Geri Dön

Yukarı Mezopotamya'da çanak çömleksiz Neolitik Dönem'de yaşanan kültürel etkileşim ve iletişime dair veriler

Datas on cultural interaction and communication during pre-pottery Neolithic Age in Upper Mesopotamia

  1. Tez No: 1010210
  2. Yazar: MEHMET ALTUN
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. ERKAN KONYAR, PROF. DR. MEHMET IŞIKLI
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: Arkeoloji, Sanat Tarihi, Tarih, Archeology, Art History, History
  6. Anahtar Kelimeler: Yukarı Mezopotamya, Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem, Kültürel Etkileşim, İletişim, PPNA, Sembolizm, Ticaret, İnanç Sistemi, Linguistik, Arkeoloji, Dil bilim, Neolitik Dönem, Prehistorya, Upper Mesopotamia, Pre-Pottery Neolithic Age, Neolithic, Cultural Interaction, Communication, PPNA, Symbolism, Trade, Belief Systems, Linguistic, Archaeology, Linguistics, Cultural interaction, Neolithic Period, Prehistory, Faith system
  7. Yıl: 2020
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Üniversitesi
  10. Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Tarih Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Eskiçağ Tarihi Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

ÖZ“YUKARI MEZOPOTAMYA'DA ÇANAK ÇÖMLEKSİZ NEOLİTİK DÖNEM'DE YAŞANAN KÜLTÜREL ETKİLEŞİM VE İLETİŞİME DAİR VERİLER”“İzafiyet kuramına göre, zaman, mekânın bir işlevidir. Tarihsel alana aktarıldığında bu, şu anlama gelir: Tarih, mekânın bir işlevidir.”Diyen Friedell'in ya da“Tarihöncesi Sessizdir!”diyen Marshack'ın da belirttiği üzere tarihöncesi çoğu zaman büyük gürültülerle yaşanıp bitmiş hikayelerin yorgunluğunu ve onun sessizliğini taşır ve bu yorgunluk kocaman bir hikâye olarak toprağa gömülmüştür. Siz onu kurcalamadıkça derdini kapalı tutacaktır. O kapalı kaldıkça zamanın ruhu da asla kendi hikayesinin özüne ulaşamayacaktır. Oysa zaman insanda eskimeyen bir varlıktır; o kendi işine bakar. Zaman akıp giderken insanın yaptıkları sadece olanlardır ve insan yaptığı ve yaşadığı şeyleri terkettiğinde de zaman işine bakacak; insanla ilgilenmeyecektir. Yahut başka herhangi bir canlıyla... Bunun için biraz da toprak, sular, dağlar ve ovalar içindeki sırrı sonsuza kadar saklamasın, her ne yaşandıysa hikayesinde insanın, onu ortaya döksün istiyoruz. Belki de bu yüzden arkeoloji bu kadar ilgi çekicidir. Kimbilir! İnsanı gerçeğe yaklaştıran temel motivasyonların başında doğru sorular gelir. Bununla birlikte bütün doğru soruların insanları doğru cevaplara götürdüğü de pek görülmemiştir. Çoğu zaman doğru soruların ulaştığı yanlış sonuçlar insanlık tarihinin en uzun soluklu yanılgılarını gerçekmiş gibi savunmaya ve bu yanılgıyı sürdürmeye devam etmiştir. Taa ki, birinin gelip, o yanılgıyı ve onun yarattığı gerçeklikten uzak iktidarını basit bir önermeyle ortadan kaldırana kadar. İşte budur izafiyet. Günümüzün en güncel meselelerinden başlayıp, bir dizi tarihsel yanılgıya kadar onlarca konu ve genel kabul gören örnekle bahsi geçen varsayımı desteklemek pekâlâ mümkündür. Bu örnekleri, geçmişte yaşanan her tür veba salgınının, bugün basit bir aşı ile bertaraf edilmesinden başlayın da dünyanın bir tepsi gibi düz olduğu varsayımına kadar çeşitlendirmek mümkün. Üstelik bütün bu doğru bilinen yanlışlara ve onların yarattığı gerçeklik varsayımına doğru sorularla ulaşıldığı öngörülebilir. Zira temel soruların cevapları için yola çıkıldığında ikna edici ve motivasyon sağlayıcı önermelerin olması ve bu önermelerin peşinden gitmek için de doğru soruların sorulması gerekmektedir. Çünkü iyi soru yoksa, iyi cevap da yoktur. Friedell'in de dediği gibi“Tarihöncesinin özelliği, din, erotizm, sosyal yapı, yerleşim alanları gibi en önemli soruların muallakta kalması, buna karşın gündelik yaşama ilişkin belli ayrıntılar hakkında oldukça kesin bilgiler elde etmiş olmasıdır. Tarihöncesi insanının ayakkabılarını nasıl bağladığını ve kahvaltıda ne yediğini biliyoruz; ama içinde hangi değer yargılarını taşıdığını ve yüz ifadesinin nasıl olduğunu bilmiyoruz: Bunu bilmediğimiz sürece o bizimle konuşmuyor.”