Sezaryen operasyonu öncesinde vajinal muayenede saptanan servikal dilatasyon ile postoperatif uterin insizyon defekti arasındaki ilişki
The relationship between cervical dilatation detected by vaginal examination before cesarean section and postoperative uterine incision defect
- Tez No: 1019252
- Danışmanlar: DR. ESRA ESİM BÜYÜKBAYRAK
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Obstetrics and Gynecology
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2012
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bakanlığı
- Enstitü: İstanbul Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Sezaryen sonrası uterin insizyonda gelişen defektler, sonraki jinekolojik ve obstetrik komplikasyonlarla ilişkilidir. Sezaryen sonrası uterus insizyon hattında defekt varlığının değerlendirilmesine ilişkin literatürde çeşitli yayınlar mevcuttur. Uterin insizyon defektiyle ilgili mevcut çalışmalar ağırlıklı olarak uterin insizyonun cerrahi kapatılma tekniğinin defekt sıklığıyla ilişkisi ve defektin klinik etkileri üzerine yoğunlaşmaktadır. Ancak mevcut literatürde sezaryen operasyonu öncesindeki servikal dilatasyon ile uterin insizyon defekti arasındaki ilişkiyi araştıran bir çalışma bulunmamaktadır. Çalışmamızın amacı, sezaryen uygulanan hastalarda preoperatif muayenede saptanan servikal dilatasyonun sezaryen sonrası uterin insizyon defekti oluşumuna etkisini değerlendirmektir. **Materyal ve Metod:** Bu çalışma, Şubat 2011 ile Ağustos 2012 tarihleri arasında Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinde prospektif randomize klinik çalışma olarak gerçekleştirilmiştir. Çeşitli nedenlerle sezaryen operasyonuna alınan hastaların operasyon sırasındaki servikal dilatasyon miktarı santimetre cinsinden çalışma formuna kaydedilmiştir. Tüm sezaryen operasyonları tek bir cerrah tarafından gerçekleştirilmiştir. Cilt ve uterus kesileri için sırasıyla Pfannenstiel ve Kerr insizyon teknikleri kullanılmıştır. Uterin insizyonun ilk katı sürekli kilitli, ikinci katı ise sürekli kilitsiz sütür tekniğiyle kapatılmıştır. Taburculuk sonrası 6. haftada transvajinal ultrasonografik muayene ile uterin insizyon defekti açısından değerlendirme yapılmış; defekt saptanan hastalarda defekt ölçülerek kaydedilmiştir. **Bulgular:** Çalışmaya toplam 172 hasta dâhil edildi. Bunlardan 126'sı 6. hafta ultrasonografi kontrolüne gelerek çalışmayı tamamladı. Hastalar sezaryen operasyonu öncesindeki servikal dilatasyon miktarına göre üç gruba ayrıldı. Birinci grup 0–3 cm servikal dilatasyonu olan 58 hastadan, ikinci grup 4–7 cm servikal dilatasyonu olan 45 hastadan ve üçüncü grup 8–10 cm servikal dilatasyonu olan 23 hastadan oluşmaktaydı. Altıncı hafta transvajinal ultrasonografi kontrolünde uterin insizyon defekti; birinci grupta 31 hastada (%53,4), ikinci grupta 26 hastada (%57,8) ve üçüncü grupta 12 hastada (%52,2) saptandı. Uterin insizyon defekti sıklığı açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (p=0,66). **Sonuç:** Mevcut bilgiler ışığında uterin skar dokusunda defekt gelişimi; uterin insizyonun kapatılmasında kullanılan sütür tekniği, uterusun antefleksiyon veya retrofleksiyon pozisyonunda olması, geçirilmiş sezaryen öyküsü ve sezaryen sırasında servikal dilatasyon uygulanması gibi çeşitli faktörlerle ilişkili olabilir. Bununla birlikte, çalışmamızın sonuçları sezaryen öncesi servikal dilatasyon ile postoperatif uterin insizyon defekti arasında anlamlı bir ilişki olmadığını göstermektedir.
