新世纪以来中国与土耳其当代文学的互译与传播研究
2000'li yıllardan itibaren Çin ve Türk çağdaş edebiyatının karşılıklı çevirisi ve yayılımı üzerine bir inceleme
- Tez No: 1013494
- Danışmanlar: PROF. DR. WANG GUANG DONG
- Tez Türü: Doktora
- Konular: Doğu Dilleri ve Edebiyatı, Eastern Linguistics and Literature
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2019
- Dil: Çince
- Üniversite: Shanghaı Unıversıty
- Enstitü: Yurtdışı Enstitü
- Ana Bilim Dalı: Çin Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Çin Dili ve Edebiyatı Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Çin ve Türkiye'nin tarihlerine bakıldığında, iki ülke arasında pek çok bağlantı olduğu açıkça görülmektedir. Her ikisi de modernleşme reformlarının sancılarını yaşamış ve her ikisi de bir gün küresel arenada daha büyük bir rol oynamayı ummaktadır. Çin ve Türkiye, Asya'nın doğusu ile batısını birbirine bağlayan geniş bir coğrafyada yer almakta olup, aralarındaki ortak kültürel miras, bugünkü iletişimlerini daha da anlamlı ve önemli kılmaktadır. Türkiye'nin siyasi konumu giderek istikrar kazandıkça, ulusal ekonomisi hızlı bir büyüme yaşamış ve bunun sonucunda Çin ile Türkiye arasındaki diplomatik ve ekonomik ilişkiler artmıştır. Bu süreç boyunca iki ülke kültürel alışverişe daha fazla önem vermiş; kültürel mirasa ve birbirlerinin edebî mirasını daha iyi kavramaya daha fazla özen göstermiştir. Türkiye ile Çin arasındaki iletişim hâlâ gelişim aşamasındadır, ancak kültür ve medeniyet açısından hem heterojen hem de homojen unsurlar bulunmaktadır; bu unsurlar iki ülke arasında derin ve anlamlı bir kültürel etkileşim zemini oluşturmaktadır. Türkiye ile Çin arasında şu anda gerçekleşmekte olan edebi alışverişleri incelemek suretiyle, iki ülke edebiyatını birbirine bağlayan unsurlar ile bu edebiyatı şekillendiren kültürel ortam hakkında daha net bir anlayış kazanabiliriz. Bu anlayış, iki ülke arasındaki olası kültürel bağlantıları ortaya koymamızı kolaylaştıracak,“Bir Kuşak, Bir Yol”girişiminin mevcut uygulanışına ışık tutacak ve gelecekteki kültürel alışverişi ileriye taşıyacaktır. Türkiye açısından, Çin edebiyatı ve kültürü hakkındaki anlayışımızı derinleştirmenin büyük bir değeri vardır. Mevcut uluslararası ortama bakıldığında iki eğilim görülebilir: bir yandan, günümüzün kapitalist küreselleşmesi aracılığıyla ülkeler arası işbirliği eşi görülmemiş bir hızla gelişmiş ve bir tür küresel bütünleşme sağlanmıştır; diğer yandan ise, bu sözde küresel bütünleşme büyük ölçüde homojen bir niteliktedir. Hem Türkiye hem de Çin uzun süredir hegemonik Batı merkezli bir söylemin etkisi altında kalmıştır. Çin ve Türkiye her ikisi de marjinalleştirildiğinden, birbirlerinin kültürünü incelemek istediklerinde çoğu zaman Batılı kaynaklara ve öğretim materyallerine başvurmak gerekmiştir. Elimizdeki araçlar genellikle Batılı kalıp yargılarla şekillenmiş olup, diğer taraf hakkında tek yanlı, belirsiz, yanlış anlaşılmış, hatta tümüyle hatalı bir izlenim yaratmaktadır. Gerçek anlamda eşit bir zeminde durabilmek, birbirini tam ve eksiksiz olarak tanıyabilmek için, Çin ve Türkiye'nin Batı düşüncesinin ve çevirisinin süzgecinden geçmek yerine doğrudan, yüz yüze bir iletişim kurması gerekmektedir; ancak bu şekilde gereksiz karışıklık ve yanlış anlaşılmaların önüne geçilebilir. Çin'in“Bir Kuşak, Bir Yol”girişimini duyurmasından bu yana, Çin ile Türkiye arasında daha düzenli ve etkili kültürel alışverişlerin gerçekleşeceğine dair beklentiler güçlenmiştir. Bu makalenin bölümleri şu şekilde düzenlenmiştir: Giriş bölümü, Çin-Türk edebi alışverişinin tarihsel arka