Oral izotretinoin kullanan hastalarda serum ve tükürükte adipsin düzeylerinin karşılaştırılması
Comparison of serum and salivary adipsin levels in patients treated with oral isotretinoin
- Tez No: 1018133
- Danışmanlar: DOÇ. DR. GÜLHAN AKSOY SARAÇ
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Dermatoloji, Dermatology
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: Ankara Bilkent Şehir Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Akne vulgaris (AV), pilosebase ünitenin kronik inflamatuvar bir hastalığıdır. Güncel veriler, adipokinlerin akne vulgarisin yalnızca kutanöz değil, sistemik inflamatuvar ve metabolik bileşenleriyle de ilişkili olabileceğini göstermektedir. Bu çalışmada, AV hastalarında serum ve tükürük adipsin (kompleman faktör D) düzeylerinin sağlıklı kontrollere kıyasla değerlendirilmesi ve sistemik izotretinoin tedavisinin üçüncü ayında meydana gelen değişimlerin incelenmesi amaçlandı. Ayrıca adipsin düzeylerinin hastalık şiddeti ve tedavi yanıtı ile ilişkisi araştırıldı. Gereç ve Yöntem: Bu prospektif çalışmaya 93 akne vulgaris hastası ve yaş ile cinsiyet açısından eşleştirilmiş 93 sağlıklı kontrol dahil edildi. Hasta grubunda tedavi öncesi (0. ay) ve izotretinoin tedavisinin üçüncü ayında serum ve tükürük adipsin düzeyleri ölçüldü; kontrol grubunda tek zamanlı ölçüm yapıldı. Akne şiddeti hafif, orta, şiddetli ve çok şiddetli olarak sınıflandırıldı. Verilerin analizinde non-parametrik testler kullanıldı ve korelasyonlar Spearman analizi ile değerlendirildi. Bulgular: Başlangıçta serum ve tükürük adipsin düzeyleri hasta grubunda kontrol grubuna göre anlamlı derecede düşük bulundu (serum medyan [IQR]: 16,0 [11,8] vs. 41,6 [35,5]; p<0,001; tükürük medyan [IQR]: 17,6 [15,9] vs. 41,9 [25,1]; p<0,001). Akne şiddeti arttıkça hem serum hem de tükürük adipsin düzeylerinde anlamlı azalma saptandı (serum: H=60,118; p<0,001; tükürük: H=29,528; p<0,001). İzotretinoin tedavisinin üçüncü ayında her iki örnekte de adipsin düzeyleri başlangıca göre anlamlı şekilde arttı (p<0,001); ancak değerler kontrol grubuna kıyasla daha düşük kalmaya devam etti (serum medyan: 24,65 ng/mL; tükürük medyan: 36,34 ng/mL). Tedavi öncesinde serum ve tükürük adipsin düzeyleri arasında pozitif korelasyon saptanırken (r=0,596; p<0,001), üçüncü ayda korelasyon katsayısının azaldığı ancak istatistiksel anlamlılığın sürdüğü görüldü (r=0,229; p=0,027). Sonuç: Akne vulgaris hastalarında serum ve tükürük adipsin düzeyleri sağlıklı kontrollere kıyasla daha düşük bulunmuş ve adipsin düzeyleri hastalık şiddeti ile anlamlı ilişki göstermiştir. İzotretinoin tedavisi sonrası adipsin düzeylerinde gözlenen artış, ilacın yalnızca lokal değil sistemik inflamatuvar ve metabolik süreçler üzerinde de etkili olabileceğini düşündürmektedir. Serum ve tükürük adipsin düzeyleri arasındaki pozitif korelasyon, tükürüğün non-invaziv bir örnek olarak potansiyel kullanımını desteklemektedir. Adipsin, akne vulgariste potansiyel bir biyobelirteç olarak öne çıkmakta olup, klinik tanısal ve prognostik değerinin ortaya konabilmesi için daha geniş örneklemli, çok merkezli ve uzun dönemli çalışmalara gereksinim vardır.
