Akut pulmoner emboli hastalarının tanısında bilgisayarlı tomografi pulmoner anjiografi' nin doppler ve ekokardiyografi bulgularının karşılaştırılması
Comparison of computed tomography pulmonary angiography, doppler ultrasonography, and echocardiographic findings in the diagnosis of patients with acute pulmonary embolism
- Tez No: 1009131
- Danışmanlar: DOÇ. DR. ŞİMŞEK ÇELİK
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Acil Tıp, Emergency Medicine
- Anahtar Kelimeler: Pulmoner tromboemboli, Bilgisayarlı tomografi pulmoner anjiyografi, Sağ ventrikül disfonksiyonu, Tromboembolizm, Pulmonary thromboembolism, Computed tomography pulmonary angiography, Right ventricular dysfunction, Thromboembolism
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sivas Cumhuriyet Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Acil Tıp Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Pulmoner Tromboemboli (PTE), pıhtılaşmış kan pulmoner arteriyel dolaşıma girdiğinde ortaya çıkar. Mortalite ve morbiditesi yüksek, tekrarlayabilen, tedavi edilebilir ve önlenebilir bir hastalıktır. Klinik belirtileri diğer altta yatan hastalıklar nedeniyle maskelenebilir ve tanıyı koymakta gecikmeye sebep olabilir. Çoğu PTE olgusu; bacaklarda, kollarda veya pelviste olan derin ven trombozundan (DVT) ve bazen juguler ven veya inferior vena cavadan kaynaklanmaktadır. Venöz Tromboembolizm (VTE) ise PTE ve DVT' yi içerir. Amerika Birleşik Devletleri' nde her yıl yaklaşık 200.000 kişiye yeni PTE tanısı konulmaktadır. VTE insidansı yaşla birlikte artar. PTE kaynaklı ölüm oranı, PTE' nin hemodinamik şiddetine, yaşa ve komorbid durumlara bağlıdır. Ölüm oranı dolaşım şokunun da olduğu PTE hastaları için %45' tir; ancak PTE' li hastaların yalnızca %4 ile %5' inde şok vardır. Tedavi edilmemiş PTE olgularında mortalite %25- 30 iken tedavi edilenlerde bu oran %2- 8' e kadar düşer. PTE semptomları asemptomatikten ölüme kadar değişiklik gösterebilir. Nefes darlığı en sık şikayettir. Bunun yanında plöritik göğüs ağrısı en çok görülen ikinci semptomdur. Hemoptizi, öksürük, senkop görülebilir. DVT eşliğinde ise bacaklarda ağrı ve şişlik görülebilir. Fizik muayene ve vital değerlendirmesinde taşipne, takipne, hipoksemi görülebilir. Tanıda hiçbir klinik veya fizik muayene bulgusu özgün değildir. Akciğer grafisi, EKG, biyokimyasal belirteçler ve arter kan gazının klinik değerlendirmeye katkısı vardır fakat kesin tanı koydurmazlar. Bilgisayarlı Tomografi Pulmoner Anjiografi, Akciğer Sintigrafisi, Doppler Ultrasonografi, Ekokardiyografi tanıya yönelik kullanılan görüntüleme yöntemleridir. Çalışmamızda PTE olgularında Bilgisayarlı Tomografi Pulmoner Anjiografinin (BTPA) bulguları ile Doppler Ultrasonografi ve Ekokardiyografi bulguları arasındaki korelasyonu değerlendirerek geriatrik hasta gruplarında, kontrast alerjisi mevcut hastalarda kontrast kullanımını azaltmaya yönelik kazanımlar amaçlanmaktadır. Çalışmaya pulmoner tromboemboli tanısı alan 80 hasta dahil edildi. Hastaların yaş ortalaması 67,78±16,83 yıl olup, 35'i kadın, 45'i erkekti. Olguların 16'sında masif PTE, 64'ünde non-masif PTE saptandı. Klinik seyir açısından değerlendirildiğinde 9 hasta eksitus olurken, 71 hasta taburcu edildi. Masif PTE ve non-masif PTE grupları karşılaştırıldığında, DVT varlığı masif PTE grubunda anlamlı olarak daha yüksek bulundu. Cinsiyet, başvuru şikayeti, D-dimer ve trombosit düzeyleri açısından gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı. RV/LV >1 ve D bulgusu pozitifliği masif PTE grubunda daha yüksek oranda izlenmekle birlikte istatistiksel anlamlılık düzeyine ulaşmadı. Klinik seyir açısından yapılan değerlendirmede, eksitus olan hastalarda D bulgusu pozitifliği, RV/LV >1 varlığı, DVT varlığı ve masif PTE oranı taburcu edilen hastalara göre anlamlı düzeyde daha yüksek saptandı. ROC analizinde klinik seyri öngörmede en yüksek ayırt ediciliğe sahip değişken PTE tipi olarak bulundu. RV/LV oranı da klinik seyri öngörmede