Geri Dön

Design, properties and applications of natural polymer interpenetrated cationic networks

Doğal polimerle iç içe geçmiş katyonik ağların tasarımı, özellikleri ve uygulamaları

  1. Tez No: 1012885
  2. Yazar: RABİA BOZBAY
  3. Danışmanlar: PROF. DR. NERMİN ORAKDÖĞEN
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: Kimya, Chemistry
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: İngilizce
  9. Üniversite: İstanbul Teknik Üniversitesi
  10. Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Kimya Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Kimya Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Sürdürülebilir doğal polimer-esaslı iç içe geçmiş jel ağlarının, yani hibrit malzemelerin tasarımı ve geliştirilmesi; çevre dostu, biyouyumlu ve uyarlanabilir özellikleri nedeniyle son yıllarda önemli ölçüde ilgi görmektedir. Doğal polimerlerin sahip olduğu çeşitli fonksiyonel gruplar, bol bulunabilirlik, düşük toksisite, biyobozunurluk, maliyet etkinliği ve yenilenebilirlik gibi özellikler; hem bilim dünyasının hem de endüstrinin dikkatini çekmiş ve sürdürülebilir, yenilikçi hibrit malzemelerin tasarlanmasına olanak sağlamıştır. Bu polimerlerin yapısal ve fiziksel özelliklerinin birlikte değerlendirilmesiyle, uygun monomerler veya polimerlerle birleştirilerek istenilen fonksiyonelliklere sahip yeni nesil malzemelerin tasarlanması mümkün hâle gelmiştir. Kitosan, aljinat ve nişasta gibi yenilenebilir doğal polimerlerin yaygın bulunabilirliği ve amino (–NH₂), hidroksil (–OH) ve karboksil (–COOH) gibi çok yönlü fonksiyonel gruplar içermesi, bu polimerlerin uygun monomerlerle sinerjik kimyasal etkileşimler oluşturmasına imkân tanımaktadır. Bu fonksiyonel grupların koordineli etkileşimi, adeta moleküler bir“dans”gibi davranarak çok fonksiyonlu hibrit malzemelerin tasarlanmasını mümkün kılmaktadır. Bu öngörü doğrultusunda, tezde gerçekleştirilen deneysel çalışmalar, moleküler düzeyde optimizasyon ve sinerjik etkileşimleri entegre ederek çok işlevli ve sürdürülebilir hibrit malzemeleri oluşturan yeni bir“fonksiyonel grup tasarımı”konseptine dayanmaktadır. Bu kapsamda, ayarlanabilir mekanik özellikler, çevresel duyarlılık ve yüksek boya adsorpsiyon kapasitesine sahip hibrit jel ağlarının geliştirilmesine geliştirilmesi için kapsamlı bir temel oluşturmaktadır. Bu tez kapsamında, üçüncül amin (–NR₂), hidroksil (–OH) ve epoksi (–CH–CH–O–) grupları içeren fonksiyonel monomerlerin doğal polimerlerle stratejik entegrasyonu yoluyla, ayarlanabilir ve çevresel uyaranlara duyarlı, iç içe geçmiş katyonik ağ yapıları tasarlanmıştır. Doğal polimer omurgası ile sentetik monomer zincirleri arasındaki sinerjik etkileşim, mekanik olarak dayanıklı, iyon etkileşimine ve çevresel uyarılara duyarlı ağların oluşmasını sağlamış; böylece çok fonksiyonlu doğal polimer esaslı iç içe geçmiş katyonik ağların dizaynı için yeni bir bakış açısı kazandırılmıştır. Ayrıca, doğal polimerler arasındaki sinerjik etkileşimler sayesinde, bitki kaynaklı doğal özler kullanılarak fonksiyonel