İşte bu bilinçle bütün akademik çalışmalarım süresince, hemen her Sosyal Bilimci gibi aklımda geçmişte ve günümüzde gerek kuramsal ve gerekse müspet olarak bütün insanlığın hikayesinde etkili sorumluluklar üstlenmiş konulardan biri olan“Kültürel Etkileşim ve İletişim Tarihi”sorunuyla ilgili birçok soru işareti birikmiştir. Bu soruların ve cevaplarına yönelik kanaatimin oluşmasında da hiç kuşkusuz ki; çok çeşitli kanıtlar etkili olmuştur. Ancak beni temel anlamda harekete geçiren fikirlerin odağında, insanlık hikâyesinin tarihöncesinden beri yazılmaya başlandığı kilit coğrafyalardan birinde yaşıyor olmak düşüncesi etkili olmuştur. Aslına bakılırsa bu gerçeklik aynı zamanda büyük bir şans olarak da değerlendirilmiştir. Şu hâlde bu soru işaretlerinin cevaplanabileceği merkezlerin, üzerinde çalışmayı düşündüğümüz devasa coğrafya, onun tarihi gerçekliği ve şahsen yapabileceklerimizin sınırları nedeniyle Anadolu ve Mezopotamya'nın büyük bir bölümü (Yukarı Mezopotamya) olduğunu da birçok nedenle kavramış bulunuyorum. Ancak içinde bulunduğumuz dönemin fiziki koşulları ve konjonktürel nedenlerle arzulanan düzeyde, sahada özgürce araştırma yapabilmenin koşulları ne yazık ki oluşamamıştır. Bu, zamanın ruhuyla ilgili değil; tam tersine savaşın yarattığı büyük yıkım ve onun ördüğü duvarlarla ilgilidir. İtiraf etmeliyim ki, bu durum nedeniyle ziyadesiyle üzgünüm. Bir taraftan kötü zamanlama olduğu bile değerlendirilebilir! Buna rağmen tezin işaret ettiği bu büyük coğrafyada ve onun ilişkili olduğu mümkün olan en geniş periferide müzeler ve kazı alanları ziyaret edilmiş; yayınlar, kazı sonuçları ve diğer materyaller taranmış, literatür mümkün mertebe eksiksiz olarak elden geçirilmiştir. Sempozyumlar, konferanslar ve çeşitli sunumlar özenle takip edilmiştir. Bu alanda bilimsel çalışmalar yürüttüğü bilinen birçok uzmanın çeşitli şekillerde fikirlerinden yararlanılmış, kendileriyle sohbetler ve/ya yüz yüze uzun tartışmalar yapılmış, arşivlerinden anlamlı düzeyde yararlanılmıştır. Bütün bu çalışmalar sırasında esas amacım, insanlığın anlamaya çalıştığı temel sorulardan biri olan iletişim / kültürel etkileşim sorununun cevaplanma süreçlerine, bu cevapları arayanlardan biri olarak dâhil olabilmekti. Hatta bu konuda çözüme yönelik çalışmalar yürütebilecek“ana coğrafyalardan birinde yaşıyor olmak şansını”kullanmak arzusundaydım. Bunun yanında, tez konusu olarak çalışmak istediğim başlığın risklerini de tahmin edebiliyordum. Çünkü,“Neolitik'ten Yazılı Dönemlerin Başlangıcına Kadar İletişim Tarihi”adlı bu başlık oldukça iddialı bir sorunsala işaret ediyordu. Üstelik yukarıda da vurgulandığı gibi, bütün doğru sorular doğru cevaplara ulaşamayabiliyordu. Zira iletişim tarihi denince,“Haberciliğin Tarihi”gibi ayakları yere basmayan, ziyadesiyle sığ ve güncel bir önkabul vardı ve bu durum anlaşılabilir düzeyden daha yaygındı. Yahut daha travmatik bir popülariteyle psikoloji orijinli kişisel iletişim vb. bir dolu kavram, ilgili ilgisiz herkesin dimağında yer edinmişti. Modern kitle iletişim araçlarının yanlış ve/ya eksik enformasyonu nedeniyle“iletişim tarihi”ifadesi de bütünüyle gerçek imgesinden soyutlanmış, içi boşaltılmış halde ve ziyadesiyle güncel pragmatik beklentilerin kullanımına göre dolaşıma sokulmuştu. Bu nedenle kafamdaki sorulara yanıt olacak mümkün olan bütün kaynaklara ulaşabileceğim ve makul sınırlara indirgemem gereken bir zorunlulukla karşı karşıyaydım. Bunun için çalışmanın başlığını“Yukarı Mezopotamya'da Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem'de Yaşanan Kültürel Etkileşim ve İletişime Dair Veriler”ile sınırlamaya karar verdim. Hatta tez ilerledikçe, bu sınırları örnek yerleşmeler verip; Özdoğan'ın tanımlamasıyla“Göbekli Tepe Kültür Bölgesi”ile (Göbekli Tepe, Nevalâ Çorê, Kortik Tepe, Çayönü, Hallan Çemî, Mezraa Teleilat ve birkaç örnek alan daha ekleyerek) bugünkü Diyarbakır, Şanlıurfa, Batman, Mardin ve Siirt illerini kapsayacak bir alanda, ilişkili Neolitik kültürlerin bilinen yerleşimleri ile sınırlamak tercihten çok zorunluluk oldu. Böylece hem tezin coğrafi ve zamansal sınırlarını makul düzeye çekmiş olacak hem de daha rahat ve ulaşılabilir bir bölge içinde hareket edebilme olanağına kavuşacaktım. Ben de öyle yaptım. Yani çalışmanın başlığını,“Yukarı Mezopotamya'da Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem'de Yaşanan Kültürel Etkileşim ve İletişime Dair Veriler”olarak yeniden düzenledim. Dolayısıyla hem saha taramalarını ve karşılaştırmalı kaynak araştırmalarını daha etkili hale getirebilecek hem de daha önce dünyada çok sınırlı, ülkemizde ise -içinde İstanbul Üniversitesi'nin de bulunduğu kimi üniversitelerin, iletişim bölümlerinde okutulan dersler için ders notu mantığıyla hazırlanmış metinleri saymazsak- neredeyse örneği dahi bulunmayan bu çalışmayı özgün ve hoşgörülebilir bir nitelikte gerçekleştirebilmeyi sağlamak mümkün olacaktı. Sonuç olarak, bir boşluğu doldurmasını umduğum elinizdeki çalışma ortaya çıkmış oldu.

