Geri Dön

Mechanical properties of fiber reinforced concrete with recycled steel fibers from waste tires

Atık lastiklerden elde edilen geri dönüştürülmüş çelik lif içeren lifli betonların mekanik özellikleri

  1. Tez No: 1019327
  2. Yazar: CANSU ÇOLAK
  3. Danışmanlar: PROF. DR. ÖZKAN ŞENGÜL
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: İnşaat Mühendisliği, Civil Engineering
  6. Anahtar Kelimeler: Beton basınç dayanımı, Beton dayanımı, Eğilme dayanımı, Lif takviyeli beton, Çevresel sürdürülebilirlik, Concrete compressive strength, Concrete strength, Bending strength, Fiber reinforce concrete, Sustainable environment
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: İngilizce
  9. Üniversite: İstanbul Teknik Üniversitesi
  10. Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: İnşaat Mühendisliği Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Yapı Mühendisliği Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Günümüzde hızla artan kentleşme ve altyapı geliştirme talepleri, beton teknolojisinde sürdürülebilir malzeme çözümlerine olan ilgiyi önemli ölçüde artırmıştır. İnşaat sektörü, küresel karbon salınımının yaklaşık %8'inden sorumlu olan çimento üretimine olan yüksek bağımlılığı nedeniyle çevresel sürdürülebilirlik açısından ciddi baskılarla karşı karşıyadır. Bu durum, hem bağlayıcı sistemleri hem de lif malzemeleri açısından daha çevreci alternatifler arayışını hızlandırmaktadır. Geleneksel çelik lif takviyeli beton üretiminde kullanılan ticari çelik lifler (CF), yüksek mekanik performans sunmakla birlikte önemli ölçüde karbon salınımı ve maliyet yüküne neden olmaktadır. Buna karşılık, ömrünü tamamlamış lastiklerden (ÖTL) elde edilen geri dönüştürülmüş çelik lifler (RF), hem atık yönetimi hem de yapı malzemeleri açısından sürdürülebilir bir alternatif olarak öne çıkmaktadır. Dünya genelinde her yıl üretilen yaklaşık 1,5 milyar lastikten kaynaklanan ÖTL'ler, doğal koşullarda bozunmaya karşı yüksek dirençleri nedeniyle çevre ve halk sağlığı açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Bu atığın yapı malzemesi olarak geri kazanılması, hem çevresel yük azaltımı hem de döngüsel ekonomiye katkı sağlama potansiyeli açısından büyük önem taşımaktadır. Bu tezin temel amacı, RF'lerin mekanik, reolojik ve çevresel performansını deneysel çerçevede değerlendirmek ve CF'lerle kapsamlı biçimde karşılaştırmaktır. Mevcut literatür, RF içeren betonların belirli mekanik ve çevresel avantajlar sunduğuna işaret etmekle birlikte, taze hal reolojisi, lif dağılımı, çatlak sonrası yapısal davranış ve yaşam döngüsü çevresel performansını birlikte ele alan bütünleşik bir değerlendirme çerçevesinin eksik olduğu gözlemlenmiştir. Özellikle, farklı bağlayıcı sistemleri ve su/bağlayıcı oranları altında RF ile CF'nin doğrudan karşılaştırmalı olarak incelendiği kapsamlı deneysel çalışmalar sınırlı kalmaktadır. Bu tez, söz konusu boşluğu gidermek amacıyla deneysel bulguları çevresel ve ekonomik göstergelerle bütünleştiren kapsamlı bir değerlendirme çerçevesi sunmaktadır. Bu çalışmada, ÖTL'lerden mekanik öğütme yöntemiyle elde edilen RF'ler ile ticari kancalı uçlu CF'ler kullanılmıştır. RF'ler, İstanbul faaliyet gösteren bir geri dönüşüm tesisinden mekanik öğütme yöntemiyle temin edilmiş olup mekanik öğütme işlemi sonucunda yüksek düzeyde düzensiz