grupların topolojik olarak ayarlanması ve jel ağlarının fonksiyonel çeşitlendirilmesi mümkün olmuş, bu sayede optimize edilmiş hibrit malzemeler tasarlanmıştır. Uygulama açısından bakıldığında, dünyanın en değerli ve vazgeçilmez kaynağı olan suyun korunması bu tezin temel motivasyonunu oluşturmaktadır. Özellikle endüstriyel atık su kirliliği ve boya içeren atık suların neden olduğu kirliliğin giderilmesinde, doğal polimer bazlı, sürdürülebilir ve çevre dostu hibrit malzemelerin geliştirilmesi önemli bir rol oynamaktadır. Bu tez, hibrit malzemelerin tasarımına dört stratejik aşamada odaklanmaktadır. İlk üç aşamada, doğal polimerler kimyasal olarak çapraz bağlı katyonik jel ağlarına başarıyla entegre edilmiş ve elde edilen ağların fonksiyonel uyumluluğunu optimize etmek amacıyla yapısal karakterizasyonları gerçekleştirilmiştir. Sürdürülebilir ve yenilikçi hibrit jel ağları; polimerizasyon sıcaklığı, doğal polimer oranı ile ağın morfolojik ve topolojik özellikleri kontrol edilerek geliştirilmiştir. Tersiyer amin, epoksi ve hidroksil grupları içeren katyonik jel ağları ile doğal polimerler arasındaki fonksiyonel etkileşimlerin başarıyla kontrol edilmesiyle sistemlerin kimyasal uyumluluğu ve yapısal bütünlüğü sağlanmıştır. Tezin son aşamasında ise fiziksel çapraz bağlanma mekanizmalarına dayalı hibrit sistemler tasarlanmış ve mekanistik olarak analiz edilmiştir. Önceki aşamalarda kullanılan doğal polimerin karakteristik özellikleri bir araya getirilerek, Myristica fragrans bitkisinden elde edilen muskat (mace) özü içeren nişasta-entegreli aljinat bazlı üçlü hibrit polimer-küre jel sistemleri fiziksel çapraz bağlanma yoluyla tasarlanmıştır. Aljinatın“egg-carton”yapısal modeli kullanılarak, bu hibrit malzemenin mekanik ve fizikokimyasal özellikleri ile iyonik çapraz bağlanma davranışı optimize edilmiş; aynı zamanda çevresel koşullara karşı yüksek uyarlanabilirlik ve çok yönlü duyarlılık sergilediği gösterilmiştir. Geliştirilen doğal polimer bazlı hibrit malzemeler; mekanik dayanım, şişme–büzülme davranışı, boya adsorpsiyon verimliliği ve yeniden kullanılabilirlik açısından kapsamlı olarak incelenmiştir. Bu sistemlerin, yüksek adsorpsiyon kapasiteleri ve çoklu kullanım döngülerinden sonra performanslarını koruyabilmeleri sayesinde boya geri kazanımı ve adsorban malzemelerin sürdürülebilir kullanımı açısından önemli endüstriyel avantajlar sunduğu ortaya konmuştur. Bu bağlamda tez, dört aşamalı bir strateji çerçevesinde; yalnızca mekanistik açıdan değil, aynı zamanda uygulamalı çevre mühendisliği ve endüstriyel geri dönüşüm süreçleri açısından da“çevresel–polimer malzeme tasarım mühendisliği”yaklaşımı kapsamında yeni perspektifler sunmaktadır. Tezin birinci bölümünde, pH duyarlılığı ve fizyolojik koşullar altında gösterdiği stabilite nedeniyle uygulama potansiyeli yüksek olan poli(dimetilaminoetil metakrilat-ko-glisidil metakrilat)/kitosan (PDG/CS) kriyopolimer-kürelerin tasarımı ele alınmıştır. Bu jeller,“kriyojenik sıvıya damlatılarak dondurma”yöntemi ile“polimer ile