Geri Dön

Perception of ecosystem services provided by nature-based solutions (NBS) to address tourism-related challenges in coastal cities: The case of Seferihisar (TUR) and Aveiro (PRT)

Kıyı kentlerinde turizm zorluklarının ele alınmasında doğa temelli çözümler tarafından sağlanan ekosistem hizmetlerine ilişkin algı: Seferihisar (TR) ve Aveiro (PT)

  1. Tez No: 1018040
  2. Yazar: ZEYNEP ŞERGİ MARIM
  3. Danışmanlar: PROF. DR. SEDA KUNDAK
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Şehircilik ve Bölge Planlama, Urban and Regional Planning
  6. Anahtar Kelimeler: Aşırı turizm, Overtourism
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: İngilizce
  9. Üniversite: İstanbul Teknik Üniversitesi
  10. Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Şehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Bölge Planlama Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Turizm, kıyı bölgelerinin ekonomik büyümesini kolaylaştırsa da, yarattığı yoğun baskılar kıyı bölgelerini daha savunmasız hale getirmektedir. Suyun varlığı ile birlikte kentin en savunmasız bölgeleri haline gelen kıyılara olan ziyaretlerin sayısındaki mevsimsel artışlar, altyapının taşıma kapasitesinin aşılması, aşırı su kullanımı, atık yönetimi sorunları, kirleticiler ve bilinçsiz dalışlar sebebiyle deniz ekosisteminin zarar görmesi, su kirliliği, kültürel mirasın tahribatı ve yerel kimlik kaybı gibi bir dizi soruna yol açmaktadır. İklim krizi, deniz seviyesinin yükselmesi, taşkınlar gibi ciddi olayların kontrolünde doğa temelli çözümler oldukça etkilidir. Doğa temelli çözümler yağmur suyunu depolama, sel kontrolü, habitat oluşturma gibi faydalarının yanı sıra rekreatif faaliyetler için kullanılabilmektedir. Sunduğu faydaların yanı sıra amacı dışında kullanılan durumlarda vardır. Son dönemlerde özellikle gayrimenkul değerlerinde, bina cephelerinde ya da site bünyesinde kullanılan yeşil çatılar, yeşil duvarlar, yapay sulak alanlar gibi görsel estetiği yüksek uygulamalar sayesinde ciddi artışlar meydana gelmiştir. Yapılan çözümlerin bir amaca hizmet etmesinden çok estetik kaygılarla kurgulanmasının yeşil aklama (greenwashing) etkisi yaratması sebebiyle çözümlerin belirli aralıklarla denetlenmesi son derece mühimdir. Farklı hedeflerle uygulanan her yeşil uygulamanın doğa temelli çözüm olmadığını resmileştiren karar 2020 yılında IUCN tarafından alınmıştır. IUCN'e göre bir uygulamanın doğa temelli çözüm statüsünde olabilmesi için ele alması gereken sekiz kriteri karşılaması gerekmektedir (Bkz: 2.4). İnsanın hayatta kalma becerisi, doğanın insana sunduğu hizmetler sayesinde mümkün olmaktadır. 2010 yılında yayınlanan The Economics of Ecosystem and Biodiversity (TEEB) ekosistem sınıflandırması doğanın sunduğu hizmetlerin ekonomik bir değerinin olduğunu öne sürmektedir. Bu noktada TEEB, ücretsiz ve sınırsız olarak nitelendirilen kaynakların ekonomik değerlerini görünür kılmıştır. Doğayı taklit eden çözümler olarak nitelendirilen NBS'ler ise, tıpkı doğanın kendiliğinden sunduğu hizmetler gibi çeşitli ekosistem hizmetleri sunmaktadır. Fakat NBS'ler iklim krizi, doğal afetler, küresel ısınma gibi birçok temel kentsel soruna çözüm sağlasa da turizm baskıları ve turizmle ilgili sorunlar açısından henüz sistematik olarak değerlendirilmemiştir. Öte yandan, turizm kaynaklı zorlukların (TRC) ele alınmasında NBS'lerin etkinliğini göz ardı eden AB NBS El Kitabı literatürdeki bir boşluğu vurgulamaktadır. Kıyı kentlerinde turizm baskılarını hafifletmek için doğa temelli çözümlerden faydalanmanın, turizmin doğa üzerindeki yıkıcı baskılarına nasıl uyum sağlanacağını gösterirken aynı zamanda turizmin çekiciliğini artırma gibi ikili