Özet (Çeviri)
The defect in caesarean uterine incision is associated with gynecological and obstetric complications. There are various publications about defects in the uterine incision after caesarean section. Current publications investigate the relationship between the defect and surgical closure technique and its clinical effects. However, the existing literature has no publication investigating the association between cervical dilatation prior to caesarean section and incisional defect. The purpose of this study is to evaluate the effect of cervical dilatation detected during preoperative examination on the formation of uterine incisional defects in patients undergoing caesarean delivery. **Material and Methods:** This study was conducted as a prospective randomized clinical trial at Dr. Lutfi Kırdar Kartal Training and Research Hospital, Department of Obstetrics and Gynecology, between February 2011 and August 2012. Patients undergoing caesarean section for various indications were included in the study, and the amount of cervical dilatation was recorded in centimeters on the study form. All caesarean operations were performed by a single surgeon. Pfannenstiel and Kerr incisions were used for the skin and uterine incisions, respectively. The uterine incision was closed with a continuous locked suture in the first layer and a continuous unlocked suture in the second layer. Six weeks after discharge, patients underwent transvaginal ultrasonographic examination for uterine incision defects. When a defect was detected, it was measured and recorded. **Results:** A total of 172 patients were included in the study. Of these, 126 patients attended the ultrasonographic follow-up examination at 6 weeks and completed the study. Patients were divided into three groups according to the degree of cervical dilatation before caesarean section. At the end of the study, Group 1 consisted of 58 patients with cervical dilatation of 0–3 cm, Group 2 consisted of 45 patients with cervical dilatation of 4–7 cm, and Group 3 consisted of 23 patients with cervical dilatation of 8–10 cm. At the 6-week transvaginal ultrasonographic examination, uterine incision defects were detected in 31 patients (53.4%) in Group 1, 26 patients (57.8%) in Group 2, and 12 patients (52.2%) in Group 3. There was no statistically significant difference between the groups in terms of uterine incision defect rates (p=0.66). **Conclusion:** The available evidence indicates that the presence of a defect in uterine scar tissue may depend on several factors, including the suture technique used for uterine incision closure, uterine position (anteflexion or retroflexion), a history of previous caesarean section, and cervical dilatation at the time of caesarean delivery. However, the results of our study demonstrate that there is no significant association between cervical dilatation before caesarean section and postoperative uterine incision defects.
Benzer Tezler
- Vajinal ve sezeryan doğumlarda kordon kanı kortizol düzeyleri
Başlık çevirisi yok
FATİH MEHMET SERİN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1988
Kadın Hastalıkları ve DoğumCumhuriyet ÜniversitesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
- Erken membran rüptürü olgularında sezaryen sonrası enfeksiyon
Başlık çevirisi yok
HALİL ÇELİK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1989
Kadın Hastalıkları ve DoğumUludağ ÜniversitesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
- Sezaryen girişimlerinde, indüksiyon ajanı olarak etomidatın maternal ve neonatal yönden pentotal ile karşılaştırılması
Başlık çevirisi yok
BİNNUR SARIHASAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1989
Anestezi ve ReanimasyonOndokuz Mayıs ÜniversitesiAnesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı
- Adsorptif sıyırma voltametrisi yöntemi ile Seftriakson'un biyolojik materyalden tayini
Başlık çevirisi yok
SACİDE ALTINÖZ
Doktora
Türkçe
1988
BiyokimyaHacettepe ÜniversitesiAnalitik Kimya Ana Bilim Dalı
DOÇ.DR. AYTEKİN TEMİZER
- Sezaryanda proflaktik antibiyotik kullanımı
Başlık çevirisi yok
HAMİDE TOMRUK (ÖNER)
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1990
Kadın Hastalıkları ve DoğumAkdeniz ÜniversitesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı