Krizler ve dönüm noktaları bağlamında insan yerleşmelerinin geleceği ve alternatif yaşam senaryolarının değerlendirilmesi
The future of human settlements and the evaluation of alternative living scenarios in the context of crises and turning points
- Tez No: 1002244
- Danışmanlar: PROF. DR. ESİN ÖZLEM AKTUĞLU AKTAN
- Tez Türü: Doktora
- Konular: Şehircilik ve Bölge Planlama, Mimarlık, Urban and Regional Planning, Architecture
- Anahtar Kelimeler: Bilimsel senaryolar, Ekokent, Ekolojik planlama, Teknokentler, Scientific cenarios, Eco-city, Ecological planning, Technopolis
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Yıldız Teknik Üniversitesi
- Enstitü: Fen Bilimleri Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Şehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Şehir Planlama Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Bu tez, Antroposen kaynaklı iklim krizinin ve teknolojik devrimin, insan yerleşmelerinin mekânsal ve toplumsal organizasyonunu nasıl dönüştürdüğünü; bu iki kırılımın bileşik etkilerinin planlama disiplininde hangi sınırları görünür kıldığını ve hangi alternatif yaşam senaryolarını tetiklediğini incelemektedir. Çalışma, yerleşmeleri insan eliyle çizilmiş sınırlara indirgemek yerine gezegensel ölçekte ele alır; geçmiş–güncel–gelecek arasında katmanlı bir nedensellik kurarak“tek bir gelecek tasviri”yerine tutarlı alternatif gelecek kurguları üretmeyi amaçlar. Yöntem, planlama disiplininin araçlarını gelecek çalışmaları yaklaşımıyla birleştiren interdisipliner bir çerçeveye dayanır. Nedensel katmanlı analizin meta-yöntem olarak kurgulandığı çalışmada, tarihsel kırılımlar (Tarım, Sanayi ve Bilişim Devrimleri ile küresel ölçekli krizler) yerleşme eylemi ve barınma kültürü üzerinden okunmuş; güncel kırılımlar ise iklim, gıda ve su sistemlerindeki ampirik göstergeler ile yaşama/çalışma kültürü, hizmetlerin dijitalleşmesi ve mekânsal esneklik başlıklarında sistematik olarak izlenmiştir. Gelecek bölümünde senaryo planlama yöntemiyle üç senaryo geliştirilmiştir: (S1) kriz kuşağı dışında kalan geleneksel yerleşmelerin adaptasyonu, (S2) kriz kuşağı içinde/çevresinde ekstrem koşullara yanıt veren sıfırdan inşa“kentsel deneyler”(S3) dünya dışı yerleşme konseptleri. Senaryoların ayrışma zemini, yaşamın devamı için kritik üç unsurun (optimum iklim koşulları, gıda ve suya erişim) en az birinin bozulduğu bölgeler üzerinden RCP8.5 ve su/gıda göstergeleriyle tarif edilen kriz kuşağıdır. S1'de 34 yerleşme ölçekli adaptasyon planı ortak kırılganlıkları üzerinden incelenmiş; S2'de 18 proje, Arcadis Sustainable Cities ve OECD Better Life endekslerinden türetilen 14 kriterle içerik analizine tabi tutulmuş; S3'te 24 habitat konsepti, dünya dışı yerleşmelerin gelişme evreleri üzerinden yerleşme karakteri bakımından değerlendirilmiştir. Bulgular, geleneksel adaptasyon mekanizmalarının çoğunlukla kötümser iklim senaryolarını ve teknolojik devrimin yapısal etkilerini yeterince içermediğini; kısa vadeli ve iyimser çözümlere eğilim ürettiğini göstermektedir. Kentsel deneylerin ise sürdürülebilirlik ve yüksek yaşam memnuniyeti iddialarına rağmen sosyal adalet, kamusallık, mülkiyet ve kullanıcı profili gibi kritik boyutları muğlak bırakarak seçici ve rant odaklı bir mekânsal yeniden üretime yatkın olduğu saptanmıştır. Dünya dışı yerleşme konseptleri, krizden kaçış söylemiyle sunulsa da yüksek maliyet, belirsiz kullanıcı profili ve karar süreçlerinin dar bir aktör grubunda yoğunlaşması nedeniyle kapsayıcı bir gelecek temsili üretmekten uzaktır. Sonuç olarak bu çalışma, iklim krizi ve teknolojik devrimin yerleşmeler için ertelenemez iki problematik olduğunu; buna karşın planlamanın mevcut mekanizmalarının bu kırılımları sıklıkla sermaye birikimi ve bağımlılık ilişkileriyle uyumlu biçimde“yönettiğini”ileri sürer. Bu çerçevede planlamanın büyüme merkezli rasyonalitesinin, bölgeleme temelli statik çerçevenin ve 20–30 yıllık ufkun yeniden düşünülmesi; hibrit, esnek ve mikro müdahaleleri teşvik eden daha dinamik bir yaklaşımın geliştirilmesi önerilmektedir.
