Geri Dön

Bipolar bozukluk ve unipolar depresyon tanılı hastalarda BDNF düzeyi'nin kognisyon ve intihar davranışı ile ilişkisi

The relationship of BDNF levels with cognition and suicidal behavior in patients with bipolar disorder and unipolar depression

  1. Tez No: 1010893
  2. Yazar: BESTENUR GÜVENDİ MELENKİŞ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. FİLİZ İZCİ
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Psikiyatri, Psychiatry
  6. Anahtar Kelimeler: Bipolar bozukluk, Unipolar depresyon, Beyin kaynaklı nörotrofik faktör (BDNF), İntihar davranışı, Bilişsel işlevler, Kognisyon, Bipolar disorder, Unipolar depression, Brain-derived neurotrophic factor (BDNF), Suicidal behavior, Cognitive functions, Cognition
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: İstanbul Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Bipolar bozukluk (BB) ve unipolar depresyon (UD) duygudurum belirtilerinin yanı sıra bilişsel (kognitif) işlevlerde bozulma ve artmış intihar riski ile seyreden, kısmen örtüşen ancak nörobiyolojik açıdan farklılaşan iki klinik tablodur. Beyin kaynaklı nörotrofik faktör (BDNF), hem nöroplastisite süreçleri hem de affektif bozuklukların patofizyolojisi ve intihar davranışı ile ilişkilendirilen temel biyobelirteçlerden biridir. Bu çalışmada, Ruh Sağlığı Bozukluklarının Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı (DSM-5) e göre unipolar depresyon ve bipolar bozukluk tanısı almış hastaların serum BDNF düzeyleri arasında anlamlı fark olup olmadığını değerlendirmek, BDNF'nin iki tanı grubunu ayırt etmede ve tanı koyma sürecinde yordayıcı etkisini araştırmak ve aynı zamanda BDNF düzeyinin bilişsel işlevler ve intihar düşüncesi üzerindeki etkisini incelemek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu kesitsel gözlemsel çalışma üçüncü basamak bir ruh sağlığı merkezinde izlenen hastalar arasından seçilen iki grubu kapsamaktadır. Dahil edilme kriterlerini karşılayan 50 UD VE 53 BB tanılı olmak üzere toplam 103 katılımcı çalışmaya alınmıştır. Tanısal değerlendirme SCID-5/CV ile yapılmıştır. Depresyon şiddeti Hamilton Depresyon Değerlendirme Ölçeği (HAM-D), mani belirtileri Young Mani Değerlendirme Ölçeği (YMÖ), bilişsel işlevler Montreal Bilişsel Değerlendirme Ölçeği (MoCA) ve intihar davranışı Beck İntihar Düşüncesi Ölçeği (BİDÖ) ile ölçülmüştür. Serum BDNF düzeyleri ELISA yöntemiyle analiz edilmiştir. Bulgular: BB ve UD grupları arasında ortalama serum BDNF düzeyleri açısından anlamlı fark saptanmamıştır. Buna karşın bipolar grupta MoCA toplam puanı ile görsel-uzamsal, dil ve gecikmeli hatırlama alt puanları unipolar gruba göre anlamlı derecede daha düşük bulunmuştur. Bipolar grupta serum BDNF düzeyleri ile BİDÖ toplam puanları,“yaşam-ölüme dair tutumun özellikleri”alt ölçeği ve HAM-D puanları ile negatif yönde anlamlı korelasyon saptanmıştır. HAM-D puanları ile BİDÖ toplam puanları ve“intihar düşüncesi arzusu”alt ölçeği arasında pozitif yönde anlamlı korelasyon bulunmuştur. Çok değişkenli doğrusal regresyon analizinde bipolar grupta serum BDNF düzeyleri ve HAM-D puanlarının birlikte BİDÖ toplam puanlarını anlamlı düzeyde yordadığı, unipolar depresyon grubunda ise istatistiksel olarak anlamlı olmadığı saptanmıştır. Unipolar depresyon grubunda BDNF ile BİDÖ'nün“yaşam-ölüme dair tutumun özellikleri”alt ölçeği arasında negatif yönde anlamlı korelasyon saptanmıştır. Serum BDNF düzeylerinin bipolar bozukluk ve unipolar depresyonu ayırt etmedeki tanısal doğruluğu düşük bulunmuştur (AUC=0,567, p=0,240); benzer biçimde BDNF'nin intihar girişimi öyküsünü öngörmedeki ayırt edici gücü de klinik olarak anlamlı kabul edilebilecek düzeye ulaşmamıştır (AUC=0,587, p=0,143). Sonuç: Bu bulgular remisyon döneminde serum BDNF düzeylerinin bipolar bozukluk ve unipolar depresyon arasında ayırt edici bir fark göstermediğini, dolayısıyla tek başına tanısal bir biyobelirteç olarak yeterli olmadığını ortaya koymaktadır. Bununla birlikte bipolar grupta BDNF düzeylerinin hem intihar (BİDÖ) hem de depresyon şiddeti (HAM-D) ile negatif yönde anlamlı ilişki göstermesi, BDNF'nin özellikle bipolar bozuklukta depresif semptom şiddetiyle ilişkili olarak intihar riskiyle bağlantılı bir durum belirteci olabileceğini düşündürmektedir. Unipolar depresyonda ise BDNF-intihar ilişkisinin zayıf ve sınırlı kalması, bu tanıda intihar düşüncesinin daha çok klinik süreçler üzerinden şekillendiğini desteklemektedir. Genel olarak sonuçlar, BDNF'nin tek başına bipolar-unipolar ayrımında ve intihar girişimini öngörmede yeterli tanısal doğruluğa sahip olmadığını ancak bilişsel işlevler ve intihar davranışıyla birlikte değerlendirildiğinde özellikle bipolar bozuklukta risk profillemesi ve olası bipolariteyi düşündürme açısından klinik değerlendirmeye katkı sağlayabileceğini göstermektedir. Bu nedenle gelecekte daha geniş örneklemlerle ve çoklu biyobelirteç panelleri içeren boylamsal çalışmaların BDNF'nin ayırıcı tanı ve intihar riskinin öngörülmesindeki yerini daha net biçimde ortaya koyması gerekmektedir.