bir fayda sağlayacağı düşünülmektedir. Taşıma kapasitesinin varlığını kabul ederek, NBS, turist topluluklarının yalnızca kıyı bölgelerinde yoğunlaşmasını önleyen ve bunun yerine yoğunluğu şehir genelinde dağıtmaya yardımcı olan politikalar geliştirmek için kullanılmalıdır. Bu çalışma, yüksek turist akışına maruz kalan kıyı şehirlerinde turizm kaynaklı zorlukları (TRC) hafifletmek için ekosistem hizmetleri tarafından sağlanan Doğa Temelli Çözümlerin (NBS) etkinliğini incelemek amacıyla Seferihisar (TUR) ve Aveiro (PRT) olmak üzere iki vaka çalışmasına odaklanmaktadır. Vaka çalışmalarının her ikisinin de kıyı yerleşmesi olması sebebiyle çalışma,“Doğa temelli çözümler (NBS), kıyı kentlerindeki belirli turizmle ilgili zorlukları (TRC) ele alabilecek belirli ekosistem hizmetleri (ES) sağlıyor mu?”ve“Eğer sağlıyorsa, bu önceliklendirilmiş doğa temelli çözümler (NBS) tarafından sağlanan ekosistem hizmetleri (ES), hangi turizmle ilgili hangi spesifik sorunlar etkili bir şekilde hafifletilebilir?”sorularını yanıtlamaya çalışmıştır. Çalışma kapsamında turizm kaynaklı zorlukların ekosistem hizmetlerine olan talebini karşılamak için doğa temelli çözümlerden yararlanılmaktadır. Arz-talep dengesinin kurulabilmesi için öncelikle kıyı kentlerinde karşılaşılabilecek 8 adet turizm kaynaklı zorluk (TRC) belirlenmiştir. Doğa temelli çözümlerin bu zorlukları giderme kapasitesini temsil eden 'Ekosistem Hizmeti Arzı', Urban Nature Atlas (UNA), INCCA ve UNaLab kaynaklarından derlenen 13 farklı NBS üzerinden hesaplanmıştır. Bu süreçte kullanılan dört aşamalı standardizasyon yöntemi ile nitel uygulama örnekleri nicel verilere dönüştürülerek 0-5 ölçeğinde bir arz matrisi oluşturulmuştur. TRC'lerin talebini karşılaması için ekosistem hizmetleri sınıflandırması olarak TEEB kullanılmıştır. 17 alt başlıktan 2 tanesi alaka düzeyine göre değerlendirme dışı bırakılarak 15 adet hizmet ele alınmıştır. Ekosistem hizmetleri arz puanı için ise TRC'lerle ilişkilendirilebilecek olan 13 tane NBS belirlenmiştir. Doğa temelli çözümlerin uygulama örneklerine UNaLab, INCCA ve Urban Nature Atlas (UNA) kaynaklarından erişilmiş; sağladıkları ekosistem hizmetlerine dair nitel veriler tekrarlanan sıklığa göre sayım yapılarak sayısal verilere dönüştürülmüş ve ekosistem hizmetlerinde kullanılan 0-5 ölçek puan aralığı ile uyum sağlaması için optimize edilmiştir. Takiben, Seferihisar (TUR) ve Aveiro (PRT) vaka çalışmaları için düzenlenen online çalıştayda, akademisyenlerin TRC'lere yönelik ekosistem hizmeti talepleri (ES Demand) toplanmıştır. Eşleştirme sürecinde (Matching process), katılımcıların talep puanları ile literatürdeki arz puanları arasındaki matematiksel uyum Mean Square Error (MSE) yöntemiyle ölçülmüştür. Bu kapsamda katılımcılardan Google Anket aracılığıyla sekiz adet turizm kaynaklı zorluktan ilk üç tanesini öncelik sırasına göre seçmeleri istenmiş, aynı zamanda ES talep puanlarının hesaplanması için katılımcılardan TRC'leri çözebilecek NBS'lerin sağladığı ekosistem hizmetlerini 0-5 ölçek arasında puanlandırmaları talep edilmiştir. Puanlamalar tamamlandıktan sonra UNaLab, INCCA ve UNA kaynaklarından elde edilen ES arz puanları Mean Square Error (MSE) yöntemi ile Seferihisar (TUR) ve Aveiro (PRT) vaka çalışmalarına ait ilk üç turizm kaynaklı probleme dair ES talep arz puanlarınının ortalaması hesaplanmıştır. Workshopun ikinci yarısında tespit edilen NBS'lerin uygunluğu, uygulanabilirliği, ek faydaları, ödünleşimleri ve etki düzeyleri tartışılmıştır. Bu analiz sonucunda, her iki vaka bölgesinde de altyapı yükü ve kirlilikle en optimize şekilde eşleşen çözümün Yapay Sulak Alanlar (NBS-2) olduğu saptanmıştır. Workshopun ilk