Mustafa Kutlu'nun hikayelerinde mutlak metnin izleri üzerinde bir araştırma
A study on the traces of the absolute text in Mustafa Kutlu's stories
- Tez No: 1004347
- Danışmanlar: PROF. DR. HASAN AKAY
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Türk Dili ve Edebiyatı, Turkish Language and Literature
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi
- Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Türk Dili ve Edebiyatı Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Tarih boyunca her söylem kendi iktidarını oluşturmak ve toplumları kendi dinamikleriyle inşa etmek istemiştir. Modernizm; Batı merkezli bir söylem olup, toplumları Batı merkezli inşa etmeyi amaçlamış, varlığı yeniden anlamlandırmış insanı ve eşyayı bu anlama göre konumlandırmıştır. Modernizm hareketi bireyi ve toplumu metafizik bir denetimden kurtarmayı hedeflemiş, maddenin merkeze alındığı bir dünya kurmak istemiştir. Kutsalı kabul etmemiş, bireysel ve toplumsal hayatı kutsal irade otoritesinden uzaklaştırmıştır. Yeryüzünü tanrının egemenliğinden almıştır. Dolayısıyla bir insan veya bir toplum için dünya ne ise merkez o olmuştur. Bununda doğurduğu bir netice olarak, toplumun birçok hareketi bu merkezden şekillenmeye başlamıştır. Toplumu bir arada tutan hemen her şeye modern, seküler bir kimlik verilmiştir. Modernizmin devamında toplumları etkisi altına alan çalışmamızın kapsamına da daha çok giren Postmodernizm; Modernizm'in ortaya koyduğu merkezi dağıtmıştır. Çekilen kalın çizgileri silikleştirmiş, modern dünyanın hakikat diye işaret ettiklerini merkezden uzaklaştırmıştır. Geleneksel ile modern arasındaki hakikat krizini hakikatin sınırsızlığıyla cevaplandırmış geleneksel olan ile modern olana aynı mesafede kalmıştır. Bu noktada Postmodernizm'in niteliklerini belirleyen, kendi cevaplarını üreten en güçlü teçhizat ise Metinlerarasılıktır. Metinlerarasılık Postmodernizm'in kendini gösterdiği kuvvetli bir yansımadır. Okur, yazar, metin kavramlarının sahalarını belirlemekle birlikte hakikat ve hakikatin otoritesi meselesini açan kilit bir meseledir. Metinlerarasılık kuramına göre metinlerin tek bir hakikati yoktur, sonsuz anlam devinimi, ertelenen anlam vardır. Yazarın ölümünü ilan eden bu kuram için yazar, okur, metin rollerinin otoriteleri yoktur. Orijinal bir metin yoktur. Bütün metinler birbiriyle sarmal haldedir ve çeşitli yöntemlerle bir karnaval içerisindedir. Her metin başka metinlerden aldığı parçalar taşımakta ancak o şekilde var olmaktadır. Gelenek üzere inşa edilen toplumlar ise varlığı bir hakikat merkezi üzerine inşa etmişlerdir. Metinlerarasılık kuramının sonsuz anlam deviniminin aksine bir anlam bir hakikat bulunmaktadır. Metinlerarasılık kuramının; bütün metinlerin çeşitli yöntemlerle sarmal olduğu anlayışının aksine her anlamın ondan neşet ettiği Mutlak Metin vardır. Dolayısıyla inançlı her toplum için Postmodernizm'in hakikatin çizgilerini silmesi, varlığı hakikatin merkezinden çekmesi, sonsuz anlam deviniminde hakikati kaybetmesi oldukça mühim bir meseledir. Zira inançlı toplumlar için her şeyin“yaratan Rabbin adıyla okunması”bir emirdir. Varoluşun anlamını“Mutlak Metin Merkezli”inşa etmek bir emirdir.“Yaşamı, ölümü”bir hakikat merkeziyle anlamlandırmak emirdir. Değişmeyen ve değiştirilemeyecek olan Mutlak Metin'de bütün yolları birleştirmek inançlı toplumlar için tek kabuldür. Dolayısıyla inançlı toplumlar için oldukça mühim olan bu mesele birçok soruyu ve birçok mecburi açılımı beraberinde getirmektedir. Zira Postmodernizm 'in dili olan Metinlerarasılık kuramının pervasız olan ve etik sınırları olmayan kabulleri, tahribi mümkün kılmaktadır. Çalışmamızın konusu olan Mustafa Kutlu Metinlerarasılık yöntemini sıklıkla kullanmıştır. Mustafa Kutlu bir gelenek yazarıdır. Anadolu insanına ayna tutmaktadır. İslâm hakikatinin can suyu olduğu Anadolu topraklarında yetişen insanı anlatmaktadır. Mustafa Kutlu, sanat tavrını bir mesuliyet hareketi olarak görmekte, kâinatın hakikatini Mutlak Metin üzerinden okumaktadır.