anlamlı ayırt edicilik gösterdi. Lojistik regresyon analizinde ise D bulgusu, PTE tipi ve RV/LV >1 varlığı klinik seyir ile anlamlı ilişkili değişkenler olarak saptandı. Bu çalışmada pulmoner tromboemboli hastalarında kötü klinik seyri öngörmede özellikle görüntüleme temelli parametrelerin ön plana çıktığı görüldü. Masif PTE varlığı, RV/LV >1 oranı ve D bulgusu pozitifliği olumsuz klinik seyir ile ilişkili bulundu. Ayrıca DVT varlığının masif PTE ve eksitus grubunda daha yüksek saptanması, eşlik eden derin ven trombozunun hastalık şiddeti açısından önemli olabileceğini düşündürdü. D-dimer ve trombosit düzeyleri klinik seyri öngörmede anlamlı bulunmadı. Bu nedenle PTE hastalarında yalnızca laboratuvar parametrelerine değil, BTPA ile değerlendirilen sağ ventrikül yüklenme bulgularına ve Doppler ultrasonografi ile saptanan DVT varlığına da dikkat edilmelidir. Sonuç olarak, akut pulmoner emboli hastalarında masif PTE, sağ ventrikül yüklenmesi (RV/LV>1) ve BT pulmoner anjiyografide saptanan D bulgusu mortalite ile anlamlı ilişkili bulunmuştur. Özellikle RV/LV>1 oranı ve masif PTE varlığı kısa dönem mortalitenin öngörülmesinde önemli prognostik göstergeler olarak öne çıkmaktadır.
Özet (Çeviri)
Pulmonary thromboembolism (PTE) occurs when a blood clot enters the pulmonary arterial circulation. It is a disease with high mortality and morbidity, may recur, and is treatable and preventable. Clinical manifestations may be masked by coexisting conditions, which can delay diagnosis. Most cases of PTE originate from deep vein thrombosis (DVT) in the lower extremities, upper extremities, or pelvis, and occasionally from the jugular vein or the inferior vena cava. Venous thromboembolism (VTE) comprises both PTE and DVT. In the United States, approximately 200,000 individuals are newly diagnosed with PTE each year. The incidence of VTE increases with age. The risk of death attributable to PTE depends on the hemodynamic severity of PTE, age, and comorbid conditions. The mortality rate is 45% among patients with PTE complicated by circulatory shock; however, shock is present in only 4%–5% of patients with PTE. In untreated PTE, mortality ranges from 25% to 30%, whereas it decreases to 2%–8% with treatment. Symptoms of PTE may range from asymptomatic disease to sudden death. Dyspnea is the most common presenting complaint, and pleuritic chest pain is the second most frequent symptom. Hemoptysis, cough, and syncope may also occur. When accompanied by DVT, leg pain and swelling may be present. On physical examination and vital sign assessment, tachypnea, tachycardia, and hypoxemia may be observed. No single clinical feature or physical examination finding is specific for diagnosis. Chest radiography, electrocardiography, biochemical markers, and arterial blood gas analysis contribute to the clinical evaluation but do not establish a definitive diagnosis. Computed tomography pulmonary angiography (CTPA), ventilation–perfusion scintigraphy, Doppler ultrasonography, and echocardiography are imaging modalities used for diagnostic assessment. In this study, we aim to evaluate the correlation between findings on computed tomography pulmonary angiography (CTPA) and those on Doppler ultrasonography and echocardiography in patients with PTE, with the objective of identifying potential gains in reducing contrast use in geriatric patient groups and in patients with contrast allergy. A total of 80 patients diagnosed with pulmonary thromboembolism were included in the study. The mean age of the patients was 67.78±16.83 years; 35 patients were female and 45 were male. Massive PTE was detected in 16 patients, while non-massive PTE was detected in 64 patients. In terms of clinical outcome, 9 patients died and 71 patients were discharged. When massive and non-massive PTE groups were compared, the presence of DVT was significantly higher in the massive PTE group. No significant difference was found between