Social vulnerability to disasters: The case of Jakarta
Afetlere karşı sosyal kırılganlık: Jakarta örneği
- Tez No: 1011307
- Danışmanlar: PROF. DR. HİMMET KARAMAN
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: İlk ve Acil Yardım, Demografi, Yönetim Bilişim Sistemleri, Emergency and First Aid, Demography, Management Information Systems
- Anahtar Kelimeler: Afet bilinci, Afet hazırlığı, Endonezya-Cakarta, Erişilebilirlik, Eşitsizliklerin azaltlması hedefi, Harita bilgi sistemi, Harita mühendisliği, Disaster awareness, Disaster preparation, Indonesia-Jakarta, Accessibility, Reducing inequalities, Map information system, Map engineering
- Yıl: 2026
- Dil: İngilizce
- Üniversite: İstanbul Teknik Üniversitesi
- Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Geomatik Mühendisliği Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Geomatik Mühendisliği Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Jakarta, hem nüfus büyüklüğü hem de ekonomik ağırlığı bakımından Güneydoğu Asya'nın en önemli metropollerinden biri olmasının yanı sıra, çok çeşitli doğal afet tehlikelerine maruz kalan karmaşık ve çok katmanlı bir kentsel sistemdir. Hızla artan nüfusu, yoğun kentleşme baskısı ve plansız büyüme dinamikleri, kentin hem fiziksel hem de sosyal açıdan kırılganlığını artırmaktadır. Özellikle deprem, sel, kıyı taşkınları ve zemin çökmesi gibi tehlikeler Jakarta'da sıklıkla gözlemlenmekte ve bu olaylar, farklı bölgelerde oldukça farklı sonuçlar doğurmaktadır. Farklı bölgelerdeki gelişim ve büyüme oranları da farklı olmakla beraber her bölgeye yapılan yatırım da aynı olmamaktadır. Aynı büyüklükteki bir afet olayı, bazı bölgelerde sınırlı etkiler yaratırken, diğer bölgelerde ciddi sosyal ve ekonomik kayıplara neden olabilmektedir. Bu durum, afet riskinin yalnızca fiziksel tehlikelerin büyüklüğü ile açıklanamayacağını; aksine sosyal, ekonomik ve mekânsal koşulların belirleyici bir rol oynadığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu projede üzerine çalışılan şehir olan Jakarta da bu konular düşünüldüğünde hem karşılaştırmaların yapılabileceği hem de farkların belirgin olabileceği örnek şehirlerden biridir. Gelişmekte olan büyük şehirlerde yaygın olarak görülen düzensiz kentleşme ve mekânsal eşitsizlikler, Jakarta'da da belirgin bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Kentin bazı bölgelerinde altyapı olanakları, hizmet erişimi ve gelir düzeyi yüksekken, diğer bölgelerde bu imkanlar oldukça sınırlıdır. Aynı zamanda yapılan geliştirmeler ve iyileştirmeler de her bölgede farklı şekilde uygulanmakta ve bu farkların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu eşitsizlikler, afet sonrası toparlanma süreçlerinde de önemli farklılıklara yol açmaktadır. Daha avantajlı bölgelerde yaşayan hanehalkları afet sonrası daha hızlı toparlanabilirken, dezavantajlı bölgelerde yaşayan nüfuslar uzun süreli ekonomik kayıplar, yerinden edilme ve temel hizmetlere erişimde aksaklıklar yaşamaktadır. Önemli noktalar erişim konusunda daha çok zorluk çeken dezavantajlı