Geri Dön

Rozase hastalarında serum leptin, adiponektin ve IL-6 seviyelerinin metabolik sendrom ile ilişkisinin değerlendirilmesi

Evaluation of the association between serum leptin, adiponectin and IL-6 levels and metabolic syndrome in patients with rosacea

  1. Tez No: 1015007
  2. Yazar: HALİL YAMAN
  3. Danışmanlar: PROF. DR. RECEP DURSUN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Dermatoloji, Dermatology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Necmettin Erbakan Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Giriş ve Amaç Rozase, genellikle yüzün sentrofasiyal bölgesini tutan; eritem, papüller, püstüller ve telenjiektaziler ile seyreden kronik inflamatuar bir dermatozdur. Hastalığın etiyopatogenezi tam olarak aydınlatılamamış olmakla birlikte; kutanöz mikrobiyotada artış gösteren Demodex akarlarının Toll-benzeri reseptör 2 (TLR2) yolağını aktive etmesi, katelisidinin aktif LL-37 formuna aşırı dönüşümü ve proinflamatuar sitokin salınımı başlıca patogenezi oluşturmaktadır. Güncel literatürde rozasenin yalnızca deriye sınırlı kalmadığı, insülin direnci ve metabolik sendrom (MetS) gibi kardiyometabolik durumlarla ilişkili sistemik inflamatuar bir tablo olduğu öne sürülmektedir. Rozasenin bu sistemik metabolik hastalıklarla oluşturduğu inflamatuar ilişkide, adipoz dokudan sentezlenen proinflamatuar (leptin) ve anti-inflamatuar (adiponektin) adipokinler ile proinflamatuar bir sitokin olan interlökin 6 (IL-6) öne çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı, rozase hastalarında serum leptin, adiponektin ve IL-6 düzeylerini sağlıklı kontrollerle karşılaştırmak ve saptanan bu biyobelirteç düzeylerinin genel MetS varlığı, hastalığın morfolojik alt tipleri (eritematotelenjiektazik, papülopüstüler, fimatöz, oküler, granülomatöz) ciltteki Demodex parazit yoğunluğu ve objektif hastalık şiddet skorları (IGA ve RASI) ile olan ilişkisini eş zamanlı olarak değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem Kesitsel ve vaka-kontrol dizaynındaki bu çalışmaya, Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji polikliniğine başvuran 18-75 yaş aralığında 70 rozase hastası ve yaş, cinsiyet, VKİ açısından uyumlu 64 sağlıklı kontrol çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmada morbid obezitesi (VKİ> 40) olan ve malignitesi bulunan hastalar dışlanmış olup, hipertansiyon (HT) ve diabetes mellitus (DM) gibi metabolik hastalıkları olan bireyler çalışma dışı bırakılmamıştır. Tüm katılımcıların demografik verileri, antropometrik ölçümleri (bel çevresi, VKİ) ve arteriyel kan basınçları kaydedilerek MetS tanı kriterleri açısından değerlendirilmiştir. Hastaların klinik alt tipleri belirlenmiş, Demodex akar yoğunluğu standart deri yüzey biyopsisi ile saptanmış ve hastalık şiddeti IGA ile RASI skorlama sistemleri kullanılarak objektif olarak hesaplanmıştır. Biyokimyasal analizler için alınan açlık venöz kan örneklerinde; rutin parametrelerin (glukoz, lipit profili, ANA, ESR, CRP, hemogram vb.) yanı sıra serum IL-6, adiponektin ve leptin düzeyleri Sandwich-ELISA yöntemiyle ölçülmüştür. İstatistiksel analizlerde bağımsız örneklem t testi, Mann-Whitney U, Ki-kare testleri, lojistik regresyon ve tanısal ayırt ediciliği saptamak adına ROC eğrisi analizleri kullanılmıştır (p<0,05 anlamlı kabul