Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji Bilim Dalında akut myeloid lösemi tanısı ile izlenen hastaların tedavi sonuçlarının değerlendirilmesi
Evaluation of treatment outcomes in patients diagnosed with acute myeloid leukemia followed in the division of Pediatric Hematology, Ankara University Faculty of Medicine
- Tez No: 1013983
- Danışmanlar: PROF. DR. DİLBER TALİA İLERİ
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Hematoloji, Child Health and Diseases, Hematology
- Anahtar Kelimeler: Akut myeloid lösemi, genel sağkalım, hematopoetik kök hücre nakli, olaysız sağkalım, pediatrik, relaps, Acute myeloid leukemia, event-free survival, hematopoietic stem cell transplantation, overall survival, pediatric, relapse
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Ankara Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Çocuk Hematolojisi Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji Bilim Dalı'nda 2009-2024 tarihleri arasında akut myeloid lösemi tanısı alan ve Children's Oncology Group protokolleri ile tedavi edilen hastaların tedavi başarısını değerlendirilmektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya dahil edilen hastaların demografik özellikleri, genel ve olaysız sağ kalımları ile prognoza etki eden faktörler değerlendirildi. Tanı tarihinden itibaren merkezimizde izlenen 39 hasta ve nakil için tarafımıza başvuran hastalar ile nakil yapılan hastalarımız 43 hastalık çalışma grubunu oluşturdu. Çalışma verileri hasta dosyalarının retrospektif olarak incelenmesi ile elde edildi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hastaların 26/39'u (%66,7) erkek, 13/39'u (%33,3) ise kızdır. Hastaların cinsiyet dağılım oranına bakıldığında erkekler kızların 2 katıdır. Tanı yaşı 0-18 olan hastaların dahil edildiği çalışmamızda ortalama tanı yaşı 9,5 yıl (± 6,4 yıl), ortanca tanı yaşı ise 12,5 yıl olarak saptandı. Hastaların en sık başvuru yakınmaları ateş 20/39 (%51,3) ve halsizlik 19/39 (%48,7) olarak belirlendi. Hastaların 4/39'u (%10,3) vücudunda kitle (klorama) ile başvurdu ve kitlenin yerleşimi 3 hastada (%75) orbita; 1 hastada (%25) ise maxilla yerleşimliydi. Hastaların fizik muayenesinde 24/39 hastada (%61,5) hepatomegali, 11/39 hastada (%28,2) splenomegali, 11/39 hastada (%28,2) lenfadenopati ve 5/39 hastada da (%12,8) gingiva hipertrofisi saptandı. Herhangi bir bölgede ekstramedüller hastalık tutulum saptanan hasta sayısı 7/39 (%17,9) bulundu. Hastalardan 3/39'unda (%7,7) SSS tutulumu, 4/39'unda ise (%10,3) klorama mevcuttu. Tanı anında yapılan tam kan sayımı değerlendirmesinde %41'inde lökopeni, %94,8'inde anemi ve %71,8'inde trombositopeni saptandı. Hastalarda t (8;21), inv16 (p13q22) ve MLL yeniden düzenlemesi en sık saptanan kromozomal anomalilerdi. Her bir anomali ayrı ayrı üçer hastada (3/39, %7,7) saptandı. En sık saptanan somatik mutasyonlar ise 4/39 (%10,3) hastada NPM1 mutasyonu, 4/39 (%10,3) hastada FLT-3 ITD mutasyonu şeklindeydi. Tanı anındaki genetik özelliklere risk değerlendirmesinde 10'u (%29,4) düşük risk, 17'si (%50) standart risk ve 7'si (%20,6) yüksek risk grubunda değerlendirildi. İndüksiyon I sonrası yapılan MRD değerlendirmesi sonucunda risk grubu değişiklikleri gözlendi. Standart risk grubundaki 6/17 (%35,3) hasta MRD ≥%0,1 olması nedeniyle yüksek risk grubuna alındı. Ayrıca standart risk grubunda bulunan 1 hasta (%5,9), MRD <%0,1 saptanması nedeniyle düşük risk grubuna geçirildi. Risk grubuna bakıldığında hastaların %32,4'ü düşük, %29,4'ü standart ve %38,2'si yüksek risk grubunda tedavilerine devam edildi. Hastalar tanı aldıkları döneme göre ağırlıklı olarak COG-0531 ve COG-1031 protokolleri ile tedavi edildi. APL ve ML-DS tanılı hastalar ise kendilerine özgü COG protokolleri kapsamında değerlendirildi. De novo AML hastaları değerlendirildiğinde, 22/34'ünün (%64,7) COG-1031, 12/34'ünün (%35,3) ise COG-0531 protokolü ile tedavi edildiği görüldü. İndüksiyon- I ve indüksiyon- II tedavilerinin ikisinin sonucuna göre indüksiyon remisyonu belirlendi. De novo AML hastaları değerlendirildiğinde indüksiyon sonu remisyonda olan hasta sayısı 29/34 (%85,3), remisyonda olmayan hasta sayısı 5/34 (%14,7) olarak bulundu. İndüksiyon I veya indüksiyon II tedavisi sonrasında remisyona giren hastalarda, konsolidasyon veya kurtarma tedavisi sonrasında remisyona giren ya da remisyon sağlanamayan hastalara kıyasla OSK'nın anlamlı derecede daha iyi olduğu saptandı. Hastalarda gözlenen komplikasyonların dağılımı incelendiğinde, en sık komplikasyonun kateter ilişkili sepsis olduğu (25/39, %64,1), bunu fungal enfeksiyonun izlediği (22/39, %56,4) görüldü. Çalışmamızda 17/39 (%43,6) hastada relaps saptandı. Bu