bölgeler sağlanan yardımlara ve iyileştirmelere de daha geç ulaşabilmektedir. Bu bağlamda, afetlerin etkileri yalnızca fiziksel hasar ile sınırlı kalmamakta, aynı zamanda sosyal yapıyı ve yaşam koşullarını derinden etkilemektedir. Bölgelerin sosyal yapısı afet sonrası bölge halkının toparlanma süresini ve afetten etkilenme katsayısını etkilemektedir. Dolayısıyla, afet riskinin doğru bir şekilde analiz edilebilmesi için sosyal kırılganlık kavramının dikkate alınması ve sosyal kırılganlık açısından önemli olan kriterlerin incelenmesi büyük önem taşımaktadır. Bu tez çalışması, Jakarta genelinde sosyal kırılganlığın sistematik bir biçimde ölçülmesini ve mekânsal olarak analiz edilmesini amaçlamaktadır. Çalışmanın temel yaklaşımı, literatürde yaygın olarak kullanılan SVI çerçevesinin Jakarta bağlamına uyarlanmasıdır. Bu doğrultuda, sosyal kırılganlık tek boyutlu bir kavram olarak değil, farklı sosyal, ekonomik ve mekânsal değişkenlerin bir araya gelmesiyle oluşan çok boyutlu bir yapı olarak ele alınmıştır. Demografik yapı, sosyo-ekonomik durum, istihdam özellikleri, konut piyasası dinamikleri ve temel hizmetlere erişim gibi farklı boyutları temsil eden göstergeler bir araya getirilerek bileşik bir endeks oluşturulmuştur. Çalışmada kullanılan mekânsal veri altyapısının temelini İçişleri Bakanlığı tarafından sağlanan alt-bölge (subdistrict) düzeyindeki veriler oluşturmaktadır. Ancak bu verilerin yalnızca belirli poligon sınırlarıyla sınırlı olması, daha hassas mekânsal analizler yapılmasını kısıtlamaktadır. Bu nedenle, çalışmada yenilikçi bir veri işleme yöntemi benimsenmiştir. Öncelikle, Google kaynaklı bina noktaları kullanılarak demografik ve sosyo-ekonomik veriler daha küçük mekânsal birimlere dağıtılmıştır. Bu işlem, verilerin daha ayrıntılı bir şekilde analiz edilmesine olanak sağlamıştır. Ardından, bu veriler yeniden daha büyük idari birimler altında toplanarak çok ölçekli analiz yapılmasına imkan tanınmıştır. Bu yaklaşım sayesinde hem mikro ölçekte detaylı mekânsal desenler ortaya konulmuş, hem de makro ölçekte karar vericiler için anlamlı karşılaştırmalar yapılabilmiştir. Görselleştirmeler ve index belirlemeleri alt-bölge (subdistrict) poligon verisi üzerinde yapılmış ve İçişleri Bakanlığı tarafından sağlanan demografik veriseti (Nüfus, yaş kırılımları, cinsiyet oranları, nüfus artış oranları, nüfus yoğunlukları, eğitim düzeyleri vb.) hesaplamalar için çok faydalı olmuştur. Endeksin oluşturulmasında kullanılan göstergeler, sosyal kırılganlığın farklı boyutlarını temsil edecek şekilde dikkatle seçilmiştir. Bu göstergeler arasında bağımlılık oranı, yaş dağılımı, nüfus artış oranı, kadın nüfus oranı, eğitim düzeyi, istihdam durumu, nüfus yoğunluğu, kira ve konut satış fiyatları ile sağlık, eğitim ve raylı sistem erişimi gibi değişkenler yer almaktadır. Özellikle tahmini gelir göstergesinin oluşturulması sürecinde, bölgesel düzeyde mevcut olan verilerin bina seviyesine indirgenmesi ve daha sonra tekrar üst ölçeklerde toplanması önemli bir metodolojik katkı sunmaktadır. Bu