Gebelerde indirekt Coombs testi taraması ile RhD antikoru ve RhD dışı antikorların sıklığının araştırılması
Investigation of the frequency of RhD and non-RhD antibodies by indirect Coombs test screening in pregnant women
- Tez No: 1014441
- Danışmanlar: PROF. DR. HİLAL ÖZKAYA
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Aile Hekimliği, Family Medicine
- Anahtar Kelimeler: Gebelik, İndirekt Coombs Testi, RhD antikoru, RhD dışı antikorlar, aile hekimliği, Pregnancy, Indirect Coombs Test, RhD antibody, non-RhD antibodies, primary care
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: İstanbul Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Gebelerde kan grubu uyuşmazlıkları bebekte ciddi sorunlara yol açılabilen bir durumdur. RhD antikoru kadar RhD dışı antikorların da taranması anne ve bebek sağlığı açısından önem arz etmektedir. Ülkemizde RhD dışı antikorların tespiti için bir tarama programı bulunmamaktadır. Bu çalışmanın amacı, gebelerde indirekt Coombs testi taraması ile RhD antikoru ve RhD dışı antikorların sıklığını belirlemek ve maternal antikor varlığı ile obstetrik geçmiş ve neonatal sonuçlar arasındaki olası ilişkileri değerlendirmektir. Çalışma, prenatal dönemde maternal antikorların belirlenmesi ve yüksek riskli gebeliklerin erken tespiti açısından klinik önem taşımaktadır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma prospektif, tanımlayıcı bir araştırmadır. Çalışma, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü tarafından desteklenmiş (Proje Numarası: 2025/038) ve Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Gebe Polikliniklerinde, 01.08.2025–31.12.2025 tarihleri arasında 1353 gebe ile yürütülmüştür. Çalışmaya katılmayı kabul eden, 18-50 yaş aralığındaki, gravida 2 ve üzeri olan gebelerden demografik ve obstetrik bilgileri içeren 15 maddelik standart anamnez formu alınmış ve venöz kan örnekleri ile İndirekt Coombs Testi uygulanmıştır. Test pozitifliği saptanan olgularda, antikor türü ve klinik önemi antikor tanımlama testi ile belirlenmiş; böylece anti-D'nin yanı sıra Kell, Duffy, Kidd, MNS gibi Rh dışı antikorlar da değerlendirilmiştir. İmmünohematolojik analizler hastane Transfüzyon Tıbbı Birimi'nde yapılmış, İndirekt Coombs Testi jel kart teknolojisine dayalı kolon aglütinasyon yöntemi ile uygulanmış ve pozitif/negatif sonuçlar belirlenmiştir. Pozitif olgularda genişletilmiş antikor paneli ile antikor tanımlaması yapılmış; tüm testler kalite kontrol prosedürlerine uygun yürütülmüş ve veriler laboratuvar bilgi yönetim sistemi ile takip edilmiştir. İstatistiksel analiz SPSS 26.0 ile yapılmış, parametrik olmayan veriler için Mann Whitney U testi, niteliksel veriler için Ki-Kare ve Fisher's Exact testi kullanılmış, anlamlılık p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Gebelerin yaşı 18 ile 45 yaş arasında değişmekte olup ortalama 29,83±5,17 yaş, medyan değer 29 yaş olarak saptanmıştır. Katılımcıların gebelik haftası 4 hafta 2 gün ile 40 hafta 2 gün arasında değişmiş, ortalama 23,38±10,57 hafta ve medyan 26 hafta olarak belirlenmiştir. Ortalama gebelik sayısı 3,01±1,22, canlı doğum sayısı 1,51±0,98, abortus sayısı 0,50±0,83 bulunmuştur. Olguların %25,8'i birinci, %27,6'sı ikinci ve %46,6'sı üçüncü trimesterdedir. Maternal kan grubunda en sık A Rh pozitif (%30,9), ardından 0 Rh pozitif (%25,1) ve B Rh pozitif (%12,4) görülmüş; negatif Rh grubunda ise en yüksek oran A Rh negatif (%9,5) ve 0 Rh negatif (%9,2) olmuştur. Eşlerin kan grubu dağılımı benzer olup, A Rh pozitif (%38,5) ve 0 Rh pozitif (%27,7) en sık gözlenmiştir. Katılımcıların %20'si eşiyle akraba, %80'i akraba olmayan çiftlerden oluşmaktadır. Rh uyumsuzluğu %86,9 oranında saptanmıştır. Geçmiş doğumlarda yenidoğan sarılığı öyküsü %30,7 oranında bulunmuş; bu bebeklerin %33,6'sı fototerapi, %31,6'sı YBÜ takibi gerektirmiş ve yalnızca %0,5'inde exchange transfüzyon uygulanmıştır. İndirekt Coombs testi pozitifliği %0,8 olarak belirlenmiş, pozitif olguların %90'ı akrabalık ilişkisi olmayan çiftlerden gelmiş ve akrabalık durumu ile anlamlı fark saptanmamıştır (p=0,697). Pozitif olguların trimester dağılımı 1. ve 3. trimesterde eşit, 2. trimesterde %27,3 olarak gözlenmiştir. Pozitif Coombs testi olan olgularda ortalama gebelik haftası 20,56±10,90, gebelik sayısı 3,64±1,75, doğum sayısı 2,0±1,48 ve abortus sayısı 0,64±0,81 olarak saptanmış; negatif olgularda ise sırasıyla 23,35±10,56, 3,01±1,22, 1,51±0,98 ve 0,50±0,83 