Construction dispute resolution in the age of AI: Bridging the gap between engineering reality and legal doctrine in Türki̇ye
Yapay zeka çağında inşaat uyuşmazlıklarının çözümü: Türkiye'de mühendislik gerçekliği ile hukuk doktrini arasındaki boşluğun köprülenmesi
- Tez No: 1000058
- Danışmanlar: DOÇ. DR. ONUR BEHZAT TOKDEMİR
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: İnşaat Mühendisliği, Civil Engineering
- Anahtar Kelimeler: Bilirkişi, Yapay zeka, İnşaat mühendisliği, İnşaat yönetimi, Expert, Artificial intelligence, Civil engineering, Construction management
- Yıl: 2026
- Dil: İngilizce
- Üniversite: İstanbul Teknik Üniversitesi
- Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: İnşaat Mühendisliği Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Yapı İşletmesi Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Türkiye'de inşaat sektörü, Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın önemli bir bölümünü oluşturmakta ve yıllık yaklaşık iki milyon kişiye istihdam sağlamaktadır (TÜİK, 2024). Ancak bu ekonomik önem, yapısal bir bedelle birlikte gelmektedir: İnşaat sektörü, doğası gereği yoğun bir dava trafiğine sahiptir. Modern altyapı projelerinin yapısal karmaşıklığı, çok katmanlı sözleşme zincirleri, karmaşık mühendislik bağımlılıkları, dalgalı malzeme maliyetleri ve öngörülemeyen şantiye koşulları, sektörü diğer ticari alanlara kıyasla hukuki uyuşmazlıklara karşı son derece kırılgan hale getirmektedir. Türk yargı sistemi, bu uyuşmazlıkların çözümünde kronik bir darboğazla karşı karşıyadır. Yerel hukuk literatüründe“adaletin teknikleşmesi”olarak adlandırılan bu yapısal sorun, sistemin kendine özgü karakteristiğinden kaynaklanmaktadır. İngiltere'deki Teknoloji ve İnşaat Mahkemesi (TCC) gibi uzmanlaşmış mahkemeler kullanan“common-law”yargı sistemlerinin aksine, Türk hukuk mahkemeleri ağırlıklı olarak genel yetkili mahkemeler olarak faaliyet göstermektedir. Bu durum, bir Asliye Hukuk Mahkemesi hakiminin basit alacak tahsili davalarını çözmenin yanı sıra, ilgili teknik eğitimden yoksun olmasına rağmen, jeoteknik mühendislik gibi giderek karmaşıklaşan dava türlerini de karara bağlamasını gerektirmektedir. Bu genel yetkili yapı çerçevesinde, davanın maddi vakıaları yargı sistemi içinde mahkeme tarafından atanan bilirkişiler aracılığıyla belirlenmektedir. Başka bir deyişle hakim, maddi vakıaların yargılamasını konuyla ilgili bilgi birikimine sahip bir uzmana devretmektedir. Bu bağımlılık, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 266. maddesi ile yasal zemine oturtulmuş olsa da, uygulamada döngüsel bir süreç yaratmaktadır. Bir inşaat davasının standart yaşam döngüsü; ilk bilirkişi raporu, teknik itirazlar, ek raporlar ve sıklıkla yeni bir heyet atanmasını içermektedir. Bu yinelemeli süreç, dava süresini uzatmakta ve duraklatmakta, hatta yargı yetkisi olmayan aktörlere önemli epistemik otorite tanıyarak karar verme sürecini fiilen dışarıya devretmektedir. Bu çalışmada araştırılan temel problem, teknik inşaat hatalarının ilgili yasal dayanakları ile doğru şekilde eşleştirilmediği Türk yargı sistemindeki sistemik verimsizliktir. Bu verimsizlik, mühendislik gerçeklikleri ile Türk Hukuku'nun rijit hükümleri arasındaki karmaşık