yarısına dair değerlendirmeler şu şekildedir: Seferihisar (TUR) vaka çalışmasında verilen puanlara göre öncelikli TRC'ler; aşırı yüklenmiş altyapı (TRC-7), deniz suyu kirliliği (TRC-2) ve yerel kimlik kaybı (TRC-6) olarak belirlenmiştir. Bu zorlukları çözmek için ise yapay sulak alanlar (NBS-2); yeşil koridorlar, bulvarlar, tekli ve grup ağaç sıraları (NBS-4); yağmur bahçeleri (NBS-3); mangrov ormanlarının, kumsalların ve kum tepelerinin yeniden canlandırılması (NBS-7) ile günışığına çıkarma, göletler, kanallar ve kıyı parkları (NBS-5) çözümlerinin sağladığı yerel iklim ve hava kalitesi düzenlemeleri (ES 2.1), atık su arıtımı (ES 2.4), tatlı su (ES 1.3), dinlenme ile zihinsel ve bedensel sağlık (ES 4.1) ve türler için yaşam alanları (ES 3.1) hizmetleri seçilmiştir. Ancak katılımcılar, hesaplamada çıkan sonuçlardan ziyade anlamlı bir gerekçe sunarak kendi tartışma odalarında ortak fikir birliği ile farklı bir çözüm tercih edebilmişlerdir. Bu doğrultuda Seferihisar örnekleminde ikinci aşama için aşırı yüklenmiş altyapı (TRC-7) ve deniz suyu kirliliği (TRC-2) özelinde değerlendirme yapılmıştır. Aveiro (PRT) vaka çalışmasında tespit edilen öncelikli TRC'ler; kıyı erozyonu (TRC-4), yerel kimlik kaybı (TRC-6) ve aşırı yüklenmiş altyapı (TRC-7)'dır. Bu zorlukları çözmek için yine aynı NBS tipolojilerinin sağladığı turizm (ES 4.2), aşırı olayların hafifletilmesi (ES 2.3), kültür, sanat ve tasarım için estetik beğeni ve ilham (ES 4.3), erozyonun önlenmesi ve toprak verimliliğinin korunması (ES 2.5) ile atık su arıtımı (ES 2.4) hizmetleri seçilmiştir. Aveiro örnekleminde ikinci aşama için mangrov ormanlarının, kumsalların ve kum tepelerinin yeniden canlandırılması (NBS-7); yeşil koridorlar, bulvarlar, tekli ve grup ağaç sıraları (NBS-4); kumsal dolgu çalışması ya da kıyı beslemesi (NBS-12) ve yağmur bahçeleri (NBS-3) özelinde detaylı değerlendirme yapılmıştır. Çalıştayın ikinci yarısında seçilen çözümlerin uygunluğu, uygulanabilirliği, ek faydalar sağlaması, ödünleşimleri ve etki düzeyleri tartışılmıştır. Kumul ve Plaj Restorasyonu (NBS-7) ile Plaj Beslemesi (NBS-12) çözümleri, kıyı erozyonuyla mücadelede en yüksek etki ve uygunluk derecesine sahip olarak değerlendirilmiştir. Ancak başta halka açık plajların geçici olarak kapatılması ve uyumsuz kum kalitesi nedeniyle ekolojik bozulma riski olmak üzere, bu çözümlerin önemli sosyo-ekolojik ödünleşimler barındırdığı tespit edilmiştir. Aşırı yüklenmiş altyapı (TRC-7) ve deniz kirliliği (TRC-2) gibi zorlukları ele almak için yapay sulak alanlar, yeşil koridorlar ve yağmur bahçeleri en öne çıkan çözümler olarak ortaya çıkmıştır. Yapay sulak alanlar, yüzey akışını denize ulaşmadan önce filtrelemedeki etkileri açısından başarılı bulunurken, alan gereksinimleri ve nitelikli bakım personeli eksikliği nedeniyle yoğun yapılaşmış kıyı bölgelerinde uygulanabilirlikleri düşük olarak değerlendirilmiştir. Yağmur Bahçeleri ve Yeşil Koridorlar ise uygulanabilirlikleri ve termal konfor sağlama özellikleri açısından aşırı kalabalık plajların yarattığı mekânsal baskı (TRC-1) için uygun bir tercih olarak görülmüştür. Fakat bakımı yapılmayan yağmur bahçelerinin hızla kentsel çöp sahalarına dönüşebileceği belirtilmiştir. Öte yandan Aveiro grubu, alan eksikliği sebebiyle yeşil koridorların uygulanabilirliğini düşük olarak değerlendirmiştir. Bu durum, NBS'in başarısının büyük ölçüde mekânsal ve yönetimsel bağlamlara bağlı olduğunu doğrulamaktadır. Atık yağmur sularının filtrelenmesi ya da karbon yutaklarının kente entegre edilmesi mekânsal eksiklik sebebiyle engellenebilmektedir. Örneğin, altyapı sorunlarını çözmek için gerekli olan yağmur bahçelerinin kendileri, zaten kalabalık