olmuştur. Mann Whitney U testi ile gruplar arasında istatistiksel fark bulunmamıştır (p>0,05). Geçmiş doğumlarda sarılık öyküsü olanlarda test pozitifliği daha yüksek gözlenmiş (%54,5 vs %30,5) ve bu bebeklerde fototerapi gereksinimi %16,7, YBÜ yatışı %50, exchange transfüzyon %16,7 olarak belirlenmiş; exchange transfüzyon farkı istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0,05). Antikor tanımlama testlerinde 10 olguda antikor tespit edilmiş, en sık Cw (%40), D (%30), E (%20), Kpa (%30) ve Lua (%30) antikorları görülmüştür. Türkiye'deki diğer çalışmalar genellikle retrospektif tasarlanmış olduğundan ve yalnızca klinik olarak belirgin olgular üzerine yapıldığından Cw ve Lua gibi klnik olarak daha hafif seyirli antikorlar düşük oranlarda bildirilmiştir. Anti-D antikoru ise üç olguda pozitif saptanmıştır. Sonuç: Çalışma, maternal antikor sıklığını tarama temelli olarak ortaya koymuş, Rh uyumsuzluğu ve geçmiş sarılık öyküsü gibi risk faktörlerinin neonatal hemolitik komplikasyonlarla ilişkisini göstermiştir. Cw ve Lua gibi hafif kinik seyirli antikorların tarama ile saptanması, antikor yükünün yalnızca klinik olarak belirgin olgularla sınırlı kalmadığını göstermektedir. Anti-D antikoru gibi önlenebilir durumların tespiti, RhIg uygulaması ile fetal hemolitik hastalık riskinin azaltılabileceğini ortaya koymaktadır. Bu bulgular, prenatal dönemde risk odaklı takip ve koruyucu müdahalelerin önemini desteklemekte olup, antikor taraması, yüksek riskli gebeliklerin erken tespiti ve gerekli koruyucu önlemlerin planlanması açısından kritik bir uygulamadır.
Özet (Çeviri)
Aim: Blood group incompatibilities in pregnant women may lead to serious complications in the fetus and newborn. In addition to RhD antibodies, screening for non-RhD antibodies is also crucial for maternal and neonatal health. In Türkiye, there is no established screening program for the detection of non-RhD antibodies. The aim of this study was to determine the prevalence of RhD and non-RhD antibodies in pregnant women using the indirect Coombs test and to evaluate the potential relationships between maternal antibody presence, obstetric history, and neonatal outcomes. This study is clinically significant in terms of identifying maternal antibodies during the prenatal period and enabling early detection of high-risk pregnancies. Materials and Methods: This study was designed as a prospective, descriptive study. It was supported by the Scientific Research Projects Coordination Unit of the University of Health Sciences (Project Number: 2025/038) and conducted in the antenatal outpatient clinics of Başakşehir Çam and Sakura City Hospital between August 1, 2025, and December 31, 2025, with 1,353 pregnant women. A standardized 15-item questionnaire including demographic and obstetric characteristics was administered to participants aged 18–50 years with a gravida of two or more who consented to participate. Venous blood samples were collected and the indirect Coombs test was performed. In cases with positive test results, antibody type and clinical significance were determined using antibody identification tests, enabling evaluation of non-RhD antibodies such as Kell, Duffy, Kidd, and MNS, in addition to anti-D. Immunohematological analyses were performed in the hospital's Transfusion Medicine Unit. The indirect Coombs test was conducted using gel card-based column agglutination technique, and results were classified as positive or negative. In positive cases, antibody identification was performed using an extended antibody panel. All procedures were carried out in accordance with quality control standards, and data were monitored via the laboratory information management system. Statistical analysis was performed using SPSS 26.0. The Mann–Whitney U test was used for non-parametric data, while chi-square and Fisher's exact tests were applied for categorical variables. A p-value of <0.05 was considered statistically significant. Results: The ages of the pregnant women ranged from 18 to 45 years, with a mean of 29.83±5.17 years and a median of 29 years. Gestational age ranged from 4 weeks and 2 days to 40 weeks and 2 days, with a mean of 23.38±10.57 weeks and a median of 26 weeks. The mean gravida was 3.01±1.22, the mean number of live births was 1.51±0.98, and the mean number of abortions was 0.50±0.83. Of the participants, 25.8% were in the first trimester, 27.6% in