Özet (Çeviri)
Objective: Acne vulgaris (AV) is a chronic inflammatory disease of the pilosebaceous unit. Recent evidence suggests that adipokines may be associated not only with the cutaneous manifestations of AV but also with its systemic inflammatory and metabolic components. This study aimed to evaluate serum and salivary adipsin (complement factor D) levels in patients with AV compared with healthy controls and to investigate the changes observed at the third month of systemic isotretinoin therapy. Additionally, the relationship between adipsin levels, disease severity and treatment response was examined. Materials and Methods: This prospective study included 93 patients with acne vulgaris and 93 age- and sex-matched healthy controls. In the patient group, serum and salivary adipsin levels were measured before treatment (month 0) and at the third month of isotretinoin therapy, whereas a single measurement was obtained from the control group. Acne severity was classified as mild, moderate, severe and very severe. Non-parametric tests were used for statistical analyses and correlations were assessed using Spearman's correlation analysis. Results: At baseline, serum and salivary adipsin levels were significantly lower in the patient group compared to the control group (serum median [IQR]: 16.0 [11.8] vs. 41.6 [35.5]; p<0.001; salivary median [IQR]: 17.6 [15.9] vs. 41.9 [25.1]; p<0.001). Both serum and salivary adipsin levels decreased significantly with increasing acne severity (serum: H=60.118; p<0.001; salivary: H=29.528; p<0.001). At the third month of isotretinoin therapy, adipsin levels in both biological samples increased significantly compared to baseline (p<0.001); however, they remained lower than those of the control group (serum median: 24.65 ng/mL; salivary median: 36.34 ng/mL). A positive correlation was observed between serum and salivary adipsin levels at baseline (r=0.596; p<0.001), while the correlation coefficient decreased in the third month but remained statistically significant (r=0.229; p=0.027). Conclusion: Serum and salivary adipsin levels were found to be lower in patients with acne vulgaris compared with healthy controls and adipsin levels showed a significant association with disease severity. The increase in adipsin levels observed after isotretinoin treatment suggests that the drug may exert effects not only locally but also on systemic inflammatory and metabolic processes. The positive correlation between serum and salivary adipsin levels supports the potential use of saliva as a non- invasive biological sample. Adipsin emerges as a potential biomarker in acne vulgaris; however, larger-scale, multicenter and long-term studies are required to establish its clinical diagnostic and prognostic value.
Benzer Tezler
- Diyabetus mellitus'da gözlenen mikrovasküler komplikasyonların prostaglandinler ile olan ilişkisi
The Relation of microvaskular complications observed in diabetes mellitus with prostoglandins
CANAN NEBİGİL
Doktora
Türkçe
1985
Eczacılık ve FarmakolojiCumhuriyet ÜniversitesiFarmakoloji Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. YUSUF SARIOĞLU
- Türkiye'de aile planlaması çalışmalarında erkeklerin önemi, hastane personeli ile fabrika işçilerinin doğum kontrol yöntemlerine karşı tutum ve davranranışlarında farklılığın araştırılması
Başlık çevirisi yok
KAMİL MALKOÇLU
Yüksek Lisans
Türkçe
1987
Demografiİstanbul ÜniversitesiAile Sağlığı Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. DERİN KÖSEBAY
- Geçmişten günümüzde epilepsi (sar'a)
Today and in the past of epilepsy
ÖMÜR ŞAYLIGİL
Yüksek Lisans
Türkçe
1987
Deontoloji ve Tıp TarihiUludağ ÜniversitesiDeontoloji ve Tıp Tarihi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. AYŞEGÜL DEMİRHAN ERDEMİR
- Beta adrenerjik receptör bloker ilaçların kan prolaktin düzeylerine etkisi
Başlık çevirisi yok
Ö. FARUK KAVAK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1986
Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıTrakya Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. GÜLTAÇ ÖZBAY
- 47 akromegali vakasında klinik, laboratuvar bulguları ve tedavi sonuçlarının değerlendirilmesi
Başlık çevirisi yok
OSMAN YILMAZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1984
Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıTrakya Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. H. HÜSREV HATEMİ