From terrain-sensitive to terrain-resistant: the morphological production of urban vulnerability in Keçiören, Ankara
Topoğrafyaya duyarlidan topoğrafyaya dirençliye: Keçiören (Ankara)'de kentsel kirilganliğin morfolojik üretimi
- Tez No: 1005873
- Danışmanlar: PROF. DR. BAYKAN GÜNAY
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Şehircilik ve Bölge Planlama, Urban and Regional Planning
- Anahtar Kelimeler: Afet riski, Jeomorfolojik yapı, Kent bilgi sistemleri, Kent planlama, Kentsel büyüme, Kentsel değişim, Kentsel doku, Disaster risk, Geomorphological structure, Urban information systems, Urban planning, Urban growth, Urban change
- Yıl: 2026
- Dil: İngilizce
- Üniversite: Ted Üniversitesi
- Enstitü: Lisansüstü Programlar Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Şehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Kentsel Tasarım Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Topografya, kentsel biçimlenmenin temel belirleyicilerinden biridir. Ancak çağdaş planlama ve tasarım pratiklerinde topografyanın yönlendirici ve sınırlandırıcı etkileri çoğu zaman ikincil bir unsur olarak ele alınmakta; bu durum ise kırılganlık üreten ve sürdürülebilirlikten uzak gelişim örüntülerine zemin hazırlamaktadır. Bu tez, Ankara'nın kuzey yamaçlarında yer alan ve eğimli topoğrafyası, sorunlu zemin özellikleri ve erişilebilirlik kısıtları ile öne çıkan Keçiören ilçesi üzerinden, kentsel gelişim ile zorlu topografik koşullar arasındaki çok katmanlı ilişkiyi incelemektedir. Çalışma, jeolojik risklerin yalnızca doğal koşulların sonucu olmadığını; aksine, ardışık planlama kararları, arazi kullanım dönüşümleri ve altyapısal müdahaleler aracılığıyla üretilen morfolojik bir durum olduğunu ileri sürmektedir. Bu bağlamda“morfolojik çatışma”, yapılı çevre ile doğal süreçler arasındaki uyumsuzluğun kavramsal ifadesi olarak ele alınmaktadır. Araştırma, çok ölçekli CBS (Coğrafi Bilgi Sistemleri) tabanlı mekânsal analizler ile tarihsel çözümlemeyi bir araya getirerek Keçiören'in topoğrafyaya duyarlı bağ dokusundan, topoğrafyaya dirençli kooperatif yerleşimlerine ve kentsel dönüşüm projelerine uzanan dönüşüm sürecini incelemektedir. Çalışma kapsamında“topografik tersine çevirme”,“eğim aşımı”gibi morfolojik uyumsuzluk biçimleri tanımlanmakta; geçirgenlik, bağlantısallık ve erişilebilirlik gibi göstergeler üzerinden“morfolojik kalite”değerlendirmesi yapılmaktadır. Bu analizler sonucunda, belirli morfolojik konfigürasyonların eğim, hidrolojik performans ve erişim kısıtları ile olumsuz biçimde kesiştiği alanlarda birikimli kırılganlık üretildiği gösterilmekte ve tipolojik bir risk sınıflandırması önerilmektedir. Bu tez, kentsel morfolojinin ve tasarımın, topoğrafyaya direnmek yerine birlikte düşünülmesi halinde, kırılganlığı azaltan ve dirençliliği güçlendiren bir araç haline gelebileceğini ortaya koymaktadır. Çalışma, eğim baskın yerleşimlerde topografyayı kısıtlayıcı bir engel değil, üretken bir tasarım katmanı olarak yeniden konumlandırmayı önererek, daha bütüncül ve uyarlanabilir bir planlama yaklaşımına katkı sunmaktadır.
Özet (Çeviri)
Topography is a fundamental determinant of urban form, yet its guiding and often limiting effects are frequently overlooked in contemporary planning and design. This oversight can lead to increased vulnerability and unsustainable development trajectories. This thesis examines the relationship between urban development and challenging topography through the case of Keçiören, Ankara, a district characterized by steep slopes, problematic soil conditions, and significant accessibility challenges. It argues that urban vulnerability, particularly to geohazards, is not merely a natural outcome of terrain but a morphologically produced condition shaped by successive planning decisions, land-use transformations, and infrastructural interventions that have intensified a conflict between built form and natural processes. Employing GIS-based multi-scale mapping and historical analysis, the research traces Keçiören's spatial evolution from terrain-sensitive vineyard landscapes and informal settlements to cooperative housing and recent urban transformation projects. It introduces the concept of morphological conflict and evaluates morphological quality through indicators such as permeability, connectivity, and accessibility. Based on these analyses, a typological risk classification identifies zones of cumulative vulnerability where slope, hydrology, and accessibility constraints intersect. The study demonstrates that resilience in slope-prone urban contexts depends not on resisting topography but on designing in alignment with it. By reframing morphology as an analytical and design tool, the thesis contributes to a more integrated and terrain-responsive approach to urban planning.
Benzer Tezler
- Çimentonun sertleşmesi üzerinde kimyasal komponentlerin etkisi
Başlık çevirisi yok
NACİYE TÜRKEL
Yüksek Lisans
Türkçe
1986
Kimya MühendisliğiUludağ ÜniversitesiKimya Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MUSTAFA CEBE
- Antakya tarihi ticaret merkezi mekansal yapı değişim ve gelişim sürecinin kent ticaret merkezi planlamasına etkinliği
The Effectiveness of spatial structural chance and development period of the historical trade center of Antakya in the urban trade planning
NEVİN TURGUT
Yüksek Lisans
Türkçe
1986
Şehircilik ve Bölge PlanlamaGazi ÜniversitesiŞehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. NURCAN UYDAŞ
- Pik demiri ve karbon çeliğinin sulu çözeltiler içindeki korozyon hızının tayini
Determination of the rate of corrosion of the cast iran and carbon steel in the aqueous solutions
EMİNE NAZAN ÜNAL
Yüksek Lisans
Türkçe
1985
Kimya MühendisliğiGazi ÜniversitesiKimya Mühendisliği Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. HAYRİ YALÇIN
- Sivas-Kangal yöresinde kırsal gelişme ve pazara açılma sürecindeki farklılaşmalar (bir örnek olay incelemesi)
Başlık çevirisi yok
FAHRİ ERCEM
Yüksek Lisans
Türkçe
1984
SosyolojiCumhuriyet ÜniversitesiSosyoloji Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. A. VAHAP SAĞ
- Çoklu amaçların çözümlemesinde amaç programlaması ile genelleştirilmiş ters yaklaşımı ve yem sanayiinde bir uygulama
Goal programming and generalieed inverse approaches in the multi-objective analysis and application in feed industry
HASAN BAL