harmanlama”yönteminin birleştirilmesiyle elde edilmiştir. Klasik temas mekaniğine dayalı olarak, kriyopolimer-kürelerin Hertzian elastisitesi analiz edilerek tek parçacığın elastik özellikleri ile makroskopik davranışı arasında doğrudan bir ilişki olup olmadığı incelenmiştir. Kitosanın birincil ve ikincil hidroksil ile amino gruplarının yapısal özellikleri ve fonksiyonelliğinin bir araya getirilmesiyle, katyonik özellikte kitosan-entegreli kriyopolimer-kürelerin tek aşamalı bir yöntemle tasarlanabileceği gösterilmiştir. Bu çalışma, farklı şekillerde ağ oluşum kinetiğinin karakterizasyonuna ve çeşitli üretim değişkenlerinin çapraz bağlı sistemlerin elastikiyet/şişme performansı üzerindeki etkilerine odaklanmaktadır. Kitosanın PDG kopolimer jel yapısına eklenmesi ve polimerizasyon sıcaklığının kriyojelasyon koşullarına düşürülmesiyle yarı-IPN kriyopolimer-kürelerin elastik özellikleri iyileştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar, elastikiyetin düzenlenmesinde bileşimin önemini ve hazırlama sıcaklığı ile kriyopolimer şeklinin elastikiyet üzerindeki etkisini vurgulamaktadır. Kitosan-entegre yarı-IPN yumuşak malzemelerin davranışlarının topografiye bağlı yerel elastik özellikler aracılığıyla düzenlenebileceğini göstermektedir. Tezin ikinci bölümünde, amino fonksiyonlu n-alkil metakrilat ester bazlı biyohibritlerin tasarlanması amacıyla, doğal polimer entegreli üçlü kopolimerizasyon yoluyla kontrol edilebilir bir makromoleküler mimarinin oluşturulmasına odaklanmaktadır. Anyonik bir polisakkarit olan aljinat kullanılarak, in-situ radikal polimerizasyon yöntemiyle poli(dimetilaminoetilmetakrilat-ko-glisidilmetakrilat-ko-hidroksipropilmetakrilat)/aljinat (PDGH/ALG) hibritleri tasarlanmıştır. Aljinatın üçlü hibritlerin fizikokimyasal yapısı ve özellikle polimer zincirleri arasındaki etkileşimler üzerindeki etkisi ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca, polimerizasyonun kriyo koşullarda gerçekleştirilmesinin hibritlerin mekanik sertliği üzerindeki etkisi incelenmiştir. Üçlü PDGH matriksine %0,5 aljinat eklenmesiyle sıkıştırma modülünde 4,2 kat artış elde edilmiştir. 1 °C'de hazırlanan hibrit hidrojellerin (Hgel) şişme miktarı 5 kat azalırken, −18 °C'de oluşturulan hibrit kriyojellerde (Cgel) 3,4 katlık bir azalma gözlenmiştir. Aljinatça zengin hibritler NaCl, KCl ve MgCl₂ çözeltilerinde artan tuz konsantrasyonu ile“salting-in”davranışı sergilerken, düşük aljinat içeriğine sahip hibritler“salting-out”davranışı göstermiştir. Hibrit jeller, uygulama açısından simüle edilmiş boya atık sularından anyonik metil oranj boyasının adsorpsiyonunda kullanılmış; adsorpsiyonun Freundlich izotermine ve yalancı ikinci dereceden kinetik modele uyduğu belirlenmiştir. Aljinat entegreli hibrit jeller, yüksek desorpsiyon verimliliği ve uzun yeniden kullanım ömrü sergileyerek tekstil endüstrisi atık sularından anyonik boya giderimi için önemli bir potansiyel sunmuştur. Tezin üçüncü bölümünde, mısır nişastasının (ST) PDGH jel ağına entegre edilmesiyle kriyotropik