süreçte eğitim düzeyi ve istihdam verileri gibi değişkenler gelir tahmininde belirleyici rol oynamıştır. Bina seviyesindeki tahmini gelir göstergesi ve kira ve konut satış fiyatları verisetleri Endonezya piyasasında iş yapan Customer Insight Innovations (CII) adlı danışmanlık firmasından akademik amaç için istenmiştir. Sağlanan verisetleri açık kaynak olan İçişleri Bakanlığı verisetleri ile eşleştirilmiş ve proje genelinde index hesaplanmasında kullanılmıştır. Tüm göstergeler analiz öncesinde normalizasyon işlemine tabi tutulmuş ve farklı birimlerde ifade edilen değişkenler ortak bir ölçeğe dönüştürülmüştür. Bu kapsamda min–max normalizasyon yöntemi kullanılarak tüm değerler 0 ile 1 arasına çekilmiştir. Bu sayede bütün kriterlerin değerleri aynı aralık içerisinde hesaplanmış ve ileriki hesaplamalarda kolaylık sağlanmıştır. Aynı zamanda farklı birimlerin yaratabileceği kafa karışıklıkları ortadan kaldırılmıştır. Kırılganlığı azaltıcı yönde etkisi olan göstergeler ters çevrilerek tüm değişkenlerin aynı yönlü yorumlanması sağlanmıştır. Bu adım, endeksin tutarlılığı açısından kritik öneme sahiptir. Daha sonra, tüm göstergeler eşit ağırlıklandırma yöntemi ile birleştirilmiştir. Eşit ağırlıklandırma yaklaşımı, herhangi bir değişkene öncelik verilmeden tüm faktörlerin eşit katkı sağlamasını mümkün kılmakta ve böylece endeksin şeffaflığını ve yorumlanabilirliğini artırmaktadır. Çalışma genelinde eşit olmayan bir ağırlıklandırma yaklaşımı coğrafyanın veri bulma konusundaki zorlukları ve o coğrafya da alanında deneyimli kişiler tarafından bir anket çalışması yapılamadığı için tercih edilmemiştir. Eşit ağırlılandırma kullanılarak daha güvenli sonuçlar elde edilmeye çalışılmıştır. Mekânsal analizler QGIS ortamında gerçekleştirilmiş ve elde edilen SVI değerleri quantile sınıflandırma yöntemi kullanılarak haritalandırılmıştır. QGIS'in açık kaynaklı yapısı ve kullanıcı dostu arayüzü, bu çalışmada tercih edilmesinde önemli rol oynamıştır. QGIS uygulaması içerisindeki hesaplama araçları sayesinde normalizasyon ve ağırlık hesaplama gibi işlemler kolaylıkla gerçekleştirilmiştir. Sınıflandırma ve aralıkların belirlenmesi de yine aynı şekilde QGIS araçları sayesinde otomatik olarak yapılmıştır. Quantile sınıflandırma yöntemi sayesinde, her sınıf eşit sayıda alt-bölge içerecek şekilde dağıtılmış ve bu sayede bölgeler arası karşılaştırmalar daha net hale getirilmiştir. Elde edilen tematik haritalar, sosyal kırılganlığın kent genelinde rastlantısal bir şekilde dağılmadığını, aksine belirli bölgelerde yoğunlaştığını açıkça göstermektedir. Analiz sonuçları, yüksek sosyal kırılganlık değerlerinin genellikle düşük gelirli, yoğun yapılaşmış ve hizmet erişiminin sınırlı olduğu bölgelerde kümelendiğini ortaya koymaktadır. Özellikle kıyı bölgelerinde ve hızlı nüfus artışı yaşayan alanlarda kırılganlık seviyesinin daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Buna karşılık, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişimi yüksek, gelir düzeyi daha iyi ve ulaşım altyapısı