etkileşimi yönlendirecek standart ve otomatik bir aracın bulunmamasından kaynaklanmaktadır. Bu tez, Türk Hukuku mekanizmaları ile mühendislik endüstrisinin teknik gerçekliği arasındaki üç kritik boşluğu tespit etmiş ve ele almıştır: Anlamsal Kopukluk: İnşaat uyuşmazlıkları, Türk yargı alanında genellikle genel hukuki başlıklar altında dosyalanmaktadır. Belirli bir teknik tanımı (örneğin“betonun ayrışması”) davayla ilgili hukuki madde kümesiyle hızlı ve etkin bir şekilde eşleştirecek otomatik bir mekanizma bulunmamaktadır. Manuel Sınıflandırmanın Ölçeklenebilirlik Sınırı: Başta Haktanır (2025) olmak üzere önceki çalışmalar, dava dosyalarını manuel olarak analiz ederek değerli tipolojiler sunmuştur. Yüksek doğrulukta olmalarına rağmen, manuel sınıflandırma emek yoğundur ve sektörde tespit edilen 215 farklı uyuşmazlık türüne kolayca ölçeklenememektedir.“Hukuki Çarpan”Belirsizliği: Tek bir teknik hatanın tek bir yasayı değil, aynı anda birden fazla sorumluluk mekanizmasını (özel, idari ve ceza hukuku) tetiklediği varsayılmaktadır. Hesaplamalı analiz olmaksızın bu“çarpan etkisi”nin boyutu niceliksel olarak belirlenmemiş kalmakta ve dava sonuçlarının öngörülemezliğine katkıda bulunmaktadır. Bu tezde benimsenen metodoloji, geleneksel doktriner hukuk araştırmasından bir paradigma kaymasını temsil eden Hesaplamalı Hukuk Analitiği (Computational Legal Analytics) yaklaşımıdır. Doktriner araştırma tipik olarak kanunları ve içtihatları nitel argümantasyon yoluyla yorumlayan hermenötik bir yaklaşım kullanırken, bu çalışma sistemik ölçekte hukuki veri üretmek ve analiz etmek için algoritmik bir yaklaşım kullanmaktadır. Araştırma tasarımı, Keşifsel Ardışık Karma Yöntemler modelini takip etmektedir. Başlangıçta nitel girdi ile başlamakta (doğrulanmış uyuşmazlık tipolojisi) ve ardından nicel çıktıya (yasal dayanakların istatistiksel dağılımı) dönüşmektedir. Bu dönüşüm, Türk yargı sisteminin tam olarak şeffaf olmaması nedeniyle gereklidir: yüksek hacimli veri ancak düşük hacimli yapılandırılmış bilgi bulunmaktadır. Çalışma, temel veri kaynağı olarak Haktanır (2025) tarafından hazırlanan kapsamlı ve detaylı inşaat çatışmaları envanterini kullanmaktadır. Akademik işbirliği yoluyla, 215 spesifik çatışma tanımının tamamından oluşan granüler veri seti girdi verisi olarak kullanılmış ve böylece hesaplamalı analizin varsayımsal senaryolar değil, ampirik olarak gözlemlenen saha verileri üzerine temellendirilmesi sağlanmıştır. Çalışmada, 215 teknik uyuşmazlık tanımı ile hukuki normlar arasındaki eşleştirmeyi operasyonelleştirmek için özel otomatik bir iş akışı geliştirilmiştir. Hesaplamalı mimari, basit koşullu ifadeler kullanan geleneksel kural tabanlı programlamaya dayanmamaktadır; çünkü böyle bir yaklaşım hukuki dildeki nüanslar için yetersiz kalmaktadır. Bunun yerine, hesaplamalı mimari Python tabanlı bir ortamda yürütülen Büyük Dil Modeli (LLM) Destekli Çıkarım üzerine kurulmuştur. Çalışma, deterministik ve tekrarlanabilir bir sınıflandırma sağlamak için GPT-4o model mimarisini 0.0 Sıcaklık ayarı ile kullanmıştır. Bu çalışmanın tanımlayıcı bulgusu, girdi ile ilişkili çıktı hacmidir. Yapay zeka modeline iletilen girdi 215 benzersiz teknik çatışmadan oluşmasına rağmen, yapay zeka destekli