the second trimester, and 46.6% in the third trimester. The most common maternal blood group was A Rh positive (30.9%), followed by O Rh positive (25.1%) and B Rh positive (12.4%). Among Rh-negative groups, A Rh negative (9.5%) and O Rh negative (9.2%) were most frequent. Spousal blood group distribution was similar, with A Rh positive (38.5%) and O Rh positive (27.7%) being the most common. Consanguinity was present in 20% of the participants, while 80% were non-consanguineous couples. Rh incompatibility was detected in 86.9% of cases. A history of neonatal jaundice in previous births was reported in 30.7% of cases; among these, 33.6% required phototherapy, 31.6% required neonatal intensive care unit (NICU) admission, and only 0.5% underwent exchange transfusion. The distribution of positive cases across trimesters was equal in the first and third trimesters, with 27.3% in the second trimester. In Coombs-positive cases, the mean gestational age was 20.56±10.90 weeks, gravida was 3.64±1.75, parity was 2.0±1.48, and abortion count was 0.64±0.81. In Coombs-negative cases, these values were 23.35±10.56, 3.01±1.22, 1.51±0.98, and 0.50±0.83, respectively. In these cases, the need for phototherapy was 16.7%, NICU admission was 50%, and exchange transfusion was 16.7%. Antibody identification tests detected antibodies in 10 cases, with the most common being anti-Cw (40%), anti-D (30%), anti-E (20%), anti-Kpa (30%), and anti-Lua (30%). Since most studies conducted in Türkiye are retrospective and focus on clinically significant cases, antibodies with milder clinical presentations, such as Cw and Lua, have been reported at lower rates. Anti-D antibody was detected in three cases. Conclusion: This study demonstrated the frequency of maternal antibodies through a screening-based approach and revealed the association of risk factors such as Rh incompatibility and a history of neonatal jaundice with neonatal hemolytic complications. The detection of clinically milder antibodies, such as Cw and Lua, through screening indicates that the antibody burden is not limited to clinically apparent cases. Identification of preventable conditions such as anti-D alloimmunization highlights the effectiveness of Rh immunoglobulin (RhIg) prophylaxis in reducing the risk of fetal hemolytic disease. These findings support the importance of risk-based prenatal follow-up and preventive interventions. Antibody screening is therefore a critical practice for the early identification of high-risk pregnancies and the planning of appropriate preventive strategies.
Benzer Tezler
- Rh immünizasyonu nedeni ile takipli gebeliklerin perinatal ve postnatal sonuçları
Perinatal and postnatal results of pregnancies followed by RH immunization
ÖZNUR YARIŞ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2021
Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bilimleri ÜniversitesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. OYA DEMİRCİ
- Rh uyuşmazlığı olan yenidoğan kordon kanında alfa-fetoprotein değerleri ile hemolitik komponent arasındaki ilişki
Başlık çevirisi yok
OYA ÇETİNKAYA
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1989
Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarıİstanbul ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Maternal kandan noninvazif yöntemlerle fetal rh tayini
Detection of fetal rhd status from maternal blood by a noni?nvasi?ve prosedure
GÖKÇENUR GÖNENÇ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2013
Kadın Hastalıkları ve Doğumİstanbul Bilim ÜniversitesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ALİN BAŞGÜL YİĞİTER
- Maternal kandan fetal DNA izolasyonu ile rhesus D ve cinsiyet genotiplemesi
Rhesus d and sex genotyping with fetal DNA i̇solation from maternal blood
BÜŞRA YAŞA
Yüksek Lisans
Türkçe
2018
Genetikİstanbul ÜniversitesiGenetik Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ SELÇUK SÖZER TOKDEMİR
- Gebelikte RH uygunsuzluğu taramasında istenen indirekt coombs testi pozitifliklerinin nedenlere yönelik retrospektif değerlendirilmesi
Retrospective investigation of causes of the positive indirect coombs tests used in screening RH incompatibility during pregnancy
KAROLİN OHANOĞLU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2020
Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bilimleri ÜniversitesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
PROF. DR. FATMA FERDA VERİT