Özet (Çeviri)

Objective: Bipolar disorder and unipolar depression are two clinical conditions that, in addition to mood symptoms, are characterized by cognitive impairment and an increased risk of suicidal behavior; although they partially overlap clinically, they differ neurobiologically. Brain-derived neurotrophic factor (BDNF) is a key biomarker implicated in neuroplasticity processes as well as in the pathophysiology of affective disorders and suicidal behavior. The aim of this study was to evaluate whether there is a significant difference in serum BDNF levels between patients with unipolar and bipolar depression according to DSM-5, to investigate the predictive value of BDNF in differentiating these two diagnostic groups and supporting the diagnostic process, and to examine the effects of BDNF levels on cognitive functions and suicidal behavior. Materials and Methods: This cross-sectional observational study includes two groups of patients followed in a tertiary mental health center. A total of 103 participants were included in the study, consisting of 50 individuals with unipolar depression (UD) and 53 with bipolar disorder (BD) who met the inclusion criteria. Diagnostic evaluation was performed using the SCID-5/CV. Depression severity was measured with the Hamilton Depression Rating Scale (HAM-D), manic symptoms with the Young Mania Rating Scale (YMRS), cognitive functions with the Montreal Cognitive Assessment (MoCA), and suicidal behavior with the Beck Scale for Suicide Ideation (BSS). Serum BDNF levels were analyzed using the ELISA method. Results: These findings show that serum BDNF levels in the remission period do not differ between bipolar disorder and unipolar depression, and therefore BDNF alone is not sufficient as a diagnostic biomarker. However, in the bipolar group, the negative correlation between BDNF levels and both suicidal ideation (BSS) and depression severity (HAM-D) suggests that BDNF may be a state marker linked to suicide risk, especially through its relationship with depressive symptom severity. In unipolar depression, the weaker and more limited relationship between BDNF and suicidal ideation indicates that suicidal thoughts in this group are shaped mainly by clinical factors rather than biological ones. Overall, the results suggest that BDNF does not have adequate diagnostic accuracy on its own for distinguishing bipolar from unipolar depression or for predicting suicide attempts. Still, when evaluated together with cognitive functions and suicidal behavior, BDNF may contribute to clinical assessment, particularly in identifying risk profiles and possible bipolarity. Therefore, future longitudinal studies with larger samples and multi-biomarker panels are needed to clarify the role of BDNF in differential diagnosis and suicide risk prediction. Conclusion: These findings indicate that, in the remission phase, serum BDNF levels do not show a discriminative difference between bipolar disorder and unipolar depression and therefore are not sufficient as a stand-alone diagnostic biomarker. However, the significant negative associations of BDNF levels with both suicidal behavior (SSI) and depressive severity (HAM-D) in the bipolar group suggest that BDNF may represent a state-related marker linked to neurotrophic vulnerability and suicidal risk particularly in bipolar depression. In unipolar depression, the weaker and more limited relationship between BDNF and suicidal behavior supports the notion that suicidal phenomena in this group are more strongly shaped by clinical–emotional processes. Overall, the results suggest that BDNF alone does not provide adequate diagnostic accuracy for bipolar–unipolar differentiation or for predicting suicide attempts, but that when evaluated together with cognitive functioning and suicidal behavior it may contribute to clinical risk profiling and raising suspicion of potential bipolarity, especially in depressive presentations. Future longitudinal studies with larger samples and multimarker panels are needed to clarify the role of BDNF in differential diagnosis and in the prediction of suicide risk.

Benzer Tezler

  1. Bipolar bozukluk depresif epizod ve unipolar depresyon tanılı hastalarda serum beyin kaynaklı nörotrofik faktör (BDNF) düzeyleri

    Serum Brain Derived Neurotrophic Factor (BDNF) levels in patients with the diagnosis of bipolar and unipolar depression

    ÜLKÜ SARIKAVAKLI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2011

    PsikiyatriUludağ Üniversitesi

    Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. SALİH SAYGIN EKER

  2. Emet kolemanitinin ferroelektrik özellikleri

    Ferroelectric properties of emet colemanite

    AHMET ALİ AKŞİT

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1985

    Fizik ve Fizik Mühendisliğiİstanbul Teknik Üniversitesi

    DOÇ. DR. SAMİ GEZCİ

  3. Mikrovasküler ven greftlerinin uygulanmasında bipolar koagülasyonun yeri

    Başlık çevirisi yok

    KEMAL TANJU HEPGÜL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1988

    Nöroşirürjiİstanbul Üniversitesi

    Nöroşirürji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MEHMET İNAN TURANTAN