olan turistik bölgelerde yaya geçitlerini veya park alanlarını azaltma potansiyeli nedeniyle dirençle karşılaşmaktadır. Ayrıca, NBS'nin ekolojik işlevinden ziyade yeni gayrimenkul yatırımlarını çekmek için sadece estetik bir çekicilik olarak uygulanması anlamına gelen“yeşil yıkama (greenwashing)”riski, çözümlerin sürdürülebilirliği açısından kritik bir engel olarak tanımlanmıştır. Workshopun tamamlanmasının ardından, pratik çerçevenin belirlenmesi ve Seferihisar vaka çalışmasında edinilen bulguların pratikte uygulanabilirliğinin sorgulanması amacıyla Seferihisar Belediyesi ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular ışığında veriler paylaşılmış; çıkan NBS'lerin Seferihisar'da uygulanabilirliği üzerine İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü ile Afet İşleri Müdürlüğü yetkilileriyle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşmenin esas amacı, teorik perspektifte herhangi bir kısıtlayıcı unsur olmaksızın etkinlikleri değerlendirilen çözümlerin, sahada yer bulması noktasında karşılaştığı ya da karşılaşacağı engellerin saptanmasıdır. Bu değerlendirme, algılanan tercihlerin gerçek uygulamalarla ne ölçüde uyumlu olduğunu değerlendirmek için bir fırsat sunmaktadır. Görüşmeler kapsamında müdürlük birimi yetkililerine; Seferihisar örneklemi için seçilen çözümlerin uygunluğu, uygulanabilirliği, yan etkileri, ödünleşimleri ve etki düzeyi bizzat belediyecilik perspektifinden sorulmuştur. Seferihisar Belediyesi İklim Değişikliği ve Afet İşleri Müdürlükleri ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler, teorik NBS etkinliğinin genellikle bütçe kısıtlamaları, bakım kapasitesi ve arazi kıtlığı gibi pratik belediye kısıtlamalarıyla çeliştiğini doğrulamıştır. Ek olarak yetkililer; çözümlerin uygulanma sürecinin yerel halkın düşük motivasyonu sebebiyle uzun süreceğini, birtakım bürokratik engellere takılı kalınabileceğini ve bu alanlara düzenli bakım yapılmadığı müddetçe bölgelerin sanayiler, fabrikalar veya diğer tesisler tarafından çöp alanı olarak kullanılma riski taşıdığını belirtmişlerdir. Turizm kaynaklı zorluklara karşı kıyı direncini artırmak için, karar alıcıların teoride ve uygulamada gerçekleşebilecek çözümler için bir araya gelmesi ve paydaş katılımı bilincinin oluşturulması gerekmektedir. Geliştirilen NBS-ES-TRC matrisi, yerel yönetimler için bir karar destek aracı işlevi görerek doğa temelli çözümlerin ödünleşimlerini yönetmelerine olanak tanır. Gelecekteki kıyı planlamaları, uzman bilgisi ile yerel belediye kapasitelerini birleştiren“ortak yaratım (co-creation)”stratejilerine öncelik vermeli ve doğaya dayalı çözümlerin sadece çevresel bozulmayı azaltmakla kalmayıp, turizme bağımlı toplulukların taşıma kapasitesini ve sosyal refahını da sürdürülebilir bir şekilde artırmasını sağlamalıdır. Gelecek çalışmalar için belirtilmesi gereken önemli bir husus da veri tabanı temsiliyetidir. Oluşturulan bu matriste doğa temelli çözümlerin sağladığı arz puanları hesaplanırken kentsel çözümlerin (yağmur bahçeleri, yeşil çatı ve duvarlar vb.) veri tabanlarında sayıca çok daha fazla olması, kıyı odaklı çözümlerin ise nispeten daha az temsil edilmesi bir kısıtlılık yaratmıştır. Elde edilen örnekler üzerinden nitel bulguların sayısal verilere çevrilmesi noktasında, kıyı çözümlerinin seçilen turizm kaynaklı zorluklara göre önceliklendirilememesi ve puanlama sisteminde geri planda kalması, literatürdeki mevcut uygulama örneklerinin eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Bu noktada, özellikle kıyı alanlarının sürdürülebilir yönetimi için doğa temelli kıyı çözümlere daha fazla yer verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Özet (Çeviri)