the groups in terms of sex, presenting complaint, D-dimer level, and platelet count. Although RV/LV >1 and D sign positivity were observed more frequently in the massive PTE group, these differences did not reach statistical significance. In the evaluation according to clinical outcome, D sign positivity, RV/LV >1, presence of DVT, and massive PTE rate were significantly higher in patients who died compared with those who were discharged. In ROC analysis, PTE type had the highest discriminatory power in predicting clinical outcome. RV/LV ratio also showed significant discriminatory ability for clinical outcome. In logistic regression analysis, D sign, PTE type, and RV/LV >1 were identified as variables significantly associated with clinical outcome. In this study, imaging-based parameters were found to be more prominent in predicting poor clinical outcome in patients with pulmonary thromboembolism. Massive PTE, RV/LV >1, and D sign positivity were associated with adverse clinical outcome. In addition, the higher frequency of DVT in the massive PTE and mortality groups suggested that concomitant deep vein thrombosis may be important in terms of disease severity. D-dimer and platelet levels were not found to be significant predictors of clinical outcome. Therefore, in patients with PTE, attention should be paid not only to laboratory parameters but also to right ventricular overload findings evaluated by CTPA and the presence of DVT detected by Doppler ultrasonography.In conclusion, massive pulmonary embolism, right ventricular strain (RV/LV >1), and the presence of the D sign on computed tomography pulmonary angiography were significantly associated with mortality in patients with acute pulmonary embolism. In particular, an RV/LV ratio >1 and the presence of massive pulmonary embolism emerged as important prognostic indicators for predicting short-term mortality.
Benzer Tezler
- Acil serviste akut pulmoner emboli tanısında pulmoner BT anjiyografinin değerliliği
The value of pulmonary computerized tomography angiography in acute pulmonary embolism in emergency service
MÜCAHİT EMET
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2005
İlk ve Acil YardımHacettepe ÜniversitesiAcil Tıp Ana Bilim Dalı
PROF.DR. MÜNCİ ORAN
- Akut pulmoner emboli hastalarında adropin düzeyinin tanısal değeri
Diagnostic value of adropin level in acute pulmonary embolism
MUSTAFA KÜRŞAT AYRANCI
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2017
İlk ve Acil YardımNecmettin Erbakan ÜniversitesiAcil Tıp Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MEHMET GÜL
- Acil tıp hekiminin yaptığı odaklanmış kardiyak ultrasonografi' nin (FOCUS) pulmoner emboli açısından değerliliği
The value of focused cardiac ultrasonography (FOCUS) for pulmonary embolism which was performed by emergency medicine physicians.
HALİL İBRAHİM ATALAY
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2017
Göğüs HastalıklarıMarmara ÜniversitesiAcil Tıp Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ARZU DENİZBAŞI ALTINOK
- Akut pulmoner tromboemboli hastalarında kronik tromboembolik pulmoner hipertansiyon gelişim sıklığı ve bu gelişimi ön görebilecek faktörler
Incidence and predictive factors of chronic thromboembolic pulmonary hypertension in acute pulmonary thromboembolism patients
ŞİLAN IŞIK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2018
Göğüs HastalıklarıSağlık Bilimleri ÜniversitesiGöğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Ana Bilim Dalı
PROF. DR. EMİNE BAHAR KURT
- Acil serviste pulmoner tromboemboli tanısı alan hastaların tıbbi sonlanımları ile hastaların PESI skoru, şok indeksi, modifiye şok indeksi ve yaş ile ilişkili şok indeksi değerlerinin karşılaştırılması
Başlık çevirisi yok
ÖZKAN ERARSLAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2019
İlk ve Acil YardımSağlık Bilimleri ÜniversitesiAcil Tıp Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. HAYRİYE GÖNÜLLÜ