şekil, değişken uzunluk ve pürüzlü yüzey morfolojisi sergilemektedir. RF'lerin boyutsal sınıflandırması ve istatistiksel analizi sonucunda üç farklı lif sınıfı tanımlanmış; ortalama çap değerleri 0,31 mm ile 0,78 mm, ortalama boy/çap oranları ise 75 ile 109 arasında değiştiği belirlenmiştir. CF olarak seçilen liflerinin nominal uzunluğu 60 mm, çapı 0,75 mm ve boy/çap oranı 80'dir. Deneysel program, iki farklı bağlayıcı sistemi, üç farklı su/bağlayıcı oranı (s/b = 0,40; 0,50; 0,60) ve dört farklı lif dozajı (0, 15, 30 ve 45 kg/m³) kapsamında toplam kırk sekiz karışımdan oluşmaktadır. Bağlayıcı sistemleri olarak yalnızca Portland çimentosu (PC) içeren karışımlar ile %50 öğütülmüş yüksek fırın cürufu (ÖYFC) ikamesi içeren ikili bağlayıcı sistemleri incelenmiştir. Bağlayıcı içeriği tüm karışımlarda 350 kg/m³ olarak sabit tutulmuş; agrega kompozisyonu ise hacimsel tutarlılığı sağlamak amacıyla lif dozajına göre düzenlenmiştir. Taze hal özellikleri çökme ve birim ağırlık deneyleriyle; reolojik özellikler ise Bingham modeline göre statik ve dinamik akma gerilmesi ve plastik viskozite parametreleriyle belirlenmiştir. Sertleşmiş beton performansı, silindir basınç deneyleri (100 × 200 mm) ve üç noktalı eğilme deneyleri (100 × 100 × 500 mm prizma numuneler) aracılığıyla değerlendirilmiştir. EN 14651+A1 standardı kapsamında yük-deformasyon ve yük-CMOD (Çatlak Ağzı Açılma Deplasmanı) eğrileri elde edilerek artık eğilme dayanımı parametreleri (fR1, fR2, fR3, fR4) ve tokluk değerleri hesaplanmıştır. Çevresel sürdürülebilirlik, EN 15804 standardına uygun olarak yürütülen yaşam döngüsü değerlendirmesi (LCA, A1–A3 modülleri) çerçevesinde küresel ısınma potansiyeli (GWP) ve performans-normalize karbon göstergesi (ECP = GWP / fR3) kullanılarak analiz edilmiştir. Ayrıca, çekicilik fonksiyonu optimizasyonu ve Pareto sınırı analizi ile çok kriterli değerlendirmeler gerçekleştirilmiş, karışımlar mekanik performans, çevresel etki ve maliyet açısından eş zamanlı olarak sıralanmıştır. Yapısal performans uygunluğu ise fib Model 2010 çerçevesinde EN 1990 Ek D'ye göre belirlenen karakteristik kalıntı eğilme dayanımları (fR1k, fR3k) üzerinden değerlendirilmiştir. Taze hal deneyleri, lif tipinin ve dozajının çalışılabilirlik üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. RF içeren karışımlar, 0,40 s/b koşulunda 45 kg/m³ dozajda çökme değerinin 1 cm'ye kadar düştüğü belirgin bir işlenebilirlik kaybı sergilemiştir. Buna karşılık CF karışımları, daha düzenli lif geometrisi ve pürüzsüz yüzey morfolojisi sayesinde eşdeğer dozajlarda çok daha yüksek işlenebilirlik değerlerini korumuştur. Bingham modeline dayalı reolojik ölçümler, lif ilavesinin hem statik hem de dinamik akma gerilmesini artırdığını ve bu etkinin RF karışımlarında daha belirgin olduğunu ortaya koymuştur. Normalize süperakışkanlaştırıcı talebi (SP/kg lif), tüm bağlayıcı sistemlerinde RF için CF'den sistematik biçimde daha yüksek bulunmuştur. Bu durum, RFlerin düzensiz geometrisinin karışım içinde daha büyük akış direncine yol açtığını göstermektedir. ÖYFC içeren karışımlarda ise cüruf ikamesinin işlenebilirlik üzerindeki etkisi, ince tane yapısı ve su ihtiyacı farklılıkları göz önünde bulundurulduğunda, her iki lif türü için de kısmen farklı biçimde etki etmiştir. Basınç dayanımı sonuçları, her iki bağlayıcı