While tourism facilitates economic growth in coastal regions, the intense pressures it creates make these areas more vulnerable. Seasonal increases in the number of visitors to coastal areas—which, due to their proximity to water, have become the city's most vulnerable zones—lead to a range of problems, including the overburdening of infrastructure beyond its carrying capacity, excessive water use, waste management issues, damage to marine ecosystems caused by pollutants and improper diving, water pollution, the destruction of cultural heritage, and the loss of local identity. Nature-based solutions are highly effective in managing serious events such as the climate crisis, rising sea levels, and floods. In addition to benefits such as rainwater storage, flood control, and habitat creation, nature-based solutions can also be used for recreational activities. The 2010 report The Economics of Ecosystems and Biodiversity (TEEB) argues that the services provided by nature have economic value. In this regard, TEEB has made the economic value of resources—often described as free and unlimited—visible. Nature-based solutions (NBS), characterized as solutions that mimic nature, provide various ecosystem services just as nature does on its own. However, while NBS provide solutions to many fundamental urban problems such as the climate crisis, natural disasters, and global warming, they have not yet been systematically evaluated in terms of tourism pressures and tourism-related challenges. On the other hand, the EU NBS Handbook highlights a gap in the literature by overlooking the effectiveness of NBS in addressing tourism-related challenges (TRC). It is believed that leveraging nature-based solutions to alleviate tourism pressures in coastal cities will provide a dual benefit: demonstrating how to adapt to tourism's destructive pressures on nature while simultaneously enhancing tourism's appeal. By acknowledging the existence of carrying capacity, NBS should be used to develop policies that prevent tourist crowds from concentrating solely in coastal areas and instead help distribute the density across the city as a whole.This study focuses on two case studies—Seferihisar (TUR) and Aveiro (PRT)—to examine the effectiveness of Nature-Based Solutions (NBS) provided by ecosystem services to address tourism-related challenges (TRC) in coastal cities. Since both case studies involve coastal settlements, the study sought to answer the questions:“Do Nature-Based Solutions (NBS) provide specific ecosystem services (ES) capable of addressing particular tourism-related challenges (TRC) in coastal cities?”and“If so, which specific tourism-related issues can be effectively mitigated by the ES provided by these prioritized NBS?”To establish a supply-demand balance, eight tourism-related challenges (TRC) that may be encountered in coastal cities were first identified. The TEEB framework was used as an ecosystem services classification to address the demand created by TRC. Of the 17 subcategories, two were excluded based on relevance, leaving 15 services to be considered. For the ecosystem services supply score, 13 NBS that could be linked to TRCs were identified. Examples of nature-based solutions were sourced from the UNaLab, INCCA, and Urban Nature Atlas (UNA); qualitative data on the ecosystem services they provide were converted into quantitative data through frequency counts, and optimized to align with the 0–5 scale used for ecosystem services. In this process, a supply matrix on a scale of 0-5 was created using a four-stage standardization method in which qualitative application examples were converted into quantitative data. Following this, in the online workshop conducted for the Seferihisar (TUR) and Aveiro (PRT) case studies, academics' ecosystem service demands (ES Demand) regarding TRC were collected. In the matching process, the mathematical alignment between the participants' demand scores and the supply scores in the literature was measured using the Mean Square Error (MSE) method. Within this scope, participants were asked to select the top-3 out of eight tourism-related challenges in order of priority via Google Forms, and to rate the ecosystem services provided by NBS capable of addressing these TRC on a 0–5 scale. After the ratings were completed, the average of ES demand scores for the first three tourism-related problems of the Seferihisar (TUR) and Aveiro (PRT) case studies was calculated using the Mean Square Error (MSE) method alongside the ES supply scores obtained from UNaLab, INCCA, and UNA sources..As a result of this analysis, it was determined that the solution that matches most optimally with infrastructure load and pollution in both case study regions is Constructed Wetlands (NBS-2).The evaluations regarding the first half of the workshop are as follows: Based on the scores assigned in the Seferihisar (TUR) case study, the priority TRC were identified as overburdened infrastructure (TRC-7), seawater pollution (TRC-2), and loss of local identity (TRC-6). To address these challenges, the following solutions were proposed: constructed wetlands (NBS-2); green corridors, boulevards, and group of tree/single lines (NBS-4); rain gardens (NBS-3); and the restoring mangroves, beaches and dunes (NBS-7), along with the creation of ponds, canals, and waterfront parks (NBS-5) were selected for the local climate and air quality regulation (ES 2.1), wastewater treatment (ES 2.4), freshwater (ES 1.3), recreation and mental and physical health (ES 4.1), and habitat for species (ES 3.1) services they provide. However, participants were able to opt for a different solution through a consensus reached in their own discussion rooms by presenting a meaningful rationale