yasal eşleştirmeden elde edilen veri seti 1.000 satırlık hukuki bağlantı tespit etmiştir. Girdi ile çıktı arasındaki bu eşitsizlik, inşaat uyuşmazlıklarına ilişkin Türk hukukunun yapısal gerçekliğini açıkça ortaya koymaktadır. Bir inşaat projesindeki tek bir teknik hatanın, Türk hukukundaki birden fazla kanun genelinde bir sorumluluk kümesini tetiklediği“Hukuki Çarpan Etkisi”ni (Legal Multiplier Effect) göstermektedir. Bu olguyu somutlaştırmak için, yüksek frekanslı bir uyuşmazlık türü olan“Kaçak Yapı”için eşleştirmeler analiz edilmiştir. Tek bir mühendislik vakıası üç farklı hukuki alanı tetiklemektedir: Yüklenici (1) İmar Kanunu kapsamında idari para cezası, (2) Türk Ceza Kanunu kapsamında cezai kovuşturma ve (3) Borçlar Kanunu kapsamında sözleşme ihlali nedeniyle hukuki sorumluluk ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu durum, tartışma bölümünde ele alınan“Teknikleşme”hipotezini ampirik olarak doğrulamaktadır. Dolayısıyla, Türk mahkemelerindeki inşaat uyuşmazlıklarının karmaşık yargılama süreci, yalnızca teknik zorluklardan değil, aynı zamanda tek bir teknik hatanın çok yönlü bir hukuki uyuşmazlığa dönüştüğü Hukuki Çarpan Etkisi'nden kaynaklanmaktadır. Veri seti, inşaat uyuşmazlıklarının tetiklediği birincil hukuki alana göre yüksek düzeyde bir segmentasyona olanak tanımıştır. Türk Borçlar Kanunu (TBK) eşleştirmelerin yaklaşık %60'ını yöneten baskın çerçeve olmasına rağmen, kalan %40 İdare Hukuku (%25) ve Ceza Hukuku (%15) vakalarından oluşmaktadır. Bu dağılım, ağırlıklı olarak özel hukuk sınırları içinde kalan olağan ticari uyuşmazlıklarla tezat oluşturmaktadır. İdari ve cezai unsurların yoğun varlığı, Türkiye'de inşaatın salt özel bir sözleşme meselesi olmadığını, aksine yoğun düzenlemelere tabi bir kamu faaliyeti olduğunu teyit etmektedir. Frekans analizi, belirli kanun maddelerinin sektörün“hukuki sıcak noktaları”nı temsil ettiğini ortaya koymuştur. Ayıp halinde işsahibinin seçimlik haklarını düzenleyen Borçlar Kanunu'nun 475. maddesi, 26 farklı teknik çatışma türünde görünerek en kritik hüküm olarak tespit edilmiştir. Bu maddenin yaygınlığı, kalite kontrolünün Türk inşaat sektöründeki kritik zayıflık olduğunu göstermektedir. Sıklıkla atıf yapılan bir diğer madde olan TBK 117 ise“zaman”ın ikinci en kritik hüküm olduğunu doğrulamaktadır. Çalışmadaki yapay zeka modeli, tedarik zinciri kesintileri veya hava koşulları gibi çeşitli teknik gecikme nedenlerini tutarlı bir şekilde ikili hukuki kavrama eşleştirmiştir. Bu çalışma, öncelikle Haktanır'ın (2025) nitel olarak tanımladığının nicel doğrulamasını ortaya koymuştur. Türkiye'deki inşaat uyuşmazlıkları, izole hukuki olaylar değil, karmaşık sorumluluk kümeleridir. Bu çalışmada kullanılan hesaplamalı analiz, tek bir teknik çatışma tanımının özel, idari ve ceza hukuku genelinde birden fazla farklı kanuni hükmü tetiklediğini ortaya koymuştur.