sisteminde de s/b oranının belirleyici parametre olduğunu göstermiştir. PC bazlı referans karışımlarda s/b oranının 0,60'tan 0,40'a düşürülmesi, 28 günlük basınç dayanımını 45,2 MPa'dan 70,0 MPa'ya yükselterek yaklaşık %55'lik bir artış sağlamıştır. Düşük dozajda (15 kg/m³) CF içeren karışımlar referans dayanım değerlerini korumuş ya da hafifçe aşmıştır, örneğin 0,50C/15CF karışımı, referans değeri olan 50,7 MPa'nın üzerinde 54,8 MPa basınç dayanımı sergilemiştir. Buna karşın RF karışımları yüksek dozajlarda lif topaklanması ve sıkıştırma sırasında oluşan mikro boşluklar nedeniyle kademeli bir dayanım azalması göstermiştir, örneğin 0,40 s/b oranında 15RF karışımında ölçülen 66,4 MPa değeri, aynı s/b oranındaki referans karışımın (70,0 MPa) hafif altında kalmıştır. Yüksek dozajlarda ise bu düşüş daha belirgin hale gelmiştir, bazı RF karışımlarında ise dayanım 60–66 MPa aralığına gerilemiştir. ÖYFC-PC sistemlerinde cüruf ikamesi, 28 günlük basınç dayanımını PC karışımlarına kıyasla yaklaşık %15–20 oranında düşürmüştür, bu fark yüksek s/b oranlarında daha az belirgin hale gelmiştir. Cürufun puzolanik reaksiyonuna dayalı gecikmiş hidrasyon mekanizması, uzun vadeli dayanım gelişimi açısından olumlu bir potansiyel taşımakla birlikte, bu çalışmanın deneysel kapsamı 28 günlük dayanım değerlendirmesiyle sınırlı tutulmuştur. Eğilme dayanımı deneyleri, hem RF hem de CF içeren numunelerin, referans karışımlara kıyasla ilk çatlak ve çatlak sonrası yük taşıma kapasitesini önemli ölçüde iyileştirdiğini ortaya koymuştur. PC bazlı referans karışımların maksimum eğilme dayanımı s/b oranına bağlı olarak 5,5–8,3 MPa aralığında değişirken, CF içeren karışımlar genel olarak en yüksek eğilme dayanımı değerlerini sergilemiştir. En yüksek değer 0,40C/15CF karışımında 11,2 MPa olarak ölçülmüş; 0,60C/45CF karışımı ise 11,1 MPa ile bu değere yakın bir performans göstermiş ve zayıf matris koşulunda bile referansa kıyasla yaklaşık %100'lük bir artış sağlamıştır. RF içeren karışımlarda ise yüksek dozajlarda (45 kg/m³) eğilme dayanımı 8,4–8,9 MPa aralığına ulaşmış; örneğin 0,60C/45RF karışımında elde edilen 8,4 MPa değeri, aynı s/b oranındaki referansın (5,5 MPa) yaklaşık %54 üzerindedir. 0,05mm CMOD'de EN 14651+A1'e göre belirlenen orantılılık sınırı (fLOP) analizleri, CF karışımlarının fLOP ile maksimum eğilme dayanımı arasında daha belirgin farklar sergilediğini ortaya koymuştur, bu durum çatlak sonrası şekil sertleşmesi davranışına işaret etmektedir. RF karışımlarında bu fark çoğunlukla sınırlı düzeyde kalmıştır, bu da liflerin etkin çatlak köprüleme sağladığı ancak düzensiz geometri nedeniyle tutunma verimliliğinin kısıtlı olduğunu göstermektedir. ÖYFC-PC sistemlerinde bazı karışımlarda RF/CF fLOP oranının birden büyük çıkması, RF'nin belirli koşullar altında ilk çatlak eğilme yanıtında CF'ye eşit ya da üstün olabileceğini göstermektedir. Yük-deformasyon eğrileri ve tokluk sonuçları, her iki bağlayıcı sisteminde de lif eklenmesinin gevrek kırılmadan sünek davranışa belirgin bir geçişi tetiklediğini göstermiştir. 