rather than relying solely on the results of the calculations. Accordingly, in the Seferihisar case study, an assessment was conducted for the second phase, specifically regarding overburdened infrastructure (TRC-7) and seawater pollution (TRC-2). The priority TRC identified in the Aveiro (PRT) case study are coastal erosion (TRC-4), loss of local identity (TRC-6), and overburdened infrastructure (TRC-7). To address these challenges, the same NBS typologies were utilized for the tourism (ES 4.2), moderation of extreme events (ES 2.3), aesthetic appreciation and inspiration for culture, art, and design (ES 4.3), erosion prevention and maintenance of soil fertility (ES 2.5), and wastewater treatment (ES 2.4) services they provide. In the Aveiro case study, a detailed assessment was conducted for the second phase specifically regarding the restoring mangroves, beaches and dunes (NBS-7); green corridors, boulevards, and group of tree/single lines (NBS-4); beach nourishment (NBS-12); and rain gardens (NBS-3).In the second half of the workshop, the suitability, feasibility, co-benefits, trade-offs, and impact levels of the identified NBS were discussed.The solutions of restoring mangroves, beaches and dunes (NBS-7) and beach nourishment (NBS-12) were assessed as having the highest impact and suitability in combating coastal erosion. However, it was determined that these solutions entail significant socio-ecological trade-offs, including the risk of ecological degradation due to the temporary closure of public beaches and the use of incompatible sand quality.To address challenges such as overburdened infrastructure (TRC-7) and seawater pollution (TRC-2), constructed wetlands, green corridors, and rain gardens have emerged as the most prominent solutions. While constructed wetlands were found to be effective in filtering surface runoff before it reaches the sea, their applicability in densely built-up coastal areas was assessed as low due to land requirements and a lack of qualified maintenance personnel. Additionally,, it has been noted that rain gardens left unmaintained can quickly turn into urban dumping grounds. On the other hand, the Aveiro group assessed the feasibility of green corridors as low due to a lack of space. This confirms that the success of NBS is largely dependent on spatial and managerial contexts. The filtration of stormwater or the integration of carbon sinks into the city can be hindered by spatial constraints. For example, rain gardens—which are necessary to address infrastructure issues—face resistance because they have the potential to reduce pedestrian crossings or park areas in already crowded tourist districts. Additionally, the risk of“greenwashing”—which refers to the application of NBS merely as an aesthetic attraction to attract new real estate investments rather than for its ecological function—has been identified as a critical barrier to the sustainability of these solutions.Following the completion of the workshop, semi-structured interviews were conducted with officials from the Climate Change and Zero Waste Directorate and the Disaster Affairs Directorate regarding the applicability of the identified NBS in Seferihisar Municipality. The primary objective of the semi-structured interview was to identify the obstacles that solutions—evaluated in a theoretical context without any restrictive factors—face or may face in being implemented on the ground.During the interviews, officials from the municipal departments were asked about the suitability, feasibility, co-benefits, trade-offs, and impact level of the solutions selected for the Seferihisar case study, specifically from the perspective of municipal administration.The semi-structured interviews confirmed that the theoretical effectiveness of NBS often conflicts with practical municipal constraints such as budget limitations, maintenance capacity, and land scarcity. Additionally, officials noted that the implementation process of these solutions could take a long time due to low motivation among the local population, that the process might get bogged down in bureaucratic hurdles, and that these areas risk being used as dumping grounds by industries, factories, or other facilities unless regular maintenance is provided. To enhance coastal resilience against tourism-related challenges, decision-makers must come together to explore feasible solutions in both theory and practice, and foster a culture of stakeholder participation. The developed NBS-ES-TRC matrix serves as a decision-support tool for local governments, enabling them to manage the trade-offs of nature-based solutions. Future coastal planning should prioritize“co-creation”strategies that combine expert knowledge with local government capacities, ensuring that nature-based solutions not only reduce environmental degradation but also sustainably enhance the carrying capacity and social well-being of tourism-dependent communities. Another important point to note for future studies is database representativeness. In the matrix created, while calculating the supply scores provided by nature-based solutions, the fact that urban solutions (rain gardens, green roofs, and walls, etc.) are numerically much more abundant in the databases, whereas coastal-focused solutions are relatively underrepresented, has created a limitation. The inability to prioritize coastal solutions according to the selected tourism-related challenges and their relegation to the background in the scoring system stems from the lack of existing application examples in the literature. At this point, it has been concluded that greater emphasis should be placed on nature-based solutions, particularly for the sustainable management of coastal areas.