jelasyon yoluyla çok fonksiyonlu bir üçlü hibrit tasarımı gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada, nişastanın (alkil)metakrilat bazlı hibrit jellerin mikroyapısını ve deformasyon davranışını değiştirme eğilimine odaklanmaktadır. Uyarana duyarlı davranış ile büyük deformasyon arasındaki ilişki analiz edilerek hibrit özellikler, hem polimerizasyon sıcaklığı hem de polisakkarit içeriği açısından değerlendirilmiştir. Temel hipotezlerden biri, nişasta-entegreli hibritlerin mekanik dayanımının daha düşük polimerizasyon sıcaklıklarında nasıl değiştiğinin belirlenmesidir. Hibrit kriyojeller, hibrit hidrojellere kıyasla şişmiş hâlde daha yüksek sıkıştırma modülü göstermiştir. Mısır nişastası ilavesi hibritlerin sıkıştırma modülünü ve yapısal stabilitesini artırmış; polimerizasyon sıcaklığının çözücünün donma noktasının altına düşürülmesiyle mekanik özellikleri daha da iyileştirilmiştir. Hibrit matriste difüzyon mekanizmasının pH'ye bağlı dinamik şişme profili belirlenerek, artan nişasta içeriğinin difüzyon katsayısı ve difüzyon üssü üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu kısımdan elde edilen sonuçlar, polimerizasyon sıcaklığı ve nişasta gibi polisakkaritlerin kontrollü kullanımı sayesinde, özellikleri çeşitlendirilebilen hibrit jellerin tasarımının mümkün olduğunu ortaya koymaktadır. Tezin son bölümü, bitkilerden elde edilen doğal özütlerin jel sistemlerine entegre edilmesiyle sentez yöntemlerine çevre dostu bir alternatif sunmaktadır. Nişasta dolgulu hidrokolloid boncukların Hertz elastikiyetini ve yapısını etkileyen faktörler araştırılarak, özellikle polimerizasyon yollarının birleştirilmesiyle sentetik olarak elde edilen, iyi tanımlanmış topolojiye sahip hibritlerin tasarımına dair bilgiler sunulmuştur. Bitki özütü ile mm boyutlu hibritlerin iyonotropik polimerizasyonu gerçekleştirilmiş ve Myristica fragrans bitkisinden elde edilen mace (muskat cevizi) özütü kullanılarak nişasta-entegreli aljinat polimerküreler (ST/ALG-Mace) tasarlanmıştır. Çalışmanın hipotezi, aljinat bazlı üçlü hibrit polimerkürelerin mekanik davranışının, ST/ALG oranına bağlı olarak şişme ve katyonik safranin-O boyasının adsorpsiyon özelliklerini araştırmaktır. Sıkıştırma testlerinden elde edilen elastisite verileri, nişasta entegrasyonu ile modüldeki değişimi incelemek amacıyla Hertz elastisite teorisi kullanılarak analiz edilmiştir. ST/ALG-Mace polimerküreler, ST/ALG oranına ve ortam pH'sına bağlı olarak farklı şişme dereceleri ve stabilite göstermiş; asidik koşullarda daha düşük şişme gözlenmiştir. Hem aljinat hem de muskat özütü ilaveleri safranin-O adsorpsiyonunu iyileştirmiştir ve adsorpsiyon yalancı ikinci dereceden kinetiğe uyarken, izoterm sonuçları Langmuir modeline uygunluk göstermiştir. Önceki bölümlerden elde edilen sonuçlara dayanarak, bu bölümde, Myristica fragrans'tan türetilen hibrit jel kürelerinde, yeşil biyosentez yoluyla yeni bitki bazlı jel sistemlerinin tasarımında bileşim kontrollü esnekliğin nasıl kullanılabileceğine dair bir bakış sunulmuştur.