4 mm deformasyon kapasitesine kadar hesaplanan tokluk değerleri CF karışımlarında 34.711 N.mm'ye, RF karışımlarında ise 28.741 N.mm'ye ulaşmıştır, referans numunelerde ise bu değer yaklaşık 1.300–1.600 N.mm düzeyinde kalmıştır. CF karışımları genel olarak daha yüksek tokluk değerleri sergilemiş olmakla birlikte, RF karışımları da takviyesiz beton karşısında belirgin ve anlamlı bir iyileşme sağlamıştır. ÖYFC-PC sistemlerinde tokluk değerleri PC bazlı karşılıklarına göre daha düşük seyretmiş; ancak her iki lif türü de daha zayıf bağlayıcı matriste etkin çatlak köprüleme mekanizmalarını sürdürmeye devam etmiştir. EN 15804 standardına uygun olarak gerçekleştirilen LCA sonuçları, bağlayıcı türünün ve lif türünün GWP açısından birincil belirleyiciler olduğu anlaşılmıştır. PC bazlı karışımlarda GWP 326–409 kg.CO₂-eş/m³ aralığında ölçülürken, ÖYFC-PC karışımlarında bu değer 195–245 kg.CO₂-eş/m³'e düşmüştür, bu da %50 çimento ikamesinin %37–40 oranındaki azalma sağladığını göstermektedir. RF içeren karışımların CF karşılıklarına kıyasla önemli ölçüde daha düşük karbon ayak izi elde ettiği de görülmüştür. ECP incelendiğinde, PC bazlı sistemlerde RF karışımlarının genel olarak CF karışımlarından daha avantajlı değerler sergilediği en düşük ECP değerlerinin ise yapısal performans kriterlerini karşılayan ÖYFC-PC karışımlarında elde edildiği görülmüştür. Bu sonuçlar, lif takviyeli beton karışımlarının değerlendirilmesinde mekanik performans ile çevresel etkinin eş zamanlı ele alınmasının önemini ortaya koymaktadır. fib Model 2010 çerçevesinde EN 1990 Ek D'ye göre yürütülen yapısal performans değerlendirmesi, bazı RF içeren ÖYFC-PC karışımlarının minimum yapısal performans eşiğini karşıladığını doğrulamıştır. Bu karışımlar arasında öne çıkan 0,40S/30RF ve 0,40S/45RF karışımları, rekabetçi ECP değerleriyle birlikte yeterli karakteristik kalıntı eğilme dayanımı (fR1k) sergileyerek yapısal yeterliliği ve çevresel verimliliği eş zamanlı olarak sağlamıştır. Çekicilik fonksiyonu optimizasyonu, PC bazlı sistemlerde en iyi karışım olarak 0,40C/15CF'yi (D = 0,75) belirlerken, ÖYFC-PC sistemlerinde 0,40S/45RF karışımı en yüksek çekicilik değerine (D = 0,63) ulaşmıştır. Bu bulgu, yüksek RF dozajının birim başına daha düşük performansını maliyet etkinliği ile dengeleme potansiyelini ortaya koymaktadır. GWP ve çekicilik açısından gerçekleştirilen Pareto sınırı analizi, Pareto-optimal dokuz karışımdan yedisinin ÖYFC-PC sistemine ait olduğunu göstermiş; bu durum, cüruf bazlı sistemlerin çevresel ve mekanik-ekonomik performans dengesi açısından belirgin üstünlüğünü vurgulamaktadır. Sonuç olarak, ÖTL'lerden elde edilen RF takviyeli beton uygulamalarında teknik olarak uygulanabilir ve çevresel açıdan daha avantajlı bir alternatif sunabildiğini göstermektedir. Taze haldeki işlenebilirlik ve tokluğa ilişkin bazı sınırlılıklar tespit edilmekle birlikte, uygun lif dozajı ve bağlayıcı bileşimi seçimiyle RF kullanımının yapısal açıdan yeterli davranış sağlayabileceği, karbon miktarının azaltılmasına katkıda bulunabileceği ve maliyet etkinliğini destekleyebileceği ortaya konmuştur. RF'nin ÖYFC bazlı bağlayıcılarla birlikte kullanımı, yapısal yeterliliği, çevresel verimliliği ve ekonomik rekabet gücünü aynı anda sunan lif takviyeli beton karışımları elde etmede özellikle umut verici bir yön olarak öne çıkmaktadır. Bu çalışma, atık lastik kaynaklı lif takviye sistemlerinin sürdürülebilir beton tasarımı açısından bilimsel dayanağını güçlendiren bütünleşik bir değerlendirme çerçevesi sunmakta ve ileriki araştırmalar için referans veri tabanı oluşturmaktadır .