Özet (Çeviri)
This dissertation examines how two intertwined disruptions—Anthropocene-driven climate crisis and the ongoing technological revolution—reshape the spatial and social organization of human settlements, expose the limits of contemporary planning mechanisms, and trigger alternative living scenarios. Rather than reducing settlements to administratively bounded units, the study adopts a planetary perspective and aims to construct coherent alternative futures instead of a single deterministic projection. Methodologically, the dissertation builds an interdisciplinary framework that combines planning's analytical instruments with future studies. Causal Layered Analysis is employed as a meta-method to establish multi-layer causality across past–present–future. Historical turning points are interpreted through settlement practices and housing culture. Contemporary disruptions are traced via systematic evidence on climate, food and freshwater systems, together with transformations in living/working culture, digitalization of services, and spatial flexibility. For the future-oriented stage, scenario planning is used to develop three scenarios: (S1) adaptation in traditional settlements located outside the crisis belt, (S2) urban experiments built from scratch in/around the crisis belt to respond to extreme conditions, and (S3) extraterrestrial settlement concepts. The crisis belt is defined through worst-case climate assumptions and water/food-related indicators, delineating areas where at least one vital condition for sustaining life (optimal climate conditions, access to food, access to freshwater) is expected to deteriorate markedly. Empirically, S1 analyzes 34 settlement-scale adaptation plans; S2 evaluates 18 projects through content analysis based on 14 criteria derived from the Arcadis Sustainable Cities Index and the OECD Better Life Index; S3 assesses 24 habitat concepts against developmental phases of extraterrestrial settlements to test whether they display settlement-like characteristics. Findings indicate that mainstream adaptation and planning mechanisms tend to under-incorporate pessimistic climate trajectories and the structural implications of the technological revolution, thereby producing short-term and often optimistic solution sets. In S2, despite strong sustainability rhetoric, urban experiments frequently leave crucial dimensions—social justice, publicness, property regimes, and user profiles—ambiguous, and appear prone to selective, rent-oriented spatial reproduction. In S3, although presented as a plan B for humanity, extraterrestrial settlement visions remain economically and institutionally exclusive, with high costs, uncertain user profiles, and decision-making concentrated within a narrow set of actors, thus failing to represent an inclusive long-term settlement future. Overall, the dissertation argues that while climate crisis and technological revolution are non-negotiable problematics for settlements, existing planning mechanisms often manage these disruptions in ways compatible with capital accumulation and dependency relations. Consequently, the study calls for rethinking growth-centered planning rationalities, zoning-based static frameworks, and 20–30-year planning horizons, and advocates more dynamic approaches that enable hybrid, flexible spatial organizations and support micro-scale interventions.
Benzer Tezler
- Kordon kanında glukoz-6-fosfat dehidrogenaz varyantlarının araştırılması ve kinetik özelliklerinin incelenmesi
Başlık çevirisi yok
NURTEN DİKMEN