Özet (Çeviri)

The design and development of sustainable natural polymer interpenetrated gel networks, i.e., hybrid materials, have attracted considerable attention in recent years due to their environmentally friendly, biocompatible, and adaptable properties. The presence of diverse functional groups, abundant availability, low toxicity, biodegradability, cost-effectiveness, and renewability of natural polymers, has drawn the attention of both scientists and industry, leading to the design of sustainable and innovative hybrid materials. By considering both the structural and physical properties of these polymers, it become possible to design new-generation materials with desired functionalities by combining them with suitable monomers or polymers. The widespread availability of renewable natural polymers such as chitosan, alginate, and starch, along with the presence of versatile functional groups including amino, hydroxyl, and carboxyl groups, allowing these natural polymers to form synergistic chemical interactions with suitable monomers. The coordinated interaction of these functional groups act almost like a molecular“dance,”enabling the design of multifunctional hybrid materials. Based on this prediction, this thesis presents a novel functional group design concept for creating multifunctional and sustainable hybrid materials by integrating optimization and synergistic interactions at the molecular level. Within this scope, a versatile framework is offered for the development of hybrid gel networks with tunable flexibility, environmental sensitivity, and efficient dye adsorption capacity. In this thesis, tunable and environmentally responsive interpenetrated cationic networks were designed through the combination of natural polymers with functional monomers. The synergistic interaction between the natural polymer backbone and the synthetic monomeric chains resulted in the formation of mechanically toughness, ion-affinitive, and stimuli-responsive networks, offering new perspectives for the development of multifunctional natural polymer interpenetrated cationic networks. Furthermore, the synergistic interactions among natural polymers enabled the topological tuning of different functional groups and functional diversification of gel networks via plant-derived natural extracts, leading to the design of optimized hybrid materials. From the application perspective, the protection of water, constitutes the main motivation of this thesis. Particularly in addressing industrial wastewater pollution and dye contamination, the development of natural polymer-based, sustainable, and environmentally friendly hybrid materials plays a crucial role. The design of hybrid materials in this thesis focuses on four strategic stages. The first three stages involve successfully integrating natural polymers into chemically crosslinked cationic gel networks and performing structural characterizations of the resulting networks to optimize functional compatibility. The designed sustainable and innovative hybrid gel networks were developed by optimizing the polymerization temperature, the ratio of natural polymers, and the controlled morphological and topological features of the network. The chemical compatibility and structural integrity of the systems were ensured by successfully controlling the functional interactions between cationic gel networks containing tertiary amine, epoxy, and hydroxyl groups and natural polymers. In the final stage of this thesis, hybrid systems based on physical crosslinking mechanisms were designed and mechanistically analyzed. By combining the characteristic properties of natural polymers from the previous stages, starch-integrated alginate-based ternary hybrid hydrobeads containing nutmeg extract-aryls of Myristica fragrans were designed via physical crosslinking. By utilizing the 'egg carton' structural model of alginate, this hybrid material enhanced the performance in applications by optimizing its mechanical and physicochemical properties as well as its ionic crosslinking behavior, while also exhibiting versatile responsiveness and strong adaptability to environmental conditions. The developed natural polymer-based hybrid materials were comprehensively investigated in terms of mechanical strength, swelling–deswelling behavior, adsorption efficiency, and reusability. These systems have been shown to offer significant industrial advantages for paint recovery and the sustainable use of adsorbent materials, due to their high adsorption capacities and ability to maintain their performance after multiple reuse cycles. Therefore, based on a four-stage strategy, this thesis offers new perspectives not only from a mechanistic point of view but also in terms of applied environmental engineering and industrial recycling processes within the framework of“environmental-polymer material design engineering”. The first part of the thesis focuses on the design of poly(dimethylaminoethyl methacrylate-co-glycidyl methacrylate)/chitosan (PDG/CS) cryobead gels, obtained by combining the“drop-by-drop freezing in cryogenic liquid”and the“polymer mixing method,”which are promising for applications due to their pH sensitivity and stability under physiological conditions. Based on the classical contact mechanics, Hertzian elasticity of cryobead gels was analyzed to examine whether there is a direct correlation between elastic properties of single particle and its macroscopic behavior. A one-step procedure has been proposed to design chitosan-interpenetrated cryobead-gels with a cationic nature via combination of structural properties as well as functionality of chitosan containing primary and secondary hydroxyl and amino groups. The study is focused on the characterization of network formation kinetics in different shapes and how different production variables affect the elasticity/swelling performance of crosslinked system. The elastic properties of semi-IPN cryobead-gels were improved by both adding chitosan to copolymer PDG structure and lowering the gelation temperature to cryogelation conditions. This section highlights the importance of composition in regulating elasticity, and