Özet (Çeviri)

The rapid growth of urbanization and infrastructure development has intensified interest in sustainable material solutions for concrete technology. Commercial steel fibers (CF) used in conventional fiber-reinforced concrete offer high mechanical performance but impose significant carbon emissions and cost burdens. Recycled steel fibers (RF) recovered from end-of-life tires (ELTs) represent a promising alternative from both waste management and construction material perspectives. The primary objective of this thesis is to systematically evaluate the fresh-state, mechanical, rheological, and environmental performance of RF-reinforced concrete in direct comparison with CF across a comprehensive experimental framework. The experimental program comprised forty-eight concrete mixtures incorporating two binder systems, three water-to-binder ratios (w/b = 0.40, 0.50, and 0.60), and four fiber dosage levels (0, 15, 30, and 45 kg/m³). The binder systems consisted of Ordinary Portland Cement (OPC)-only mixtures and binary binder mixtures with 50% ground granulated blast furnace slag (GGBS) replacement. RF was sourced from ELTs via mechanical shredding and exhibited irregular geometries with average aspect ratios ranging from 75 to 109. CF reference fibers were hooked-end fibers with a nominal length of 60 mm and aspect ratio of 80. Fresh-state properties were assessed through slump and unit weight measurements, while rheological parameters including static and dynamic yield stress and plastic viscosity were determined using the Bingham model. Hardened-state performance was evaluated through compressive strength tests on cylindrical specimens (100 × 200 mm) and three-point flexural tests on prismatic specimens (100 × 100 × 500 mm) in accordance with EN 14651+A1, from which residual flexural strength parameters (fR1–fR4) and toughness values were derived. Environmental sustainability was assessed through a life cycle assessment (LCA, modules A1–A3) following EN 15804, using global warming potential (GWP) and a performance-normalized carbon indicator (ECP = GWP / fR3). Multi-criteria optimization was performed through desirability function analysis and Pareto frontier evaluation. Fresh-state results demonstrated that fiber type and dosage exerted a decisive influence on workability. RF mixtures exhibited a pronounced slump reduction with increasing fiber content, reaching as low as 1 cm at w/b , 0.40 and 45 kg/m³ dosage. CF mixtures retained considerably higher workability at equivalent dosages due to their regular geometry and smoother surface morphology. Rheological measurements confirmed that fiber addition increased both static and dynamic yield stress, with the effect being more pronounced in RF mixtures. Normalized superplasticizer demand (SP/kg fiber) was consistently higher for RF than CF across all binder systems. Compressive strength results confirmed that the w/b ratio remained the dominant governing parameter in both binder systems. In OPC-based mixtures, reducing the w/b ratio from 0.60 to 0.40 increased 28-day compressive strength from 45.2 MPa to 70.0 MPa, representing an improvement of approximately 55%. CF mixtures at low dosage maintained or slightly exceeded reference strength values; for instance, the 0.50C/15CF mixture reached 54.8 MPa, surpassing the reference value of 50.7 MPa. RF mixtures exhibited a gradual strength reduction at higher dosages due to fiber balling and micro-void formation during compaction; compressive strength values ranged between 60–66 MPa at high RF dosages under low w/b conditions. In GGBS-OPC systems, slag incorporation reduced 28-day compressive strength by approximately 15–20% relative to OPC mixes. Flexural strength results confirmed that both fiber types significantly enhanced first-crack and post-cracking load-carrying capacity relative to unreinforced reference mixtures. Reference OPC mixtures exhibited maximum flexural strength values ranging from 5.5 to 8.3 MPa depending on the w/b ratio. CF-reinforced specimens generally achieved the highest flexural strength values, with a maximum of 11.2 MPa recorded for the 0.40C/15CF mixture, the 0.60C/45CF mixture reached 11.1 MPa, nearly doubling the strength of the unreinforced 0.60C reference. RF mixtures at 45 kg/m³ dosage reached flexural strengths of 8.4–8.9 MPa; for example, the 0.60C/45RF mixture attained 8.4 MPa, representing a 54% improvement over the corresponding reference (5.5 MPa). Load–deflection and toughness results confirmed a clear transition from brittle to ductile fracture behavior upon fiber incorporation, with toughness values reaching up to 34,711 N.mm for CF and 28,741 N.mm for RF mixtures, compared to reference values of approximately 1,300–1,600 N.mm. LCA results conducted in accordance with EN 15804 confirmed that binder composition and fiber type are the primary determinants of cradle-to-gate GWP. OPC-based mixtures yielded GWP values ranging from 326 to 409 kg.CO₂-eq/m³, while GGBS-OPC mixtures fell within 195–245 kg.CO₂-eq/m³, representing a reduction of approximately 37–40% through partial cement replacement. The near-zero emission factor assigned to RF under the cut-off allocation approach resulted in significantly lower embodied carbon for RF-containing mixtures compared to their CF counterparts. The ECP indicator further confirmed that RF mixtures generally achieved more favorable performance-normalized carbon efficiency than CF mixtures in OPC-based systems, with the lowest ECP values observed in GGBS-OPC mixtures satisfying structural performance criteria. Structural performance assessment within the fib Model Code 2010 framework confirmed that several RF-containing GGBS-OPC mixtures satisfied minimum structural performance thresholds. The 0.40S/30RF and 0.40S/45RF mixtures demonstrated adequate characteristic residual flexural strength (fR1k) alongside competitive ECP values. Desirability function optimization identified the 0.40C/15CF mixture as optimal in OPC-based systems (D = 0.75), while the 0.40S/45RF mixture achieved the highest desirability in GGBS-OPC systems (D = 0.63). Pareto frontier analysis confirmed that seven out of nine Pareto-optimal compositions belonged to the slag-blended binder system, highlighting the environmental and mechanical-economic superiority of GGBS-OPC mixtures across the investigated mixture space. Overall, the findings of this study indicate that recycled steel fibers recovered from ELTs represent a technically acceptable and environmentally more favorable alternative to commercial steel fibers in fiber-reinforced concrete applications. While certain limitations were observed in fresh-state workability and toughness performance, the results demonstrate that RF can provide structurally adequate behavior, contribute to reductions in embodied carbon, and support cost efficiency when used with appropriate fiber dosage and binder composition. The combination of RF with GGBS-based binders emerges as a particularly promising direction for achieving fiber reinforced concrete mixtures that balance structural adequacy, environmental efficiency, and economic competitiveness.