edilmiştir). Bulgular Çalışmaya katılan vaka (n=70) ve kontrol (n=64) grupları arasında yaş, cinsiyet ve VKİ açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır (p>0,05). Ancak santral obezite göstergesi olan bel çevresi, rozase hastalarında anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur (p=0,016). Rozase grubunda MetS sıklığı oransal olarak daha yüksek görülmesine rağmen, literatürdeki benzer çalışmalardaki gibi iki grup arasında istatistiksel anlamlılığa ulaşmamıştır (p=0,614). Vaka grubunda açlık glukoz düzeyleri, 1+ ve 2+ ANA pozitifliği (%47,2'ye karşı %25; p=0,025), Eritrosit Sedimantasyon Hızı (ESR) (p=0,011) ve Sistemik İmmün İnflamasyon İndeksi (SII) (p=0,022) kontrol grubuna göre anlamlı derecede yüksek saptanmıştır. Leptin, adiponektin, IL-6 analizlerinde; rozase hastalarında serum leptin (p<0,001) ve IL-6 (p<0,001) düzeyleri kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde yüksek saptanırken, koruyucu bir adipokin olan adiponektin düzeyi (p<0,001) anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur. Çok değişkenli lojistik regresyon analizinde, IL-6 ve adiponektin rozase için bağımsız risk faktörleri olarak tanımlanmıştır. ROC analizi sonucunda leptin için 12,2 ng/mL, adiponektin için 9,3 µg/mL ve IL-6 için 3,45 pg/mL cut-off değerleri belirlenmiştir. Yüksek leptin (>12,2 ng/mL) ve yüksek IL-6 (>3,45 pg/mL) ile düşük adiponektin (≤9,3 µg/mL) seviyelerinin; ciltte artmış Demodex akar yoğunluğu ile istatistiksel olarak anlamlı şekilde ilişkili olduğu bulunmuştur. Ayrıca klinik olarak, leptin ve IL-6 düzeyleri yüksek, adiponektin düzeyi düşük olan hasta gruplarında hastalığın eritematotelenjiektazik rozase (ETR) alt tipine kıyasla inflamatuar yükün daha fazla olduğu papülopüstüler (PPR) ve fimatöz alt tiplere kayma eğiliminde olduğu ve yüksek RASI şiddet kategorilerinde yer aldığı gözlenmiştir. MetS varlığına göre yapılan alt grup analizlerinde; MetS (-) rozase hastalarında dahi serum leptin, adiponektin, IL-6, SII ve ESR düzeylerinin MetS (-) kontrollere kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklı olduğu saptanmıştır. Sonuç Leptin ve IL-6 gibi proinflamatuar mediyatörlerin artması, adiponektin gibi anti-inflamatuar adipokinin düzeylerinin azalması rozasenin yalnızca deriyi tutan lokal bir hastalık değil, bağımsız sistemik inflamasyona neden olan bir dermatoz olduğunu düşündürmektedir. Saptanan bu belirteç farklılıkları, sadece hastanın eşlik eden metabolik sorunları (obezite, diyabet vb.) ile açıklanamamakta olup, doğrudan hastalığın kutanöz paraziter (Demodex) ve inflamatuar yükü ile ilişkilidir. Literatürde artmış Demodex yoğunluğunun TLR-2 ve LL-37 yolağını aktive ederek lokal IL-6 ve leptin üretimini tetiklediği, bu durumun da koruyucu adiponektin salınımını baskıladığı in vitro çalışmalarda gösterilmiştir. Bizim çalışmamızın bulguları da bu mekanizmayı destekler niteliktedir. Adipositokin dengesindeki bu değişim, klinik olarak hastalığın PPR forma ilerlemesi ve klinik şiddetin (RASI) artması ile ilişkili görünmektedir. Klinik pratikte ESR ve SII rozasede sistemik inflamasyonu yansıtan ekonomik belirteçlerdir ve dirençli ve şiddetli vakaların patogenezinde rol oynadığı düşünülen IL-6, leptin ve adiponektin yollarının hedeflenmesi gelecekte yeni terapötik alternatifler sunabilir.