the effect of preparation temperature and the shape of cryobead gels on their elasticity. The findings regarding the topography-dependent local elastic properties of chitosan-containing semi-IPN gels offer possibilities for regulating the behavior of chitosan-integrated soft materials. In the second part of the thesis, the formation of a controllable macromolecular architecture through natural polymer-integrated ternary copolymerization was investigated for the design of amino-functionalized n-alkyl methacrylate ester-based biohybrids. Ternary poly(dimethylaminoethyl methacrylate-co- glycidyl methacrylate-co-hydroxypropyl methacrylate)/alginate (PDGH/ALG) hybrids were designed using anionic polysaccharide through in-situ radical polymerization. An insight into the effect of ALG on the physicochemical structure of ternary hybrids, particularly the interactions between the polymeric chains, was created. In addition to incorporation of ALG, the effect of polymerization under cryocondition on the mechanical stiffness of hybrids was investigated. Adding 0.5% ALG to ternary PDGH matrix resulted in a 4.2-fold increase in the compressive modulus. The swelling of hybrid hydrogels (Hgels) decreased by 5 times, while a 3.4-fold decrease was observed in hybrid cryogels(Cgel). ALG-rich hybrids showed“salting-in”behavior with increasing salt concentration in NaCl, KCl and MgCl2 solutions, while hybrids with low ALG-content exhibited“salting-out”behavior. The hybrid gels were applied to adsorption of anionic methyl orange dye from simulated dye wastewater. The adsorption was found to follow Freundlich mechanism and a pseudo-second-order kinetic model. ALG-integrated hybrid gels showed a high desorption efficiency and a longer lifespan during the regeneration process, thus showing potential to be used for anionic dye removal from textile wastewater in industry. In the third part of the thesis, a multifunctional ternary hybrid design was realized via cryotropic gelation by integrating corn starch (ST) into the PDGH gel network. The study focuses on tendency of starch to change the microstructure and deformation behavior of (alkyl)methacrylate-based hybrid gels. By analyzing the correlation between responsive behavior and large deformation, hybrid properties were evaluated in relation to both gelation temperature and polysaccharide content. One of the key hypotheses was determining how the mechanical strength of starch-integrated hybrids changes with lower polymerization temperatures. The hybrid Cgels showed higher compressive modulus in swollen state compared to hybrid Hgels. The addition of corn-ST increased the compressive modulus and structural stability of the hybrids, while the elastic response was further improved under cryogenic conditions by lowering the polymerization temperature below the freezing point of the solvent. By determining the pH-dependent dynamic swelling profile of the diffusion mechanism in the hybrid matrix, the effect of increasing corn-ST content on the diffusion coefficient and diffusion exponent was investigated. This section demonstrates the possibility of designing hybrid gels with a wide range of material properties, both in terms of polymerization temperature and polysaccharides like ST, as an alternative to engineered materials. The final part of the thesis presents an environmentally friendly alternative to synthesis methods by integrating natural extracts obtained from plants into gel systems. The factors affecting the Hertzian elasticity and structure of starch-filled hydrocolloid beads were investigated to offer insights into design of hybrids with well-defined topology, particularly those obtained synthetically by combining polymerization pathways. In synthesis of plant extract-mediated mm-sized hybrids via ionotropic gelation, starch integrated alginate hydrobead-gels (ST/ALG-Mace) were designed using phytocompound; mace extract from Myristica fragrans. The hypothesis of the study is to investigate the mechanical behavior of alginate-based ternary hybrid bead-gels by evaluating their swelling and adsorption for cationic safranin-O dye as a function of ST/ALG ratio. The elasticity data revealed by compression tests were analyzed with Hertz's contact mechanics theory to investigate the change in the modulus with starch integration. ST/ALG-Mace beads showed different degree of swelling and stability depending on the ST/ALG ratio and the pH of environment, with lower swelling in acidic conditions. Both alginate and mace additions improved safranin-O adsorption, with adsorption following pseudo-second-order kinetics, while isotherm results conformed to the Langmuir model. Building upon the results from the previous sections, this section presents an overview of how composition-controlled flexibility can be utilized in the design of novel plant-based gel systems through the green biosynthesis of hybrid beads derived from Myristica fragrans.

Benzer Tezler

  1. Kam yapma aparatı

    Cam milling attachment

    ORHAN UZUN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    Makine MühendisliğiGazi Üniversitesi

    Makine Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. FEVZİ ERCAN

  2. Osilaskoplar için dijital hafıza ünitesi sentezi

    Başlık çevirisi yok

    ZİHNİ LİMAN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1985

    Elektrik ve Elektronik MühendisliğiUludağ Üniversitesi

    Elektronik Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ERGÜR TÜTÜNCÜOĞLU

  3. Helisel yayların statik karakteristiklerini ölçme ve kontrol etme cihazının tasarımı ve imalatı

    Design and manufacture of a device measuringand controlling the static characteristics of helical springs

    MUAMMER MUSULLUOĞLU

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Makine MühendisliğiGazi Üniversitesi

    Makine Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. FEVZİ ERCAN

  4. Sonbahar sera yetiştiriciliğine uygun hıyar çeşit seçimi

    Selecting a cucumber variety suitable for glasshouse production in Autumn

    MESUT OKTAY

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1985

    ZiraatEge Üniversitesi

    PROF. DR. AYTEN SEVGİCAN