Benzer Tezler

  1. Sivas'ta kadınların işgücüne katılım farklılıkları

    Başlık çevirisi yok

    BİNNUR ERCEM

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1984

    SosyolojiCumhuriyet Üniversitesi

    Kurumlar Sosyolojisi Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. FARUK KOCACIK

  2. Mimari çevrede değişme sürecinin analizi Ulus-Çankaya aksi (Ankara) üzerinde bir deneme

    Başlık çevirisi yok

    MUSTAFA KANDİL

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    MimarlıkKaradeniz Teknik Üniversitesi

    Mimarlık Ana Bilim Dalı

    DOÇ.DR. D. ZAFER ERTÜRK

  3. Resimsel, gizli ve ayrı koşullarda sunulan uyarıcıların imgeleme süresi ve hatırlatmaya etkisi

    Başlık çevirisi yok

    ŞENNUR KIŞLAK(TUTAREL)

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    PsikolojiHacettepe Üniversitesi

    Psikoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. SİREL KARAKAŞ

  4. Doğal yapılaşma ilkelerine dayalı bir biçimlendirme yöntemi

    A Formation method based on natural organization

    HÜSEYİN YURTSEVER

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    Mimarlıkİstanbul Teknik Üniversitesi

    DOÇ. DR. S. METE ÜNÜGÜR

  5. Konut mekanlarında yoğunluk-kalabalık ilişkisinin belirlenmesinde kullanılabilecek bir yöntem

    A Method for determining the relationship between crowding and density in residential spaces

    ORHAN HACIHASANOĞLU

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    Mimarlıkİstanbul Teknik Üniversitesi

    DOÇ. DR. S. METE ÜNÜGÜR