Özet (Çeviri)

Introduction and Objective Rosacea is a chronic inflammatory dermatosis that typically affects the centrofacial region and is characterized by erythema, papules, pustules, and telangiectasias. Although the etiopathogenesis of the disease has not been fully elucidated, activation of the Toll-like receptor 2 (TLR2) pathway by increased Demodex mite density in the cutaneous microbiota, excessive conversion of cathelicidin into its active LL-37 form, and subsequent release of proinflammatory cytokines constitute the principal pathogenic mechanisms. Current literature suggests that rosacea is not limited to the skin and represents a systemic inflammatory condition associated with cardiometabolic disorders such as insulin resistance and metabolic syndrome (MetS). In the inflammatory link between rosacea and systemic metabolic diseases, adipokines synthesized from adipose tissue—namely proinflammatory leptin and anti-inflammatory adiponectin—together with the proinflammatory cytokine interleukin 6 (IL-6), have gained particular attention. The aim of this study was to compare serum leptin, adiponectin, and IL-6 levels between patients with rosacea and healthy controls, and to simultaneously evaluate the associations of these biomarkers with the presence of MetS, morphological subtypes of the disease (erythematotelangiectatic, papulopustular, phymatous, ocular, and granulomatous), cutaneous Demodex parasite density, and objective disease severity scores (IGA and RASI). Materials and Methods This cross-sectional case–control study included 70 patients with rosacea aged 18–75 years who presented to the Dermatology Outpatient Clinic of Necmettin Erbakan University Faculty of Medicine, along with 64 healthy controls matched for age, sex, and body mass index (BMI). Patients with morbid obesity (BMI >40) and malignancy were excluded, whereas individuals with metabolic diseases such as hypertension (HT) and diabetes mellitus (DM) were not excluded. Demographic data, anthropometric measurements (waist circumference and BMI), and arterial blood pressure values of all participants were recorded and evaluated according to MetS diagnostic criteria. Clinical subtypes of rosacea were determined, Demodex mite density was assessed using standardized skin surface biopsy, and disease severity was objectively calculated using the Investigator Global Assessment (IGA) and the Rosacea Area and Severity Index (RASI) scoring systems. Fasting venous blood samples were obtained for biochemical analyses. In addition to routine laboratory parameters (glucose, lipid profile, antinuclear antibody [ANA], erythrocyte sedimentation rate [ESR], C-reactive protein [CRP], complete blood count, etc.), serum IL-6, adiponectin, and leptin levels were measured using the sandwich ELISA method. Statistical analyses included independent samples t-test, Mann–Whitney U test, chi-square test, logistic regression analysis, and receiver operating characteristic (ROC) curve analysis to determine diagnostic discriminative ability. A p-value <0.05 was considered statistically significant. Results No statistically significant differences were observed between the patient (n=70) and control (n=64) groups in terms of age, sex, or BMI (p>0.05). However, waist circumference, an indicator of central obesity, was significantly higher in patients with rosacea (p=0.016). Although the prevalence of MetS was proportionally higher in the rosacea group, similar to previous studies, the difference between groups did not reach statistical significance (p=0.614). In the patient group, fasting glucose levels, ANA positivity (1+ and 2+) (47.2% vs. 25%; p=0.025), erythrocyte sedimentation rate (ESR) (p=0.011), and systemic immune-inflammation index (SII) (p=0.022) were significantly higher compared with controls. Analysis of leptin, adiponectin, and IL-6 revealed that serum leptin (p<0.001) and IL-6 (p<0.001) levels were significantly elevated in rosacea patients compared with controls, whereas adiponectin levels (p<0.001), a protective adipokine, were significantly lower. Multivariate logistic regression analysis identified IL-6 and adiponectin as independent risk factors for rosacea. ROC curve analysis determined cut-off values of 12.2 ng/mL for leptin, 9.3 µg/mL for adiponectin, and 3.45 pg/mL for IL-6. Elevated leptin (>12.2 ng/mL) and IL-6 (>3.45 pg/mL) levels, together with decreased adiponectin (≤9.3 µg/mL) levels, were significantly associated with increased cutaneous Demodex mite density. Clinically, patients with high leptin and IL-6 levels and low adiponectin levels tended to shift from the erythematotelangiectatic rosacea (ETR) subtype toward papulopustular (PPR) and phymatous subtypes characterized by a higher inflammatory burden, and were more frequently classified within higher RASI severity categories. Subgroup analyses based on MetS status demonstrated that even rosacea patients without MetS exhibited significantly altered serum leptin, adiponectin, IL-6, SII, and ESR levels compared with MetS-negative controls. Conclusion The increase in proinflammatory mediators such as leptin and IL-6 and the decrease in the anti-inflammatory adipokine adiponectin suggest that rosacea is not merely a localized skin disorder but a dermatosis capable of inducing systemic inflammation independently. These biomarker alterations cannot be explained solely by accompanying metabolic comorbidities (e.g., obesity, diabetes) and appear to be directly associated with the cutaneous parasitic (Demodex) and inflammatory burden of the disease. Previous in vitro studies have demonstrated that increased Demodex density activates the TLR-2 and LL-37 pathways, triggering local IL-6 and leptin production while suppressing protective adiponectin release. The findings of our study support this proposed mechanism. This alteration in adipocytokine balance appears to be clinically associated with progression to the papulopustular form and increased disease severity as measured by RASI. In clinical practice, ESR and SII are inexpensive markers reflecting systemic inflammation in rosacea. Targeting IL-6, leptin, and adiponectin pathways, which are thought to play roles in the pathogenesis of resistant and severe cases, may provide novel therapeutic alternatives in the future.

Benzer Tezler

  1. Rozasede serum immünoglobülin ve kompleman seviyeleri

    The Levels of serum immunoglobulins and complements in patients with rosacea

    MUSTAFA ŞENOL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1991

    DermatolojiAtatürk Üniversitesi
  2. Rozase tedavisinde azitromisinin etkinliği

    Başlık çevirisi yok

    ÖZGÜR BAKAR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2004

    DermatolojiMarmara Üniversitesi

    Dermatoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ.DR. ZEYNEP ÖZLEM DEMİRÇAY

  3. Akne Rozasea`lı hastalarımızda göz tutulumu

    Başlık çevirisi yok

    EROL KARADENİZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1995

    Göz HastalıklarıSağlık Bakanlığı

    DR. HALUK ERKER

  4. Akne rozasealı hastalarda oksidan-antioksidan sistemdeki değişikliklerin etyopatogeneze ve hastalık şiddetine etkisi

    The Effects of the alterations in oxidant-antioxidant systems on etiopathogenesis and severity of acne rosacea

    MURAT ORHAN ÖZTAŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1998

    DermatolojiGazi Üniversitesi

    Dermatoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MERAL BOZKURT