Özet (Çeviri)

ABSTRACT“DATAS ON CULTURAL INTERACTION AND COMMUNICATION DURING PRE-POTTERY NEOLITHIC AGE IN UPPER MESOPOTAMIA”As Friedell pointed out“According to the theory of relativity, time is a function of space. When it is transferred to historical sphere, it means: History is a function of space.”Or with Marshack's words“Prehistory is silent!”This is because prehistory has usually the tiredness and silence of stories lived loudly, and this tiredness is buried as a great story in soil. Unless you are engaged in it, it continues to keep its grievances closed. As long as it remains closed, the time spirit never reaches the nub of its own story. However, time is an entity that does not become old in human. It is about its business. While time flies, what humans did are only happenings. When humans leave what they did and lived, time is again about its business. It is not interested in humans or any living being. Maybe partly because of it, we want that soil, mountains, water and plains do not keep their secrets forever and that they unveil secrets in the story of humans. May be that is why archaeology is so interesting. Who knows! Asking right questions is the leading motivation that makes human being approaching the truth. However, all right questions do not result in right answers. Usually wrong answers that were given to right questions lead people to defend the oldest mistakes of humanity as fact until someone destroy the power of mistake only by a simple thesis. That is relativity. It is possible to support this assumption, based on generally accepted examples and tens of issues from the most-discussed issues of our age to a series of historical mistakes. One can diversify these examples; for example, plague could be removed by the use of a simple a vaccine in modern times, or the assumption that the earth is flat was confuted. Moreover, these false facts and the assumption of truth that they created were the result of true questions. Yet, when one endeavors to answer the main questions, it is necessary to find persuasive and motivating propositions and, thus, to ask true questions to pursue these propositions. No good question, no good answer! As Friedell pointed out,“Characteristics of prehistory is that the most important questions such as religion, eroticism, social structure, and settlements remain in suspense while it has precise information on specific details of daily life. We know how prehistoric peoples did up shoelace and what they ate in the breakfast, but we do not know value judgements they had and their facial expressions. It does not talk with us unless we do not know this.”Within this framework, during my academic researches, I accumulated many question marks on the issue of“Cultural Interaction and History of Communication,”a subject that both theoretically and practically played a great role in the story of humanity. Certainly, various evidences played an important role in the formation of these questions and answers that I gave to them. However, the main thing that motivated me is the idea that we live in a region where had a key place in the story of humanity from prehistoric period. Actually, this fact is appreciated as a great chance. I comprehend that Anatolia and the most part of Mesopotamia (namely, Upper Mesopotamia) are the main regions through where I can answer my questions because of historical reality of the region. However, I could not find an opportunity to freely do research in the field because of physical conditions of today and conjunctural reasons. It is not about the time spirit but the great destruction that the war led and the wall that it put up. I must confess that this circumstance makes me so sad. It is a bad timing! However, I could visit museums and excavation sites in the greater region of the subject of the dissertation and its periphery; publications, excavation findings, and other materials were scanned, and the relevant literature is precisely examined. Symposiums, conferences, and various presentations were carefully followed. I benefited from views of experts of the field in various ways, had long conversations with them, and used their archives. Through all of these studies my aim was to get involved in the process of answering the question of communication/cultural interaction, one of the main issues which humanity tried to understand. Even