hastaların tamamında kemik iliği relapsı görülürken, kemik iliği relapsına ek olarak SSS relapsı olan 2/17 (%11,7) hasta belirlendi. Relaps zamanı değerlendirildiğinde; erken dönemde (≤12 ay) relaps gelişen hastalarda mortalite oranının %66,7 (8/12), geç dönemde (>12 ay) relaps gelişen hastalarda ise %60 (3/5) olduğu saptandı. Hastalarımızın 2 ve 5 yıllık genel sağkalımları (GSK) sırasıyla %74,3 ve %64,5 olarak; 2 ve 5 yıllık olaysız sağkalımları (OSK) sırasıyla %59 ve %50,5 olarak hesaplandı. HKHN yapılma nedenleri değerlendirildiğinde çalışmamızda 43 hastanın 20'sinin (%46,5) relaps nedeniyle, 15'inin (%34,9) yüksek risk nedeniyle (3 veya 4 kür KT sonrası) ve 8'inin (%18,6) standart risk grubunda olup tam uyumlu kardeş verici bulunması nedeniyle nakil yapıldığı belirlendi. Nakil sonrası iki yıllık genel sağkalım oranları AÜTF ve diğer merkezler grubunda sırasıyla %75 ve %92 iken, beş yıllık genel sağkalım oranları sırasıyla %57 ve %77 olarak saptandı. İki yıllık olaysız sağkalım oranları AÜTF ve diğer merkezler grubunda sırasıyla %69 ve %81,8 iken, beş yıllık olaysız sağkalım oranları sırasıyla %54 ve %72,7 olarak saptandı. Sonuç: Hastalarımızın tedavi sonuçlarına bakıldığında genel ve olaysız sağkalım aynı protokolleri kullanan merkezlerin sonuçları ile benzer saptandı. Bu protokolün ülkemizde sınırlı sayıda merkezde uygulanıyor olması, çalışmamızdan elde edilen sonuçların ulusal düzeyde veri sağlaması açısından önem taşımaktadır.
Özet (Çeviri)
Objective: To evaluate the treatment outcomes of patients diagnosed with acute myeloid leukemia (AML) between 2009 and 2024 in the Division of Pediatric Hematology, Ankara University Faculty of Medicine, who were treated according to the Children's Oncology Group (COG) protocols. Materials and Methods: Demographic characteristics, overall survival (OS), event-free survival (EFS), and prognostic factors affecting outcomes were evaluated. The study cohort consisted of 39 patients followed at our center from the time of diagnosis and 43 patients who underwent hematopoietic stem cell transplantation (HSCT), including those referred to our center for transplantation. Study data were obtained through retrospective review of patient medical records. Results: Of the 39 patients included in the study, 26 (66.7%) were male and 13 (33.3%) were female, yielding a male-to-female ratio of 2:1. The mean age at diagnosis was 9.5 ± 6.4 years, and the median age was 12.5 years. The most common presenting symptoms were fever (20/39, 51.3%) and fatigue (19/39, 48.7%). Four patients (10.3%) presented with a mass lesion (chloroma), located in the orbit in three patients (75%) and in the maxilla in one patient (25%). Physical examination revealed hepatomegaly in 24 patients (61.5%), splenomegaly in 11 (28.2%), lymphadenopathy in 11 (28.2%), and gingival hypertrophy in 5 (12.8%). Extramedullary disease involvement was identified in 7 patients (17.9%), including central nervous system (CNS) involvement in 3 patients (7.7%) and chloroma in 4 patients (10.3%). At diagnosis, complete blood count analysis demonstrated leukopenia in 41% of patients, anemia in 94.8%, and thrombocytopenia in 71.8%. The most common chromosomal abnormalities were t(8;21), inv16(p13q22), and MLL rearrangements, each detected in three patients (7.7%). The most frequent somatic mutations were NPM1 mutations in 4 patients (10.3%) and FLT3-ITD mutations in 4 patients (10.3%). Based on genetic risk stratification at diagnosis, 10 patients (29.4%) were classified as low risk, 17 (50.0%) as standard risk, and 7 (20.6%) as high risk. Following measurable residual disease (MRD) assessment after Induction I therapy, risk group modifications were observed. Six of the 17 standard-risk patients (35.3%) were reclassified as high risk due to MRD ≥0.1%, while one standard-risk patient (5.9%) was reclassified as low risk because MRD was <0.1%. Consequently, treatment continued with 32.4% of patients in the low-risk group, 29.4% in the standard-risk group, and 38.2% in the high-risk group. Patients were predominantly treated according to the COG-AAML0531 and COG-AAML1031 protocols. Patients diagnosed with acute promyelocytic leukemia (APL) and myeloid leukemia associated with Down syndrome (ML-DS) were treated according to disease-specific COG protocols. Among patients with de novo AML, 22 of 34 (64.7%) received the COG-AAML1031 protocol, while 12 of 34 (35.3%) were treated with the COG-AAML0531 protocol. Induction remission status was determined based on the combined results of Induction I and Induction II therapies. Among patients with de novo AML, 29 of 34 (85.3%) achieved remission