planını ve edebiyat tarihini ortaya koymaktadır. Bu edebiyat tarihini tanıtırken, geleneksel edebiyattan moderne geçiş sürecini analiz eden Türk edebiyatı tarihi ile Çin edebiyatı tarihinin bir özeti sunulmaktadır. Türk edebiyatı tarihi, 1923 yılı esas alınarak klasik ve modern dönemler şeklinde sınıflandırılmıştır. Çin edebiyatı tarihi ise genel olarak eski (klasik) dönem ile modern dönem ve modern dönem ile çağdaş dönem olmak üzere iki ana evrede ele alınmaktadır. Çoğu modern kültür klasikten moderne bir geçiş yaşadığından, Çin ve Türkiye arasında incelenen dönüşüm süreçlerinde de belirgin benzerlikler bulunmaktadır. Her iki ülkenin de yaşadığı edebi değişimler önemli tarihsel değişim dönemlerinde meydana gelmiştir; bu değişimler üslupta bir dönüşümle başlamış; edebi temalar ülkenin tarihsel ve toplumsal koşullarına paralel olarak belirgin biçimde değişmiş; ve Batılı kültürel etkenler edebi değişimler üzerinde belirleyici bir etki yaratmıştır. Bunu takiben, çağdaş Çin edebiyatının Türkiye'de alımlanışı incelenmektedir. Bu bölüm esas olarak Mo Yan'ın edebi eserlerinin Türkiye'deki etkisini analiz etmekte ve Türkiye'nin Çin edebiyatı ile kültürüne dair anlayışını incelemektedir. Çin kültürünün Türkiye'de tanınması Sinoloji çalışmalarıyla başlamış olup, tarih, edebiyat ve geleneksel felsefenin çeşitli kültürel alanlarını ve kısımlarını kapsamaktadır. Mo Yan'ın eserlerinin Türkiye'de ilgi görmesinin temel nedeni, eserlerinde bulunan millî kimlik ve kozmopolitizm unsurlarıdır. İkinci bölüm, çağdaş Türk edebiyatının Çin'de alımlanışını incelemektedir. Bu bölümün odak noktası, Çin'de en çok tanınan Türk yazar olan Orhan Pamuk'tur. Bu bölüm ayrıca Çin'in Türk edebiyatı ve kültürüne dair anlayışına odaklanacaktır. İstanbul, Türk edebiyatının simgesel mekânlarından biridir. Pamuk gibi yazarlar, eserlerinde İstanbul'u merkeze alarak Türk edebiyatına önemli katkılar sunmuş, bu da karşılığında pek çok Türk yazarın yetişmesine katkıda bulunmuştur. Türk edebiyatının kültürel temelleri, Doğu ile Batı'nın eşsiz bir karışımıdır; bu aynı zamanda Pamuk gibi Türk yazarların eserlerinde yer alan imgelerin ve sembollerin de kaynağıdır. Pek çok Çinli okuyucunun anlayışına göre, Pamuk'un eserleri kültürel çatışmalar etrafında kurgulanmakta olup, bu ortam hem bireysel hem de ulusal kimlik arayışına zemin hazırlamaktadır. Üçüncü bölüm, Çin ve Türk edebi alışverişini niteleyen özelliklerin yorumlanmasına odaklanmaktadır. Bu, esas olarak üç özellik üzerinden somutlaşmaktadır. Birincisi, Çin ve Türk edebiyatının alışverişi kültürel anlayış temelinde şekillenmektedir. Her iki ülkenin okuyucularının birbirlerinin kültürel temalarına ilgi gösterdiği ve bunları keşfetmeye çalıştığı görülmektedir. İkincisi, Mo Yan ve Pamuk, iki ülke arasındaki edebî etkileşimin başlıca temsilcileridir. Eserleri arasında, özellikle millî kimlik, kozmopolitizm ve bölgesellik olmak üzere üç açıdan belirgin bağlantılar bulunmaktadır. Son olarak, Çin ve Türk edebiyatının mevcut çevirilerinde göz ardı edilemeyecek yetersizlikler bulunmaktadır. Son olarak, bu makale, Çin ve Türkiye'de çağdaş edebiyatın çevirisi ve yayılımının mevcut durumunu ve gelecekteki gelişimini özetleyerek sonuçlanmaktadır. Çin ile Türkiye arasındaki ikili edebi alışverişi daha da geliştirmek için, edebiyatın doğrudan çevirisi büyük önem taşımaktadır. Aynı zamanda, her iki ülkedeki okuyucuların, iki ülkenin edebî eserleri aracılığıyla kültür ve estetik konusunda daha derin bir anlayış geliştirmeleri ve her iki ülke edebiyatını daha iyi kavramaları umulmaktadır.