I desired to benefit from“the chance to live in a region where had a key place in the story of humanity.”On the other hand, I was aware of risks of the title that I planned to study in the dissertation. It is because the title“History of Communication from Neolithic Age to the Writing Periods”corresponded to a highly assertive subject. Besides, as discussed above, not all true questions could necessarily result in true answers. Then, there was a highly shallow presupposition that history of communication meant“History of Journalism”; it was a widespread idea. Or many concepts such as“Personal Communication”(a psychological-based concept that had a traumatic popularity) were everyone's mind, relevant or not. Because of false and/or deficient information of modern mass media, the concept of“history of communication”had also been completely abstracted from its true image, distorted, and adapted into the use of contemporary pragmatic expectations. Therefore, I had to limit the scope of the dissertation and to reach all materials to answer questions in my mind. Thus, I decided to limit the study with“Datas on Cultural Interaction and Communication During Pre-Pottery Neolithic Age in Upper Mesopotamia.”Even as the study proceeded, limiting it with“Göbekli Tepe Culture Territory”where has been described by Özdoğan (including Göbekli Tepe, Nevalâ Çorê, Kortik Tepe, Çayönü, Hallan Çemî, Mezraa Teleilat and some other sample fields) and familiar settlements of neolithic cultures in a region including today's Diyarbakır, Şanlıurfa, Batman, Mardin and Siirt became a necessity, not a preference. I both reasonably limited the geographical and chronological scope of the dissertation and obtained an opportunity to act in a comfortable and accessible region. Accordingly, I changed the title of the dissertation as“Datas on Cultural Interaction and Communication During Pre-Pottery Neolithic Age in Upper Mesopotamia.”Thus, it would be possible both to make field research and comparative literature search more efficient and to carry out such a study, which was limited in the world and almost unprecedented in our country –except texts like lecture notes prepared for courses in departments of communication in some universities, including Istanbul University–, in a distinctive and tolerable manner. In conclusion I hope that this study would fill a gap.

Benzer Tezler

  1. Yukarı Mezopotamya'da Çanak Çömleksiz Neolitik A Dönem mimarisi gelişim süreçleri

    Architectural development processes of the Pre-Pottery Neolithic A period in Upper Mesopotamia

    İSMAİL BİLGİN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Arkeolojiİstanbul Üniversitesi

    Tarih Öncesi Arkeolojisi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. NECMİ KARUL

  2. Çanak çömleksiz Neolitik Dönemde Yukarı Mezopotamya'da küçük taş eserler

    Small stone works in Upper Mesopotamia in the Pre-Pottery Neolithic Period

    TURAN YALÇIN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2011

    ArkeolojiSelçuk Üniversitesi

    Arkeoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. TAYFUN YILDIRIM

  3. Yukarı Mezopotamya Bölgesi, başlangıcından Neolitik Çağ'ın sonuna kadar anıtsal yapıların kültürel, sosyal ve ekonomik bağlamda değerlendirilmesi

    Upper Mesopotamia Region, evaluation of monumental structures in a cultural, social and economic context from the beginning to the end of the Neolithic Age

    YUNUS ÇİFTÇİ

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    ArkeolojiVan Yüzüncü Yıl Üniversitesi

    Arkeoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. HANİFİ BİBER

  4. Tarih öncesi arkeolojisi literatüründe din ve ilgili kavramlar Anadolu'da neolitik araştırmalara ilişkin değerlendirmeler

    Religion and related concepts in prehistoric archaeological literature evaluations on neolithic researches in Anatolia

    İNCİFER BANU DOĞAN

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Arkeolojiİstanbul Üniversitesi

    Arkeoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. EYLEM ÖZDOĞAN

  5. Dünyanın ilk anıtsal inanç merkezi: Göbekli tepe

    The first monumental center of faith in the world: Göbekli tepe

    MEHMET CELAL AVCI

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    TarihHarran Üniversitesi

    Tarih Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. NURİ ÇEVİKEL