Geri Dön

Paylaşımlı Ev Tasarımında Gri Alan Kurgusu: Koşuyolu Mahallesi Örneğinde Bir Model Önerisi

Grey Space Organization in Shared Housing Design: A Model Proposal for the Case of Koşuyolu Neighborhood

  1. Tez No: 1020022
  2. Yazar: BURÇİN FATMA TUNÇ ILDIR
  3. Danışmanlar: PROF. DR. DAMLA ALTUNCU
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: İç Mimari ve Dekorasyon, Interior Design and Decoration
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi
  10. Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: İç Mimarlık Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: İç Mimarlık Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Yirmi birinci yüzyılla birlikte Türkiye'de aile yapısında yaşanan demografik dönüşüm, özellikle kentlerde tek kişilik hane sayısının artmasına yol açmıştır. Türkiye'de ve dünyada etkisini sürdüren ekonomik kriz ise öğrenciler, genç profesyoneller, bekar ebeveynler ve tek yetişkinden oluşan kullanıcı gruplarının konut edinme ya da kiralama süreçlerini zorlaştırmaktadır. Bu duruma çözüm olarak daha küçük metrekareli konut üretimi yaygınlaşsa da, bu yaklaşım bireylerin sosyal ilişkilerden uzaklaşmasına ve kent yaşamında yalnızlaşmanın artmasına neden olmaktadır. Ayrıca yalnızca küçülen yaşam alanlarına odaklanan bu modellerin sürdürülebilir yaşam açısından yeterli olmadığı görülmektedir. Bu nedenle ortak kullanım, paylaşım ve kolektif yaşam pratiklerine dayanan paylaşımlı ev modeli, güncel konut tartışmalarında yeniden öne çıkan alternatif bir yaşam yaklaşımı haline gelmiştir. Bu çalışma, kentsel ölçekte ele alınan gri alan kavramını mimari ölçeğe uyarlayarak paylaşımlı ev tasarımına entegre etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında, değişen kullanıcı demografisine uygun olarak âtıl konut yapı stoğunun yeniden kullanım potansiyeli paylaşımlı ev modeli üzerinden incelenmektedir. Gri alan yaklaşımıyla; sosyal etkileşimi destekleyen, esnek kullanıma olanak tanıyan ve kolektif yaşamı güçlendiren mekânsal organizasyonların geliştirilmesi hedeflenmektedir. Bu doğrultuda paylaşımlı ev, yalnızca ortak kullanım alanlarına sahip bir konut modeli değil, çok katmanlı sosyal ilişkiler üreten bir yaşam organizasyonu olarak ele alınmaktadır. Çalışma alanı olarak ise, bahçeli konut dokusu, mahalle ilişkileri ve mevcut âtıl yapı potansiyeli nedeniyle İstanbul Kadıköy'de yer alan Koşuyolu Mahallesi seçilmiş; gri alan yaklaşımıyla sürdürülebilir ve sosyal yaşamı destekleyen paylaşımlı ev modelleri geliştirme potansiyeli araştırılmıştır. Gri alan; özel ve kamusal mekân arasında, konut alanları ile ticari alanlar arasında konumlanan ve her iki mekân türünün özelliklerini aynı anda taşıyan kentsel bir tanımdır. Çalışmada, paylaşımlı evin kentin mimari ölçekte bir simülasyonu olduğu kabulünden hareketle, gri alan kavramı mimari ölçeğe uyarlanarak paylaşımlı ev modeli üzerinden değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda;“Paylaşımlı ev tasarımında gri alan, mekânsal kurguda belirleyicidir.”hipotezi geliştirilmiştir. Bu çalışmanın yöntemi, betimsel analize dayalı nitel araştırma yaklaşımına dayanmaktadır. Araştırma kapsamında literatür taraması, panel ve çalıştay verileri, saha araştırması ve gözlem gibi farklı yöntemlerin birlikte kullanıldığı çok katmanlı bir metodolojik çerçeve oluşturulmuştur. Ayrıca Japonya'daki paylaşımlı evlerin mekânsal özelliklerini yerinde deneyimlemek amacıyla iki haftalık bir gözlem gezisi gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulguları doğrultusunda, geleneksel evlerde gri alanların özel ve ortak yaşam arasında geçiş sağlayan, sosyal etkileşimi destekleyen ve esnek kullanıma olanak tanıyan önemli mekânsal bileşenler olduğu tespit edilmiştir. İncelenen paylaşımlı ev örneklerinde ise bu mekânsal yaklaşımın; geçirgen sınırlar, çok işlevli ortak kullanım alanları, kot farklılıkları, ara mekânlar ve esnek dolaşım sistemleri aracılığıyla yeniden üretildiği görülmüştür. Ayrıca gri alanların, kullanıcılar arasında kademeli sosyal ilişkiler kurulmasını desteklediği, kolektif yaşam pratiklerini güçlendirdiği ve değişen kullanıcı ihtiyaçlarına uyum sağlayabilen esnek mekânsal organizasyonlar oluşturduğu belirlenmiştir. Çalışma kapsamında yapılan değerlendirmelerde, gri alanların paylaşımlı ev tasarımında sosyal etkileşimi destekleyen, özel ve ortak kullanım arasında geçiş sağlayan, esnek ve çok işlevli mekânsal organizasyonlar oluşturduğu görülmüştür. Geleneksel ev kültüründen aktarılan geçirgen sınırlar, kot farklılıkları, ara mekânlar ve esnek kullanım senaryolarının güncel paylaşımlı yaşam modellerinde yeniden üretildiği tespit edilmiştir. Koşuyolu Mahallesi'nin bahçeli konut dokusu, düşük yoğunluklu yerleşim karakteri ve güçlü mahalle ilişkileri nedeniyle paylaşımlı ev modeli açısından önemli bir potansiyel taşıdığı görülmüştür. Buna karşın yoğun yapılaşma, ticari dönüşüm ve niteliksiz yenileme uygulamalarının mahallenin mimari karakteri ile sosyal belleği üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda paylaşımlı ev modelinin, mevcut yapıların yeniden kullanımını destekleyen ve mahalle yaşamının sürekliliğini güçlendiren alternatif bir yaklaşım sunabileceği değerlendirilmiştir. Mahalledeki yaşlı nüfus oranının yüksek olması ise kuşaklar arası paylaşımlı yaşam modelleri açısından önemli bir potansiyel ortaya koymaktadır. Yaşlı bireylerin gençler, öğrenciler ve farklı kullanıcı gruplarıyla birlikte yaşayabileceği paylaşımlı yaşam kurgularının; sosyal dayanışmayı, gündelik paylaşımı ve mahalle belleğinin devamlılığını destekleyebileceği öngörülmektedir. Çalışmanın devamında, İstanbul genelindeki nitelikli âtıl yapı stoğunun paylaşımlı yaşam modeli kapsamında yeniden değerlendirilmesi gelecekte araştırılabilecek önemli başlıklardan biri olarak düşünülmektedir.