gelişmiş bölgelerde kırılganlık seviyesinin daha düşük olduğu görülmektedir. Raylı sistem erişimi ve sağlık hizmetlerine yakınlık gibi faktörlerin, bireylerin afetlere karşı uyum kapasitesini önemli ölçüde artırdığı anlaşılmaktadır. Kıyı kesimlerinde hem düşük hem de yüksek index değerlerine sahip kümelenmiş alanların oluşu da btün kıyı kesiminin aynı sosyal düzeyde ve aynı erişilebilirlik düzeyine sahip olmadığını göstermektedir. Bunun yanı sıra, konut piyasası göstergeleri de sosyal kırılganlık üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Kira ve konut satış fiyatlarının yüksek olduğu bölgelerin genellikle daha düşük kırılganlık seviyelerine sahip olması, ekonomik refah ile sosyal kırılganlık arasında güçlü bir ilişki olduğunu göstermektedir. Ancak bu durum, aynı zamanda düşük gelirli nüfusların daha kırılgan bölgelere itildiğini ve mekânsal eşitsizliklerin derinleştiğini de ortaya koymaktadır. Bu çalışma, sosyal kırılganlığın tek bir değişken ile açıklanamayacağını, aksine çok boyutlu bir yapı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Demografik, ekonomik ve mekânsal faktörlerin bir araya gelmesi, kırılganlığın düzeyini belirleyen temel unsurlar arasında yer almaktadır. Bu nedenle, afet risk analizlerinde yalnızca fiziksel tehlikelere odaklanmak yeterli değildir; sosyal boyutun da mutlaka dikkate alınması gerekmektedir. Araştırmanın bulguları hem akademik literatüre hem de uygulamaya yönelik önemli katkılar sunmaktadır. Akademik açıdan, sosyal kırılganlık kavramının Jakarta gibi büyük ve karmaşık bir kentte nasıl ölçülebileceğine dair kapsamlı bir metodolojik çerçeve sunulmaktadır. Uygulama açısından ise, geliştirilen SVI haritaları karar vericiler için önemli bir karar destek aracı niteliğindedir. Özellikle yüksek kırılganlık seviyesine sahip bölgelerin belirlenmesi, kaynakların daha etkin ve adil bir şekilde dağıtılmasına olanak sağlamaktadır. Politika yapıcılar açısından bu çalışma, afet risk azaltımı ve kentsel dirençlilik politikalarının geliştirilmesinde önemli bir rehber sunmaktadır. Yüksek kırılganlık gösteren bölgelerde altyapı yatırımlarının artırılması, sosyal destek programlarının geliştirilmesi ve afet hazırlık çalışmalarının önceliklendirilmesi gerekmektedir. Bunun yanı sıra, kentsel planlama süreçlerinde sosyal eşitsizliklerin azaltılmasına yönelik politikaların benimsenmesi, uzun vadede daha dirençli bir kent yapısının oluşmasına katkı sağlayacaktır. Sonuç olarak, bu tez çalışması sosyal kırılganlık yaklaşımını Jakarta bağlamında ele alarak hem kuramsal hem de uygulamaya yönelik önemli katkılar sunmaktadır. Bina düzeyinde veri dağıtımı ile bileşik endeks oluşturma yönteminin bir arada kullanılması, çalışmanın yenilikçi yönlerinden biridir. Geliştirilen metodoloji, yalnızca Jakarta için değil, benzer veri yapısına sahip diğer gelişmekte olan mega kentler için de uygulanabilir niteliktedir. Bu yönüyle çalışma, afet risk yönetimi ve kentsel dayanıklılık alanlarında gelecekte yapılacak araştırmalar için önemli bir temel oluşturmaktadır.