“Hukuki Çarpan Etkisi”olarak adlandırılan bu olgu, Türk yargı sisteminde görülen kronik gecikmeler için yeni bir açıklayıcı model sunmaktadır. Yapay zeka destekli“Hukuki-Teknik Matris”in başarılı bir şekilde oluşturulması, Büyük Dil Modellerinin mühendislik dili ile hukuk doktrinini gerçek zamanlı olarak bağlayabildiğini göstermektedir. Bu yetkinlik, burada geliştirilen yapay zeka mimarisinin yargı için bir Karar Destek Sistemi (KDS) olarak işlev görebileceğini ortaya koymaktadır. Yapay zeka destekli iş akışı, hakimin belirsiz bir genel görev vermek yerine,“Beton ayıbı TBK 477'nin bildirim süreleri kapsamında 'gizli ayıp' mı teşkil etmektedir, yoksa İmar Kanunu 32. maddeyi ihlal eden yapısal bir hata mı?”gibi hedefe yönelik bir görev vermesini sağlayabilir. Bilirkişi sorgulamasının kapsamını başlangıçta daraltmak, tipik olarak itirazlara yol açan belirsizliği azaltmaktadır. Bu tez,“Hukuki Çarpan Etkisi”bulguları ve İngiltere ile Almanya ile yapılan karşılaştırmalı analize dayanarak üç somut öneri sunmaktadır. İlk olarak, geniş kapsamlı görevler vermek yerine mahkemeler Hedefli Bilirkişi Görevleri uygulamalıdır. İkinci olarak, mevcut Arabuluculuk Kanunu kapsamında bir“İnşaat Ön Protokolü”oluşturulmalı ve tarafların dava açmadan önce yapılandırılmış bir teknik özet sunması zorunlu kılınmalıdır. Üçüncü olarak, UYAP arayüzleri, inşaat sözleşmesi kapsamında dava açıldığında uyuşmazlığın teknik nedeni için belirli bir alan içerecek şekilde güncellenmelidir. Bu basit metadata eklentisi, bir uyuşmazlığın anlatısını yeniden yapılandırma ihtiyacını ortadan kaldırabilir ve Adalet Bakanlığı'nın sektör eğilimlerini gerçek zamanlı olarak yakından takip etmesini sağlayabilir. Bu tez, Türk inşaat hukuku sistemindeki önemli bir yapısal sorunu ele almayı amaçlamıştır. Temel mesele, teknik uyuşmazlıkların şeffaflık eksikliği ve bunun sonucunda bilirkişilere aşırı bağımlılıktır. Önceki çalışmalarda kullanılan nitel gözlem yöntemlerinden hesaplamalı analize geçiş yapılarak, Yapay Zeka uygulanarak inşaat davalarının karmaşıklığı başarıyla ortaya konulmuştur. Araştırma üç temel sonuca ulaşmıştır. İlk olarak, analiz“Hukuki Çarpan Etkisi”nin varlığını ortaya koymuştur. Türk inşaat sektöründeki tek bir teknik hata, tek bir hukuki yanıta yol açmamaktadır. Bunun yerine, aynı anda özel, idari ve ceza kanunları genelinde ortalama 3 ila 7 farklı kanuni hükmü aktive eden bir“çarpan etkisi”tetiklemektedir. İkinci olarak, veriler Ayıp Sorumluluğunun baskın rolünü vurgulamıştır. TBK 475'in üretilen matriste sık görünmesi, kalite kontrolünün sektördeki ana sorun kaynağı olmaya devam ettiğini göstermektedir. Üçüncü olarak, çalışma bir“Ölçüm Kör Noktası”olduğunu doğrulamıştır. Mevcut veri sistemi (UYAP), davaları teknik detaylarından ziyade hukuki başlıklarına göre kategorize etmektedir. Bu tez, yapay zekanın bu kör noktayı aydınlatabildiğini, yapılandırılmamış yargı kayıtlarını uygulanabilir içgörülere dönüştürebildiğini göstermiştir. Adaletin inşası, tıpkı bir binanın inşası gibi sağlam bir temel gerektirir. Türkiye bağlamında bu temel, şu anda teknik karmaşıklığın ağırlığı ve bilirkişi delilinin akışkanlığı tarafından zayıflatılmaktadır. Bu tez, çözümün basitçe“daha fazla hakim”veya“daha fazla yasa”olmadığını, aksine“daha iyi veri”olduğunu ortaya koymuştur. Şantiyenin kaotik gerçekliğini hukukun düzenli mantığına eşleştirmek için Yapay Zekanın gücünden yararlanarak, adaleti geciktiren yapıları sökmek mümkün hale gelmektedir. Bu çalışmanın, daha şeffaf, verimli ve veri odaklı bir yargısal gelecek için bir yol haritası işlevi görmesi umulmaktadır.