Benzer Tezler

  1. Ferrokrom atıkları ile üretilen geri dönüştürülmüş lif takviyeli yeşil reaktif pudra betonlarının balistik özelliklerinin incelenmesi

    Investigation of ballistic properties of recycled fiber reinforced green reactive powder concretes produced with ferrochrome wastes

    İBRAHİM ATLI

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    İnşaat MühendisliğiSakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi

    İnşaat Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. METİN İPEK

  2. Geri kazanılmış agrega (GKA) ile üretilen betonların mekanik özelliklerinin lif kullanılarak iyileştirilmesi

    Improving the mechanical properties of recycled aggregate concrete with fibers

    MUHAMMET GÖKHAN ALTUN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2014

    İnşaat MühendisliğiAtatürk Üniversitesi

    İnşaat Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. MERAL OLTULU

  3. Atık çelik liflerin betonun mekanik özelliklerine etkisi

    Effect of waste fibers on the mechanical properties of concrete

    DENİZ HAMZAÇEBİ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2015

    İnşaat Mühendisliğiİstanbul Teknik Üniversitesi

    İnşaat Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ÖZKAN ŞENGÜL

  4. Çelik lifli polimer betonların mekanik davranışı üzerine geri dönüştürülmüş araç lastiği parçacıkları ve liflerinin birleşik etkisi

    Combined effect of recycled tire particles and tyre steel fibers on the mechanical behavior of steel fiber reinforced polymer concretes

    FURKAN GÖKBAŞİ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    İnşaat MühendisliğiAtatürk Üniversitesi

    İnşaat Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. REMZİ ŞAHİN

  5. Investigation of engineering properties of fiber-reinforced red mud-metakaolin based geopolymer mortar made with waste filler materials

    Atık dolgu malzemeleri ile yapılan lif takviyeli kırmızı çamur-metakaolin tabanlı geopolimer harcın mühendislik özelliklerinin incelenmesi

    KHIZAR NAZIR

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2023

    İnşaat MühendisliğiYıldız Teknik Üniversitesi

    İnşaat Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ORHAN CANPOLAT