Özet (Çeviri)
Jakarta has long been recognized as a city exposed to recurrent disasters, yet the distribution of disaster impacts reveals marked social and spatial inequalities. While hazard maps typically describe where floods, subsidence, and coastal inundation occur, they do not explain why some communities suffer disproportionately greater disruption, slower recovery, and lasting socio-economic consequences. This thesis addresses this research gap by developing a comprehensive and spatially explicit assessment of social vulnerability to disasters across Jakarta, with the objective of identifying populations that may require prioritized attention in disaster risk reduction policies. The study adopts a composite index approach grounded in the social vulnerability literature, integrating indicators of demographics, socio-economics, employment, housing, and accessibility. Demographic records obtained from the Ministry of Home Affairs were processed at the subdistrict level, disaggregated to building points, and then re-aggregated across administrative scales to ensure consistency in spatial comparison. This dasymetric-style allocation enabled examination of vulnerability patterns not only where data are originally available, but also at higher administrative levels where planning decisions are typically made. Indicators included dependency ratio, gender, population growth rate, age structure, an estimated monthly income proxy, education levels, workforce characteristics, population density, rental and housing market proxies, and accessibility to health, points of interest (POI), education, and rail-based mobility. Each indicator was normalized to a common 0–1 scale, and indicators negatively associated with vulnerability were inverted. Equal weighting was used for index construction in order to retain transparency and interpretability, while recognizing that alternative weighting approaches could be explored in future work. Spatial analysis and mapping were conducted in quantum geographic information system (QGIS). The social vulnerability index (SVI) was visualized using quantile classification to facilitate comparison across neighborhoods with differing population structures. The resulting maps highlight spatial clusters where multiple social disadvantages overlap. These areas often coincide with dense, low-income neighborhoods, characterized by inadequate infrastructure and limited access to essential services. Meanwhile, subdistricts with comparatively stronger socio-economic resources display lower vulnerability despite equivalent levels of physical hazard exposure. The findings reveal three main insights. First, social vulnerability in Jakarta is not random; it forms identifiable spatial patterns that align with broader processes of urban inequality. Second, accessibility to services, particularly rail-based transport, plays a critical role in shaping household resilience. Third, vulnerability is multidimensional, and focusing exclusively on physical hazard risks overlooks the socio-economic mechanisms that intensify disaster impacts. From a policy perspective, the maps and index produced in this thesis provide a decision-support tool for planners and authorities. They can be used to prioritize infrastructure investments, target social support programs, and coordinate emergency preparedness initiatives in areas with the highest vulnerability. More broadly, the thesis argues that building urban resilience requires simultaneous attention to hazard mitigation and to the structural conditions that constrain the adaptive capacity of vulnerable groups. In summary, the research contributes conceptually by adapting a social vulnerability framework to Jakarta, methodologically by combining dasymetric redistribution with composite indexing, and practically by generating evidence that can support more equitable disaster risk governance. The approach presented here can be replicated in other megacities facing similar multi-hazard conditions and persistent socio-economic disparities.
Benzer Tezler
- Afete duyarlı planlama kapsamında planlama jeorisk ilişkisi ve CBS ile analizi, Bartın kenti örneği
In the contex of urban mitigatinon planning, approach of GIS based spatial planning relevant with geological risk assessment: Case study of Bartin city
GÜLTEKİN YILMAZ
Yüksek Lisans
Türkçe
2008
Şehircilik ve Bölge PlanlamaGazi ÜniversitesiŞehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. ŞULE TÜDEŞ
- Depremden fiziksel ve sosyal etkilenebilirlik değerlendirme modeli: Avcılar örneği
Earthquake and physical and social vulnerability assessment model for settlements: Case study Avcilar district
GÜL YÜCEL
- Analysis of existing building stock according to mitigation plan objectives
Mevcut yapı stoğunun sakınım planı hedeflerine göre incelenmesi
BERNA HASDEMİR
Yüksek Lisans
İngilizce
2010
Şehircilik ve Bölge PlanlamaOrta Doğu Teknik ÜniversitesiŞehir ve Bölge Planlama Bölümü
PROF. DR. MURAT BALAMİR
- Kentsel kültür mirasına yönelik risk azaltımı için bir yönetim modeli önerisi: İstanbul-Büyükada örneği
A management model for risk mitigation for urban cultural heritage: Istanbul-Büyükada case study
EVREN UZER VON BUSCH
Doktora
Türkçe
2010
Şehircilik ve Bölge Planlamaİstanbul Teknik ÜniversitesiŞehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı
PROF. DR. NURAN ZEREN GÜLERSOY
- Afet kriz yönetimine coğrafi bilgi teknolojilerinin katkısı ve hayat kurtaran büfe önerisi
Geographical information technology contribution to disaster crisis management and life saving kiosk proposal
AYŞE GİZ GÜLNERMAN
Yüksek Lisans
Türkçe
2014
Jeodezi ve Fotogrametriİstanbul Teknik ÜniversitesiGeomatik Mühendisliği Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ÇİĞDEM GÖKSEL