Özet (Çeviri)

With the twenty-first century, the demographic transformation experienced in family structure in Türkiye has led to a significant increase in the number of single-person households, particularly in urban areas. The ongoing economic crisis in Türkiye and around the world has made the processes of renting or owning a house increasingly difficult for user groups consisting of students, young professionals, single parents, and single adults. Although the production of housing units with smaller square meters has become widespread as a solution to the housing problem, this approach causes individuals to become distanced from social relationships and increases loneliness in urban life. Moreover, it is observed that these models, which focus solely on shrinking living spaces, are insufficient in terms of sustainable living. Therefore, the shared housing model, based on common use, sharing, and collective living practices, has re-emerged as an alternative living approach within contemporary housing discussions. This study aims to integrate the concept of grey space, which is discussed at the urban scale, into shared housing design by adapting it to the architectural scale. Within the scope of the research, the reuse potential of idle residential building stock is examined through the shared housing model in accordance with changing user demographics. Through the grey space approach, it is aimed to develop spatial organizations that support social interaction, enable flexible use, and strengthen collective living. In this context, shared housing is considered not only as a housing model with common-use areas, but also as a living organization producing multilayered social relationships. As the study area, Koşuyolu Neighborhood located in Kadıköy, Istanbul, was selected due to its garden housing texture, neighborhood relations, and existing idle building stock potential; the potential for developing sustainable and socially supportive shared housing models through the grey space approach was investigated. Grey space is an urban definition positioned between private and public spaces, as well as between residential and commercial areas, carrying the characteristics of both spatial types simultaneously. In the study, based on the assumption that shared housing is an architectural-scale simulation of the city, the concept of grey space was adapted to the architectural scale and evaluated through the shared housing model. In this context, the following hypothesis was developed:“In shared housing design, grey space is determinant in spatial organization.”The methodology of this study is based on a qualitative research approach grounded in descriptive analysis. Within the scope of the research, a multilayered methodological framework was established through the combined use of different methods such as literature review, panel and workshop data, field research, and observation. In addition, a two-week observation trip was conducted in order to experience the spatial characteristics of shared housing in Japan on-site. According to the research findings, it was determined that grey spaces in traditional houses are important spatial components that provide transitions between private and collective life, support social interaction, and allow flexible use. In the examined shared housing examples, this spatial approach was observed to be reproduced through permeable boundaries, multifunctional common-use areas, level differences, intermediate spaces, and flexible circulation systems. Furthermore, it was determined that grey spaces support the establishment of gradual social relationships among users, strengthen collective living practices, and create flexible spatial organizations capable of adapting to changing user needs. The evaluations conducted within the scope of the study revealed that grey spaces create flexible and multifunctional spatial organizations in shared housing design that support social interaction and provide transitions between private and common use. It was also determined that permeable boundaries, level differences, intermediate spaces, and flexible use scenarios transferred from traditional housing culture are reproduced in contemporary shared living models. It was observed that Koşuyolu Neighborhood possesses significant potential for the shared housing model due to its garden housing texture, low-density settlement character, and strong neighborhood relations. However, it was determined that dense urbanization, commercial transformation, and unqualified renovation practices have negative effects on the architectural character and social memory of the neighborhood. In this context, it was evaluated that the shared housing model could offer an alternative approach supporting the reuse of existing buildings and strengthening the continuity of neighborhood life. The high proportion of elderly population in the neighborhood also reveals an important potential for intergenerational shared living models. It is anticipated that shared living organizations in which elderly individuals can live together with young people, students, and different user groups may support social solidarity, everyday sharing, and the continuity of neighborhood memory. In the continuation of the study, the re-evaluation of qualified idle building stock throughout Istanbul within the scope of the shared housing model is considered one of the important topics that may be investigated in future studies.

Benzer Tezler

  1. E-mobilite uygulamaları için lityum-iyon bataryaların fizik tabanlı modellerinin karşılaştırmalı analizi

    Comparative analysis of physics-based models for lithium-ion batteries in e-mobility applications

    HAKKI YAVUZ

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2024

    Elektrik ve Elektronik Mühendisliğiİstanbul Teknik Üniversitesi

    Elektrik Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MEHMET ONUR GÜLBAHÇE

  2. Health promoting design of shared work environments: A salutogenic approach for coworking spaces in post-COVID era

    Ortak çalışma alanlarının sağlığı geliştiren tasarımı: COVID sonrası dönemde ortak çalışma alanlarına salutojenik bir yaklaşım

    EBRU BAYKAL ULUÖZ

    Doktora

    İngilizce

    İngilizce

    2025

    Mimarlıkİstanbul Teknik Üniversitesi

    Mimarlık Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. GÖKSENİN İNALHAN

  3. Smart urban agriculture as an innovative approach for sustainable food production in Istanbul

    İstanbulda sürdürülebilir gıda üretimi için yenilikçi bir yaklaşım olarak akıllı kentsel tarım

    LADAN SEYED MAHDIZADEH

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2024

    Şehircilik ve Bölge Planlamaİstanbul Teknik Üniversitesi

    Şehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. SEDA KUNDAK

  4. Technology-led evolution of interior space: Interiors becoming products

    Teknoloji ile değişen mekanlar: İç mekanların ürünleşmesi

    SENA SEMİZOĞLU

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2015

    Mimarlıkİstanbul Teknik Üniversitesi

    Endüstri Ürünleri Tasarımı Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ÇİĞDEM KAYA

  5. The digital age's workplaces: A proposal for accessible co-working spaces in neighborhoods

    Dijital çağın çalışma mekanları: Mahallelerde erişilebilir paylaşımlı ofis önerisi

    NİHAL ÜNAL AYDOĞAN

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2022

    MimarlıkGazi Üniversitesi

    Mimarlık Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. NEŞE GURALLAR