameters and survival in LSCC was evaluated. Furthermore, the association of nuclear morphometric characteristics with both clinicopathological findings and PD-L1 expression was investigated. Our study found that PD-L1 expression did not show a significant correlation with most clinicopathological parameters; however, it was found to be potentially associated with advanced age and presenting symptoms, particularly sore throat. Additionally, trends suggesting that high PD-L1 expression might be associated with poorer prognostic features were observed, though these findings did not reach statistical significance. Nuclear morphometric parameters were found to be largely unrelated to both clinicopathological features and PD-L1 expression. These data suggest that PD-L1 is not a sufficient prognostic marker on its own in LSCC and that its evaluation alongside the tumor microenvironment and other biomarkers might be more meaningful. Moreover, given the limited number of studies evaluating PD-L1 expression in conjunction with nuclear morphometric characteristics, it is believed that this study will contribute to the literature.

Benzer Tezler

  1. Larenks kanserlerinin biopsi materyalinde stromal reaksiyonun histopatolojik olarak araştırılması ve prognoza etkisi

    Başlık çevirisi yok

    S.TOLGA ÖZGÜN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    OnkolojiTrakya Üniversitesi

    Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı

  2. Tümör dokusunu infiltre eden lenfositlerin monoklonal antikorlar ve immünohistolojik tekniklerle incelenmesi

    Başlık çevirisi yok

    ZAHİDE İBRAHİMOĞLU

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    OnkolojiHacettepe Üniversitesi

    Temel Onkoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ŞEVKET RUACAN

  3. Yatarak tedavi gören 330 tüberküloz hastasının retrospektif değerlendirilmesi

    Başlık çevirisi yok

    TEVFİK KORAL HOCA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1988

    Göğüs Hastalıklarıİstanbul Üniversitesi

    Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı

  4. Total larenjektami piyeslerinde larenks kanseri yayılımının histopatolojik olarak araştırılması

    Başlık çevirisi yok

    FERHAN ÖZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1989

    Onkolojiİstanbul Üniversitesi

    Kulak, Burun, Boğaz Hastalıkları Ana Bilim Dalı