after induction therapy, whereas 5 of 34 (14.7%) failed to achieve remission. Patients who achieved remission following Induction I or Induction II demonstrated significantly superior event-free survival compared with those who entered remission only after consolidation or salvage therapy or failed to achieve remission. Analysis of treatment-related complications showed that catheter-related sepsis was the most frequent complication (25/39, 64.1%), followed by fungal infections (22/39, 56.4%). Relapse occurred in 17 of 39 patients (43.6%). All relapsed patients experienced bone marrow relapse, and 2 of 17 patients (11.7%) also had concurrent CNS relapse. Mortality rates were 66.7% (8/12) among patients who relapsed within 12 months and 60.0% (3/5) among those who relapsed after 12 months. The 2-year and 5-year overall survival rates were 74.3% and 64.5%, respectively, while the corresponding event-free survival rates were 59.0% and 50.5%. Regarding indications for HSCT, 20 of 43 patients (46.5%) underwent transplantation because of relapse, 15 (34.9%) because of high-risk disease following three or four cycles of chemotherapy, and 8 (18.6%) because they belonged to the standard-risk group and had an HLA-matched sibling donor. Post-transplant 2-year overall survival rates were 75% in the Ankara University Faculty of Medicine (AÜTF) group and 92% in the group referred from other centers, whereas 5-year overall survival rates were 57% and 77%, respectively. The 2-year event-free survival rates were 69% and 81.8%, respectively, while the corresponding 5-year event-free survival rates were 54% and 72.7%. Conclusion: The overall and event-free survival outcomes observed in our cohort were comparable to those reported by centers utilizing the same treatment protocols. Given that these protocols are implemented in a limited number of centers in Türkiye, the results of our study provide valuable national-level data regarding the outcomes of pediatric AML treatment.
Benzer Tezler
- Çocukluk çağında akut lösemilerde ve hematopoietik kök hücre nakli olan hastalarda fungal enfeksiyon sıklığının ve risk faktörlerinin değerlendirilmesi
Evaluation of frequency and risk factors of invasive fungal infections in pediatric acute leukemia and allojenic hematopoietic stem cell transplantation
AZİZ KILIÇ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2026
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıAnkara ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MEHMET ERTEM
- Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalında, 2020-2023 yılları arasında SARS-CoV-2 enfeksiyonu ile izlenen hastaların; mevsimsel insan koronavirüs enfeksiyonu ile izlenen hastalarla klinik, laboratuvar ve radyolojik açıdan karşılaştırılması
A clinical, laboratory, and radiological comparison of patients with SARS-CoV-2 infection and those with seasonal human coronavirus infection followed at the Division of Pediatric Infectious Diseases, Ankara University School of Medicine, between 2020 and 2023
NEZAKET EZGİ GÜVEN NUR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıAnkara ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ERGİN ÇİFTCİ
- Çocukluk çağı akut lenfoblastik lösemi tedavi sonuçları: Tek merkez deneyimimiz
Acute lymphoblastic leukemia treatment outcomes in children: Single center experience
SERAY ÖZTÜRK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıAnkara ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. DİLBER TALİA İLERİ
- Ankara Ünı̇versı̇tesı̇ Çocuk Hematolojı̇ klı̇nı̇ğı̇nde izlenen Fanconı̇ anemı̇sı̇ tanılı hastaların klı̇nı̇k bulgularının, laboratuvar sonuçlarının ve hastalık seyı̇rlerı̇nı̇n değerlendı̇rı̇lmesı̇
Evaluation of the clinical findings, laboratory results, and disease course of patients diagnosed with Fanconi anemia followed in the Pediatric Hematology of Ankara University
NAZLI MELİSA ÇİMEN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıAnkara ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ HASAN FATİH ÇAKMAKLI
- 2000-2012 yılları arasında Ankara Üniversitesi Pediatrik Hematoloji/Onkoloji Bilim Dalı'nda çocukluk çağı akut lenfoblastik lösemisi nedeniyle tedavi edilmiş olan olguların tedavi sonrası dönemde yaşam kalitelerinin değerlendirilmesi
The evaluation of health quality of life of children with all who had been treated for all during 2000-2012 in Ankara University, Medical School, Pediatric Hematology/Oncology Unit
MUSA GÖKALP BOLKENT
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2015
HematolojiAnkara ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MEHMET ERTEM
PROF. DR. LEYLA ZÜMRÜT UYSAL
PROF. DR. SEMRA ATALAY