Özet (Çeviri)
Türkiye's primary driver of economic growth is the construction industry which is rather encumbered by chronic litigation and procedural delays. The“technicization of justice”(adaletin teknikleşmesi in Turkish) in the Turkish judicial system proves to be a structural challenge as the judicial system itself heavily relies on court-appointed experts (bilirkişiler in Turkish) for disputes that involve complex engineering. Such reliance results in a repeating cycle of expert appointments, followed by objections and supplementary reports, creating a loop of inefficiencies and dependency on outsourced expert knowledge related to the disputes. This thesis is aimed at addressing the root cause of this efficiency which is the semantic gap between the technical reality of construction failures and the rigid statutory classifications of the Turkish law. It builds upon the foundational qualitative typology as outlined by Haktanır (2025) who observed 215 distinct types of technical dispute and uses the methodological approach of Computational Legal Analytics. In line with this approach, Large Language Models (LLMs) and Natural Language Processing (NLP) have been used in this study to map out these 215 technical conflicts onto the relevant, specific statutory bases in the Turkish Code of Obligations, Zoning Law, and Penal Code. The computational and analytic method used in this study demonstrates the phenomenon in the Turkish judicial system as the“Legal Multiplier Effect”through which a single technical failure such as unlicensed construction brings on a sequence of 3 to 7 distinct liabilities across civil, administrative and penal domains simultaneously. Such being the case, it is evident that the Turkish construction law landscape is dominated by defect liability (TBK Art. 475) and administrative intervention (Zoning Law Art. 32). In light of these findings, it is proposed by this thesis that the dependency on iterative, outsourced expert knowledge can be reduced effectively through AI-augmented judicial workflow and policy recommendations, eliminating the“delegated adjudication”practice in the courts and introducing“informed case management”instead.
Benzer Tezler
- “Vatan için ölmek”: Türkiye'de şehit asker kültünün sosyo-politik inşası ve şehit aileleri dernekleri
“Dying for the motherland”: The socio-political construction of martyr soldier cult and martyr family associations in Turkey
ŞAFAK AYKAÇ
- Türkiye'de karma kullanımlı yapılarda yönetim planı ve uygulama sorunları
Management plans and practical challenges in mixed-use developments in Türkiye
FURKAN YILDIZ
Yüksek Lisans
Türkçe
2025
Şehircilik ve Bölge Planlamaİstanbul Teknik ÜniversitesiGayrimenkul Geliştirme Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ŞEVKİYE ŞENCE TÜRK
- FIDIC çerçevesinde milletlerarası inşaat sözleşmeleri ve uyuşmazlık çözüm yöntemleri
International construction contracts and dispute resolution methods in the framework of FIDIC
RUMEYSA ÖZYÜREK
Yüksek Lisans
Türkçe
2022
HukukAnkara Yıldırım Beyazıt ÜniversitesiÖzel Hukuk Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ BELKIS VURAL ÇELENK
- Türk inşaat sektöründe alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin bilinirliği
The awareness of alternative dispute resolution methods in Turkish construction industry
ONUR KAYABAŞI
Yüksek Lisans
Türkçe
2024
İnşaat MühendisliğiYıldız Teknik Üniversitesiİnşaat Mühendisliği Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. HANDE ALADAĞ