“Kitabımız okunmakla biten bir kitap değil. Her tekrar yeni ufuklar açar, yeni hakikatler getirir.”Kur'ân-ı Kerîm'in mutlak hakikat rehberi olduğuna inanan Kutlu, bunun bir yansıması olarak İslâm'ın itikat, ibadet, ahlâk esaslarını eserlerinde işlemektedir. Modern ve postmodern hayat eleştirisine sık sık rastladığımız eserlerinde geleneğe hayat veren hakikat merkezini karakterlerle, kurgularla, yazarın kurgu dışı konuşmalarıyla okura duyurmaktadır. Çalışmamızda Postmodernizm ve yapısöküm kavramlarına kısaca açıklık getirdikten sonra Metinlerarasılık kuramı detaylı bir şekilde anlatılacaktır. İslâm Kültürüyle bir bütün olan Anadolu'yu, Anadolu insanını işleyen yazar Mustafa Kutlu'nun hikâyelerinde“Mutlak Metn”in izi, J. Kristeva'nın Metinleraarsılık Kuramı ve H. Akay'ın yeni bir açılım ve yorumlama imkânı sunan“Mutlak Metin Merkezli Okuma”yöntemi çerçevesinde incelenecek, hikayelerdeki Mutlak Metnin izleri bu bakış açısından irdelenecektir.
Özet (Çeviri)
Throughout history, every discourse has sought to establish its own authority and construct societies according to its own dynamics. Modernism, as a Western-centric discourse, aimed to shape societies from a Western perspective, reinterpreting existence and positioning both individuals and objects according to this new understanding. The modernist movement sought to liberate the individual and society from metaphysical control, aspiring to build a world centered around materiality. It rejected the sacred and distanced both individual and societal life from the authority of divine will. In essence, it removed the world from the sovereignty of God. As a result, whatever the world represented for an individual or society, that became the new center. Consequently, many aspects of social behavior began to take shape around this new center. Almost everything that held society together was given a modern, secular identity. Following modernism, postmodernism emerged and began to influence societies—this being the primary focus of our study. Postmodernism dissolved the centralized structures established by modernism. It blurred the rigid lines drawn by modernism and distanced itself from what the modern world claimed to be the ultimate truths. It responded to the crisis between the traditional and the modern by embracing the idea of the boundlessness of truth, maintaining an equal distance between the traditional and the modern. At this point, the most powerful instrument that defines the characteristics of postmodernism and generates its own responses is intertextuality. One of the most prominent reflections of postmodernism is the theory of intertextuality. This theory not only defines the boundaries between the concepts of reader, writer, and text but also opens a significant philosophical debate concerning the nature and authority of truth. According to intertextuality, texts do not hold a singular, fixed meaning; rather, meaning is in constant flux, perpetually deferred. The theory, famously associated with the proclamation of the“death of the author,”asserts that neither the author, nor the reader, nor the text itself holds any absolute authority. There is no original text; all texts are entangled in an infinite network of references, existing through mutual interaction—a literary carnival of sorts. Each text contains fragments of others and can only exist in this interwohven condition. In contrast, tradition-based societies construct existence upon a center of truth. Unlike the endless play of meanings embraced by intertextuality, these societies