Özet (Çeviri)
When reviewing the histories of China and Turkey, it can be clearly seen that there are many connections between the two. They have experienced the pains of modern reform and they both also hope to one-day play a greater role on the global stage. The two countries span the distances of east and west Asia and a shared cultural heritage between the two makes their present communication all the more significant and meaningful. As Turkey's political position has become increasingly stable, its national economy has experienced rapid growth and resulting in an increasing number of diplomatic and economic dealings between China and Turkey. Throughout this process, the two countries have placed greater significance on cultural exchange, paying more attention to cultural heritage and a mutual understanding of the each other's valuable literary output. Intercommunication between Turkey and China is still in its developmental stages, yet in terms of culture and civilization, there are heterogeneous and homogenous elements that easily create a sense of depth and resonance. By examining the literary exchanges presently occurring between Turkey and China, we can gain a clearer understanding of what connects the two countries' literature and the cultural environment shaping said literature. This understanding will better facilitate our finding potential cultural connections between the two countries, shedding light upon the present implementation of the“One Belt, One Road”initiative and furthering future cultural exchange. For Turkey, there is great value in deepening our understanding of Chinese literature and culture. Looking at the current international climate one can see two trends, on the one hand, through today's capitalistic globalization, cooperation between countries has improved at an unprecedented rate and a form of global integration has been achieved; on the other hand, this so-called global integration is by and large homogenous. Both Turkey and China have long been under a hegemonic Western centric discourse. As China and Turkey have both been marginalized, it is often necessary to find a Western intermediary or education materials when wanting to study the other culture. The tools at our disposal are often contaminated with Western stereotypes that create a one-sided, vague, misunderstood, or even false impression of the other. To truly walk on equal footing, to know each other fully and completely understand each other, China and Turkey need direct face to face communication, rather than working through the filter of Western thought and translation, only then will it be possible to avoid unnecessary confusion and misunderstanding. Since China's unveiling of the“One Belt, One Road”initiative, we have greater reason to assume there will be more orderly and effective cultural exchanges between China and Turkey. The chapters in this article are set as follows: The introduction lays out the extensive background and literary history of Sino-Turkish literary exchange. In introducing this literary history, there is a summary of the history of Turkish literature and the history of Chinese literature that analyses the transformative process from traditional to modern literature. The history of Turkish literature is demarcated at the year 1923, thereby distinguishing between classical and modern. The history of Chinese literature is simply divided into two categories: ancient-modern and modern-contemporary. As most modern cultures have experienced a shift from classical to modern literary modes, the transformative processes examined between China and Turkey have obvious similarities. The literary changes experienced by both countries occurred during a period of major historical change;they begin with a transformation in style;literary themes change significantly in step with the state of the country;and western cultural factors have a decided impact on literary changes. Following this in an examination of the spread of Chinese contemporary literature in Turkey. It mainly analyzes the influence of Mo Yan's literary works in Turkey, and studies Turkey's understanding of Chinese literature and culture. The spread of Chinese culture in Turkey began with Sinology, involving various cultural fields and parts of history, literature, and traditional philosophy. The reason Mo Yan's literary works are loved and sought after in Turkey is mainly because of the elements nationality and cosmopolitanism found in his works. The second part studies the spread of contemporary Turkish literature in China. The focus of this part of the study is on Orhan Pamuk, the most well known Turkish writer in China. This section will also focus on China's understanding of Turkish literature and culture. Istanbul is a geographical symbol of Turkish literature. Writers such as Pamuk have shaped Turkey around the literary landscape of Istanbul, and it in turn has served to cultivate many Turkish writers. The cultural groundings of Turkish literature are a unique blend of East and West; this is also the source of the objects and symbolism that permeate the creations explored by Turkish writers, such as Pamuk, in their literary works. In line with the understanding of many Chinese readers, Pamuk's works are set around cultural conflicts, an environment that breeds a simultaneous exploration for personal and national identity. The third part focuses on an interpretation of the qualities that characterize Chinese and Turkish literary exchange. It is mainly embodied by three characteristics. First, the exchange of Chinese and Turkish literature is defined by cultural understanding. It can be found that readers of both countries pay attention to and explore each other's cultural themes. Secondly, Mo Yan and Pamuk are the popularly chosen messengers of literary exchanges between the two countries. There are obvious connections between their literary works, especially in the three aspects of nationality, cosmopolitanism and regionalism. Finally, there are undeniable inadequacies in the current translations of Chinese and Turkish literature. Finally, this paper concludes by summarizing the status quo and future development of the translation and dissemination of contemporary literature in China and Turkey. In order to further develop bilateral literary exchanges between China and Turkey, the direct translation of literature is paramount. At the same time, it is hoped that readers within both countries will gain a deeper understanding of culture and aesthetics through the use of bilateral literary works, and come to develop a greater appreciation of the literature of both countries.