believe in a singular, divinely rooted truth. While intertextuality posits a world of fluid textual boundaries, faith-based worldviews uphold the notion of an Absolute Text—a divine, unchanging source from which all meaning flows. As a result, the postmodern displacement of truth, the erosion of its boundaries, and the risk of losing it in a sea of relativism are matters of deep concern for such communities. In religious societies, the command to“Read in the name of your Lord who created”is a foundational principle. Constructing existence with reference to a divine center, interpreting life and death through this central truth, and uniting all paths in an unchangeable, unalterable Revealed Book is seen as both a moral and spiritual imperative. This critical tension between postmodernism's relativistic framework and the fixed, sacred truths upheld by faith communities necessitates new interpretive approaches—especially in literature. The theory of intertextuality, as the linguistic expression of postmodernism, raises significant ethical and philosophical questions with its limitless openness and lack of moral constraints. Within this context, the works of Mustafa Kutlu offer a unique field of analysis. A writer deeply rooted in tradition, Kutlu reflects the spiritual, cultural, and ethical fabric of Anatolia—a land sustained by the life-giving truth of Islam. He approaches literature as a responsibility, a moral undertaking through which the truth of the universe is read and interpreted via the Absolute Book (the Qur'an).“Our Book is not one that is finished once read. Every repetition opens up new horizons, brings forth new truths.”For Kutlu, the Qur'an is a guide to truth. This belief manifests in his stories, which frequently explore the core tenets of Islamic faith, worship, and morality. His characters, narratives, and even authorial intrusions reflect a critique of modern and postmodern life, while simultaneously pointing readers back to a truth-centered tradition. In our study, after briefly clarifying the concepts of postmodernism and deconstruction, the theory of intertextuality will be explained in detail. The trace of the“Absolute Text”in the stories of Mustafa Kutlu, the author who deals with Anatolia and the Anatolian people, which are a whole with Islamic Culture, will be examined within the framework of Julia Kristeva's Theory of Intertextuality and Hasan Akay's“Absolute Text-Centered Reading”method, which offers a new opening and interpretation opportunity, and the traces of the Absolute Text in the stories will be examined from this perspective. .
Benzer Tezler
- Mustafa Kutlu'nun hikayelerinde dil ve üslup
Başlık çevirisi yok
VAHİT TANE
Yüksek Lisans
Türkçe
1993
Türk Dili ve EdebiyatıErciyes ÜniversitesiYeni Türk Edebiyatı Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. HÜLYA ARGUNŞAH
- Mustafa Kutlu`nun hikayelerinde deyimler
The Idioms in Mustafa Kutlu`s stories
ÖMER KOÇ
Yüksek Lisans
Türkçe
2003
Türk Dili ve EdebiyatıErciyes ÜniversitesiTürk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
PROF.DR. NEVZAT ÖZKAN
- Mustafa Kutlu'nun hikâyelerinde kadın
Woman in Mustafa Kutlu's fiction
AYŞE MUNGAN BAŞKAL
Yüksek Lisans
Türkçe
2010
Türk Dili ve EdebiyatıGaziosmanpaşa ÜniversitesiTürk Edebiyatı Bölümü
PROF. DR. TURAN KARATAŞ
- Mustafa Kutlu'nun hikâyelerinde şahıs kadrosu
Mustafa Kutlu's tales person frame
ENGİN ŞAHİN
Yüksek Lisans
Türkçe
2008
Türk Dili ve EdebiyatıCelal Bayar ÜniversitesiTürk Edebiyatı Bölümü
YRD. DOÇ. DR. RIZA BAĞCI
- Mustafa Kutlu'nun hikâyelerinde kontrast yapı
The contrast structure in M. Kutlu?s stories
ŞEMSETTİN YAPAR
Yüksek Lisans
Türkçe
2012
Türk Dili ve EdebiyatıFatih ÜniversitesiTürk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. SEZAİ COŞKUN